.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

30 Ağustos: Bir savaştan fazlası

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
30 Ağustos: Bir savaştan fazlası
30 Ağustos: Bir savaştan fazlası
Paylaş:
30 Ağustos 1922, yalnızca bir meydan muharebesinin kazanıldığı tarih değildir. O gün, yüzyıllardır geri çekilmeye zorlanan bir millet, yalnız düşman ordusunu değil, kendisine biçilen kaderi de yendi. Anadolu’nun paylaşılabileceği, Türk milletinin tarihin kenarına itilebileceği, devlet iradesinin yabancı başkentlerden kurulabileceği düşüncesi Dumlupınar’da parçalandı.
Bugün, o büyük zaferin 104. yılında, 30 Ağustos’u yalnız geçmişin askerî başarısı olarak kutlamak yetmez. Çünkü zaferin gerçek anlamı, bir milletin kendi aklına, iradesine ve gelecek kurma gücüne yeniden kavuşmasıdır.

A. Bir savaştan fazlası
Büyük Taarruz, yalnız cephedeki askerlerin cesaretiyle açıklanamaz. O zaferin arkasında Anadolu’nun yokluk içindeki üretimi, kağnılarla taşınan mühimmat, kadınların emeği, köylünün fedakârlığı, ordunun disiplini, komuta heyetinin stratejik aklı ve milletin ortak inancı vardı. Yani 30 Ağustos, parçaların aynı hedef etrafında birleşmesinin zaferidir.
Bir tarafta asker, diğer tarafta halk; bir tarafta cephe, diğer tarafta ekonomi; bir tarafta diplomasi, diğer tarafta istihbarat; bir tarafta zamanlama, diğer tarafta coğrafya vardı. Bunların hiçbiri tek başına zaferi yaratamazdı. Zafer, bütün bu unsurların ortak bir akıl içinde birleşmesiyle doğdu.
Zaferi yalnız kahramanlıkla açıklamak, o kahramanlığa eksik anlam vermektir. Çünkü cesaret plansızsa tükenir; fedakârlık hedefsizse dağılır; silah lojistiksizse susar; ordu millet desteğinden koparsa yalnızlaşır. Büyük Taarruz’un büyüklüğü, kahramanlığın bilgiyle, sabrın zamanlamayla, siyasetin askerî hedefle ve millet iradesinin kurucu bir gelecek tasarımıyla birleşmesindedir. İşte bu nedenle 30 Ağustos, Holistik Türk Aklı’nın tarih sahnesindeki en büyük örneklerinden biridir.

B. Holistik Türk aklı
Holistik Türk Aklı, geçmişi kutsayan romantik bir övgü veya herhangi bir millete karşı üstünlük iddiası değildir. İnsan, toplum, doğa, devlet, zaman ve mekân arasındaki ilişkileri birlikte görebilen bir düşünme biçimidir.
Türk tarihinin büyük dönemeçlerinde bu aklın izleri vardır. Bozkırın değişken şartlarında yaşayan toplulukların doğayı okuyabilmesi, geniş coğrafyalarda örgütlenebilmesi, hareket ile düzeni aynı anda kurabilmesi ve ortak hedef etrafında hızla birleşebilmesi, bu düşünce biçiminin tarihsel kaynaklarıdır.
Fakat bütünlük, tek tipleştirmek değildir. Holistik akıl; farklılıkları ortadan kaldırmadan ortak yönü, parçaları ezmeden bütünü ve bireyi yok etmeden toplumsal amacı kurabilmektir. Millî Mücadele’nin gücü de Anadolu’nun farklı şehirlerini, sınıflarını ve hayatlarını aynı bağımsızlık iradesinde birleştirebilmesinden doğmuştur. Millet olmak, herkesin birbirine benzemesi değil; farklılıkların ortak bir geleceğe inanabilmesidir.
30 Ağustos’ta ortaya çıkan da budur. Askerî akıl, siyasi hedeften; siyasi hedef, millet iradesinden; millet iradesi, bağımsızlık düşüncesinden kopmamıştır. Savaş yalnız düşmanı yenmek için değil, yeni bir devlet ve yeni bir toplum kurmak için yürütülmüştür. Bu nedenle Büyük Zafer’in hemen arkasında Cumhuriyet vardır.

