.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

2026 para ve ekonomi politikası

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
2026 para ve ekonomi politikası
2026 para ve ekonomi politikası
Paylaş:
TCMB gelecek yıl izlenecek para politikasına dair bir yol haritası niteliğinde olan para politikası metnini yayınladı. Bu metnin çok kısa bir özetini vurguladıktan sonra 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin değerlendirme ve önerilerimizi açıklamaya çalışalım.

2026 para politikası
Toplumsal refah artışına en büyük katkı fiyat istikrarı sağlanarak yapılacaktır. Tüm politika araçları bu amaçla kullanılacaktır. Para Politikası Kurulu (PPK) açıklanacak takvim çerçevesinde sekiz toplantı yapacak. Bu süreçte fiyat istikrarını destekleyecek “finansal istikrarı”nı da gözetecektir. Orta vadede “enflasyon hedefi”ne kısa vadede ise “ara hedeflere” odaklanılacaktır. Enflasyon hedefi “%5”, belirsizlik aralığı her iki yönde %2 puan olarak belirlenmiştir. 2026 yılında dört“Enflasyon Raporu”iki defa da “Finansal İstikrar Raporu” yayınlanacaktır. İletişim politikası, şeffaflık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerinin çerçevesinde yürütülecektir. Kredi büyüme sınırları ve istisnalar yıl içinde gözden geçirilecektir. 5 ila 12 gün aralıklı olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi düzenlenebilecek. Likidite ihtiyacının karşılanması amacıyla bankalara TL karşılığı döviz satım işlemlerine 2025 yılında devam edilmiştir. Rezerv kompozisyonunun iyileştirilmesine yönelik çalışmalara 2026 yılında da devam edilecektir. Temel para politikası aracı olarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı kullanılacaktır.

2025 yılı para ve ekonomi politikası
2024 Mayıs ayında %75,5 oranında olan enflasyonun 19 ayda 4,5 puan düşüşle %31'lere gelmesi olumlu gibi görünse de aynı TÜFE enflasyonu 2023 Mayıs ayında %39,5'tu.İki buçuk yılda8,6 puan düşmesi de çok olumlu olmasa gerek. Okuyucularımız evvelki yazılarımızdan hatırlayacaklardır ki dezenflasyon programı başlarken iki temel eleştiri getirmiştik. Bunlardan birincisi programın bütüncül olmayışı (Maliye politikası desteği çok zayıftı.),ikincisi de faiz artırımının önden yüklemeli yüksek oranda yapılmayışı. Bu iki eksiklik dezenflasyon süresini uzatmış, programa olan güvenin oluşmasını engellemiş, beklentilerin (özellikle hane halkı ve reel sektörün) kırılmasını sağlayamamış ve faiz indirimlerini de geciktirmiştir. Programın ilk on ayı kaybedilmiştir. Koç Üniversitesi, Hane Halkı Beklenti Anketinin Aralık 2025 ayındaki anketine göre on iki ay sonrası enflasyon beklentisi %53, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %59.
2025 yılında iç talep yavaşlatılamadı. İç talep kaynaklı büyüme gerçekleştirildi. Tüketim malı ithalatı canlı oldu. Gösterge faiz %38'lerde.Halen fahiş reel faiz ödüyoruz. Büyümenin %4'ler civarında gerçekleşeceği bekleniyor. Zira son çeyrekte bir önceki çeyreğe göre büyüme hızlanmış durumda. 13 puanlık enflasyon düşüşüne rağmen büyümenin yüksek kalması “Enflasyon yaratmayan büyüme” şeklinde ifade edilen potansiyel büyüme oranının daha yüksek olduğunu düşündürüyor. (Prof. Dr. Selva Demiralp) 2025 yılında genel işsizlik oranının inşaatın canlanması ile %8,2 olması olumlu olmakla beraber “Atıl işsizlik”in %29,6 olması bir o kadar olumsuz bir sonuç. Ayrıca %57 oranındaki Asgari ücretli sayısı bu ücretin ortalama ücret haline geldiğini gösteriyor ki açlık sınırının altındaki bir ücretten bahsediyoruz. Bu olumsuzluklara karşı cari dengenin GSYH’nin %1,5’ların altına gelmesi de (1.4) olumlu bir gelişme. Ancak bu konudaki iki açmazımıza dikkat çekmekte yarar var. İhracat reel olarak artmıyor. Tüketim malı ihracatındaki artış ta ciddiyetini koruyor. Bütçe açığında GSYH’nin yüzdesi itibariyle öngörünün (%3,1) biraz üstünde %3,2-%3,5 gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bütçenin analizinde çok önemli olan bir husus faiz giderlerinin çok artmış olması. Giderler %38,5 oranında artarken faiz giderlerinin artış oranı %62,1.Faiz giderleri bütçenin %15'ine ulaştı.
2025 yılında döviz kuru politikasında kur değerlenmesi izlenerek sepet kur kontrolü gerçekleştirildi. Dolar zaten FED faiz indirimi ve tarifeler politikaları ile değer kaybetti. Bu politikalar sonucu rezerv biriktirmede başarılı oldu.186,4 milyar doları geçen bir rezerv tutarı var. Bu tutarın önemli bir kısmı altın rezervinin değer artışından geliyor. KKM’lerin bitişe doğru gelmesi ile dolarizasyonunun %40'lar civarında olması olumlu bir gösterge. Ancak burada da kamunun döviz cinsi dış borç oranı oldukça düşük iken özel sektörün döviz cinsi borcunun gittikçe yükseldiğini belirtmeden geçmemek gerek.

