Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Dijital habercilik, gelenekseli solladı!

Bizim ev/aile ortamımız, günlük yaşamımız; adeta bir ‘iletişim ve siyaset atölyesi’ gibidir. Başta kentimiz, yöremiz ve ülkemiz olmak üzere, dünyanın hemen her tarafındaki ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal gelişmeleri, elimizden geldiğince yakından takip etmeye çalışırız. Bu alanlarla ilgili yapılan çalışmaları, gerçekleştirilen araştırmaları; her daim dikkatle izleriz/irdeleriz.

İletişim bilimleri profesörü olan ve üniversitede genç gazeteci ve iletişimci adaylarını yetiştirip bu alanlara kazandırmaya çalışan sevgili eşim, akademisyen Prof. Dr. Ferlâl Örs ile pek çok ortak konumuz ve çalışmamız vardır. Siyasal iletişim, yerel siyaset ve yerel yönetimler, toplumsal iletişim, sosyal politikalar ve toplumsal hareketler, Türkiye ekonomisi gibi konular ortak ilgi alanımızdadır. Eşim de üniversitede ağırlıklı olarak bu konularda ders verir ve akademik çalışmalar yapar.

Çeyrek asır önce

Sevgili eşimle birlikte, neredeyse çeyrek asır önce, çok sevdiğimiz ve yaşamaktan büyük mutluluk duyduğumuz güzel kentimiz İzmir’de; iletişim danışmanlığı alanının öncü kuruluşlarından İletişimevi’ni kurmuştuk. Ortaklaşa çok anlamlı ve yararlı işler yapmış, ilginç deneyimler kazanmıştık. Bir anlamda, ‘İletişimevi’ bağlamında, işin teorisi ile pratiğini birleştirmiştik. Bütün bu süreçte, iletişim alanındaki değişimleri ve gelişmeleri de elbette birlikte yaşadık.

Sonraki dönemlerde eşim akademik alana yöneldi ve ağırlıklı olarak akademik araştırmalarla ve çalışmalarla uğraştı. 10 yıl önce de bir süre Londra’da kalıp; LSE (London School of Economicsand Political Science) temelinde, iletişim ve sosyal politikalar alanındaki evrensel gelişmelerle ilgili akademik araştırmalar ve çalışmalar yaptı. Bu arada, ünlü yayıncılık kuruluşu BBC ile ilgili gözlemlerde bulundu.

Reuters’in araştırması

Bütün bunları anımsamamıza ve yazmamıza neden, Reuters’in açıklanan son raporu oldu.Dijital Haber Raporu başlığıyla 2021 yılı için yayımlanan araştırma, diğer birçok çalışmanın da vurguladığı gibi, dijital haberciliğin geleneksel mecraları çoktan solladığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Son olarak, yaşanan salgın koşullarının, bütün dünyada bu süreci daha da tetiklediğini ve hızlandırdığını, verilerle açıklıyor.

Çalışmanın sonuç bölümünde, şunlar vurgulanıyor: Dijital Haber Raporu’nun bu onuncusu, haber endüstrisi için çok büyük bir meydan okuma zamanının yaşandığı günlere denk düşüyor. Her yıl daha fazla dijital, sosyal ve mobil tüketime doğru bir kaymaya tanık olduk, oluyoruz. Şimdi, COVID-19’un hızlanan teknolojik değişimle birleşen şoku, işleri doruk noktasına getiriyor. Gazeteciliğin önümüzdeki on yılda bir iş olarak, teknoloji açısından ve aynı zamanda bir meslek olarak nasıl çalışması gerektiği konusunda, daha temel bir yeniden düşünmeye zorluyor.

Bir kamera, bir tripod

Günümüzde dijital haberciliğin bu denli öne çıkışı ve haberlerin ağırlıklı olarak sosyal medya mecralarından alınması, ister istemez yayıncılık faaliyetini ve kuruluşlarını da doğrudan etkiliyor. İletişim ve habercilik, günümüzde ciddi ve önemli bir makas değişimi yaşıyor.

Özellikle geleneksel haber mecralarının ve ana akım medyanın iktidarların kontrolü ve yönlendirmesi altında bulunduğu ülkelerde ve dönemlerde; dijital olanaklar ve mecralar daha çok kullanılıyor. Üstelik dar olanaklara karşın daha da etkili ve belirleyici oluyor. Böylesi dönemlerde ve koşullarda; ‘bir kamera, bir tripod’ tanımı ve sözleriyle ifade edilen, dijital iletişim ve habercilik, öne çıkıyor.

Bağımsızlık, özgürlük ve güvenirlik

Bütün bu yaşanan gelişmeler, iletişimin ve haberciliğin önemini azaltmıyor, aksine daha da artırıyor. Geleneksel haber mecraları ve kurumları için, bu yeni gelişmeleri çok iyi gözlemek ve kendilerini bu gelişmelere uyarlamak sorunsalı önem kazanıyor. Belki bir süre, geleneksel mecralarla dijital sosyal medya mecralarını birlikte değerlendirmek, uyumlaştırmak ve ortaklaştırmak; şimdilik geçerli bir çözüm ve yöntem olarak düşünülebilir. Bu durum, yaşanan gelişmelerin doğal bir sonucu olarak, bir bakıma zorunlu hale geliyor. Bu da ister istemez ‘hibrit yayıncılık’ kavramını ve anlayışını gündeme getiriyor.

İster geleneksel mecralarda, isterse dijital platformlarda olsun; yayıncılığın ve haberciliğin en önemli unsurları bağımsız, demokratik, özgür ve güvenilir yayıncılık/habercilik koşullarının sağlanmasıdır. Bu talepler, her türlü ortamda ve koşullarda geçerlidir.