Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

19 Mayıs ve sonrasının gerçeği

19 Mayıs 1919 modern Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıç tarihidir. Bu müstesna günü fırsat bilerek, genç arkadaşlara birkaç tavsiyem olacaktır.

Son yıllarda türeyen sahte tarihçiler, sahte edebiyatçılar kendilerine göre uyduruk değerlendirmelerle hayali kahramanlar, düzmece idoller yaratmaya çabalamaktadırlar.

Ben bu yazımda, o günleri yaşamış, yaşadıklarını kaleme almış şahsiyetlerden ve onların kaleme aldıkları gerçekleri aksettiren eserlerden aklımda kalanları sizlerle paylaşacağım. Bunlardan herhangi birini okuduktan sonra, bugün tarih sahnesine sürülmek istenen sahte kahramanların içyüzlerini daha iyi anlayacak, kendilerini daha iyi tanıyacaksınız.

Önce Atatürk’ün “1919 senesi Mayıs’ın on dokuzuncu günü Samsun’a çıktım, cümlesiyle başlayıp Gençliğe Hitabı” ile biten Nutuk’unun okunmasını öneririm.

Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya ve Zeytindağı kitapları hem milli mücadeleyi hem kutsal topraklar gerçeğini ortaya koyacaktır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara, Sodom ve Gomore ile Yaban romanları milli mücadeleyi yorumlayan emsalsiz birer anlatımdırlar.

Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye eserleri ise milli mücadelede yaşanmış felaketlerin tanığıdır.

Aka Gündüz’ün Dikmen Yıldızı milli mücadele adına başlı başına bir vesikadır.

Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu milli mücadele günlerinin gerçeğidir.

Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul’u milli mücadele kahramanlığının ve facialarının örnekleriyle bezelidir.

Günümüze gelince Şevket Süreyya’nın Tek Adamı milli mücadelenin muhteşem bir değerlendirmesidir.

Hasan İzzettin Dinamo’nun Kutsal İsyanı milli mücadelenin adeta bir belgeselidir.

Tarık Buğra’nın Küçük Ağa’sı milli mücadelenin edebi bir değeridir.

Bunlar tarihi aksettiren ve birebir yaşananları bize taşıyan şaheserlerdir.

Bütün bu kitapların dili oldukça sadedir. Okuyanlar, Türk dilinin haşmetini ve yüceliğini bu eserlerde bulacaklardır.

Ayrıca hece vezniyle kaleme alınan şiirler de Millî Mücadele’nin ruhunu aksettiren şaheserlerdir.

Unutturulmak istenen bu müstesna isimlerin aklımıza gelenlerini gençlere bugünü fırsat bilerek hatırlatmak isterim.

Mehmet Emin Yurdakul’un Bırak Beni Haykırayım şiirinde milli mücadelede uğranılan haksızlığı bulursunuz.

Süleyman Nazif’in Türk İlâhîsi şiirinde milli mücadelenin mukaddesatını yaşarsınız.

Samih Rifat’in Yaslı Gittim Şen Geldim şiirinde milli mücadele sonrası zaferinin coşkusunu duyarsınız.

Faruk Nafiz Çamlıbel’in At şiirinde milli mücadele arefesinde galeyana gelen bir milletin şahlanışını hissedersiniz.

Ziya Gökalp’in Vatan şiirinde milli mücadele sonrasının tasavvur edilen vatan mefkûresinin ip uçlarına rast gelirsiniz.

Behçet Kemal Çağlar’ın bütün şiirlerinde milli mücadelenin ve sonrasının gürleyen sesiyle sarsılırsınız.

Enis Behiç Koryürek’in Ey Türk Eli şiirinde milli mücadele destanımızın haşmetiyle duygulanırsınız.

Yusuf Ziya Ortaç’ın Akından Akın’a şiirinde milli mücadelenin cengaverliğini şahit olursunuz.

Kemalettin Kamu’nun Dumlupınar Önünde şiirinde milli mücadelenin başlayan destanının hikayesiyle karşılaşırsınız.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın, Üç Şehitler Destanı’nda milli mücadelenin felsefesini öğrenirsiniz.

Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanı’nda ise milli mücadelenin mısralarıyla coşarsınız.

Bu saydığım isimlerin yanı sıra kalemleriyle gazetelerinde milli mücadeleye hayat veren gazetecileri de unutmamamız gerekir.

Ruşen Eşref Ünaydın, Yunus Nadi Abalıoğlu, Necmettin Sadak, Kazım Şinasi Dersan, Ali Naci Karacan, Ercüment Ekrem Talu, Celal Nuri İleri, Hüseyin Cahit Yalçın, Mahmut Esat Bozkurt, Yusuf Akçora, Ahmet Ağaoğlu… Şehit Gazeteci Hasan Tahsin de kahraman bir gazeteci olarak anılır. Bu isimlere bir kadirbilirlilik olarak İstanbul’da milli mücadeleyi destekleyen İtalyan asıllı İzmirli Gazeteci Willy Sperco’yu, Pierre Loti’yi eklemek de gerekir. Bu iki şahsiyet büyük bir samimiyetle İtalyan, Fransız, İngiliz, Belçika ve Hollanda gazetelerine Millî Mücadeleyi destekleyen, yurdumuzda bulunan yabancı ülkeleri işgalcilikle suçlayan müstesna makale ve haberler yazmışlardır.

Millî Mücadele sonrasında Berthe Georges Gaulis’ in, Lord Kinross’un, Klaus Kreiser’in, Andrew Mango’nun kitapları da önemli kaynaklardır.

Elbette günümüz yazarlarından Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler, Halil İnalcık’ın Atatürk ve Demokrat Türkiye ve İlber Ortaylı’nın Atatürk kitapları doğru bilgi bulunabilecek eserlerdir.

Biliyorum unuttuklarım, yazdıklarımdan çoktur.

Ama samimiyetle bildirmek isterim ki, bunların hepsi o günlerin doğru tanıklarıdır.

İşte 102 yıl sonra Samsun’a ayak basan Muhteşem İnsan’ın aziz hatırasına hürmeten O’nun ve Millî Mücadele’nin gerçek destanını yazanları, aksettirenleri sizlerle paylaşmağı bir görev bildim.

Mekanları cennet olsun.