Yıl sonu bilançosu çıkarmak için yazdığım yazıları gözden geçirirken gördüm ki Avrupalı köşe yazarlarının da her zaman dediği gibi Donald Trump iktidarda olduğu süre içinde icraatları ile sadece ABD 'yi değil uluslararası siyaseti de altüst etmiş. On yıl önce Trump’ın "yeni gerçeklik", veya "arzulanan gerçeklik çağını başlattığını hala hatırlıyoruz değil mi?” İşte o günden beri siyaset ve toplum ve hatta yargı gerçeklerden ziyade öfke, önyargı ve algı tarafından yönlendirilmeye başlamış
Yaklaşık on yıl önce, Donald Trump'ın o zamanki danışmanı tarafından bir televizyon röportajında Beyaz Saray'ın "alternatif gerçekler" yaydığını söylemesi, adeta bir dönüm noktası olmuştu.
Söz konusu mesele, Trump'ın yemin törenini izlemek için Washington'a akın eden insan sayısıydı. Trump'ın sözcüsü, daha önce hiçbir yemin törenine bu kadar çok insanın katılmadığını iddia etmişti. Bu yalan kolayca çürütülse de iktidar aynı söylemi söylemeye devam etti.
Bütün bunlar yeni bir "gerçek ötesi" çağın başlangıç işareti gibiydi. "Gerçek ötesi" terimi daha önce de zaman zaman kullanılmıştı ve abartılı siyasi iddiaları ifade ediyordu. Şimdi ise, dünyanın en güçlü siyasi figürleri tarafından sorgulanan gerçekler ve daha sonra bilimsel bulgular söz konusuydu. Gerçeklerin artık bir önemi kalmamıştı. Sadece Amerika'da değil, dünya çapında. Ve tabii ki Trump’ın sıkı takipçisi olan Türkiye’de.
Hatırlarsanız o dönemde Büyük Britanya, yanlış iddialarla dolu son derece tartışmalı bir referandum kampanyasının ardından AB'den ayrılmaya karar vermişti. Bu nedenle Oxford İngilizce Sözlüğü, 2016 yılının kelimesi olarak "gerçek ötesini” seçmişti. Bu kelime, gerçeklere değil duygulara hitap edenlerin daha etkili olduğu bir durumu tanımlıyordu.
Peki, gerçek ötesi bir çağ gerçekten o zaman mı başladı? Gerçekten de gerçekten, gerçeklikten koptuk mu? Yalanlara ek olarak, sosyal medyanın yankı odaları, gerçeklerden çok uzak tartışmaların yapılabileceği paralel dünyalar vardı. Ama bunlar okyanusta bir damla gibiydi. Yalanlar, doğru ifadelerden on kat daha hızlı yayıldı. Gerçeklere, bilime ve iktidarlara olan güven tüm zamanların en düşük seviyesine indi. Çünkü artık iktidardakiler kendisine uymayan bir şey olduğunda bilimi, aydınları sorgulamak ve gazetecileri yanıltıcı haber yapmakla suçlamak zorunda hissediyordu.
Trump, ikinci döneminde bile, kendisine uymayan gerçekleri itibarsızlaştırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Eleştirel medya kuruluşlarını sahte haber olarak nitelendiriyor, bilim insanlarını ve yargıçları itibarsızlaştırıyor ve kendi yönetimindeki kurumları "derin devlet" olarak karalayarak onlara saldırıyor. Örneğin, işsizlik rakamlarını beğenmediği için Nüfus Sayım Bürosu başkanını görevden aldı. Şimdi hangi resmi rakamlara güvenebiliriz?
Bununla birlikte, ABD'nin ve dolayısıyla dünyanın gerçeği arama çabasından vazgeçtiğine inanmak yanlış olur. Hiçbir zaman vazgeçmediler; "gerçek ötesi" terimi bu anlamda her zaman yanıltıcı olmuştur. İnsanlık gerçeği arama çabasından asla vazgeçmeyecek; hiçbir yalan, hiçbir yapay zekâ ve hiçbir komplo teorisi bunu değiştiremeyecek.
Elbette, en fanatik Trump destekçileri bile onun yalan söylediğini ve blöf yaptığını görebiliyordur. Trump dünyanın en büyük gücü olmanın kibri ile dünyayı etkilemeyi, korkutmayı ve istediklerini almayı başardığı sürece gerçeği umursamıyor. Trump dünyayı kelimelerle tanımlamıyor, onu kendisi yaratıyor.
Ancak Amerika’da Trump'ın destekçileri, bu milyarderin hayatlarını iyileştirebileceğini söylediğinde ona inandılar. Çünkü artık liberal düzenin başarısız olduğunu düşünüyorlardı. Son dönemde demokratların yönetimi onlara fayda sağlayamamıştı. Çocuklarının hayatlarını iyileştiren politikalar uygulamamıştı. Nasıl olsa "Gerçek ötesi" söylemi bu gerçeği ve çıkarlarını değiştirmezdi. Trump ikinci kez seçildi çünkü insanlar ona fiyatları düşürme, göçmen akışını durdurma veya Epstein dosyalarını açıklama konusunda Demokratlardan daha çok güvendiler.
Ama şimdi ona olan güven sarsılıyor. ABD Başkanı bunu henüz inkâr etse de vatandaşlar günlük ürünlerin daha pahalı hale geldiğini konuşuyor. Seçmenler sadece cüzdanlarında olanlara, cebine girenlere inanıyor; onların alternatif gerçekleri yok.
Ara seçimler 2026'da yapılacak. En geç o zaman Trump gerçekle yüzleşebilir. Ve bu çok şeyi değiştirebilir.
2026’da gerçekleri aramak
2026’da gerçekleri aramak
Paylaş: