Başrollerde Muharrem ince ve Oğuzhan Asiltürk var

“Çatı adayı olmaz” diyen ve “Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacağını” söyleyen Memleket Partisi Genel Başkanı, CHP ve İyi Parti ile HDP tabanlarına “Bize gelin” çağrısı yaparken, AKP tabanını “es” geçti.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ülkenin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal dalgalanmaların “erken seçimi” gündemin zirvelerinde oturtmaya devam ettiği bir süreçte, seçim sandığını etkileyecek “siyasi gelişmeler” de ortaya çıktı.

Kamuoyu araştırmalarının “Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasındaki oy yarışında, Millet İttifakı’nın yükselişini ve Cumhur İttifakı’nın her gün artan kayıplarını ortaya koyması”, gözlerin “yeni kurulan partilere çevrilmesine” yol açtı.

DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Memleket Partisi, Doğru Parti, kamuoyu araştırmalarında “oy istatistiklerine ‘cumhurbaşkanlığı seçimini etkileyecek’ yüzdelerle girerlerken”, Cumhur ve Millet İttifakları da “birbirlerinin tabanından oy almak için” gerilimi yüksek çatışmanın tarafı olmaya devam ediyorlar.

Bu tablo içinde, “iki ünlü siyasetçi”, etkili olacağı görülen adım ve açıklamalarla gündeme oturdular; Muharrem İnce ve Oğuzhan Asiltürk.

Muharrem İnce’nin, Millet İttifakı’nın tabanını ve Cumhur İttifakı’nın karşısında yer alan HDP’nin tabanına “Bize gelin” çağrısı yaparken, “AKP tabanını unutması” dikkati çekti.

Oğuzhan Asiltürk ise Saadet Partisi’ni Millet İttifakı’ndan, Cumhur İttifakı’na götürecek bir senaryo yazarak, ortaya çıktı.

Muharrem İnce’nin çağrısı…

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin İstanbul il binasının açılışında yaptığı konuşmada “Çatı adayı olmaz” diyerek, “Cumhurbaşkanlığı için aday olacağını” tekrarlarken, CHP – İYİ Parti – .HDP tabanlarına da “Bize gelin” çağrısı yaptı.

İnce şunları söyledi:

“Cumhuriyet Halk Partililere sesleniyorum, ‘Bu parti şirazesinden çıktı, bu artık Atatürk’ün partisi değil’ diyorsan, memnuniyetsizsen, gidişatı iyi görmüyorsan işte tam olarak senin yerin Memleket Partisi.

CHP’den ayrılıp İYİ Parti’ye gitmiş çok kardeşim var biliyorum, onları da Memleket Partisi’ne davet ediyorum. HDP’ye oy vermiş kardeşlerime sesleniyorum, diyorsanız ki ‘Bunların Türkiye partisi olmak gibi bir amaçları yok, bunlar terörle aralarına mesafe koyamıyor. PKK terör örgütüdür diyemiyor, buna rağmen bunlar büyüyemez, artık HDP’ye oy vermekten vazgeçtim’ diyorsan seni de bekliyorum Memleket Partisi’ne.”

Asiltürk’ün senaryosu…

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk ise, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile görüştükten sonra, “Saadet Partisi’nin yanlış yolda ve yerde olduğunun altını çizen” açıklamalar yaparak “Karamollaoğlu yönetiminin muhalefet bloğuna destek vermesini” eleştirdi ve  “Güçlü bir Saadet Partisi teşkilâtı oluşturmak için, benim gözetimimde, geniş istişarelerle bir liste hazırlanacak ve kongre başkanlığına sunulacak” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve yöneticileri Asiltürk’e sert cevaplar vererek, “karar yetkisi partinin yetkili organlarındadır. Asiltürk’ün görüşleri kendi kişisel görüşüdür” dediler.

Erbakan AKP için ne demişti?

2010 yılının kasım ayında Saadet Partisi’nin genel başkanlığına seçilerek siyasete geri dönen 84 yaşındaki Necmettin Erbakan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ağır eleştiriler yöneltmişti.

Alman Die Welt’e konuşan Erbakan, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül için “Onları bazı dış güçler buraya getirdi. Şu anki dünya düzeninin, ırkçı, Siyonist emperyalizmin, insanları köleye çeviren güçleri. Batılı, Siyonist dünya düzenine bilmeden destek oluyorlar. Yaptıklarının çoğu yanlış. Vergiler ve borçlarla Siyonistlere para kazandırıyorlar. Erdoğan benim öğrencimdi. Ona yapması gerekenleri söyledim, ama dediklerimi yapmadı. Şimdi amacımız onu devirmek” demişti.

********

 “‘KAZANAYIM DA NE OLURSA OLSUN’ ANLAYIŞI YANLIŞTIR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Millet ittifakı, cumhur ittifakı, başkaca partiler, o partilerin oya yönelik hizmetleri… Bunlar bir değeri ifade etmek durumundadırlar. Değer ifade eden tutum ve davranışlar önemlidir. “Ben kazanayım da ne olursa olsun” anlayışı olmaz, olmamalıdır. Oğuzhan Asiltürk’ü bilirim. “Biz tek başımıza iktidar oluncaya kadar her şey mubah” diyebilen kişilerdendi. Tek başına iktidar olmak… İktidar olmak şüphesiz ki önemli ama önemli olan adalet içinde denge içinde ölçü içinde yaşamaktır.  Küçük olarak giderek büyümek ancak o fikir ve düşünceleri yaymaktan geçer. Hem Muharrem İnce’nin hem Oğuzhan Asiltürk’ün hizmetlerinin buna yönelik olduğunu değil kendi düşünce ve anlayışlarının hakim olması kendi iktidarları kendi güçleri ile ilgili olduğunu görüyoruz. Güç değerdedir, güç ölçüdedir, tartıdadır. Kamuoyu yoklamalarına baktığımız zaman Muharrem İnce’yi biliyoruz. Hareketlerini biliyoruz. Ve şu anda Türkiye’de karşılığı hiç yok. Temel Karamollaoğlu, bir değeri dengeli bir biçimde ortaya koyuyor. Ve son derece takdir topluyor. Bu denge bu ölçülülük fevkalade önemlidir. Ölçülülük etrafında birleşmek ve bu konuda yükselmek varken iş çoklukta değildir, iş sayısal çokluk değil, iş niteliktedir. İşin niteliği önemlidir. Şu anda millet ittifakı nitelik olarak önemli mesajlar veriyor. Ama onun da bir takım eksiklikleri olabilir. Bütün Türkiye’yi kucaklamak gerekir. Ölçü, denge ve özgürlük. Fikri hür, vicdanı hür, özgür ama denetlenebilir  bir sistem olmalı. Denge ve denetim. Denge ve denetim ile ilgili bilgilenmeye milletin ihtiyacı var. Bu süreçte çeşitli kişilerin beyanları oluyor. Kendi aralarında ihtilaflar oluyor. O ihtilafların varlığı bir takım konuların açığa çıkmasına da hizmet edebiliyor. Ama biz istiyoruz ki halk doğrudan öğrensin, görsün, dengelesin, ölçsün, tartsın ona göre seçimini yapsın. Seçim özgürce olsun. Özgürlüğün yayılması lazım. Özgürlük şüphesiz ki karşılarında özgür olmayanları da bulacaktır. Yapılan bir kötülüğe karşı yapılacak olan, o kötülüğü iyilikle yok etmektir. İzmir bu konuda örnek bir kenttir. Kötülükleri iyilikle def etmek anlamında… İyi değerler etrafında birleşebilmek… Bu umarım ki gerçekleşir. Bu umudu tüketme hakkımız yok.

********

 “‘MİLLET İTTİFAKI’ VE ‘MUHALEFET BLOKU’, DAĞITILMAK / ZAYIFLATILMAK İSTENİYOR”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – İktidar çevrelerinden, muhalefet partilerine yönelik; siyasal muhalefetin en geniş çerçevede iş ve güç birliği yapmasını önlemeye ve muhalefetin görece var olan birlikteliğini dağıtmaya, zayıflatmaya yönelik girişimlerin, ardı arkası kesilmiyor.

İktidar bloku oy ve güç kaybettikçe, muhalefetin halkın gözünde güçlü bir seçenek haline gelmemesi için elinden geleni yapıyor. En başta ‘Millet İttifakı’nı dağıtmaya çalışıyor. İttifak partilerinin yönetimlerinden istenilen elde edilemeyince, bu partiler içinden parçalar koparılması için uğraşılıyor. En azından, muhalif partilerin içinde iç sorunlar yaratılması ve birbirlerine karşı güvensizlik oluşturulması hedefleniyor. İktidarca isteniyor ki; bu partiler iktidarla uğraşmayı bırakıp, birbirleri ile uğraşsınlar. Enerjilerini birbirlerine karşı kullansınlar ve kendi içlerinde harcasınlar!..

İşte son günlerde SP içerisinde Oğuzhan Asıltürk’ün başlattığı hareketi, İyi Parti’den kopanların partileşme girişimini, CHP’den ayrılanların yeni partileşme çabalarında öncelikle eski partilerini hedef almalarını; hep bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. İktidara destek veren yayınlarda, bu kesimlerin sözcülerinin çokça yer bulması ve söylemlerinin her fırsatta köpürtülmesi, elbette boşuna değildir.

İktidar blokunun bir başka hedefi, demokrasi isteyen ve demokrasi için uğraşan muhalefetle birlikte davranması beklenen HDP’nin ve bu partiye oy veren milyonlarca seçmenin, siyasete küstürülerek devre dışı bırakılması ve siyaset alanından uzaklaştırılmasıdır. Böylece, muhalefet çevrelerinde gedik açılması ve muhalefet çemberinin küçültülmesi/daraltılması hedeflenmektedir. Parti kapatılması girişimini de siyaseten böyle yorumlamanın doğru olacağını düşünüyoruz..

Muhalefet partileri ve toplumsal muhalefet çevreleri, bütün bu girişimleri boşa çıkarmak zorundadır. Bu oyunlara gelinmemelidir. Kendilerini ‘muhalif’ olarak gören ve tanımlayan tüm partilerin ve çevrelerin öncelikli görevi; ülkenin bugünkü tükenmişlikten, yaşanan olumsuzluklardan kurtarılmasıdır. Bunun yolu da birlikte davranmaktan ve ortak mücadeleden geçmektedir. Böylesi bir siyasal bilinçle ve toplumsal sorumlulukla hareket edilmelidir. Yurttaşlarımız, muhalif seçmen; ülkemizin ve halkımızın esenliği için; muhalefetten bu yaklaşımı talep etmekte ve böyle davranılmasını da beklemektedir.