Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Makine Kimya Endüstrisi Kurumu

Bir zamanlar Türk savunma sanayinin temelini oluşturan MKE Kurumu, değişik isim ve statüler altında 15. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar inebilen tarihi bir geçmişe sahiptir. Kurumun çekirdeğini, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Top Dökümhanesi oluşturmaktadır. O zamanki adı “Top Asithanesi” olan Tophane, Tophane-i Amire Müşirliği (1832), Tophane-ı Amire Nazırlığı (1908), İmalat-ı Harbiye Müdüriyeti Umumiyesi (1909) adında faaliyetini İmparatorluğunun son yıllarına kadar sürdürmüştür. Cumhuriyet tarihimizin ilk sanayi kuruluşu olarak 1923 yılında Ankara’da Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü adında yeniden kurulmuştur.

Savunma sanayinin gelişmesi için Kırıkkale’de entegre bir silah sanayinin kurulması hususu, ilk kez İzmir İktisat Kongresi’nde ele alınmıştır. Bu görüş ve kararlar doğrultusunda başlatılan çalışmalar sonucu 1924’te Ankara’da Hafif Silah ve Top Tamir Atölyeleri, Fişek ve Marangoz Fabrikaları, 1928’de Kırıkkale’de Pirinç Fabrikası, 1928’de Kırıkkale’de Elektrik Makinaları Fabrikası, 1929’da Kırıkkale’de Mühimmat Fabrikası,1931’de Ankara’da Kayaş Kapsül Fabrikası, 1931’de Kırıkkale’de Çelik Fabrikası, 1935’te Ankara’da Mamak Gaz Maske Fabrikası, 1936’da Kırıkkale’de Barut, Tüfek ve Top Fabrikaları kurulmuştur. Bu fabrikalar bugünkü MKE Kurumu’nun temelini oluşturmuştur. Söz konusu Fabrikalar 1950 yılında Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) adında yeniden yapılandırılmıştır.

Ordumuzun ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra, sivil alanda da birçok ürünün ilk üretimi MKEK tesislerinde gerçekleştirilmiştir. İlk demiryolu rayı haddeleme, sac mamulleri ve pirinç malzeme, takım tezgâhları, vasıflı çelik, pik ve sfero döküm, elektrik sayaçları, zirai mücadele aletleri, tekstil makineleri, dişli ve dişli kutusu imalatı, çelik çekme boru, askeri pil imalatları da bu ilkler arasındadır. Yine MKEK bünyesindeki Etimesgut Uçak Fabrikasında uçak dahi üretilmiştir.

20 fabrikası ve 20.000’in üzerindeki çalışanı ile 2000’li yılların başına kadar MKEK ülkemizin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alıyordu. Son yirmi yılda AKP iktidarı döneminde kurumun tesislerinin yenilenmesi ve geliştirilmesi için gerekli yatırımlar yapılmadığı, ARGE faaliyetlerine bütçe ayrılmadığı ve gerekli önem verilmediği için MKEK büyük ölçüde kan kaybına uğradı.

Birçok tesisinde üretim sonlandırıldı ve kapatıldı; birçok sivil üretim alanından ise çıkıldı, fabrika sayısı 10’a çalışan sayısı ise 5.000’e geriledi. 1993 yılında ISO 500 Büyük sanayi kuruluşu listesinde MKEK ilk onda yer alıyordu. 2018 yılına gelindiğinde ISO 500 Büyük sanayi kuruluşu listesinde MKEK 123 sıra gerileyerek 133. sırada yer aldı

Savunma sanayinde en önemli konu ARGE faaliyetlerine verilen önem ve ayrılan mali kaynaktır. Konunun daha iyi anlaşılması için bir örnek vermek gerekirse ASELSAN’ın 2020 yılı, faaliyet raporuna göre 8.807 personelinin yüzde 60’ı Mühendis ve toplam personelin yüzde 30’u yüksek lisans ve doktora unvanına sahiptir. 8.807 personelin 4.216’sı (Yüzde  48) 11 ay ARGE merkezinde çalışmaktadır. Yine 2020 yılı faaliyet raporuna göre ARGE’ye ayrılan borç 3.4 Milyar TL olup toplam kurum satış hasılatına oranı ise %21’dir.

