Britanya’da ‘George Dönemi’ mi başlıyor?

Birleşik Krallık genel seçimlere hazırlanıyor, siyaset arenası da yavaş yavaş ısınıyor.

Britanya, belki de tarihinin en sevimsiz seçim dönemine gebe! Neden mi? Ne iktidar partisi ne de muhalefet partileri, seçmenin gözüne giremiyor, kalbini fethedemiyor, aklını çelemiyor.

Türkiye ile oldukça tanıdık bir durum. Manş’ın en uç noktalarındaki Britanya ile Türkiye’nin siyaset alanındaki bu benzerliği ise manidar! Her iki ülkede de iktidarda olan muhafazakarların, muhalefette olan sol görünümlü partilerle olan mücadelesi kayıkçı kavgası modunda ilerliyor. Sırf birbirlerine muhalefet etmek için başından-ucundan çekiştire çekiştire hiçbir yere varılamayan bir tablo var ortada. Olan seçmene oluyor. Herkes usanmış, anlamaya çalışmayı bırakmış, inanç ve itimadını kaybetmiş, daha da önemlisi kendi yaşam derdinden başka hiçbir şeye bakamaz olmuş vaziyette.

İnanın Britanya’da da, Türkiye’de de durum aynı. Öte yandan, herkes içten içe bu durumun değişmesini, bilinen ve görünenlerin dışında sözüne güvenilir, söylediğini yerine getiren, omurgalı bir siyasetçiyi de görmeyi istiyor ve özlemle bekliyor da. Örneğin, birkaç hafta önce by-election ile yeniden Parlamento’ya giriş vizesi alarak Milletvekili seçilen George Galloway bu isimlerden biri. Britanya’dan ara seçim olarak tanımlanan by-election, bir milletvekili öldüğünde ya da istifa ettiğinde o bölgede yapılan bir yerel seçim. Geçenlerde de böyle oldu ve Britanya siyasetinin parlak ismi, ezber bozan, fark yaratan ismi George Galloway yeniden parlamentoya girdi. Galloway, iktidar partisinden de değil, ana muhalefet partisinden de. Hatta ana muhalefet partisi Labour’dan yıllar önce istifa eden, gerekçe olarak da Labour’ın iktidar olduğu dönemde Birleşik Krallık hükümetinin Irak’a karşı izlediği politikayı ve tutumu protesto eden bir siyasetçi.

Son aylarda da İsrail’in Gazze’yi işgalini ve İsrail’i destekleyen İngiliz hükümetini yerden yere vuran, ana muhalefet partisi Labour’a da demediğini bırakmayan biri. Ayrıca Britanya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılmasını destekleyen, Birleşik Krallık’ın dört ulusuyla güçlü olduğunu, birlik ve bütünlüğün korunmasını savunan bir Lider. Galloway’ın siyasi kimliği ve yeniden milletvekili olması, seçmeni bir türlü etkileyemediklerinin farkında olan iktidar ve ana muhalefet partilerinin liderlerini yakından ilgilendiriyor. Neden mi? Çünkü ne Başbakan Rishi Sunak ne de Labour Lideri Keir Starmer, omurgalı, güçlü, istikrarlı, sağlam bir duruş sergileyemiyorlar. Karşılarında defalarca parlamentoya girmeyi başarmış, arkasında güçlü bir halk desteği olan ve kendi partisini kurmuş (Workers Party), farklı, sevilen ve sayılan bir lider var. Gazze’de masum halkın katledilmesine hala “ateşkes” çağrısı yapamayan, Londra’da barış içinde aylardır devam eden Filistin’e destek yürüyüşleri hakkındaki ileri-geri tutarsız söylemleri havada uçuşan, 1.5 yıldır süren grevlerle ilgili beceriksizlik dolu sözleri ve çözümsüzlükleriyle bıkkınlık veren, ırkçılık ve ayrımcılıkla ilgili havada kalan, suya-sabuna dokunmayan açıklamaları, yasa dışı göçmenleri önlemek için geliştiremedikleri çözümleri ve en önemlisi gıda fiyatlarındaki enflasyonu durdurmaya yönelik geliştiremedikleri nedeniyle ne Sunak ne de Starmer seçmenden geçer not alamıyor ve seçmen Galloway gibi bir ismin yeniden milletvekili seçilmesini coşkuyla karşılıyor.

Sonuç olarak, İngiliz medyası tarafından ülkede gözbebeği haline getirilen George, belki de ülkenin geleceğine damga vurmaya hazırlanıyor, kim bilir? Yaşayıp göreceğiz.

Birleşik Krallık’tan sevgiler.