Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Elon Musk'ın geleceğe yön veren şirketlerinin faaliyet alanları

10.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Elon Musk, sözleriyle ve verdiği kararlar ve yaptığı yatırımlar ile insanlığın geleceğini inşaa etmeye çalışıyor; en azından deniyor. Peki Mars'a gidecek roketler ve elektrikli araçlar dışında neler düşünüyor?

 

WebTekno'nun haberine göre, Amerikalı iş insanı Tesla CEO'su Elon Musk'ın 8 şirketi, faaliyet alanları ve detayları geleceğe yön verecek akıllara ziyan projeler olarak lanse ediliyor.

Elon Musk’ın çalıştığı 8 sektör:
Enerji
Otomotiv
Telekomünikasyon
Ulaşım
Altyapı
Havacılık ve Uzay
Yapay zeka
Sağlık
İsmi şu an uzay ve otomotiv ile anılsa da Elon Musk aslında 8 farklı sektörde çalışmalarına devam ediyor. Elon Musk şirketleri ile yenilenebilir enerjiden, yüksek hızda internete hatta sağlık sektörüne kadar bir çok alanda faaliyet gösteriyor. Bunların birçoğunda başarılı olsa arada tökezlediği de olmuş. Gelin şimdi de geleceğe yön veren Elon Musk şirketlerine bakalım.

Elon Musk'ın şirketleri:
SpaceX
Tesla
SolarCity
Starlink
The Boring Company
Hyperloop
OpenAI
Future of Life Institute
Neuralink

Elon Musk kurduğu, satın aldığı ya da ortak oluuğu 9 şirkete sahip. Bu şirketlerin dışında melek yatırımcı olarak 7 farklı şirkette daha hissesi bulunuyor. Yukarıda listelediğimiz şirketler arasında sadece SpaceX ve Tesla’nın CEO görevlerini üstleniyor. Diğer şirketlerinde kurucu ve danışman olarak görev alıyor.

SolarCity: Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı önce SolarCity ve şimdi de Tesla ile ortadan kaldırmaya çalışan Musk, enerji sektöründe önemli işler yapıyor. SolarCity ile tamamen güneş enerjisi ile çalışan evler, arabalar üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Şirket, 10 yıllık uzun bir sürecin ardından bu konuda umduğu başarıyı yakalayamadı. Bunun yerine Tesla ile yenilenebilir enerji üzerine büyük çalışmalar yapmaya başlandı.

SolarCity’nin bekleneni verememesi onun başarısız bir şirket olduğu anlamına gelmiyor. Bugün güneş enerjisi üzerine çalışan şirket, Kuzey Amerika’nın en büyük konut güneş enerjisi sağlayıcısı haline geldi. Bazı alanlarda başarısız olsa da, konut alanında oldukça iyi bir pozisyona sahip. Şirket daha önce yaşadığı mali sıkıntıları, Tesla’nın 2 milyar dolara satın almasından sonra aşmıştı.

Aslında SolarCity şirketinin ortaya çıkışı tamamen fosil yakıtların ve nükleer enerjinin azalması nedeniyle oldu. Bu durumun erken farkına varan isimlerden biri olan Elun Musk, kuzenleriyle beraber fikri oluşturdu. Nükleer enerji üretimi 2000’li yıllardan sonra istikrarlı bir şekilde devam etse de büyümesi tamamen durmuştu. Tesislerin yenilenmesi veya yeniden inşaa edilmesi gerekiyordu.

Nükleer tesisleri yeniden inşaa etmek veya bakıma almak hem enerji adına büyük bir kayıp hem de çok maliyetli oluyor. Amerika’daki kömür enerji santrallerinin de ömrünün sonuna yaklaşması, Elon Musk’a bu konuda yardımcı olmuştu. Böylece ortada iki seçenek kaldı; ya yüksek maliyetlerle enerji santralleri bakıma alınacak ya da yeni bir enerji üretim türü üzerine çalışacaktı.

Bu noktada güneş enerjisi çok önemli hale geldi. 2004 yılında güneş enerjisinin ortalama birim fiyatı birkaç dolar/watt’a eşitti. Yani nükleer ve kömür enerjisine göre daha az maliyetliydi. Bu konuda büyük yatırımlar ve araştırmalar yapan SolarCity, özellikle 2013 yılı ve sonrasında Amerika’nın en büyük konut güneş enerjisi şirketlerinden biri oldu. Daha sonra da yavaş yavaş dünyaya açılmaya başladı.

Tesla’nın sürece dahil olması biraz SolarCity’nin yaşadığı ekonomik sıkıntılar biraz da ihtiyaçtan dolayı kaynaklandı. Tesla o dönem elektrikli araba sahiplerinin, araçlarını evlerinde veya yollarda şarj edebilmelerini sağlayan teknolojiyi geliştiriyordu. SolarCity’nin satın almasından sonra Powerwall pilleri evlere monte edildi. Evlerin çatılarına 30.000 - 50.000 dolar maliyetli “Solar Roof” yapıldı.

İlk siparişler 2017 yılında alınmaya başlandı. Siparişlerle beraber bazı sorunlar da meydana geldi ve şirket ürünleri yetiştirmekte zorlandı, gecikmeler yaşandı. Buna rağmen ilk çatıların monte edilmesi 2018 yılında başladı. Bu konutlar da Tesla çalışanlarına ait evlerdi. Başarısızlıklarla başlayan süreç, bugün onları sektörünün öncüsü haline getirdi. Tesla hem kendini hem de SolarCity’i kurtarmış oldu.

Tesla: Elon Musk kariyerinin en önemli ve PayPal’dan sonraki ilk projesi olan Tesla, 2003 yılından bu yana önemli çalışmalar yapıyor. Tesla nedir diye soracak olursanız aslında temel olarak geleneksel araba modellerini geride bırakmaya çalışan bir şirket diyebiliriz. Tasarımları, teknolojisi ve yakıt türüyle geleceğin arabalarını yapmaya çalışıyorlar. Günümüzde Elon Musk’ın en önem verdiği ve başında bizzat durduğu şirketlerinden biri.

Zaman zaman büyük sıkıntılar yaşayan Tesla, bir dönem üretimde yaşanan sıkıntılardan sonra %6 üzeri hisse değeri kaybına uğradı. O dönem Elon Musk’ın sağlam duruşu ve gelecek öngörüsü şirketi bugün ayakta tutan şey oldu. Elon Musk’ın planladığı şey ise Master Plan olarak da açıkladığı düşük hacimli, pahalı ve elektrikli bir spor araba yapmaktı. Bunu da Tesla Roadster ile başardılar. 

Bu arabayı Elon Musk kişisel serveti ile finanse etti. Master Plan’ın asıl amacı ise önce pahalı bir otomobil yapmak, ardından buradan gelecek gelir ile daha ucuz arabalar üretmekti. Yükseliş Tesla S modelinin gelmesiyle devam etti. Tesla S, 2013 yılında prestijli bir otomobil dergisi olan Automobile Magazine dergisinin Yılın Otomobili ödülünü kazandı. 2015 yılında da Car Drive tarafından Yüzyılın Otomobili ödülü kazandı.

Arabanın o dönem fiyatı yaklaşık 70.000 dolardı. Elon Musk’ın istediği şey ise bu değildi. Musk, daha ucuz ve alt kitleye de hitap eden arabalar üretmek istiyordu. Bunu da yukarıda bahsettiğimiz gibi Tesla Roadster modeli ve sonrasında gelecek gelir ile yapmayı planladı. Bundan sonraki çalışmalarına da bu yönde devam ediyor. Tesla fiyatları beklenen gibi olmasa da planı başarılı oldu diyebiliriz.

Tesla büyük yükselişinin ardından diğer otomobil devlerini de uyandırdı. Volvo gibi önemli araba üreticileri de dizel ve benzinli arabalardan kurtulma planları yaptılar. Bir dönem büyük hisse kayıpları yaşayan ve sıkıntılı günler geçiren Tesla, sektöre yön veren ve en çok satan elektrikli araba üreticisi oldu. Elektrikli araç pazarına hakim olan firmanın, tüm otomobil sektörüne sahip olacağı konuşuluyor.

Tesla’nın büyük başarısı Tesla Semi ile devam etti. Geçtiğimiz yıl tanıtılan Tesla Semi, yük taşımacılığı için devrim niteliğinde oldu. Tırların yıllık yakıt masrafı neredeyse 240.000 dolara yakın tasarruf edeceği belirtildi. Buna bir de araçlara dahil edilen yapay zeka da eklendi. Kendi kendine süren ve diğer işleri de kolayca yapılmasını sağlayan yapay zeka teknolojisi Tesla’yı daha da çekici hale getirdi.

Tesla Cybertruck ve diğer modellerinde de gördüğümüz otonom araç deneyimi çıtayı zirveye çıktı. 12 ultrasonik sensör, 8 kamera, öne bakan bir radar ve bir bilgisayar sayesinde Tesla arabaları kendi kendine gidebiliyor. Diğer araba üreticileri henüz bu teknolojinin yakınına bile gelemedi. Tesla ise şimdiden geleceğin arabalarını ve hatta Tesla Cybertruck ile tasarımlarını belirlemeye başladı.

Henüz tek başına sürmeye o kadar verimli olmasa da(yaşanan kazalardan bunu anlıyoruz) gelecek için çoktan yön verilmiş oldu. Geçtiğimiz aylarda duyurulan ve tanıtım sırasında yaşanan kazayla bir hayli gündemde kalan Tesla Cybertruck’ın 150 bin üzerinde sipariş alması da insanların bu yenilikçi teknolojiye ve tasarımlara ilgi duyduğunu gösteriyor. Elektrikli arabalar çoğaldıkça, Tesla’nın büyümesi de devam edecek gibi duruyor.

Starlink: Musk’ın çılgın projeleri arasında SpaceX ile yapmaya çalıştığı uydu internet ağı da var. İlk olarak 2015 yılında resmen duyurulan bu fikir, SpaceX tarafından 11.000’den fazla geniş bantlı uydunun uzaya fırlatılmasını kapsıyordu. 2020 yılına geldiğimizde bu hizmeti sağlayan Starlink, sektörünün en büyük potansiyeline sahip firmaların başında geliyor.

Hız: Geleneksel uydular 25 Mbps iken, SpaceX’ler 1 Gigabit’e kadar ulaşıyor.
Maliyet: Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, SpaceX daha şimdiden maliyeti yarısından fazla indirdi ve indirmeye de devam ediyor.
Gecikme: Bir verinin dünya ile uydu arasında gidip gelmesi için gereken süre şu an 600 milisaniye. SpaceX ise bunu 30 milisaniyeye indirmeyi hedefliyor.

Bu listeye dikkate alındığında, SpaceX ve Starlink’in ne kadar önemli bir görev üstlendikleri görülüyor. Bu proje kapsamında Starlink ilk iki uydusunu Tenten A ve B’yi 2018 yılında uzaya gönderdi. SpaceX’i bekleyen bir tehlike var. Amerika Federal İletişim Kurumu(FCC) uyduların 2024’e kadar en az yarısının başlatılmasını istiyor. SpaceX ise bu tarihe kadar en fazla üçte birini başlatmayı planlıyordu.

6 yıllık süre boyunca toplamda 11.000 üzeri uyduyu bu proje kapsamında uzaya gönderecek SpaceX’in bir diğer sorunu da uydu enkazları. ABD Federal İlişim Komisyonu (FCC) bu konuda da SpaceX’ten ayrıntılı ve güncellenmiş bir yörünge planı sunmasını istedi. Yani bir bakıma SpaceX uyduları bozulduğunda diğer uydulara tehlike yaratmayacağından emin olunması isteniyor. Nede olsa 11.000'den fazla uydudan bahsediyoruz.