2026 ÖNGÖRÜ VE TAHMİNLERİMİZ
 2026 yılında bir erken seçim öngörümüz yok. Bu nedenle popülist bir seçim politikası izlenme tehlikesi de mevcut değil. Rezervlerimiz güçlü. Petrol, doğal gaz gibi enerji fiyatlarının düşük seyretmesi lehimize. FED'in faiz indirim süreci yavaş da olsa küresel büyümeyi olumlu etkileyecek. Küresel risk iştahında problem yok. Jeopolitik koşullar (Ukrayna, Gazze ve Somali gibi) görece 2025'e göre daha iyi. AB ülkelerindeki büyüme 2024-2025'e göre artacak. Dolayısıyla ihracatımız açısından olumlu. 2026 enflasyonundaki düşüş trendi daha da yavaşlayacak. Ancak bu konuda TÜFE hesaplama standardında yapılacak revizyonun etkisini görmek gerekir diye düşünüyoruz. Gıda ve kira ağırlığının azaltılması oranına göre enflasyonda daha düşük gerçekleşme olabilir. Ücretli ve emeklilerin refah kaybının telafisi önemli olacak. Büyümenin geniş kitlelerce hissedilmesi büyük ihtimalle 2026 sonrasına kalacak. Gelir dağılımındaki bozulma devam edecek. 2026 yılındaki enflasyonun %23'ler civarında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Merkez Bankası tahmini olan%16'nın gerçekleştirilmesinin mevcut politikalarla zor olduğunu düşünüyoruz. 2026 yılında 900 baz puanlık bir faiz indirimi olabilir. Döviz kurunda (Dolar/TL) %18'ler civarında değer kaybıyla dolar/ TL'yi 50-51'ler civarında gerçekleşebilir. AB'nin muhtemel Avrupa Merkez Bankası politikalarına göre parite 1.25'lere gidebilir.
Rezervlerimizin daha güçlü olması, CDS’lerimizin düşük seviyesi, büyüme performansındaki artış Türkiye’nin kredi notunun yükselmesine neden olabilir. Tabii ki demokrasi ve hukuk standartlarını olumsuz etkileyecek gelişmeler olmazsa. Hatta bu durumda ülkemize tekrar güçlü ve hızlı sermaye girişleri olabilir. Çok büyük olmasa da tahvil piyasasına bir miktar girişler görüyoruz. Bunların devam etmesi halinde Ülkemize yeniden “Yatırım Yapılabilir Seviye” notunun önü açılır.
Ülkemiz, ücretli, emekli, küçük esnaf gibi milyonların refah kaybı fedakarlıklarıyla enflasyonu ortalamada bir miktar düşürmüş olmasına rağmen geniş halk kitleleri bu düşüşün yararını hissetmemişlerdir. 2026 yılı kişilerin ayakta kalma mücadelesi olacak. Unutmayalım ülkemiz üçlü kıskacın içine girdi. Bu kıskaçlar; rekabet gücümüzü olumsuz etkileyen orta sınıfı yok eden orta gelir tuzağı krizi, bir yandan Avrupa'nın en çok gence sahip ülkesi iken diğer yandan Avrupa'nın en hızlı yaşlanan ülkesi olmamız nedeniyle demografi krizi, sanayi devrimini kaçıran ülkemizin son hızla ilerleyen yapay zekâ adlı küresel teknoloji devrimini kaçırıyoruz. Akademi camiası ile politika yapıcıların bu konuda radikal önemleri tartışmaya açmaları için fazla zamanımız da yok.