Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Koca yürekli bir Yahudi’nin ardından…

Bu topraklardan çok önemli Yahudiler geldi, geçti.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana da, birçok Yahudi hukuk hizmetinde, parlamentoda, sanayi öncülüğünde, sanat ve basın alanında, tıp âleminde emsalsiz hizmetlerde bulundular. Avram Galente, Erol Dilek, Rifat Saban gibi avukatlar, Yusuf Salman, Salamon Adato, CefiKamhi gibi milletvekilleri, Eli Acıman ve İzidor Baruh gibi reklamcılar, Vitali ve Alber Hakko gibi modacılar, AvramLevon, Sami Kohen, Gila Benmayor, Albert Karasu, Silvio Ovadya gibi gazeteciler, MarioLevi, Naim Güleryüz, Harry Ojalvo, Rifat Bali, Soli Özel, Jak Deleon gibi edebiyatçılar, Sara Humtzinger, Habib Gerez, İzzet Keribar, Dario Moreno, Nedim Saban, Rozet Hubeş, Linet gibi sanatçılar, Sami Ginzburg, Abut Kebudi gibi hekimler, Jak Dekalo, İsakSevik, Leon Grünberg, Jak Kamhi, BernarNahum, Üzeyir Garih, İsak Alaton, AvramGomel gibi sanayiciler aklıma ilk gelen Cumhuriyet döneminde imzası bulunan belli başlı şahsiyetlerdir.

Günümüzün önemli figürlerinden Bernar Nahum’u, Jak Kamhi’yi, Üzeyir Garih’i, Bensiyon Pinto’yu kim bilmez, kim tanımaz?

Jak Kamhi de, Üzeyir Garih de, Marmara Grubu Vakfımızın kurucusuydu. Üzeyir Garih’i erken kaybettik. Ama Jak Kamhi ile uzun yılları birlikte paylaştık. İki dönem de Vakfımızın Duayenliğini yaptı.

Marmara Grubu Vakfı’nı kurarken, şimdilerde pek hatırlamıyorum ama Bensiyon Pinto’ya kurucu üyelik teklif etmedik. Vakıf kurulduktan sonra fark ettik, ama neye yarar? Bensiyon Pinto hiç alınganlık göstermedi.

Elbette artık Bensiyon Pinto da,  JakKamhi, Üzeyir Garih gibi Marmara Grubu Vakfı’nın Aslar Galerisi’nde yeri doldurulmayacak müstesna şahsiyetler arasında yer almış bulunmaktadır.

Bensiyon Pinto Yahudi toplumunun yüz akı, Türk Milleti’nin müstesna bir ferdi ve benim de otuz beş yıllık dostumdu.

O’nu benimle tanıştıran rahmetli Alparslan Türkeş’ti. Alparslan Türkeş, Bensiyon Pinto’ya pek önem verirdi.

İlk günden sağlığının elverdiği son anlara kadar Marmara Grubu Vakfıyla ilgilendi. Pandemiden bir hayli öncesi, Yıldız Posta caddesindeki Müze Yazıhanesi’nden Haliç’e oğlunun ofisine taşımıştı. Bu arada rahatsızlığı da ilk işaretlerini vermeye başlamıştı. Ama iki veya üç haftada bir Vakfa gelip, dertleşiyor beraber öğle yemeği yiyorduk. Bazı ziyaretlerinde O’nu dostlarıyla da buluşturuyordum.

Bensiyon Pinto, Marmara Grubu Vakfı’nın ve Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin çalışmalarında önemli hizmetler ifa etti.

1985 yılında Shimon Peres’i Marmara Grubu Vakfı’na getirip, Alparslan Türkeş’le birlikte beş yüze yakın entelektüelle yan yana getirdiğimizde, yanımızdaydı.

1992’de Türkiye’ye 500.yıl etkinlikleri çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen 500. Yıl Heyeti’ni Marmara Grubu Vakfı’nın aylık yemekli toplantısında gene beş yüzü aşkın davetlimizi O’nunla birlikte ağırlamıştık.

Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin müdavimlerinden de olan Bensiyon Pinto Hahambaşı Hazretleri’ne yaptığımız nezaket ziyaretlerinde bizi yalnız bırakmamaya özen gösterirdi.

O bir gönül adamıydı.

Felsefesi hizmet ve diyalogdan ibaretti. Benim dışımda, Vakfımızdan Necdet Timur Paşamızla, Ogan Soysal’la da müstesna arkadaşlıkları vardı. Yüksek hizmetlerinden dolayı Marmara Grubu Vakfımız 2015 yılında, O’nu Onur Madalyası ile taltif etmişti.

Bir süre İsrail’de Cumhurbaşkanlığı’na da vekâlet eden Dalia İtzik, İsrail Sanayi Bakanı iken 2002 yılında Avrasya Ekonomi Zirvemize gelmişti. O’nu bizim namımıza Bensiyon Pinto ağırlamıştı. O ağırlamadan pek memnun kalan Dalia İtzik, daha sonraki yıllarda Marmara Grubu Vakfı’nın sayısız uluslararası platformda temsiline öncülük etmişti. Aracılığıyla aldığımız her davet sonrası BensiyonPinto’yu arayıp haber verdiğimde, sorardım: “-Ne kadar ve nasıl ağırladın ki, Madam İtzik Vakfımızın hayranı oldu?” güler, mütevazı bir tarzda “-Vazifemizi yaptık” derdi.

Bensiyon Pinto’nun, Süleyman Demirel’den Recep Tayyip Erdoğan’a kadar uzanan dönemdeki hizmetleri unutulmazdır. Türkiye ile İsrail arasında barış adına, dostluk adına sarf ettiği müstesna emeklerini her zaman hatırlayacağız.

O koca yürekli bir şahsiyetti. Önce Türk’üm sonra Yahudi’yim derdi. O’nu unutmayacağız ve de arayacağız.

Eşi Eti Hanımefendi’nin, oğlu Benjamin ve Hayim’in, Ailesi’nin ve sevenlerinin haklı acısını paylaşıyor, sabır dileklerimi sunuyorum.