Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Aklı evveller!

Ukrayna-Rusya savaşına, Britanya’dan baktığınızda, Türkiye’den hatta Avrupa’dan görünmeyen manzaralar çıkıyor karşınıza.

İnsanların birbirleriyle “yardım” yarışına girdiği Birleşik Krallık’ta hükümet, sığınmacılar için bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş “sponsorluk” paketi açıkladı. Boris Johnson Hükümeti’nin, devletin kasasından Ukrayna Hükümetine 400 milyon Sterlin yardım yapması Parlamento’da kabul edildi. Ukrayna’ya yardımların yanı sıra, evlerinde Ukraynalı sığınmacıları kabul edecek ailelere de her ay 350 Sterlin ödeneceği duyurulunca,devlet portalı GOV.UK’e birkaç saat içinde100 binden fazla kişinin başvurduğu açıklandı. Hane başına 350 Sterlin ve hedeflenen göçmen sayısının da 200 bin olduğunu düşündüğümüzde ortaya ciddi bir rakam çıkıyor. Devlet bu ödemeyi en az 6 ay yapacak, 6 ay içinde savaş sonlanmazsa durum yeniden değerlendirilecek.

Britanya medyasında takip ettiğim savaş  haberlerini, kulis bilgilerini, iddiaları araştırırken, Ukrayna, Rus ve Türk medyasından da teyitliyorum.Hatta kıta Avrupa’sındaki mecralardan da faydalanıyorum. Ancak, ne var ki, işler burada biraz karışıyor. Neden mi?

Birbirlerinden aldıkları haberleri “işlerine geldiği gibi” haberleştiren gazetecileri gördükçe, nevrim dönmüyor değil.

Mesela, Ukrayna’ya savaşmaya gidecek kişileri bulmak için günlük 2000 Dolar ücretle “eleman” arayan Amerika merkezli bir “iş ve işçi bulma” sitesinin haberinin, İngiliz Hükümetine mal edilmeye çalışıldığını görünce  “burada bir yanlış var” diyorum. Bu illegal teşebbüsü haber yapan The Times, halkı bu tip teşebbüslerden  korumak için haber yaparken, bu haberden feyz alıp konuyu “emperyalistlerin rezaletii” şeklinde haberleştiren başka mecraları gördüğümde, yine “burada bir yanlış var” diyorum. Neden mi? The Times’ın yaptığı gibi, uyarı amaçlı haber yapmak başka,  ideolojik bir senaryoya çevirmek başka diyor içimden bir ses.Yanlışın reklamını yaptıklarının farkında bile olmayıp, kıymetli zamanlarını böyle yanlış, illegal işlerin haberini yapmaya ayıracaklarına, ezilenlerin durumunu gerçekçi şekilde anlatacak haberler yapsalar, savaş bölgesinden muhabirlerle irtibata geçip, yayınlarına konuk etseler daha doğru işler yapmış olurlar kanaatindeyim.

Peki, insanoğlu şüpheci olmayacak mı? Elbette şüpheci de olacak, çok yönlü de düşünecek, sorgulayacak da ve en önemlisi gerçekçi olacak. Kantarın topuzunu kaçırmadan, hem araştıracak hem teyitleyecek hem de açık bir kapı bırakıp, iddiada bulunmayacak. Hele hele “felaket tellallığı” hiç yapmayacak. Herkesin yanılma payı var, mutlaka, ancak gerçek apaçık ortadayken, ölen bebeklerin, kadınların, çocukların, askerlerin, dağılan ailelerin dramına, acısına neden olanlardan bahsetmeyip, konuyu “emperyalistlerin oyunu bunlar” ile sınırlı tutmak bence “eksik” kalıyor.

Gerçeklerin ne olduğunu araştırırken,  İngiliz Amiral Sir Tony Radakin’in canlı yayında verdiği röportaj karşıma çıkınca, daha bir pür dikkat kesiliyorum. Amiral, 2021 Kasım ayında, Rus mevkidaşı ile görüştüğünde, Rusya’nın Ukrayna’ya operasyon başlatacağının kendilerine “ima edildiğini”, gizlilik kuralı gereği bu bilginin basın ile paylaşılmadığını söyleyince bazı taşlar yerine oturmaya başlıyor.

Aylar süren diplomasi trafiği bu nedenle başlatılmış olamaz mı, diye soruyorum. Sadece bu mu? Örneğin ABD ve Rusya Başkanları İsviçre’de buluştuklarında ne görüştüler? Ne oldu da bu görüşmenin ardından ülkelerarası diplomasi trafiği hız kazandı? Rusya’nın, güven vermeyen dış politikasını bilen Batı, belki de bu yüzden silah yığmaya başladı bölgeye, olamaz mı? Bunu yaparken de, bir yandan taraflar arasında mekik-diplomasisi uygulayıp, “ortak payda” oluşturmaya çalıştı.Öte yandan Rusya, her fırsatta “ne savaşı, biz tatbikat yapacağız” demedi mi? Peki niye saldırdı masumlara, evlerini, şehirlerini başlarına yıkmaya başladı?

Ben bu soruların yanıtlarını hala arıyorum.

Rus sabotajcıların Donbass Bölgesindeki hücre evlere Aralık 2021’de, Rusya’dan Donbass’a taşınmış sıradan aileler gibi kamuflajlı bir yaşam görüntüsü altında yerleştirildikleri bilgisine ulaştığımda, Rusya’nın Çin’le büyük bir enerji anlaşması yaptığını öğrendiğimde, Rusya’nın kendi para transfer sistemini geliştirdiğini duyduğumda meselenin arkasında Rusya’nın, Batı tarafından tahrik edildiğinin olmayacağı ihtimalinin bendeki yansıması kuvvetlendi.Ortada Rusya’nın uzun süredir planladığı, hazırlandığı, bile-isteye girdiği bir “savaş” vardı.

Dolayısıyla resmin bütünü yavaş yavaş ortaya çıkıyordu ve o soruyu artık soruyordum; Ukrayna mı haklı, Rusya mı?

Aslında sorunun cevabı çok net ortadaydı. Saldıran nasıl haklı olabilir? Hele bir de orantısız güç sahibi olup, saldırıyorsa, bunun adı “insanlık suçudur”. Peki şimdi bu orantısız güç karşısında, Ukrayna, silah, teçhizat ve insani yardım kabul ediyorsa, neden tuhaf geliyor? Eli kolu bağlı mı oturacaktı?Ayrıca o bölge silah deposu haline geliyorsa,neden halk hala bira şişelerinden binlerce molotov kokteyli yapıyor?

Aylar boyu Amerika, “savaş geliyor” derken, “Amerika bunları nereden çıkarıyor” demedik mi? Rusya’nın da, Moskova’ya gelenleri bando mızıkayla karşılayıp, “ne savaşı, ben tatbikat yapacağım” dediğini görmedik mi? Ancak durum hiç de öyle değilmiş.

Gerçekten savaş çıktı.

Dönüp Putin’e baktım, ne diyecek diye…

“Biz Ukrayna halkını kurtarmaya gidiyoruz” dedi.

Ukrayna halkına dönüp baktım; “Biz ülkemizden de, yönetimimizden de çok memnunuz, Putin kimi kimden koruyacakmış” dediler ve demeye de devam ediyorlar. Ukrayna halkının bu söylemlerini;” batı medyası işine geleni gösteriyor, gerçek öyle değil” diye önemsizleştirmedi mi bazıları?

Halkın % 73 oyuyla seçilmiş Başkanları Zelensky için de söyleyecek çok söz var.

Zelensky’yi, ABD’nin başa getirdiğini söylüyorlar, bu doğru olabilir, bunun örneklerini çok gördük dünyada. Peki, diyelim ki herşey Amerikanın başının altından çıktı. Amerika, Ukrayna seçmeninin % 73’ünün aklını nasıl satın aldı? Hadi onu da aldı diyelim, seçim sonuçlarının kendi tercihlerini yansıtmadığını düşünen “asıl büyük çoğunluk” çıkıp meydanlarda, bağırıp çağıramazlarmıydı mı? Hadi bunu da yapamadılar, savaş başladığında, tası tarağı toplayıp “büyük bir çoğunluk” Rusya’ya göçemez miydi?

Zelensky’nin duruşu karşısında, ona ve ülkesine sahip çıkan insanların sayısının gittikçe arttığını gözlemliyorum. Batı’nın, parlamentolarına video link ile bağlanarak konuşmalar yapan Zelensky, her geçen gün daha da güçleniyor. Tabi doğal olarak bazıları, Zelensky’nin bu konuşmalarını “zavallıca” buluyorlar ama Batı ülkelerinin parlamentoları öyle kolay kolay kimseyi değil içeri almak, kapılarının önünden bile geçirmezlerken,  Zelensky’e tanıdıkları bu imtiyazi bir daha düşünmek lazım.

Zelensky’nin aşırı sağcı Nazi yanlılarını kritik görevlere getirip,kendisi gibi düşünmeyenleri talan edeceğini söyleyenlere,  “peki sonra ne olacak, bir Nazi Devleti kurulacak Batı’nın eliyle ve Rusya’nın üzerine salınacak,öyle mi diye soruyorum!

O zaman neden Nazı Devleti kurma hedefinde olan  Zelensky’ye, Almanya olağanüstü askeri ve insani yardım gönderiyor? Bazılarının buna da cevabı var; “Almanya da çok şerefsiz, Batının ikiyüzlülüğünün bir yansıması”

Zelensky Yahudi. Yahudi biri nasıl Nazi olabilir? O bazılarının buna da cevabı var; “işin o kısmı Halkla İlişkiler propagandası”.

Milyonlarca insan sığınmak için çevre ülkelere gidiyor, evlerini bir sırt çantasıyla terk ediyorlar, daha binadan çıkarken bomba yağıyor üstlerine ve  “o apartmanlarda  gerilla savaşı vardı, o yüzden vurdu Rus ordusu orayı” deniyor. Başka bir bombalama oluyor, onu da “Ukrayna ordusu vurdu, bilerek” deniyor. Tankla bir araba eziliyor, içindeki adam şans eseri kurtuluyor, halk gelip çıkartıyor adamı paramparça olmuş arabadan, yine bazıları, “Ukrayna güçleri yaptı” diyor.

Herşeyde,suçu-günahı Batı’ya atıyorlar.Sanki Doğu sütten çıkmış ak kaşık.Rusya’nın, geçmiş 20 yıl içinde, işgal ettiği, kargaşa çıkardığı, kaba güç kullandığı, darma duman ettiği yerler olmamış, masum bir şekilde, Kremlin’deki çalışma ofislerinde, barış, demokrasi ve eşitlik içinde yaşayıp gidiyorlardı da biz mi göremedik?

Bazıları Rusya’ya öyle bir adanmışlık içindeler ki, hepsinin dilinde aynı terane; “Rusya gitse, Meksika’ya balistik füzelerini, kimyasal silah fabrikalarını kursa acaba ABD ne yapar?” diyerek, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesini haklı göstermeye çalışıyorlar. Bildiğim kadarıyla Amerika’nın sınırlarını genişletmek, Meksika’yı veya diğer çevre ülkeleri kendi bünyesine katmak gibi bir hedefi yok ama Putin’in böyle bir hedefi olduğu biliniyor. SSCB’den kopan devletler, Rusya’nın “Otokratik” yönetimini, demokrasi işlemeyen düzenini, yalan sözlerini,geçmiş sicilini biliyorlar ve bu nedenle Rusya’ya güvenmiyorlar.

Rusya böyle iken. Amerika çok mu pür-berrak. Asla değil ama bu savaşta konu bu değil. Konu Rusya’nın “Otokrasi” tutkusu. Çünkü ne ABD ne de Rusya, asla ama asla masum olamazlar fakat saldırı altında kalan halk her zaman masumdur. Savaş başladığından bu yana, 200 bin Rus’un da, Gürcistan, Türkiye, Ermenistan gibi ülkelere gitmeye başladıklarını görüyoruz, Otokrasi’den kaçıyorlar.

Batı’ya verip veriştiriyorlar; “Suriye’de, Afganistan’da, Yemen’de masumlar ölürken seyirci kalan Batı, şimdi nasıl bu kadar Ukrayna için harekete geçebiliyor” diyorlar. Evet bu konuda haklılar ama Batı’nın “din kardeşliği” bilinen bir gerçek. Müslüman ülkelerdeki dramları da Müslüman ülkeler kendi aralarında çözsün diye düşünme ihtimaller olamaz mı? Müslüman ülkelere baktığımda, aralarında “birlik ve bütünlük” göremiyorum.

Rusya’nın ve Amerika’nın bölgedeki çıkarları karşısında, o ülkelerin “zayıf” yönetimleri bu yıkımlara neden olmadı mı? Türkiye neden “hala” bu kadar güçlü, ne yapıp ne edip mutlaka vatan ve millet bütünlüğünü sağladığı için. Bu bütünlük gücü nereden geliyor? Atatürk’ten geliyor, Kurtuluş Savaşından geliyor, Türk halkından geliyor.

O ülkeler de kendi Kurtuluş Savaşlarını verdiler, veriyorlar ve vermeye devam edecekler.

Özgürlük, bağımsızlık mücadelesi veren ülkelerin önünde,Türkiye Cumhuriyeti gibi mükemmel bir örnek var.İşgalci devletlere “geldikleri gibi giderler” diyen bir Başkomutan’ı var bu ülkenin.

Gelelim, Britanya’daki duruma!

Birleşik Krallık sağlık teşkilatı NHS, uçan ambulansla, 21 Ukraynalı kanser hastası çocuğu, alıp İngiltere’ye getirdi Uçan ambulansta, ülkenin kanser tedavisinde söz sahibi hastanelerinden ikisi Southampton ve Birmingham Çocuk Hastanesinin hekimleri ve sağlık ekibi vardı. Bu haftanın öne çıkan “iyilik” hareketlerinden biri buydu.

Ana muhalefet partisi hükümete o kadar baskı yaptı ki, sonunda Oligarklara uygulanan yaptırımların dozu daha da arttırıldı, ülkeye gelen Ukraynalı göçmenlere tanınan haklar da genişletildi. Özel sektördeki İngiliz firmalarının Rusya ile bağlarını kesme operasyonu da her hafta artarak devam ediyor.

Öte yandan, Oligarkların olağanüstü servetleri ve lüks ötesi malikaneleri de mercek altında. Bu hafta Londra’da bir grup protestocu bu evlerden birine girdi. 200 odası olan evin, Ukrayna’dan gelen sığınmacılara açılması için böyle bir eylem yaptıklarını açıklayan göstericiler polis müdahalesi ile eylemlerine son verdiler

Bazıları baktıkları yerden bu haberleri nasıl yorumluyorlar henüz bilmiyorum ama ”gerçekler” böyle!

Bildiğim kadarıyla Türkiye’de de bazı mecralarda Rusya’nın başka hiçbir çaresi kalmadığını, her yolu denediğini, Ukrayna’ya laf anlatamayınca, Nato’dan kendini korumak için “orantısız güçle” bir ülkeyi dümdüz etmek üzere yola çıktığını ve haklı olduğunu söyleyenler var.

İşte ben bu ve bunun gibi söylemlere kendilerini inandırmış,sağduyudan uzak, gerçekleri eğip büken ideoloji yanlılarına  “Aklı Evveller” diyorum.

Bu kişilerin temel özelliği, söylemlerinde ve eylemlerinde sonuçsuz ve çözümsüz olmaları. Bu insanlar, doğdukları ve doydukları toprakları yerden yere vuran, kulp takmayı eleştiri, bardağın boş tarafını görmeyi de “şüphecilik” sanan insanlar.

Ve Aklı Evveller’e bir önerim var; Ataol Behramoğlu’nun Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan “Putin’e yazdığı mektubu” okumalarını ve örnek alarak hiçbir halkın, bomba yağmurunu haketmediğini kabullenmelerini ve söylemlerini değiştirmelerini tavsiye ediyorum.

Savaş, nefret, intikam, cezalandırma, niyet okuma, faka bastırma gibi dürtülerle hareket eden ve herşeye bir kulp takan Aklı Evvellerin, bir an  “evvel” akıllarının başlarına gelmesi dileğiyle.