.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

8 Mart: Bir gün değil, bir yolculuk

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
8 Mart: Bir gün değil, bir yolculuk
8 Mart: Bir gün değil, bir yolculuk
Paylaş:
Zeynep Gürel yazdı...

8 Mart, takvimde yer alan sıradan bir tarih değildir. Bu gün, emeği görünmeyen kadınların sesinin duyulmaya başladığı, hak arayışının kolektif bir hafızaya dönüştüğü bir simgedir. 1857’de New York’ta daha insanca çalışma koşulları için greve çıkan kadın işçilerin mücadelesi, bugün dünya genelinde kadınların eşitlik talebinin sembolü olarak yaşatılıyor. Yani 8 Mart, aslında yalnızca bir kutlama değil; geçmişten bugüne uzanan bir yolculuğun hatırlanmasıdır.
Türkiye’de bu yolculuğun en güçlü dönüm noktalarından biri ise Cumhuriyet’in kuruluş yıllarıdır. Mustafa Kemal Atatürk, kadının toplumdaki yerini yalnızca bir hak meselesi olarak değil, bir kalkınma meselesi olarak görmüştür. “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözü, onun kadına bakışının en yalın ifadesidir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının birçok Avrupa ülkesinden önce tanınması, eğitimde ve kamusal hayatta eşitliğin teşvik edilmesi, Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olmuştur. Çünkü Atatürk, güçlü bir toplumun ancak kadın ve erkeğin birlikte ilerlemesiyle mümkün olacağını biliyordu.
Bugünden baktığımızda, kadının toplumdaki yeri büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Eğitimde kız çocuklarının okullaşma oranı artmış, kadınlar bilimden sanata, spordan siyasete kadar pek çok alanda görünür hale gelmiştir. Sosyo-ekonomik açıdan kadınların iş gücüne katılımı artmış, kendi ekonomik bağımsızlığını kurabilen kadın sayısı çoğalmıştır. Ancak bu ilerleme, hâlâ tamamlanmış bir hikâye değildir. Cam tavanlar, ücret eşitsizliği, bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde olması gibi konular, günümüzün gerçekleri olarak varlığını sürdürmektedir.
İş hayatında kadın, artık yalnızca var olmaya çalışan değil; yöneten, dönüştüren ve ilham veren bir aktördür. Kadın liderliğinin empati, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik gibi değerleri güçlendirdiği bugün daha net görülmektedir. Kurumların başarısında çeşitliliğin rolü konuşulurken, kadınların masadaki varlığının bir tercih değil gereklilik olduğu anlaşılmıştır. Yine de kariyer ile özel hayat dengesi söz konusu olduğunda, kadının omuzlarındaki yük çoğu zaman daha ağırdır.
Anne olarak kadın ise toplumun görünmeyen mimarıdır. Bir çocuğun karakterinde, bir toplumun kültüründe, bir ülkenin yarınında annenin izi vardır. Ancak modern dünyada kadın, yalnızca anne kimliğiyle tanımlanmayan; birey olarak da var olabilen bir kimlik mücadelesi vermektedir. Artık annelik, kadının hayatını sınırlayan değil; hayatının bir parçası olarak var olan bir rol haline gelmektedir. Bu dönüşüm, kadınların hem üretken hem de çok boyutlu bireyler olarak kabul görmesinin bir göstergesidir.
8 Mart’ın anlamı da tam burada derinleşir: Kadının yalnızca fedakârlığıyla değil, emeği, aklı ve varlığıyla değer gördüğü bir dünya hayali. Atatürk’ün açtığı yolda atılan her adım, bugün kadınların hayatında karşılık bulmaktadır. Ama bu yolculuk hâlâ sürmektedir. Çünkü eşitlik, bir günde kazanılan değil; her gün yeniden inşa edilen bir değerdir.
Bugün 8 Mart’a bakarken, aslında tek bir günü değil; geçmişten geleceğe uzanan bir emeği selamlıyoruz. Çalışan, üreten, büyüten, dönüştüren tüm kadınların hikâyesi birbirine değiyor. Ve her bir kadın, kendi hayatının sessiz devrimini yazıyor.
8 Mart Kadınlar Günü Kutlu Olsun.
Çünkü kadın varsa, yarın vardır.