50 milyar dolarlık enerji ithalatının yüzde 22.5’i binalarda tüketiliyor

Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği (VERİMDER), enerji tasarrufu ve ısı yalıtımı seferberliği konusunda kamuoyunu bilgilendirmek, farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirdiği Anadolu Buluşmaları'nın 19'uncusu Adana'da gerçekleştirildi.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Toplantıda Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar açılış konuşmasını yaptı. Dalmaçyalı sponsorluğunda düzenlenen Verimder Anadolu Buluşmalarının, Adana ayağı, Adana Yapı Müteahhitleri Derneği (AYAMDER) iş birliğiyle düzenlendi.

Türkiye’de enerji verimliliği ve tasarrufu konularında farkındalık oluşturmak amacıyla kurulan Verimder Türkiye çapında düzenlediği buluşmaların ikinci ayağında Adana’daydı. VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin, Adana Yapı Müteahhitleri Derneği (AYAMDER) iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, ülke çapında enerji verimliliği konusunda farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

Farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye’yi karış karış gezdiklerini aktaran Alkin, “50 milyar dolar civarında bir enerji ithalatımız var. Bunun 17,5 milyar doları doğrudan doğruya binaların ısıtılması ve soğutulmasına gidiyor. Bu rakamın yarıya indirilmesi lazım ki cari açığımızda bir daralma olsun, döviz kuru üzerinde baskı azalsın ve aynı zamanda vatandaşın cebine de bir şeyler girsin” diye konuştu.

Alkin, enerjinin verimli kullanılması halinde cari açığın önemli ölçüde düşeceğini belirterek, bunun döviz kurları üzerindeki baskıya azaltacağını, enflasyon ve faiz oranlarında iyileşmelere kadar bir fayda ortamı yaratacağını kaydetti.

Büyümenin gerçek kaynağının kişisel tasarruflar olduğunu ifade eden Alkin, bu tasarrufun da enerji verimliliği yoluyla artırılabileceğini söyledi.

Karalar: 40 milyar dolar ülkenin kasasında kalabilir

Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin en çok ‘üretime, istihdama, ihracata, dolara ve ithalatı azaltmaya’ ihtiyacı olduğunu belirterek, “Bu ülke 1970’lerden beri dolar krizine girer, çıkar ama doların daha  fazla olması, daha az ithalat olması noktasında siyasetçiler ne yazık ki ciddi bir önlem almaz. Sadece enerji verimliliği konusuna 30 – 40 milyar dolar yatırıldığında, dört-beş sene sonra yüzde 40-50’ye varan bir enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu, dört senede verdiğiniz parayı amorti edeceksiniz anlamına gelir, bu paranın Türkiye’nin kasasında kalması demektir” dedi.

Prof.Dr.Alkin: Enerjiyi verimli kullanarak, cari açığı azaltabiliriz

Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği (VERİMDER) İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin, Türkiye’nin büyürken cari açık veren bir ekonomik yapısı olduğunu, bu ortamda cari açığı azaltmanın yollarından birinin de ‘enerji verimliliğinden’ geçtiğini söyledi. Prof. Dr. Alkin, Türkiye’nin 50 milyar dolarlık enerji ithalatının, 22.5 milyar dolarlık kısmının binalarda tüketildiğine dikkat çekti.

Yapılarda Enerji Verimliliği Derneği’nin (VERİMDER), Adana Yapı Müteahhitleri Derneği (AYAMDER) ve Dünya Gazetesi’nin katkılarıyla düzenlediği; iklim değişikliği, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu konulu ‘Anadolu Buluşmaları’nın Adana toplantısı yapıldı. Sheraton Oteli’ndeki toplantıya Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, VERİMDER İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Emre Alkin, VERİMDER Dernek Başkanı Çağdaş Korkmaz, AYAMDER Başkanı Nadir Vurankaya, Başkan Yardımcısı Tamer Gülcan, AYAMDER’in Kurucu Başkanı Mustafa Vursavuş, Çukurova Genç İşadamları Derneği (ÇUGİAD) Başkanı Ömer Faruk Sakarya, inşaat sektöründen müteahhitler ve davetliler katıldı.

Prof. Dr. Alkin: Enerji verimliliğini maksimum seviyeye çıkarmalıyız

Prof. Dr. Emre Alkin, konuşmasında ülke ithalatının yüzde 85’ten fazlasının hammadde, ara malı, yatırım malı olduğunu, bunun 50 milyar dolarını enerjinin oluşturduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Türkiye büyürken cari açık vermek gibi bir yapısallığın içerisinde. Bunu nasıl çözeriz? Üç tane çok önemli hamle var; birincisi, takriben 120 milyar dolar civarında ara malı ithal ediyoruz, bunun yarısını Türkiye’de üretebiliriz, niye üretmiyoruz bilmiyorum ama üretebileceğimizi biliyorum. İkincisi; ihracat, turizm gibi döviz kazandıran faaliyetlerin önünü açarız. Üçüncüsü; enerji ile alakalı verimliliği maksimum seviyeye çıkarırız. Dolayısıyla Rusya, İran gibi doğalgaz ithal etmek mecburiyetinde olduğumuz ülkelere karşı dış politikamızı daha dengeli hale getiririz.”

Türkiye’nin 50 milyar dolarlık enerji ithalatının 22.5 milyar dolarlık kısmının binalarda tüketildiğini ve bunun enerjiye ayrılan bölümünün yüzde 80 olduğunu aktaran Alkin, şöyle devam etti: “Yani bina içerisinde kullandığımız enerjinin yüzde 80’i ısıtma ya da soğutmaya gidiyor. İklimlendirme, yani soğutma için harcadığımız enerji, ısıtma için harcadığımız enerjinin iki katı. Meselemiz pandemiden önce gezdiğimiz 17 ilde anlattığımız gibi, sadece ısıtma değil. Öğrendik ki sadece camları ve duvarları ısıtabiliyormuşuz, evi ısıtamıyormuşuz. İklimlendirmede de yine duvarları ve camları soğutuyormuşuz, içeriyi değil.”

Avrupa Birliği’nin uygulama başladığı Yeşil Mutabakat’ın enerji verimliliği ile boyutlarına dikkat çeken Alkin, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim Avrupa Birliği’ne ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 51’i. Avrupalılar artık; ‘ben sıfır karbon ayak izi istiyorum , öyle bir enerji harcayın ki hiç karbon salınımı olmasın, enerjiyi verimli kullanın, sizin binalarınızdan enerji tüketiminize kadar sizi araştıracağım, bununla ilgili kabul edilmiş belge isteyeceğim, buna göre sizin bize yaptığınız ihracata vergi koyup koymayacağıma karar vereceğim’ diyor. Ülke olarak 200 milyar dolar ihracatı inşallah aşacağız, bunun 100 milyar doları, eğer işimizi doğru yaparsak garanti, yapamazsak risk altında.”

Hedeflerinin daha az enerji tüketerek aynı randımanı hatta daha fazlasını sağlayabilmek olduğunu söyleyen Alkin, enerji verimliliği ile ekonominin yüksek enflasyon ve faiz gibi kronik sorunları arasındaki bağlantıyı şöyle açıkladı: “Enerjiyi verimli kullanamamaktan dolayı cari açığımızı kapatamıyoruz, cari açığımızı kapatamadığımız için döviz kurları hep sıcak kalıyor, döviz kurları sıcak olduğu için enflasyon yüksek, enflasyon yüksek olduğu için faizler yüksek. Evvelki sorunlarla başa çıkmakta zorluk çektiğimiz için, sonucu değiştirmeye, faizleri düşürmeye çalışıyoruz. Ben de yüksek olduğunu kabul ediyorum. Ama bence çok zorlu bir işi, en başta yapmamız, yani meselenin sebebi ile uğraşmamız lazım. Sonucuyla uğraştığımız zaman, sonuç değişmiyor.”

Vurankaya: Enerjide verimlilik çalışmalarını destekliyoruz

AYAMDER Başkanı Nadir Vurankaya da her geçen gün artan enerji ihtiyacına karşın, dünyada azalmaya başlayan doğal kaynakları verimli kullanabilmek için enerji tasarrufu yapmanın önemine dikkat çekti. Vurankaya, “Bölgelere göre ısı yatılımı ile enerji  tasarruf seviyelerinin değişiklik gösterdiğini düşünürsek, bizim bölgemizde de ciddi ısı yatılımı yapmak zorunluluğunun ortaya çıktığını görebiliriz. AYAMDER olarak enerji verimliliğini çok önemsiyoruz ve bu konuda ciddi çalışmalar yapıyoruz” dedi. 

Gülcan: Adana’da soğutma uygulamaları daha pahalı

AYAMDER Başkan Yardımcısı Tamer Gülcan ise ülke olarak bu coğrafyada, enerjide dışa bağımlı olduğumuz bir dönemde tasarruf tedbirlerini en üst seviyeye çıkarmak gerektiğini bildirdi. Enerji verimliliğinin inşaat sektöründeki yalıtım uygulamalarının önemini gösterdiğini anlatan Gülcan, “Yalıtım dendiği zaman İç Anadolu bölgesinde soğuk havadan korunmak anlaşılır ancak bizim şehrimiz Adana’da yazları çok sıcak olduğu için, içeride soğutma yöntemleri çok daha pahalıdır. Enerji tasarrufunu sağlayabilmek adına VERİMDER’in çalışmalarını Adana müteahhitleri olarak destekliyoruz” diye konuştu.

Korkmaz: Konutlarda kullanılan enerji, sanayide kullanılanı geçti

VERİMDER Dernek Başkanı Çağdaş Korkmaz da enerji verimliliği ve tasarrufu konusundaki farkındalığı artırmaya çalıştıklarını söyledi. Korkmaz, 2018’den bu yana konut tipi yapılarda kullanılan enerjinin, sanayide kullanılan enerjiyi geçtiğini ifade ederek, “Artık konutlarımızda, sanayi yapılarımıza göre daha fazla enerji harcıyoruz. Son 10 yılda ülkemizin tükettiği enerji yüzde 40 oranında arttı. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunda Avrupa’da belirli dönemlerde belirli hedefler konuluyor ve bunlara ulaşılması için gerekli düzenlemeler yapılıyor, bizde de benzer bir yöntem izlenmeli ve bunu yapabilecek kapasiteye sahibiz” ifadesini kullandı.

Korkmaz: Yazın Harcanan Enerji Çok Daha Fazla

“Ilıman iklimlerde ısı yalıtımına ihtiyaç yoktur” algısının doğru olmadığına vurgu yapan Korkmaz “Isı yalıtımı sadece soğuğa karşı değil, sıcaktan korunmak için de önemlidir. Unutmamalı ki yazın serinleme maliyeti, kışın ısınma maliyetinden çok daha fazladır” diye konuştu.

Binaların dışa bakan iç yüzey sıcaklığı ile iç ortam sıcaklığı arasındaki farkın üç derecenin üzerinde olmaması gerektiğini yoksa binalarda ısı kayıpları oluşabileceğini söyleyen Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir enerji türü olan ısı, doğa kanunları gereği her zaman sıcak ortamdan soğuk ortama doğru transfer olur. Yalıtımsız binalarda, dışarıdaki ısı bina içine hareket ederek ortamı ısıtır. Bu kapsamda, binalardaki ısı yalıtımı özellikle sıcak iklimlerde dışarıdaki sıcak havanın bina içerisine girişini engeller ve bu sayede soğutma enerjisinde tasarrufu sağlanır.”