Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi'ne ilişkin değerlendirme ve analizlerde göze çarpan kavramlardan biri dirençlilik (resilience) oldu. Son yıllarda uluslararası belgelerde giderek daha fazla yer bulan bu kavram neyi ifade ediyor?
Literatürde dirençlilik; bir devletin, toplumun veya kurumun doğal afetler, salgın hastalıklar, silahlı çatışmalar, siber saldırılar, enerji krizleri, ekonomik şoklar ve hibrit tehditler karşısında temel işlevlerini sürdürebilme, değişen koşullara uyum sağlayabilme ve en kısa sürede yeniden işler hale gelebilme kapasitesine karşılık geliyor. Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi’nin (UNDRR) tanımına göre ise dirençlilik; tehlikelere maruz kalan bir sistemin, toplumun veya kurumun, karşı karşıya kaldığı tehlikelere direnebilme, etkileri karşılayabilme, değişen koşullara uyum sağlayabilme, gerektiğinde dönüşebilme ve yaşanan olumsuzluklardan kısa sürede etkin biçimde toparlanabilme yeteneğidir. Bu süreç, risk yönetimi sayesinde temel yapıların ve hayati işlevlerin korunmasını ve yeniden işler hale getirilmesini de içermektedir.
NATO açısından ise, Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 3. maddesi uyarınca, her NATO üyesi ülkenin, doğal afet, kritik altyapının işlevini yitirmesi veya hibrit ya da silahlı bir saldırı gibi büyük bir şoka dayanabilmek için dirençli olması gerekmektedir. Dirençlilik (resilience), şoklara ve kesintilere hazırlanma, bunlara direnme, karşılık verme ve bunlardan hızla toparlanma ile İttifak'ın faaliyetlerinin sürekliliğini sağlama konusunda bireysel ve kolektif kapasitedir. Sivil hazırlık, Müttefiklerin dirençliliğinin temel dayanaklarından biri ve İttifak'ın kolektif savunmasını mümkün kılan kritik bir unsurdur; NATO, Müttefikleri sivil hazırlıklarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri konusunda desteklemektedir. Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 3. maddesine dayanan ulusal ve kolektif dirençlilik, güvenilir caydırıcılık ve savunmanın temelini oluşturan vazgeçilmez bir zemindir ve bu nedenle NATO'nun toplumlarını, nüfusunu ve ortak değerlerini koruma çabaları açısından hayati öneme sahiptir.
Türk Dil Kurumu'na göre ise direnç kelimesi en genel anlamıyla; dayanma, karşı koyma gücü; dayanırlık, mukavemet anlamlarına gelmektedir. Bu anlamdan hareketle “dirençlilik” kavramı, ani gelişen olaylar karşısındaki mukavemet durumu olarak değerlendirilebilir.
Daha çok afet yönetimi ve kriz yönetimi bağlamında kullanılan bu kavram, uluslararası hukukun ve stratejik planlamanın temel taşlarından biri hâline gelmiş durumdadır. Zira günümüzde “güvenliğin” hem gündelik hayattaki hem de zihinlerdeki yansıması, en özet hâliyle, enerji arzı, veri güvenliği, ulaştırma ağları, sağlık sistemi, tedarik zincirleri, kritik hammaddeler ve dijital altyapılar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dolayısıyla, devletlerin kritik altyapıları koruma yükümlülüğü, siber güvenliğe ilişkin ulusal düzenlemeler, kritik sektörlere yönelik yabancı yatırımların denetlenmesi, ihracat kontrolleri ve ekonomik yaptırımlar giderek güvenlik politikalarının bir uzantısı hâline gelmektedir. Başka bir ifadeyle, güvenlik hukuku ile ekonomi hukuku arasındaki sınırlar her geçen gün daha da belirsizleşmektedir.
NATO'nun dirençlilik yaklaşımı da aslında tam olarak bu anlayış üzerine kurulmuş durumda... İttifak, üye ülkelerden yalnızca savunma harcamalarını artırmalarını beklememekte; aynı zamanda enerji altyapılarının korunmasını, haberleşme sistemlerinin güvence altına alınmasını, siber savunma kapasitesinin güçlendirilmesini, kritik kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesini ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığının artırılmasını da kolektif güvenliğin bir parçası olarak görmektedir. Nitekim, Kuzey Atlantik Antlaşması'nda da ifade edildiği üzere, dirençlilik, NATO'nun toplumlarını, nüfusunu ve ortak değerlerini koruma çabaları açısından hayati öneme sahip kabul edilmektedir.
Önümüzdeki yıllarda uluslararası hukuk, ekonomi ve güvenlik politikalarının kesişim noktasında en fazla konuşacağımız kavramlardan biri kuşkusuz dirençlilik olacaktır. Zira gelecek dönemde rekabetin, sınır hatlarının ötesinde; enerji koridorlarında, veri merkezlerinde, limanlarda, çip fabrikalarında, finansal sistemlerde ve dijital ağlarda şekilleneceği öngörülmektedir. Bu nedenle dirençlilik, toplumun tüm kesimlerinin sahiplenmesi ve güçlendirmesi gereken stratejik bir kapasite olarak giderek daha fazla önem kazanacaktır.
36. NATO Zirvesi Işığında: Dirençlilik Nedir?
36. NATO Zirvesi Işığında: Dirençlilik Nedir?
Paylaş: