İklim krizine çözüm Sasalı’dan geliyor

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ekonomi Gazetecileri Derneği dünyanın ilk sakin şehir metropolü olan İzmir’de geçtiğimiz hafta iki önemli etkinlik gerçekleştirdi. Bu yıl 15’incisi yapılan Küresel Isınma Kurultayı ile Kooperatifçilik Zirvesi’nin ilkine İzmir ev sahipliği yaptı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer her iki etkinliğe de tam destek vererek sakin şehir unvanı  alan İzmir’de önümüzdeki dönemdeki etkinlik anlayışını da ortaya koydu.

Hibrit yapılan etkinliklere İstanbul ve İzmir’den gazeteci, sivil toplum örgütü önderi fiziki olarak katıldı. Etkinlikleri çok sayıda kurum ve kişi de online olarak izledi; soru ve değerlendirmelerle katkı yaptı.

Etkinlikler Alsancak’taki Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Ancak öncesinde toplantılarla örtüşen bir buluşma gerçekleştirildi.

Katılımcılar Sasalı’da buluştu. Görüldü ki etkinliklerin ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediyesi Sasalı’da hem iklim krizi ile mücadelenin hem de yeni kooperatifçilik anlayışının üretim modelini oluşturmak için düğmeye basmıştı bile.

Sasalı’da İzmir’de tarımı geliştirmek ve model oluşturmak için başlatılan dikey tarım, susuz tarım ve yerel tohum anlayışı Başkan Tunç Soyer’in Türkiye’nin geleceğine hediyesi olacak gibi görünüyor.

Ve Sasalı’daki tarihi buluşmanın ardından Küresel Isınma Kurultayı başladı. İki önemli açılış konuşmacısı vardı. İlki sözü Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Dildar Edin aldı ve şu noktaların altın çizdi:

“İnsanlık iklim değişikliği konusunda başarılı olamazsa hepimizi karanlık günler bekliyor. Toplamda 500 binden fazla plastik denizlerimizde yüzüyor. Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemiyle karşı karşıyayız. Bugüne kadar Garanti BBVA olarak birçok çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Farkındalığın arttırılması gerekiyor, bunun içinde gazetecilere büyük görevler düşüyor. Gelecekte bu problemlerin üstesinden gelebilmek için yeni nesilleri bilinçlendirmemiz gerekiyor. İklim krizinin gündemdeki en önemli madde olması gerekiyor. Doğa kirliliğine karşı acilen önlemler alınması gerekiyor. 5 sene önce alınması gereken önlemler alınmadığı için bugünkü krizleri yaşıyoruz. Marmara Denizi’ni kurtarmak için acilen aksiyon almamız gerekiyor. Bilime dayalı sürdürebilirlikle geleceğimizi yeniden tasarlayabiliriz. Türkiye’nin yeşil iyileşmesine garanti olarak katkı sunmayı devam ettireceğiz. İklim krizine karşı herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

Açılış aynı zamanda SKD’nin de başkanı olan Ebru Dildar Edin’in çevre vurgulu konuşmasının ardından ekonomi dünyasının en etkili isimlerinden ve Hedefler İçin İş Dünyası Platformu Başkanı Şükrü Ünlütürk, konuşması ile devam etti. Türkiye’nin önde gelen kurumlarını bünyesinde toplayan Platformun özellikle yeşil mutabakat konusundaki çalışmaları anlatan Ünlütürk şu önemli mesajları verdi:

“Denizleri kirletmemiz nedeniyle oluşan müsilaj içimizi acıtıyor. Pandeminin küresel ısınmayı olumlu etkisi oldu. NASA’nın araştırmasında yüzde 15 bir iyileşme var. Ancak bu kalıcı değil. Avrupa Yeşil Protokolü, geçtiğimiz günlerde sürdürülebilirlik adı altında 17 maddelik gerçek bir çerçeve ortaya koydu. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu olarak tüm kurum ve kuruluşları bu gelişmeye entegre etmeyi amaçlıyoruz. Biz bu değişimin hep birlikte gerçekleşmesi için adımlar atıyoruz. Bütün iş dünyası bir araya gelerek bir yol alması gerekiyor. Türkiye’de İklim Kanunu’nun çıkarılması için herkesi yardımcı olmaya çağırıyorum.”

Açılışta her iki konuşmacı da iklim krizi ve Marmara’daki kirliliğe dikkat çekmişti. Bu konuda neler yapılacağının altını çizdiler. Bu iki konuya Kurultay’ın forum bölümünde konuşan TEMA’dan Ali Metin Duruk, ÇEVKO’dan Berk Günşeber ve TEKSAN’dan Rıdvan Öksüz de dikkat çekti. Verilen mesajlar ortaktı. İklim krizine karşı mücadele öne çıkarılmalıydı.

………………Kim ne dedi………………….

Çöpü enerjiye çeviriyor

Davut Doğan (Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı): “Artık rüzgardan, güneşten, jeotermalden enerji üretiyoruz. 80 bin ton çöp üretiyoruz. Bu çöplerden elektrik ve biogaz üretiyoruz. Çöpten elektrik üreten bir tesisimiz var. Bu tesiste çöpler ayrıştırılıyor. Kağıt ve plastiği hammadde şirketlerine gönderiyoruz. Metan gazını elektriğe çeviriyoruz. Yıllık 2,2 ton sera gazını engelliyoruz. Bu, trafikte 480 bin aracın trafikten çekilmesi anlamına geliyor. Aslında çöp değil pırlanta bu.”

Arılardan öğreneceğimiz çok şey var

Aslı Elif Tanuğur Samancı (Bee’o Propolis’in Kurucusu) : Arıların dünya ve insanlık için yaptığı katkıyı anlatmak istiyorum. Bunu öncelikle oğlumda deneyimledim. Propolis ve arı sütüyle oğluma çare olduk. Sonrada bunu şirketleştirdik ve doğal üretime geçtik. Arı ürünleri konusunda AR-GE merkeziyiz. Arı ürünlerinin çeşitli hastalıklardaki çaresini araştırıyoruz. Ben kendi evladımı arılara borçluyum. Arılar ölürse insanlığın 4 yıl ömrü kalır. Arılar 45 gün yaşar. Bir arı 1500 çiçeği ziyaret ediyor, bal ve propolis üretiyor. Arılar yok olursa tarım yok olur yani insanlık yok olur. Dünyada 100 önemli gıda arılar sayesinde var. Arıcılık çok önemli ve Türkiye ikinci büyük arıcılık ülkesi. Bal üretiminde de ikinci sıradayız. Endemik bitki zenginiyiz. Aslında şanslı bir ülkeyiz. Arılarımız var, bitkilerimiz var, dolayısıyla çok şanslı bir ülkeyiz. Arıcılığı teşvik ederek kovan sayısını arttırmayı amaçlıyoruz. Ülkemizde 82 bin arıcı var. Arılar iklim krizine doğrudan etki eden canlılardır. Arılardan insanlık olarak öğreneceğimiz çok şey var.”

Pandemi gibi iklim krizi de yenilecek

Kurultayın açılış konuşmasını yapan Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Topak, “Bugüne kadar yapılan kurultaylarda 700’den fazla  EGD üyesi konuşmaları ile katkı verdi.  Pandemi sonrasında yakıcı bir sorun olduğu gerçeğinin herkes tarafından kabul edildiği iklim krizini gündeme aldık. Kamuoyunda farkındalık oluşturmak amacıyla bu yıl 15’incisini hibrit olarak yaptığımız Küresel Isınma Kurultayı’nı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile “Pandeminin Küresel Isınmaya Etkileri ve Derinleşen İklim Krizi” konusunu ele alacağız. Pandemiyi alt eden insanlık iklim krizini yenmeyi de başaracak. Biz elimizden ne gelirse yapmaya talibiz” dedi.

Kooperatifçilik Zirvesi’ne Başkan Soyer’in konuşması damgasını vurdu

Türkiye’de ilk defa yapılan Kooperatifçilik Zirvesi’nin açılışında İzmir büyükşehir belediye Başaknı Tunç Soyer hepimizin geleceğine ilişkin mesajlar verdi.

Bir gün önce Sasalı’da başlayan buluşmanın çıktılarını paylaştı. Daha iyi yaşam için kooperatifçilik sloganını doğrulan açılımlar yaptı ve şu bilgileri aktardı:

“İzmir’de köylümüz ve çiftçimiz başta olmak üzere tüm şehrin refahını artırmak ve bunu adil bir biçimde paylaştırmak için çalışıyoruz. Kooperatifçilik işte bu hedeflerimiz doğrultusunda elimizdeki en önemli araçlardan biri. Ülkemizde suyumuzun yüzde 77’si tarım için kullanılıyor. Tarımda israf ve vahşi sulama acilen değişmez ise ne yazık ki içecek suya bile hasret kalacağımız günler kapımızda. Biz, İzmir Tarımı ile ekonomik değeri yüksek, suyu az tüketen, bu toprakların atalık tohumlarını ve stratejik ürünlerini destekleyecek bir politika izleyerek, tarımda harcanan suyu yüzde elli oranında azaltmayı hedefliyoruz. Örneğin Küçük Menderes’te yer altı sularının 300-400 metreye kadar çekilmesine neden olan silajlık mısır gibi ürünler yerine bu toprakların kendi iklimine uygun saz çavdarı, mürdümük, gambilya gibi doğal yağışlarla büyüyebilen ve besin değeri çok yüksek yem bitkilerini teşvik ediyoruz. Yanı sıra tarımda su israfını modern yöntemlerle değiştiriyoruz. Böylelikle, kuraklığa karşı çiftçimizi ve şehrimizdeki milyonları koruyor, içme suyu kaynaklarımızı teminat altına alıyoruz. Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların üzerinde binlerce yıldır süregelen tarımsal faaliyetler ile insanlığı bugünlere taşıdığını belirten Soyer, “Okullarda öğretmenlerimizin söylediği gibi geçmişte kendi kendine yetebilen, çok zengin bir tarım ülkesiydik biz. Topraklarımız bereketini yitirmedi ama bir şeyler değişti ve bu topraklar buğdayı, samanı bile ithal eder hale geldi. Başka Bir Tarım Mümkün vizyonu doğrultusunda ilerliyoruz. Sadece tarlada başlayıp tarlada biten bir faaliyet olarak görülen tarımın esasen çok boyutlu ve çok aşamalı bir sistem olduğunu İzmir Tarımı ile ortaya koyduklarını söyleyen Soyer, sözlerini şöyle tamamladı: “İzmir Tarımı ürün deseninin planlanmasından lojistiğe, ürünün işlenmesinden satış ve ihracatına, ARGE ve eğitim faaliyetlerine kadar kapsamlı ve çok yönlü bir süreci kapsıyor.  Aynı zamanda iklim değişikliği nedeniyle gelecekte yaşanabilecek kuraklığa karşı toplumu bilgilendirmek ve tarımda doğru yöntemleri uygulamalı olarak anlatmak amacıyla Sasalı’da ‘İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’ni kurduk. ‘Başka Bir Tarım Mümkün’ şiarıyla uyguladığımız İzmir Tarımı, tarımdaki çıkmaza karşı ülkemize ilham verecek çok önemli bir çözüm haritası sunuyor. Bu konuşmaya sığdıramayacağım kadar detaylı bir içerik ve uygulama sürecine sahip İzmir Tarımı’nın en temel dinamiği de kooperatifleşme. Alım ve satış garantisi verdiğimiz, ürününü işleyip markalaştıracağımız, satış ve ihracatını yapacağımız tüm üreticilere, kooperatif çatısı altında örgütlenmelerini esas alarak destek veriyoruz. Bu bizim küçük üreticilerimizi korumak, onların doğduğu yerde doymasını sağlamak, üretimi devamlı kılmak amacıyla belirlediğimiz ilkesel bir tutum. Kooperatifler üzerinden yaptığımız milyonlarca liralık alımın, önümüzdeki iki yıl içerisinde yaklaşık üç kat artacağını, bu vesileyle müjdelemek isterim.”

Küçük aile çiftçiliği modelini anlattı

Türkiye’de kooperatifçilik hareketinin önderlerinden Köy Koop İzmir Birlik Başkanı Neptün Soyer’in  moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumda ise kooperatif ortakları kendi deneyimlerini aktardı. Neptün Soyer oturumu açmadan önce küçük aile çiftçiliğinin önemine değinerek “BM, 2014 yılını küçük aile çiftçiliği yılı ilan etmişti. O dönemden beri küçük aile çiftçiliği önemseniyor. Çünkü Türkiye’de Amerika ve Kanada’daki gibi büyük arazilerimiz yok. O yüzden küçük aile çiftçiliğini vurguluyoruz. Bu aileler tek başlarına yapamayacaklarını bir araya gelerek yapabilirler” dedi. 1969’da Mahmut Tükmenoğlu’nun Bademler’de kurduğu Köy-Koop’un logosunda kadın ve erkeğin el ele olduğunu vurgulayan Soyer, tarımda kadının rolüne de dikkat çekti.

Deneyimlerini aktardılar

Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkan Yardımcısı Seval Doğanlar ise kooperatifi dayanışma içinde kurduklarını söyleyerek “Önce kapı kapı gezip Seferihisar’da ne yapılabilir onu tespit ettik. Seferihisar’ın geleceğinin tarım ve turizmde olduğunu gördüğümüz için kadınların bunun üzerine gitmesi gerektiğini düşündük. Bir süre sonra e-ticaret yapar seviyeye geldik. Bu sayede pandemi dönemini de zorluk yaşamadan atlatabildik. Türkiye’de e-ticaret yapan ilk kooperatif olarak tüzüklere e ticaret yazılmasını sağladık ve TÜSİAD ve Bilişim Derneği tarafından e-ticaret konusunda ‘seferipazar.com’ sayfamızla 2013’te Türkiye’de birincilik ödülü aldık” şeklinde konuştu. Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ortağı Suna Kalaycı ise “Kooperatif ortağı olarak aldığım eğitimlerle, birlik ruhuyla e-ticaret ile tanıştım” diyerek kendi parasını kazanmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

Zeytinlik Gölcük Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ortağı Nazmiye Aynalı ise “14 kadın ipek böceği yetiştirmek için bir araya gelmiştik. Peynirden yumurtaya her şeyi üretiyorduk. Ama markamız, adımız yoktu. İzmir Köy-Koop Birlik Başkanımızın bizi yönlendirmesi ve Köy-Koop eğitimleriyle köyümüzdeki kooperatife ortak olduk” şeklinde konuştu.