Hyperloop: Tesla ve SpaceX çok ilginç ve ilgi çekici olabilir ama eminiz ki Elon Musk’ın ulaşım planları da bir o kadar etkileyici. Bilim kurgu filmlerini aratmayan fikirlerini hayata geçirmeye başladı bile. Hyperloop kapsülü ile 6 saatlik bir mesafeyi yalnızca 30 dakikaya indirmeyi planlıyor. Bu yaklaşık 2.5 dakikada 48 km demek oluyor. Üstelik her sefer için sadece 20 dolarlık bir maliyeti olması gerekiyordu.

Maliyetine baktığımızda şu anki hızlı trenlerden çok daha hızlı ve daha az maliyetli olduğunu söyleyebiliriz. Yapıldığında dünyadaki en hızlı ulaşım türü olacak. 2. sırada ise havayolları yer alacak. Mevcut yolcu uçakları ortalama 925 km hızla hareket ediyor. Hyperloop ise bu hızdan yaklaşık 3 kat daha hızlı olacak. Bu nedenle Hyperloop’un havayolu sektörü üzerinde büyük etkisi olması bekleniyor. 

Düşününce inanması bile bir o kadar zor oluyor. Bu hesaba göre İzmir’den İstanbul’a ulaşım yaklaşık 20-25 dakika sürecektir. Bu oturduğumuz şehirlerden, işlerimize kadar her şeyi etkiler. Örneğin İzmir’de oturan birisi rahatlıkla İstanbul’da çalışabilir hatta İstanbul’da oturmadığı için işine çok daha erken bile gidebilir. Bunları düşünmesi çok güzel ama uygulamada da aynısı olması gerekir.

Bu iş dünyası ve ulaşım dışında nakliye sektörünü de baştan sona değiştirecek bir durum. Amerika’dan, Japonya’dan, açıkçası dünyanın herhangi bir köşesinden satın aldığınız bir ürünün aynı gün içerisinde evinize gelmesi anlamına geliyor. Şirketler için de üretim ve dağıtım anlamında çok daha verimli ve hızlı olmasını sağlıyor. Elon Musk dünyayı değiştirmeye devam ediyor.

The Boring Company: Elon Musk Twitter hesabını aktif kullanıyor. The Boring Company şirketinin tam olarak başlama hikayesi de bu şekilde oldu. Bir gün trafikten sıkılan Elon Musk, kendisine bir kazma makinesi almaya karar veriyor ve şehrin altını oymaya başlıyor. Şirket de ismini İngilizce’de delme anlamına gelen “boring” kelimesinden alıyor ki bu kelime aynı zamanda "sıkıcı" anlamına da geliyor. Herkes Musk’ın şaka yaptığını zannederken olayların aslı ortaya çıkıyor.

AR-GE aşamasında olan tüneli kazan Musk, projesinin ne kadar etkili olacağını da videolarla kanıtladı. Boring tünelleri, normal bir şehir trafiğinde yaklaşık 6 dakikada ulaşabileceğiniz bir mesafeyi 1 dakikada ulaşmanızı sağlıyor. Özellikle İstanbul ve New York gibi şehir trafiğinin her gün kilitlendiği ve kısa mesafeler için bile saatlerce beklendiği anlarda The Boring Company tünelleri çok işe yarayacak gibi görünüyor.

Aslında şirketin en büyük sıkıntısı tünel açmak. Yaklaşık 2 kilometrelik bir tünel açmanın maliyeti 1 milyar dolar oluyor. Elon Musk ise bunu kilometre başına 100 milyon dolara indirmeyi hedefliyor. Bunun için de sadece aracın geçmesine yetecek kadar tünel açılılıyor. Bu da 14 metrelik yani normal bir tünelin yarısı genişlikte tüneller demek oluyor.

Sistemin çalışması ise aslında oldukça basit. Tünele giren arabalar elektrikli bir taşıyıcı üzerinde duruyor. Bu taşıyıcılar aracın saatte yaklaşık 204 km hıza ulaşmasını sağlıyor. Hedef olarak öncelikle Tesla sahiplerinin bu hizmetten yararlanması planlanıyor. En çılgın noktası ise Elon Musk, Amerika’daki evlerin direkt bu tünele bağlanmasını sağlamaya çalışıyor.

