Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Homofobi ve İslamafobi

16.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Economist, bu haftaki sayısında “Zorba İstanbullu” diyerek başlık atmış, “Türkiye homofobi karşıtlarını soruşturuyor!”.

Homofobi nedir? Eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır.

Economist, “Ramazan’da Koronavirüs yüzünden evlerde kapalı kalan Türklerin hiç değilse tartışacak yeni bir konuları var” diyor. Ali Erbaş, ülkenin en gözde dini yetkilisi, Diyanet İşleri başkanı, “İslam’ın eşcinselliği kınadığını”, çünkü “hastalık ve kuşak bozulmasına” yol açtığını söylüyor.

İnsan hakları derneklerinin ve bazı muhalif siyasetçilerin ‘nefretle toplumu birbirine kışkırtma’ eleştirileriyle karşı karşıya kalan Erbaş’a ilk destek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve destekçilerinden geldi. “Erbaş ‘ilahi adalet’i sesli dile getirmek’ ile yargılanmamalı” dediler. Kimisi eleştirileri “İslamafobik” olmakla niteledi. “Diyanet Başkanına yapılan bir saldırı ülkeye yapılan bir saldırıdır” dedi Erdoğan.”‘Erbaş’ın dediği tamamıyla doğrudur” diye ekledi Cumhurbaşkanı. Aynı gün, Cumhuriyet başsavcılığı, Erbaş’a tepki gösteren Ankara Barosu hakkına suç duyurusunda bulunarak soruşturma başlattı.

Kuran’ın eşcinsellik karşıtı yönü ele alınıp tartışılabilir elbet. Fakat diğer çoğu Müslüman ülkesinde yasak olan eşcinsellik,  anayasası sözde “liberal” olan Türkiye’de yasak olarak sayılmıyor. 90.000’i aşkın camiyi kontrol eden Diyanet, dini yol göstericilik yapabilse de, argümanlarını yasallaştıracak güce sahip değil.

LGBT gruplarının işi Türkiye’de hiç kolay olmadı. 2012’de yapılan bir araştırmaya göre Türklerin %85’i eşcinsel bir komşu istemiyordu. Bu oran, geçtiğimiz yıl %47’ye geriledi. Halkın tutumu yumuşarken, yetkililerin tutumu katılaştı.

Daha 10 yıl önce, Erdoğan hükümeti Avrupa’yla ilişkileri iyi tutmak adına cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılığı yasaklayan bir sözleşme imzalamamış mıydı? On binlerce insan İstanbul’da Onur Yürüyüşüne polis güvenliği ile katılmıştı. Günümüzde ise bu ruhun çok azı kaldı. Onur yürüyüşü yasaklandı, korumacı polislerin yerini ellerinde biber gazı ve tomalarla yürümeye kalkışanları karşılamak üzere bekleyen polisler aldı. Yaklaşık bir asır önce İslami öğretileri laik değerlerle uzlaştırmak için kurulan Diyanet, siyasal İslam'ın sesi ve hükümetin bir kolu haline geldi. Kuran'ın çok çeşitli yorumları ise daha kısıtlayıcı bir tutuma yol açtı. Eşcinsel ünlüler, hükümet çevrelerince bile kabul ediliyorlarmış gibi gözükseler de, cinselliklerini toplum içinde paylaşamıyorlar.

Öte yandan Erdoğan’ın hedeflediği ‘kindar nesil’ beklenen etkiyi uyandıramadı. Araştırmalar gençlerin dinden uzaklaştığını gösteriyor. Belki de Diyanet ve AKP’nin çırpınışları da bu yüzden. Brookings Merkezinden Ömer Taşpınar, “Siyasal ve kültürel olarak o kadar güvensizler ki, İslam’a yöneltilecek başka hiçbir yorumlamaya tahammülleri yok. Şimdi savunmacı cihatçılara karşı geliştirilen göreceli ahlak ve umursamazlık var” diyor.

Erdoğan, Erbaş ve destekçilerine göre bir tane değiştirilemez, sorgulanamaz İslam dini var. Fakat Türkiye’nin tarihi bu yaklaşımı yalanlamak için yeterli. Ilımlı İslamiyet ile AKP’yi aynı cümlede düşünen herkes bunları bir kenara yazmalı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test