Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Makyaj; hiper enflasyona gidişi engellemez

Hükümet memur ve emekli aylıklarına yapılacak zamları düşük tutmak için TÜFE oranlarının tırmanışını kontrol etme gayreti ve makyajlama çabası içinde olsa da, Üretici fiyatlarındaki hiper enflasyon yönündeki gelişmeler hızlanıyor.  İktidar, elektrik ve doğal gaza yapılan yüzde 15 ve yüzde 12’lik zamları memur ve emekli aylıklarına yansımayacak bir zamanlama ile getirse de enflasyondaki doludizgin gidişin önüne geçemiyor. Makyajlı olmasına rağmen tüketici fiyatlarındaki Haziran ayı yıllık artışı yüzde 17,53 olarak açıklandı. Aylık bazda ise artış 1.94 oldu. Bu makyajlama ve ortalama rakamlara rağmen gıdadaki enflasyon yüzde 19,99 ile yüzde 20’ye dayanmış; ev eşyasında yüzde 25,69 ve ulaştırmada yüzde 26,29 olarak gerçekleşmiş bulunuyor. Örneğin ev eşyasındaki aylık artış oranı yüzde 4,5 düzeyinde ve eğlence ve kültürde de buna yakın oranlara tırmanmış bulunuyor.

 Ancak enflasyondaki makyajlamanın daha az olabildiği ÜFE fiyatlarına geldiğimizde işin vahameti daha çok anlaşılıyor. Üretici Fiyat endeksi yüzde 43’e dayanmış bulunuyor. Aylık artışı da yüzde 4’ü aşıyor. 6 aylık artış yüzde 22’yi geçiyor. Özellikle ana sektörlere baktığımızda karşılaşılan oranlar daha da ürkütücü. İmalat sektöründe ÜFE oranı yüzde 45,87;  Enerjide yüzde 41,74 ve en korkuncu olarak ara malları sektöründe yüzde 54,89 ulaşmış bulunuyor. Bu yüksek oranlar önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonuna yansıyacak. O zaman enflasyonun önü alınamaz bir düzeye, yani hiper enflasyona dönüşmüş oluyor.

Hal böyle iken, memur ve emekliye verilen zamlar sadece yüzde 8,45 düzeyinde kalıyor. Sabit gelirliler ve işsizler için yaşamın sürdürülebilirliği büyük ölçüde riske giriyor. Bayram ikramiyesinin bayramın birkaç gün önüne alınması bir müjde olarak açıklanıyor. İnsanlar bu yıkıcı enflasyon ortamında bunu nasıl bir müjde olarak algılasın ki. Kısacası ekonomi hızla hiper enflasyona koşarken memur ve emekli açlık ve yoksulluğa yelken açıyor. Emekli ve memurların durumu perişanlık gösteriyor. İşyerini kaybeden esnafların durumu daha da içler acısı. İşten çıkarma yasaklarının kalktığı bu dönemde işsizlik de yeniden tırmanışa geçiyor. İşsiz kalan insanlar açıkça açlık sorunu ile yüz yüze kalıyor. Bu sorun aile dayanışması ile çözülebilir olmaktan çıkmış durumda. Bütün bunlara son aylarda gündeme gelen yolsuzluk, yasa dışı kara para ve kaçakçılık gibi sorunların da gündeme düşmesi, Ülkemizin açıkça bir yönetim sorunu yaşadığını gösteriyor. Bu yönetim zaafının, diğerleri yanında en önemli nedenlerin başında, parlamenter sistem ve kurumsal devlet yapısının çözülüp tek adam yönetiminin ülkeyi yönetmekte asla yeterli olamayacağı gerçeğinden kaynaklanıyor. Yanlış ve bilim dışı politikalar ekonomiyi şimdide hiper enflasyona doğru sürüklüyor.