Bu tünellerde elektrilikli arabalar dışındaki diğer araçlar yer almayacak. Nedeni ise tabii ki de tünele dolacak egzos dumanları. Tünel içi ekstra havalandırma maliyeti gerektirmesi ayrıca hava kirliliği oluşturması nedeniyle benzinli veya dizel araçlar bu tünelleri kullanamayacaklar. Elon Musk ayrıca tünelde oluşacak atıkları da inşaat malzemesine dönüştürecek ve düşük bütçeli ev yapımları için bağışlayacak.

Son olarak şirketin şu an 4 farklı şehir için altyapı projesi var. Bunların içerisinde tünel içi toplu taşıma da olacak. Elektrikli araba sahibi olmayanlar, bu toplu taşımadan faydalanabilecek. Her araç 12 kişiyi taşıyacak. Bu da günde 40 binden fazla yolcu demek oluyor. Bakalım bu çılgın proje elektrikli arabaları çoğalttığımız zaman bize de gelir mi?

SpaceX: Kimi bilim insanlarına göre yeniden kullanılabilir roketler, SpaceX’in çılgın Mars projesinin bir başlangıcı.SpaceX’in bir diğer çılgın projelerinin arasında roket ile toplu taşıma da var. Evet, bildiğimiz uzaya fırlatılan Falcon 9 gibi roketlerle yeryüzünde bir başka noktaya yolcu taşımacılığı yapılacak.

Falcon 9 roketleriyle uzaya roket fırlatma maliyetini yarıdan fazla indiren Elon Musk, en önemlisi her seferinde sıfırdan uzay aracı inşaa etmenin gereksiz olduğunu da kanıtlamış oldu. Bunun dışında yük taşıma maliyetini de önemli bir ölçüde azaltmayı başardı. Yani bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Bazı görevlerinde sıkıntılar olsa da SpaceX uzay macerasına tüm hızıyla devam ediyor.

SpaceX'in sahip olduğu altyapı, roket fırlatma maliyetlerini 450 milyon dolardan 80-90 milyon dolara kadar düşürdü. Bu yönde ilk adım Falcon 9 roketi ile atıldı ve normalin yarısına mâl oldu. Elon Musk’ın temel amacı ise uzaya roket gönderme maliyetini görev başına 1 milyon doların altına indirmek.

Maliyetler de düşünce de her yıl binlerce roketin kolaylıkla uzaya gönderilmesini mümkün kılar. Böylece dünyanın en ücra köşesinde bile internetsiz kimse kalmaz. İlginç bir gerçekse şu an dünyanın birçok yerinde hâlâ yüksek hızda internetin olmaması. Bu da Starlink’in bu projesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Yukarıdaki grafikte kilogram başına bir yükün uzaya gönderilme maliyetini görüyoruz. İlk roketlerde 1 kg yükü fırlatmanın maliyeti 15 bin dolar üzeriyken şimdi Falcon Heavy roketi sayesinde 4 bin dolar altına indi. Bu da yeniden kullanılabilir roketler ve çok daha az maliyetlerle, bir yıl içerisinde çok fazla fırlatma yapılabilir anlamına geliyor. Aslında tüm bunların hepsi Elon Musk’ın Mars’a bir milyon insan koyma fikrinden geliyor.

Elon Musk’a göre insanlığın sadece Dünya üzerinde devam etmesi delice bir fikir. Musk, geleceğimizi kurtarmak ve kaçınılmaz yok oluştan kurtulmamız için başka gezegenlere gitmemiz gerektiğine inanıyor. Aslında Mars konusundaki ısrarı da buradan geliyor. Bu konuda insanların Mars’ta yaşamasına olanak sağlayacak ve gezegene uyumlu ev tasarımı projeleri de başlatmıştı.

SpaceX’in günün birinde Mars’a gideceği neredeyse kesin. Peki Mars’a gitti diyelim; nasıl geri dönecek? İşte bu sorunun cevabını da yine Elon Musk’ın kendisi veriyor. SpaceX roketleri oksijen ve methan karışımı olan Methalox’u yakıt olarak kullanacak. Mars’a ulaşan roketler, Dünya’ya geri dönmek için Mars atmosferinden ve madenlerinden faydalanacak. Böylece roketler Dünya’ya dönmek için gerekli yakıtı toplamış olacak.

SpaceX henüz Mars’a gitmedi ama yakın bir tarihte Ay'a gitmeyi planlıyor. Japon milyarder olan Yusaku Maezawa, miktarı açıklanmayan bir ödeme yaparak Ay’a gitmek için başvurdu. Japon milyarder ve birkaç sanatçı yolcu, uzun zaman sonra Ay’a ayak basan insanlar olacak. Bu proje kapsamında çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bu yolculuğun tahmini olarak 2023’te yapılması planlandı. Ardından rota Mars olacak.

İnsanları önce Ay'a sonra da Mars'a götürmesi planlanan roket: Starship

Uzun yıllar boyunca sır gibi saklanan bir SpaceX projesi vardı. 2019'da yapılan açıklamalarla sır olmaktan çıkan yekpare roket Starship'in ilk denemeleri yukarda izlediğiniz şekilde yapıldı. Roket şimdilik yerden 150 metre yükseye kadar çıktı. Zaten önemli olan da yeryüzünden ayrılabilmek ve geri inebilmekti. Bu sorun da çözülmüş gibi görünüyor.

Starship'in son hali;

OPENAI: OpenAI tarafından geliştirilen bir yapay zeka, oyuncu olarak bir DOTA 2 turnuvasına katılmıştı. Turnuvada Dota 2’nin en iyi oyuncularından birini bezdirdi ve pes ettirerek galip oldu. Aslında Elon Musk'ın ekibi bu yapay zekayı oyun oynaması için tasarlamamıştı. Ancak yazılımların gerçek alanda test edilmesi, yapay zekaların potansiyelini ortaya koyan en önemli unusr.

Diğer taraftan Elon Musk’a göre yapay zeka insanlığın karşısındaki en büyük tehdit. Kendisi birçok röportajında yapay zeka teknolojileri geliştikçe, günün birinde insanlığa hükmedeceğini ve hatta yok edebileceğini belirtiyor. Yani Musk için yapay zekalardan yana pek umutlu değil diyebiliriz. Buna rağmen kendi şirketlerinden biri de dünyanın en gelişmiş yapay zekalarından birini üretti.

Elon Musk tüm yapay zeka araştırmalarını kâr amacı gütmeyen OpenAI şirketinde yürütüyor. Google, Facebook ve Amazon gibi çalışmalar büyük gizlilikle korunuyor. Şirketin asıl amacı ise insanların yaşamını kolaylaştıracak yazılımları üretmek. Örneğin bir futbol antrenörü için futbolcusunun hangi mevkide, ne kadar süre oynaması gerektiği ve hangi antrenmanları yapması gerektiğini hesaplamak gibi.

Herkes yapay zekanın ticari getirisine odaklanmışken Musk’ın aklını kurcalayan sorular var. Her defasında yapay zekanın insanlardan çok daha zeki olacağını dile getiriyor. Peki ya yapay zekalar da hata yaparsa? Bunun için iki yol var; ya yanlışlıkla bir hata yapacak ya da kasıtlı olarak hata yapacak. İki seçenek de korkunç sonuçlara yol açabilir, hemen örneklendirelim.

Elon Musk'a göre yapay zeka:

Örneğin gelecekte dünyayı temiz tutması için bir yapay zeka tasarladık. Günün sonunda yapay zeka çöplerden kurtulmak için onları toplayacaktır. Peki ya başka bir yol seçerse? Bu çöplerin ve dağınıklığın sorumlusunun insanlar olduğunu algılayıp, çöpler yerine insanları ortadan kaldırmak isterse? İşte bu tarz soruların cevapları hiçbir zaman tam olarak verilemeyecek. Musk da bu soruların cevaplarından endişe duyuyor.

Kimilerine göre saçma gelebilecek bu soruların hâlâ bilim insanları tarafından tartışılan konuların başında geliyor. Yapay zekalar hayatımıza çoktan girdi ve kapladığı alanlar iyice büyüyor. Bundan 30-40 yıl sonra neredeyse adım attığımız her yerde, kullandığımız her alette bir yapay zeka olacak. İşte OpenAI de bu konuda, yapay zeka araştırmalarını güçlendirmek için çalışıyor.

Neuralink: Bu ana kadar sürekli uzay, bilim, teknoloji ve enerji üzerine konuştuk. Elon Musk denilince akıllara bunlar gelse de aslında sağlık sektöründe de önemli çalışmalar yapıyor. Aslında bana sorarsanız yukarıdaki şirketler heyecan verse de, asıl bilim kurgu konusu olan ve heyecan veren Neuralink şirketinin yaptığı şeyler.

Neuralink insan beyni ile bilgisayarları birleştirmenin bir yolunu arıyor. Çocukluğumuzdan beri hayranlıkla izlediğimiz Robocop filmleri ve Evrim filmi gibi de düşünebilirsiniz. Direkt beynimiz ile kontrol edebildiğimiz bilgisayarlardan bahsediyoruz. Beyin makine arayüz araştırmaları ile ilgili iki büyük sorun var. Birincisi milyarlarca nöronumuz var ve beyin makine arayüzleri sadece birkaç tanesini kaydedebiliyor.

Yukarıda bahsettiğimiz şunu ifade ediyor; bir imleci beyninizle hareket ettirebilirsiniz ama bir piyano çalamazsınız. İkinci büyük sorun da bu bağlantının kablolarla yapılması. Bu da beyin enfeksiyonu riskini ortaya çıkarıyor ve insanlar için büyük tehlike oluşturuyor. Temel olarak Neuralink de bu sorunları çözmenin peşinde araştırmalar yapıyor.

İnsan beynini makinelere bağlayan şirket:

Şirket bu iki sorunu çözdükten sonra projesini önce hasta insanlar da, başarı elde edilmesinin ardından da tüm insanlarda kullanmaya başlayacak. Elon Musk’a göre gelecekte olabilecek bir yapay zeka darbesinden kurtulmamızın tek yolu bu olabilir. Musk’a göre en iyi senaryoda evcil hayvan oluruz, en kötüsünde de tamamen yok oluruz. Elon Musk ya gerçekten çok korkuyor ya da bizi iyi trollüyor…

Elon Musk ve bilim kurgu filmlerini aratmayan şirketleri, çalıştığı sektörler bu şekilde. Gelecekte adından çok daha fazla söz ettirecek olan Musk, sadece ülkesinin değil tüm dünyanın geleceğini tasarlıyor. En büyük hayali olan Mars projesi ile bizi dünya dışını da götümeye kararlı olan Musk, gelecekte çok daha farklı işler yapacak gibi duruyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Markaların internet görünürlüğü her geçen gün daha da önemli bir hale geliyor. İnsanlar artık tüm ihtiyaçlarını internet üzerinden araştırarak karar veriyor. Bu durum ...

Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX Uzaya ilk kez astronot gönderen özel şirket olarak tarihe geçti. SpaceX'in Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderdiği astronotlar Drag...

Elon Musk kimdir? Elon Musk'ın şirketleri ve çılgın projeleri neler? Elon Musk'ın şirketleri hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor? Elon Musk'ın gelecek planları neler...

Son zamanlarda gökyüzünde tren gibi geçiş yapan parlak cisimler vatandaşlar tarafından birçok farklı şekilde yorumlanıyor. Tren gibi geçiş yapan nesneler için vatandaş...

Son yıllarda belgesel yapımları arasında infial yaratan Cosmos'un ikinci sezonu Possible Worlds (Muhtemel Dünyalar), Mart ayında başlıyor. Cosmos Possible Worlds hangi...

ABD Ulusal Güneş Rasathanesi'ne ait olan ve Haleakala yanardağının zirvesinde 3 bin metre yükseklikte konumlandırılan teleskop, Güneş'in en ayrıntılı görüntülerini eld...

Tüm canlıların en değerli organı beynin yüksek çözünürlükte ve tüm detaylarını gösteren fotoğrafı yayınlandı. Araştırma Google ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Virgi...

Yazarlar
Website Security Test