Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Tribünlere oynama, aklımızı zorlama

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, bütün suçlarından, hatalarından, günahlarından “arınmış” gibi yapıyor ve habire Rusya’ya verip veriştiriyor.

Gerçi, yerle bir olan şehirleri gördükçe, ne askeri nokta ne tehdit unsuru hiçbir şey dinlemeden, toptan temizlik yaptığı her halinden belli olan Rus ordusunun yaşattığı ve yarattığı dram nedeniyle Rusya’ya verip veriştirmemek elde değil. Öte yandan, kendisi, bizzat muhatap olduğu bir soruşturma ile karşı karşıya olduğu için, sokaktaki halkın da aklına takılmıyor değil, “ne oldu Mr. Johnson hakkınızda açılan soruşturma?” demeden duramıyoruz.

Geçen iki sene boyunca, sürekli tam kapanmalar ve her kapanmada da  yasaklar  yaşayan İngiltere’nin, Boris Johnson’ın bir değil, iki değil, üç değil tam sekiz defa, yemeli-içmeli partiler düzenlediğini, kimine ev sahibi kimine konuk olarak katıldığını öğrendiğimizde, bunun mutlaka bir yaptırımı olması lazım dedik ve nitekim de Polis Teşkilatının dedektifleri konuyu etraflıca araştırmaya başladılar.

Geçen yılın son aylarında başlayan bu süreç, 2022’nin üçüncü ayı biterken hala “belirsizliğini” koruyor. Medyadan da kimsenin aklına bunu sormak gelmiyor mu diye ben de sorup duruyorum.

Durum neden böyle? Çünkü şu anda, iktidarı da muhalefeti de var güçleriyle Putin’i nasıl cezalandırırız ve durdururuz diye, birbirleriyle yarışıyorlar.

Boris Johnson da Labour’un bu “işbirlikçi” tavrından faydalanmayı ihmal etmiyor tabi.

Başbakan, kendi konumunu sağlamlaştırmak,  “balık hafızalıları” da avucunun içine almak için, geçtiğimiz haftasonu Blackpool’da, iktidar partisinin milletvekilleri ve bakanlarıyla bir toplantı düzenledi. Başbakanlık Basın Birimi de, medyaya çarpıcı bölümleri içeren videoları ve demeçleri servis etti.

Bir iktidar partisinin Başkanının  icraatlarını övmesi gayet normal, O da öyle yaptı. Ancak konuşmasında konuyu öyle bir yere bağladı ki, Türkiye’deki mevkidaşları eline su dökemez.

Ukrayna savaşını anlatırken, Ukrayna halkının, Rusya’nın “otokratik” yönetimini kabul etmemelerinin bir “özgürlük” mücadelesi olduğunu söyledikten sonra, konuyu Birleşik Krallık’ın, Avrupa Birliğinden ayrılmasına yani Brexit’e getirdi ve dedi ki; “Biz de özgürlük mücadelemizi verdik ve kazandık. Ukrayna halkını bu yüzden çok çok iyi anlıyoruz ve yanlarındayız”

Ben bunu dinlerken “pes” dedim!

Cambazlık yaparak, gündemdeki en önemli konu olan savaşın mazlum tarafından yola çıkarak, öyle bir yere bağladı ki konuyu, gerçekten “pes” denecek türden.

Bu lafın üstüne, Labour ne diyecek acaba, merakla bekliyorum.

Boris Johnson, savaşın üçüncü haftasında, partisinin milletvekilleri ve bakanlarıyla, Blackpool’da gövde gösterisine hazırlanırken, Savunma Bakanı Ben Wallace ve İçişleri Bakanı Priti Patel, Rus “hackerların” saldırısına maruz kaldıklarını açıkladılar.

Ukrayna Savunma Bakanından gelen telefona cevap verdiklerini, kendilerine İngiltere’nin göndereceği yardımlarla ilgili sorular soran bakanın, konuşması ve sorularından işkillenip telefonu kapattıklarını anlatan her iki bakanın şüphelerinde haklı oldukları ortaya çıkınca, “siber savaşın” devlet yönetimleri nezdinde de ilerlediğinin bir ispatını görmüş olduk.Boris Johnson, 2018’de Dışişleri Bakanı iken, Rus hackerler Onu da işletmişlerdi. Siber saldırılar konusunda eline su dökülmeyen Rusların, Britanya’da sevilmemesinin nedenlerinden biri de bu olabilir mi diye merak edenler olabilir, hemen söyleyeyim, bu nedenler listesine bile giremez. Niçin mi? Rus Oligarkların ve Putin’in “seceresi” o kadar kabarık ki, hackerlara sıra kalmaz.

Benzeri bir “fake prodüksiyon” haberi de Euronews’ten  yansıdı Britanya medyasına. Zelensky’nin video görüntüsünü modelleyip, “silahlarımızı bırakıyoruz, teslim oluyoruz” açıklaması yaptıran hackerların bu numarası geçen hafta gündemi meşgul etti.

Savaşta, bir ay geride kalırken, Britanya medyasına yansıyan görüntüler, Ukrayna için yardım seferberliğini daha da artırıyor.

Ünlü İngiliz şarkıcı Ed Sheraan ve bir grup müzisyen arkadaşı martın son haftası Birmingham NEC’de konser vermeye hazırlanıyor.David Beckham, 70 milyondan fazla takipçiye sahip Instagram hesabını, Ukraynalı bir kadın doktora verip, yardım çağrılarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı, geçen hafta Bafta Ödülü alan  Benedict Cumberbatch evini Ukraynalı mültecilere açtığını duyurdu.