C. Cumhuriyet, zaferin kurumlaşmasıdır
30 Ağustos, ordunun kazandığı; Cumhuriyet ise milletin tamamladığı zaferdir.
Cephede kazanılan bağımsızlık, hukukla, eğitimle, bilimle, ekonomiyle ve yurttaşlık bilinciyle kurumsallaşmadıkça kalıcı olamazdı. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi, askerî zaferi toplumsal dönüşüme çevirmiştir. Saltanatın yerine millî egemenliği, tebaalığın yerine yurttaşlığı, ayrıcalığın yerine hukuk eşitliğini, dogmanın yerine bilimi koyma iradesi bu nedenle doğmuştur.
Çünkü gerçek bağımsızlık, yalnız yabancı orduların ülkeden çıkarılması değildir. Bir milletin düşüncesini, eğitimini, ekonomisini, dilini ve geleceğini kendi iradesiyle kurabilmesidir.
Atatürk’ün büyüklüğü de yalnız büyük bir komutan olmasında değildir. Askerî zaferin ardından hangi devletin, hangi toplumun ve hangi insanın kurulması gerektiğini görebilmesindedir. Savaşı kazanmak stratejik zekâdır; zaferi medeniyete dönüştürmek ise kurucu akıldır.

D. Bugünün 30 ağustos sorusu
Aradan 104 yıl geçti. Artık bağımsızlık yalnız sınırlarla ölçülmüyor. Enerjisini, gıdasını, teknolojisini, verisini, finans sistemini ve düşünce dilini başkalarına bırakan toplumlar, bayrakları dalgalansa bile yeni bağımlılık biçimleri içinde yaşayabiliyor.
Bu nedenle 30 Ağustos’u anmak, yalnız geçmişi alkışlamak değildir. Bugünün bağımlılıklarını görebilmek ve geleceğin zafer alanlarını doğru belirlemektir.
Bugünün meydanları yalnız dağlarda ve ovalarda değildir. Laboratuvarlarda, üniversitelerde, veri merkezlerinde, enerji tesislerinde, tarlalarda, fabrikalarda ve çocukların eğitim gördüğü sınıflardadır. Bugünün ordusu yalnız üniformalı askerlerden oluşmaz; bilim insanı, öğretmen, mühendis, çiftçi, işçi, sanatçı ve dürüst kamu görevlisi de bağımsızlığın savunucusudur.
Holistik Türk Aklı, savunmayı yalnız silaha; ekonomiyi yalnız büyümeye; eğitimi yalnız diplomaya; teknolojiyi yalnız tüketime indirgemez. Bunların tamamını aynı millî hedefin parçaları olarak görür.

E. Zaferi geleceğe taşımak
30 Ağustos’un bize bıraktığı en büyük miras, umutsuzluğun tarihsel bir gerçek olmadığıdır. Şartlar ne kadar ağır, kaynaklar ne kadar sınırlı ve kuşatma ne kadar büyük olursa olsun; doğru hedef, örgütlü irade ve bütüncül akıl bir araya geldiğinde milletler kendi kaderlerini değiştirebilir.
Bugün bize düşen, zaferi törenlerde dondurmak değil, onun kurucu aklını yeniden üretmektir. Cumhuriyeti yalnız korunan bir miras değil, her kuşağın bilimle, hukukla, adaletle ve üretimle yeniden kurduğu canlı bir medeniyet projesi hâline getirmektir.
30 Ağustos, geçmişte kazanılmış ve bitmiş bir zafer değildir. Her kuşağın kendi çağında yeniden cevaplaması gereken bir sorudur: Kendi geleceğimizi kendi aklımızla kurabilecek miyiz?
Cevabımız evet olacaksa, 30 Ağustos yalnız takvimde değil, düşüncemizde de yaşamaya devam edecektir.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Unutmayalım: Zafer, bir milletin yalnız düşmanını değil, dağınıklığını da yenmesidir; bağımsızlık ise geleceğini başkasının aklıyla değil, kendi medeniyet aklıyla kurabilmesidir.