MKEK faaliyet raporuna göre kurumda görev yapan 5.300 personelin sadece 39’u (% 0,7) AR-GE Daire Başkanlığında görev yapıyor. AR-GE’ye ayrılan bütçe 78 milyon TL toplam ciroya oranı ise %2.5. İki kurum arasında AR-GE’ye ayrılan insan sayısında ve bütçede onlarca kata varan fark vardır.  ASELSAN, AR-GE faaliyetlerine personel ve kaynak ayıran mühendislik kabiliyetleri ve kapasitesini geliştirmiş, dış dünya ile rekabet edebilen yeni ürün tasarlama ve geliştirme kültürüne ve becerisine sahip bir kurumdur. MKEK ise benzer bir kültüre ve becerilere sahip olmadığından ve ARGE’ye önem vermediğinden gelişemedi, geriledi, küçüldü. (Anonim şirket olmadığından değil.)

Sermayesinin yüzde 100’ü kamuya ait olan çok sayıda Anonim Şirket (Halk Bank, Vakıflar Bankası, Ziraat Bankası, TEMSAN) var. Hangisinde liyakate önem veriliyor, hangisi ticari anlamda başarılı veya geçmiş yıllara göre daha ileri bir konumda? Söz konusu şirketlerin üst yönetimi ve yönetim kurullarının tamamı AKP eski milletvekilleri ve partilileri tarafından doldurulup yandaş iş adamların talanına açık hale getirildiğinden, tamamına yakını her yıl artan oranda zarar ediyor ve ekonomik anlamda sorunlu şirketlerdir.

Makine Kimya Endüstrisi Kurumu Anonim Şirkete dönüştürüldüğünde benzer bir süreç MKEK içinde geçerli olacak, AKP’lilerin kurum içinde kadrolaşmasına imkân sağlanacak ve kurum yandaş iş adamlarının talanına açık hale gelecektir.               

MKEK fabrikalarının büyük bir bölümü 80-90 yıl önce kurulmuştur. Tesisler eski, kuruldukları araziler geniş ve yerleşim yerleri içinde kaldığından tesislerin kurulu bulundukları arsaların değeri tesislerin değerinin 5-10 katına çıkmış durumdadır. MKEK kurumunun Ankara. İzmir ve Antalya’da binlerce dönüm arazisi bulunmaktadır. Kurumun İzmir Aliağa sanayi bölgesinde denize sıfır 2.000 dönüm arsası, Ankara ve Antalya’da kent merkezinde yüzlerce dönüm arsası bulunmaktadır. Anonim Şirket haline getirilen kurumun tasfiye süreci hızlandırılacak, SEKA’daki gibi tesisleri kapatılıp kıymetli arazileri yandaş iş adamları arasında paylaştırılacaktır.

AKP iktidarı MKEK geliştirilmesi daha üretken ve etkin bir konuma getirilmesi için samimi bir arayış içinde ise ROKETSAN ile benzer üretim faaliyetleri olan Gazi Fişek, Kayaş Kapsül, Kırıkkale Mühimmat Elmadağ Barut ve Roket Fabrikası ROKETSAN’a devredilir. Ağır silah, Çelik, Pirinç ve Çankırı silah fabrikası ise ASELSAN’a devredilerek ROKETSAN ve ASELSAN’ın mühendislik alt yapısı ve gücü ile MKEK’nin kurulu tesisleri ile aralarında oluşturulacak sinerji ile söz konusu tesislerin verimliliği artırıldığı gibi savunma sanayimize önemli bir oranda katkı sağlanmış olur.

600 yıla yakın bir geçmişi olan, istiklal harbimize büyük katkılar sağlayan ve atalarımızdan bize miras kalan MKEK’yi korumak ve geliştirmek ülkemizin bekası için her yurt sever vatandaşımızın üzerine düşen bir görevdir. İktidarın tüm gerekçeleri mesnetsizdir.