Bunlar iyi güzel de, eski Başbakanlardan David Cameron’ın  “yardım” hareketi bir hayli “itici”bulundu. Cameron, bizzat kendisi direksiyona geçip, büyük bir aracın içine yardım malzemelerini doldurup, yola koyuldu ve bunu da “reklam” etti. İşte hiç sevimli görünmeyen tarafta bu oldu.

Türkiye’nin adı ise son günlerde hem arabulucu ülke hem de ateşkes antlaşmasında garantör ülke olarak sık sık geçiyor Britanya medyasında. Türkiye’nin adı sadece bununla geçse iyi, Abramoviç’in yatlarının Ege’deki marinalara demirlemesiyle ilgili de sık sık haberlerle karşılaşıyoruz ve “İngiltere, Avrupa Birliği ve Amerika’nın Ruslara uyguladığı yaptırımların aksine diye…” başlayan cümlelerle aslında Türkiye’nin bu tutumuna da “alttan alttan” eleştiri getiriyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın, Rus ordusunun silah tedariği için Çin’den yardım istediğini söylemesi de Britanya medyasında oldukça yankı buldu. Hem Rusya hem de Çin bunu reddettiler ama her iki ülke de “yalan söyleme” konusunda bir hayli kıdemliler.Dolayısıyla, sözünün eri olmadıkları her hallerinden belli olduğu için, inandırıcı da bulunmadılar.

BBC’nin Moskova Bürosunun verdiği bilgiye göre, Rusya’da gıda tedariği sıkıntısı yaşandığı ancak hükümetin bunu yalanladığı “paniğe gerek yok” dendiği ve bu lafın üzerine halkta panik başladığı da açıklandı.Bu da Rus Halkının, hükümetin söylediklerine inanmadığının bir göstergesi.

Boris Johnson’ın, Zelensky ile hemen hemen her gün telefon görüşmesi yaptığı Türk medyasına yansıyor mu, bilmiyorum ancak Boris Johnson, Zelensky’e desteğini her geçen gün artırmaya devam ediyor. Avrupa Parlamentosuna video link ile bağlanan Zelensky’yi, önce İngiltere Parlamentosu, ardından Amerikan Senatosu, ardından İtalyan Meclisi ve Fransa Parlamentosu misafir etti. Ülkelerin bu ev sahipliği Zelensky’ye verilen ve verilmeye devam edecek desteğin çok net bir göstergesi. Gerçek bütün açıklığı ile ortadayken, bir grup farklı düşünen de “sosyal medya” üzerinden sesini duyurmaya çalışıyor. Yaşanmakta olan işgali Ukrayna’daki aşırı sağcı bir grubun başlattığını, bu sağcıların devletin ve ordunun içine nüfuz ettiğini,Putin’in hiçbir şekilde savaşa niyeti yokken, Batı tarafından zorlandığını, Zelensky’nin de ABD’nin bir piyonu olduğunu,Putin’in “savaş suçlusu olmayı bile” göze alarak,  “kahramanca” Ukrayna halkını bu aşırı sağcılardan temizlemek için Ukrayna’ya girdiğini düşünen ve savunanlar var.

Bu görüşleri duyduğumda, konuyu daha iyi tanımlayabilmek için Türkiye’ye bakıyorum.

Güzel Ülkem Türkiye,100 yıldır neler gördü, neler geçirdi, değil mi? Türk halkı, tüm etnik gruplarıyla, sağ-sol, aşırı-normal tüm uçlarıyla kendi dengesini kendi buldu mu? İç işlerine müdahale etmeye çalışanlara mani oldu mu? Tökezlese de, bazen yanılsa da, eninde sonunda demokrasi ve özgür irade zafer elde ediyor mu?

Bu soruların hepsinin yanıtı EVET.

İşte, Ukrayna’da, eninde sonunda kendi dengesini bulacak. Dışardan birilerinin avukatlığına ihtiyacı yok.

Ama  Türkiye’den  ve Avrupa’daki Türk gazetecilerden çıkan bu seslerin nedenini soruyorum.Bu seslerin arkasında mutlaka “çıkar ve menfaat odakları” olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil ancak bu söylemleri ne Avrupa medyasında ne de Britanya medyasında göremiyorsunuz.

İngiliz medyası, Ukrayna’da olanları, Kırım, Donbass’ta yaşananları, harfi harfine anlatıyor ancak Putin’in haklı olabileceği yönünde bir kelime bile göremiyorsunuz.

Ortada bir işgal var, orantısız güç kullanan bir diktatör var, fikir ve ifade özgürlüğü olmayan bir Rus halkı var, sığınmacı konumuna düşen bir Ukrayna halkı var, ölen çocuklar var.Bir ülke böyle yok edilirken, herkesin ayağa kalkıp akan kanın durması için çaba sarf etmesi gerekmez mi?

Ancak maalesef öyle olmuyor. Saldırgan ve hırçın bir lisanla ideolojik propagandalarını yapmaya çalışanlar yüzünden, maalesef, tıpkı aşı karşıtlarıyla olduğu gibi, kutuplaşma yaşanıyor.

Propaganda demişken, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın, fena çuvalladığından bahsetmiştim.Ukrayna savaşı konusundaki tutumu, Başbakanlık koltuğunda oturma süresini uzatıyor gibi görünüyor, şimdilik. Bunu da, ideolojik bir duruş sergiliyormuş gibi yapıyor ve şimdilik  “tribünlere oynayarak” başarıyor. Öte yandan, menfaatleri olan yere sırtlarını dayayıp, sanki bir ideolojiyi savunuyorlarmış gibi yapanlar da, “aklımızı zorluyorlar” E haliyle, bizim de zamanımız bunlardan kendimizi ayıklamak ve çizgimizi korumaya çalışmakla geçiyor.

Ayrışarak değil ayıklanarak ilerlemeye devam.

.

.