Pelin Maktav
Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül ile şirketin faaliyetlerinden, denizcilik sektöründeki yeşil dönüşüme, biyoyakıtların geleceğinden, net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda izlenen çoklu yakıt stratejilerine, alternatif yakıtların Türk deniz filosundaki yerine ve kapasite gelişim ihtiyacına, şirketin 2026 yılına yönelik ulusal ve uluslararası hedeflerini konuştuk. Gül, temel odaklarının denizcilik sektöründeki "yeşil dönüşümü" ulaşılabilir kılmak olduğunu belirtti.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Denizcilik ve biyoyakıt alanındaki kariyer yolculuğunuz nasıl şekillendi? Arkas Bunker ile yollarınız nasıl kesişti?
***
Denizcilik, benim için sadece bir profesyonel alan değil, aynı zamanda stratejik dinamikleri ve sürekli değişen regülasyonlarıyla yaşayan bir tutku. Kariyer yolculuğum boyunca sektörün farklı disiplinlerinde deneyim kazanma fırsatı buldum; ancak enerjinin ve yakıtın denizcilik üzerindeki belirleyici gücü her zaman ilgimi çeken ana odak noktası oldu. Özellikle son on yılda küresel denizciliğin geçirdiği büyük dönüşüm—geleneksel yakıtlardan çevreci alternatiflere geçiş—kariyerimin rotasını da sürdürülebilirlik odaklı bir noktaya çevirdi.
Arkas Bunker ile yollarımızın kesişmesi, şirketin yenilikçi vizyonu ve sektörde öncü olma hedefiyle tamamen örtüştü. Arkas Grubu’nun denizcilik mirası ve operasyonel gücü, biyoyakıt gibi Ar-Ge yoğunluklu bir alanda liderlik etme hedefimiz için en sağlam zemini oluşturdu. Yaklaşık beş yıl önce biyoyakıtları mercek altına alarak başlattığımız yoğun Ar-Ge süreci, bugün Türkiye’nin bu alandaki ilklerini gerçekleştirmemize olanak tanıdı. Arkas Bunker bünyesinde geçirdiğim her gün, ekibimizle birlikte sektörün geleceğini inşa etmenin gururunu yaşıyorum. Samimiyetle söyleyebilirim ki, sürdürülebilirlik vizyonumuzu somut operasyonlara dönüştürmek, kariyerimin en anlamlı projelerinden biri.
Denizciliğin yeşil dönüşümünde çözüm ortağıyız
***
Arkas Bunker’in faaliyet alanlarını ve bugün geldiği noktayı nasıl özetlersiniz? Şirketin denizcilik yakıtları ve biyoyakıt ikmali alanındaki temel odakları nelerdir?
Bugün geldiğimiz noktada, sadece bir yakıt tedarikçisi değil, aynı zamanda denizciliğin yeşil dönüşümüne rehberlik eden bir çözüm ortağı olma hedefiyle çalışıyoruz. Türkiye denizcilik sektörünün en güçlü ve güvenilir yakıt tedarikçilerinden biri olarak, gemilerin yakıt ihtiyacını sadece bir ürün tedariği olarak değil, uçtan uca yönetilen profesyonel bir operasyon süreci olarak görüyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana, yüksek kükürtlü fuel oil’den çok düşük kükürtlü yakıtlara (ULSFO) ve bugün ise biyoyakıtlara kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyoruz. Operasyonel mükemmeliyetimiz, modern barge filomuz ve tecrübeli ekibimizle sektörün çıtasını her geçen gün yukarı taşıyoruz.
Temel odağımız, denizcilik sektöründeki "yeşil dönüşümü" ulaşılabilir kılmak. Sadece geleneksel yakıt tedarikinde değil, aynı zamanda armatörlerin karbon ayak izini azaltmalarına destek olacak sürdürülebilir iş modellerinde uzmanlaşıyoruz. Özellikle IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü) ve AB regülasyonları kapsamında artan emisyon azaltma baskısını, iş ortaklarımız için bir operasyonel verimlilik fırsatına dönüştürmek en büyük önceliğimiz.
Bugün Arkas Bunker, Türkiye'de denizcilik yakıtlarında Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikası’nı (ISCC EU) alan ilk şirket olarak sektörün "oyun kurucusu" pozisyonundadır. Bu liderliğimizi, sadece kendi filomuzda değil, küresel ölçekli diğer armatörlere de sunduğumuz biyoyakıt çözümleriyle pekiştiriyoruz. Yenilikçilik ve sürdürülebilirlik, artık iş yapış biçimimizin ayrılmaz birer parçası haline gelmiş durumda.
Emisyon raporları için güvenli veriler sağlıyoruz
***
Türkiye’de Uluslararası Karbon Sürdürülebilirlik Sertifikası’nı (ISCC EU) alan ilk biyoyakıt ikmal şirketi olduğunuzu belirttiniz. Bu sertifika hangi kriterleri içeriyor? ISCC belgesine sahip olmak Arkas Bunker’e ve paydaşlarınıza ne gibi katkılar sağladı?
Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikası (ISCC EU), denizcilik yakıtlarının tedarik zinciri boyunca sürdürülebilirlik standartlarına uygunluğunu tescilleyen, dünya çapında geçerliliği en yüksek programlardan biridir. Bu sertifika; biyoyakıt üretiminde kullanılan ham maddelerin biyolojik çeşitliliğe zarar vermeden elde edilmesini, sera gazı emisyonlarının şeffaf bir şekilde hesaplanmasını ve tüm tedarik zincirinde insan haklarına uygun, etik çalışma koşullarının sağlanmasını şart koşar.
Bu sertifikaya sahip olmak, Arkas Bunker için bir prestij simgesi olmanın ötesinde, müşterilerimize sunduğumuz yakıtın çevresel değerini belgelenebilir kılıyor. Paydaşlarımız, bizden yakıt aldıklarında emisyon raporlamalarında bu verileri güvenle kullanabiliyor, böylece karbon vergileri ve çevre regülasyonları karşısında büyük bir avantaj elde ediyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve FuelEU Maritime gibi düzenlemeleri karşısında armatörlerimize somut bir çözüm sunuyoruz.
Öte yandan, ISCC EU süreci şirket içi kültürümüzde de önemli bir dönüşüm yarattı. İzlenebilirlik ve şeffaflık kriterlerine uyum sağlayarak, operasyonlarımızın her aşamasını sürdürülebilirlik süzgecinden geçiriyoruz. Bu sayede paydaşlarımızla kurduğumuz güven ilişkisini, küresel standartlarda bir sertifikasyonla taçlandırmış olduk. Türk yakıt ikmalciliği sektöründe bu yolu açan ilk şirket olmak, sektörün yeşil dönüşümüne duyduğumuz inancın bir yansımasıdır.
***
Denizcilik sektörü karbon ayak izini azaltmak amacıyla metanol, amonyak, LNG ve hidrojen gibi alternatif yakıtlara yöneliyor. Bugün küresel ölçekte en çok tercih edilen alternatif yakıtlar hangileri? Türkiye bu yakıtların üretimi ve kullanımı açısından hangi aşamada?
Denizcilik sektörü, net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için çoklu bir yakıt stratejisi izliyor. Küresel ölçekte bugün en çok konuşulan alternatifler metanol, amonyak, LNG ve hidrojendir. Ancak bu yakıtların çoğu, gemi makinelerinde majör değişiklikler veya tamamen yeni inşa gemiler gerektiren, yüksek yatırım maliyetli çözümler. Bu noktada biyoyakıtlar, mevcut makine teknolojisi ve altyapı değiştirilmeden doğrudan kullanılabilen "drop-in" çözümler olarak ön plana çıkıyor.
Türkiye, stratejik konumu ve gelişmiş denizcilik sektörüyle bu yakıtların kullanımı ve ikmali açısından büyük bir potansiyele sahip. Özellikle EPDK tarafından yapılan yeni düzenlemeler, biyoyakıtların denizcilik yakıtı olarak kullanılabilmesinin önünü açarak sektörümüze can suyu verdi. Türkiye olarak şu an biyoyakıt ikmali ve kullanımı aşamasında hızla yol alıyoruz; ancak metanol veya amonyak gibi diğer alternatifler için teknolojik altyapı ve regülasyon çalışmalarının biraz daha zaman alacağı bir geçiş sürecindeyiz.
Arkas Bunker olarak biz, bugün hemen uygulanabilir ve etkili olan "Bio24F" ve “Bio30F” gibi biyoyakıt çözümlerimizle bu dönüşümü başlattık. Türkiye’deki yemeklik yağ atıklardan üretilen ve karbon emisyonunu %30’a varan oranda düşüren bu yakıtlarımızla, küresel rakiplerimizle aynı çizgide olduğumuzu kanıtladık. Sektörümüzün bu dinamizmini koruması halinde, Türkiye’nin bölgesel bir yeşil yakıt ikmal merkezi haline gelmesi kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.
“Küresel standartlar için ciddi dönüşüme ihtiyaç var”
***
Türkiye’nin mevcut denizcilik filosunu alternatif yakıtlara uyum açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Biyoyakıt ikmali tarafında önümüzdeki dönemde nasıl bir kapasite gelişimine ihtiyaç var?
Mevcut filonun bir kısmı, makine teknolojisi gereği LNG veya metanol gibi yakıtlara hemen geçemeyebilir. Bu nedenle, gemi makinelerinde hiçbir teknik değişiklik gerektirmeyen biyoyakıtların kullanımının yaygınlaşması, filomuzun rekabetçiliğini koruması adına hayati bir önem taşıyor.
Kapasite gelişimini sağlamak için özel sektörün teknoloji ve altyapı yatırımı yapması kadar, ilgili kurumların da teşvik edici mekanizmaları devreye alması gerekiyor. Yeşil dönüşüm için sağlanan finansman destekleri, operasyonel kolaylaştırıcı mekanizmalar, alternatif yakıtların anlaşılabilmesini sağlayan çalıştayların düzenlenmesi bu süreci hızlandıracaktır. EPDK'nın son düzenlemesi bu yoldaki en değerli adımlardan biriydi; ancak bu tür desteklerin sürdürülebilir enerji projeleri özelinde artırılması sektöre ivme kazandıracaktır.
Biz Arkas Bunker olarak, Türkiye'deki atıklardan üretilen bileşenleri kullanarak yerli ve milli bir döngü oluşturmaya odaklanıyoruz. Kamu ve özel sektör el ele verdiğinde, sadece Türk filosunu dönüştürmekle kalmayıp, yabancı gemilerin de uğrak noktası olan bir "yeşil bunker merkezi" haline gelebiliriz.
“Ar-Ge çalışmalarımızın sonucu”
***
Alternatif biyoyakıt ikmali faaliyetlerine hazırlanırken nasıl bir planlama sürecinden geçtiniz? Bu alanda ne kadarlık bir yatırım gerçekleştirdiniz ve kapasite gelişimi için hangi çalışmaları yürüttünüz?
Biyoyakıt yolculuğumuz, bir günlük bir kararın değil, beş yılı aşan titiz bir hazırlık ve Ar-Ge sürecinin sonucudur. Planlama aşamasında ilk olarak küresel regülasyonları analiz ettik ve armatörlerimizin en hızlı, en güvenli şekilde nasıl emisyon düşürebileceğini araştırdık. Bu sürecin sonunda, Türkiye’de toplanan atık yemeklik yağlardan elde edilen bileşenlerin, fosil yakıtlarla harmanlanarak "Bio24F" adını verdiğimiz yüksek verimli yakıta dönüşmesi fikrini olgunlaştırdık.
Yatırım boyutunda ise sadece finansal değil, aynı zamanda ciddi bir teknik ve entelektüel sermaye ortaya koyduk. Mevcut barge filomuzun bu yakıtların taşınmasına ve ikmaline uygun hale getirilmesi için gerekli teknik revizyonları sırasıyla yaptık ve halihazırda tüm filomuzu hizmet verebilecek duruma getirdik.
Gerçekleştirdiğimiz bu yatırımların karşılığını, önce kendi filomuzdaki Arkas Line gemilerinde, ardından Yang Ming ve Citrosuco gibi dünya devlerine hizmet vererek almaya başladık. Yapılan testler, gemi makinelerinde hiçbir performans kaybı yaşanmadığını ve karbon emisyonunun hedeflendiği gibi azaldığını gösterdi. Bu başarı, kapasite artırımı yönündeki iştahımızı daha da artırdı ve gelecekteki daha büyük hacimli operasyonlar için bizi cesaretlendirdi.
“Akdeniz’de tedarikçisi olmayı hedefliyoruz”
***
Son olarak, Arkas Bunker’in 2026 yılına yönelik ulusal ve uluslararası hedeflerinden bahseder misiniz?
2026 yılı, Arkas Bunker için "sürdürülebilirliğin standart hale geldiği" bir milat olacak. Ulusal ölçekte hedefimiz, Türkiye'deki toplam bunker hacmimiz içinde biyoyakıtların payını çift haneli rakamlara taşımak. Bio24F yakıtımızı sadece İstanbul ve Marmara bölgesinde değil, tüm stratejik ikmal noktalarımızda yaygınlaştırarak Türkiye'nin yeşil dönüşümüne liderlik etmeye devam edeceğiz. Uluslararası arenada ise Arkas Bunker’i Akdeniz çanağındaki en güvenilir yeşil yakıt tedarikçisi olarak konumlandırmak ana vizyonumuz. 2026 yılına kadar sadece biyoyakıtlarda değil, diğer alternatif yakıt türleri için de altyapı hazırlıklarımızı tamamlamayı hedefliyoruz. Küresel armatörlerin sürdürülebilirlik rotalarında Türkiye’yi vazgeçilmez bir durak haline getirmek için stratejik ortaklıklarımızı güçlendireceğiz.
Bizim için 2026, sadece ticari hedeflerin gerçekleştiği bir yıl değil; aynı zamanda "yaşanabilir bir dünya" için attığımız adımların somut sonuçlarını gördüğümüz bir dönüm noktası olacak. Denizlerimizi koruyan yenilikçi çözümlerimizle hem sektörümüzde hem de dünya denizciliğinde iz bırakmaya kararlıyız.
‘Akdeniz’de yeşil yakıt tedarikçisi olmayı hedefliyoruz’
Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül ile şirketin faaliyetlerinden, denizcilik sektöründeki yeşil dönüşüme, biyoyakıtların geleceğinden, net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda izlenen çoklu yakıt stratejilerine, alternatif yakıtların Türk deniz filosundaki yerine ve kapasite gelişim ihtiyacına, şirketin 2026 yılına yönelik ulusal ve uluslararası hedeflerini konuştuk.
Paylaş: