Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kanal İstanbul neden yapılmamalı? İnşaat Mühendisleri Odası'ndan açıklama

11.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe'den Kanal İstanbul Projesi hakkında 'Neden yapılmamalı?' sorusu kapsamında açıklama.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe'den Kanal İstanbul Projesi ile ilgili önemli açıklamalar geldi. Gökçe "Kanal İstanbul Projesi neden yapılmamalı?" sorusu kapsamında bir açıklamayı kamuoyuyla paylaştı.

Kanal İstanbul projesinin amacı Karadeniz ve ABD Donanması mı?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi tam metni

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe'nin açıklaması:

"Yıllardır ilgi alanımız içine sokulan fakat uzun bir süredir uykuda tutulduğu anlaşılan İstanbul Kanal Projesi uykudan uyandırıldı. Bir kez daha ülkemizin gündemine oturdu. Gerçekten yapılmak istenen "İstanbul Kanal Projesi "olmazsa olmaz bir proje midir?" Yoksa yapılmaması gereken bir proje midir? İlgililer tarafından söylendiği gibi bu projenin amacı; İstanbul Boğazından geçen gemilere geçiş kolaylığı sağlayarak kazaları önlemek ve gelir elde etmek için yapılan bir proje midir?
Karadeniz ve Marmara Denizi`nin özelliklerini bilimsel olarak ortaya koyan bilim insanlarının çalışmalarını dikkate almak gerekiyor. Karadeniz`in nehirlerle beslenen tatlı suyu, Akdeniz`den gelip alt akıntı ile Karadeniz`e giren tuzlu su ile tuzlanmaktadır. Ayrıca sürekli olarak Karadeniz`in besin bakımından zengin olan üst akıntısı Marmara Denizi`ne akarak Marmara Denizi`ni besin bakımından daha da zengin hale getirmektedir. Bu zenginlik bir yanıyla Marmara Denizinin oksijeni oldukça az olan alt tabakasının üzerini kaplayarak havasız bırakmaktadır.

Kanal Projesi yapılırsa, organik maddeler bakımından oldukça zengin olan Marmara denizinin suyu, 25 metre derinlikteki Kanal suyu üst akıntısının Marmara Denizine girmesiyle, Marmara`nın oksijen bakımından oldukça yetersiz olan alt suyunu daha fazla baskı altına alarak tümüyle oksijensiz bırakacaktır. Bu durum Marmara Denizi`nin alt tarafında bulunan suyun kimyasal yapısını daha da bozacaktır. Açıkçası İstanbul Boğazı Karadeniz`e nehirlerle gelen sular ile Akdeniz`den Marmara Denizi`ne gelen sular arasında bir denge oluşturmaktadır.

Kanal Projesi, hangi planın ve planlamanın bir ürünüdür? Doğru bir kentleşmeyi ortaya koymak için öncelikle bilimsel ölçüler içinde bir planlamanın yapılması gerekmektedir. Oysa bu proje ilgililer tarafından sadece Karadeniz ile Marmara Denizini birleştiren bir suyolu projesi olarak sunulmaktadır. Bölgenin ekosistemi ile birlikte Trakya ve İstanbul`un geleceği açısından konuya bakılmamaktadır. Sulak alanların içi ve dışı düşünülmemektedir. Anlaşılıyor ki; orman alanları, tarım alanları, meralar ve kıyıların yapılaşması için yeni araçlara ihtiyaç vardır.

İnşaat sektörüne yeni kaynaklar yaratmak için İstanbul ve Trakya`nın bugünkü varlığını sürdürmesine ihtiyaç yoktur! İnşaattan belirli kesimlere aktarılacak kaynak için İstanbul ve bütünüyle Trakya gözden çıkarılabilir! Bugüne kadar ülkemizin çok değerli varlıkları gözden çıkarılmadı mı? Fakat Trakya ve İstanbul`un tümüyle gözden çıkarılması ülkemize yapılacak olan çok büyük bir ihanet olur. Zaten "kentlerimize ve İstanbul`a ihanet ettik" denmemiş miydi? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Dursunköy ile Arnavutköy arazisinde 2018 yılında 1/100.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planı değiştirilerek 279.66 ha alanın imara açılmış olması bu bölgeye ilişkin bir bakışı ortaya koymaktadır.

Altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki bu proje; 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Çanakkale Köprüsü ile birlikte bölgeyi inşaat sektörünün bir arazisi haline getirme projesidir. Bir suyolu projesi değildir? Bölgede oluşturulacak yeni bir kent, İstanbul`un altyapı sorununu daha da büyütecektir. Önemli ölçüde arsa ve arazi kapatanlar bugün bile 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal Projesini göstererek bu eksende reklam yaparak inşaatlarını satmaya çalışmaktadırlar.

Bilinmesi gerekir ki su kanalı deniz seviyesine kadar kazılacağı için bu kanal bir drenaj sistemi gibi çalışacaktır. Kanal çevresinde doğal olarak bulunan yer altı su rezervuarlarını tahrip ederek, çevrenin tuzlanmasına neden olacaktır. Deniz suyu ile tatlı su birbirine karışacaktır. Deniz ekosistemi ile kara ekosistemi iç içe geçecektir. Ayrıca, Küçükçekmece Gölü, Sazlı Dere ve Terkos Barajı özelliğini yitirerek tuzlanacaktır. Trakya Bölgesinde bulunan tarlalar sulanamayacak bölge çoraklaşacaktır. Ayrıca kanal kazısı yapılırken iş makinaları ve patlayıcı maddeler kullanılacağı için çevrenin ekosistemi ile birlikte fauna ve florası bozulacaktır. Kanal çevresine ve kıyılara yapılacak inşaatlarla yeni bir kent yaratılmış olacaktır. İstanbul`un nüfusu 25 milyon olacak, Trakya ile birlikte bölgenin nüfusu 40 milyona ulaşacaktır. Bu proje Trakya Havzası ile birlikte İstanbul`un bitmesine neden olacak bir projedir. Zaten bu bölgede yeni bir kentin yaratılacağı açıklıkla ifade edilmiştir.

Melen Barajı`nın gövdesindeki çatlak nedeniyle İstanbul`a su verilememektedir. İstanbul`a su veren diğer barajların devre dışı kalmasıyla, var olan su kaynaklarının İstanbul`un su ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Bugün bile İstanbul`a su veren barajların su seviyesi oldukça düşmüştür. Umutlar yağacak olan yağmur ve kara bağlanmıştır. Yapılacak olan Kanalın yer altı su dengesini bozarak tuzlanması, barajların bir kısmının servis dışı kalması nedeniyle var olan su kaynaklarının bugünkü nüfusa bile yetmeyeceği açıkken, 40-45 milyon nüfusa çıkacak olan İstanbul ve Trakya`nın su ihtiyacı nasıl karşılanacaktır?

45 kilometre uzunluğunda yapılacak olan bu kanal projesi tarım alanlarını parçalayacak, kanal üzerinde 7 ile 9 köprünün yapılması gerekecektir. Kanal ile Boğaz arasındaki bölge bir ada haline dönüşeceği için tüm ulaşım sistemleri değişecek ve yeni sorunlar yaşanacaktır.

Kanal kazısından çıkan toprakla Marmara Denizinde adalar yapılarak yerleşime açılacağı ifade edilmektedir. Marmara Denizinin içinden geçen fay hattının üreteceği 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, bu adaların denizle buluşmasına ve batmasına neden olacaktır. Dolgu alanları üzerine yapılan yapıların büyük ölçüde denizle veya su ile buluştuklarını biliyoruz.
Sonuç olarak söylemek gerekir ki 2007 yılından buyana İstanbul Boğazı`ndan geçen gemi sayısının azaldığı biliniyor. 2007 yılında 56.606 olan yıllık Boğaz trafiği, 2018 yılında 44.000 mertebesinde olmuştur. Ayrıca, teknolojik düzeyde ortaya çıkan gelişmeler İstanbul Boğazı`nda karşılaşılan kazaları önemli ölçüde azaltmıştır. Yine petrol taşımacılığında boru hatlarının yapılması da deniz trafiğinin yükünü azaltmaktadır. Gündem de olan Samsun – Ceyhan petrol boru hattının yapılması durumunda Boğaz`daki tanker trafiğinin önemli ölçüde azalacağını bilmek gerekiyor.

Altı çizilmesi gereken konu şudur: Kanal Projesi bir ulaşım projesi değildir. İstanbul Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü ve Çanakkale Köprüsü ile birlikte, İstanbul`un kuzeyinde ve Trakya Bölgesinde yapılaşmamış alanları imara açacak olan yeni bir rant ve emlak projesidir. İstanbul ve Trakya`nın yok oluş projesidir. Ülkemizin milyarlarca dolar parası olsa bile bu proje yine yapılmamalıdır. Yapılması halinde ortaya çıkacak olan kayıpları karşılayacak bir model ve sürdürülebilir bir gelecek yoktur."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

1 Haziran 2020 Pazartesi tarihinden itibaren hayat nasıl olacak? Neler serbest, neler yasak? Şehirlerarası seyahat serbest mi? Hangi işletmeler açılacak? Açılacak işle...

1 Haziran 2020 tarihinden itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da açıkladığı gibi, ''Yeni Normal Düzen''e geçiyor. Yeni dönemde kafelerde okey ve tavla gibi oyun...

Kocaeli'de iddiaya göre bir taksici Suriyeli hamile kadını hastaneye götürmedi. Görüntülerin kısa sürede yayılmasının ardından taksici gözaltına alındı.

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), geçtiğimiz ramazan ayı boyunca da devam eden Korona virüs pandemisi sürecinin başından beri, tüketicilerin ihtiyaç duyduğu ma...

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, camilerin açılış tarihiyle ilgili yapılacaklar hakkında bilgi verdi.

Yeni bir kadın cinayeti daha yaşandı. Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde Gülnur Kocabaş (22), erkek arkadaşı tarafından önü kesilip, pompalı tüfekle öldürüldü. Kocabaş, s...

Yassıada ismi ''Demokrasi ve Özgürlükler Adası'' ile değiştirilerek bir ada sembolik bir hale getirildi. Yassıada nerede, Yassıada'nın ismi Demokrasi ve Özgürlükler Ad...

Yazarlar
Website Security Test