Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

CHP İzmir’de sürpriz olabilir mi?

5.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ooooo!.. İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır,”Ön seçim olsun” diyen  İzmir Milletvekili Atila Sertel, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, hatta “Kocaoğlu’nun fikri sorulsun” diyen eski il başkanı Alaaddin Yüksel ve daha kimler kimler…Mesela Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tuncay Özkan; acaba alınan bir kararla MYK üyelerinin “aday adayı olmaları” önlendi mi, tam bilemiyorum!..

İşte Aziz Kocaoğlu’nun “aday olmayacağını” açıklamasından sonra, CHP genel merkezinin ve İzmir teşkilâtının gündemine “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday adayı olacaklar mı” sorusuyla düşen isimlerden bazıları…

Ama “henüz” hiçbirinden “aday adaylığı” konusunda açıklama yok; galiba hepsi de “ötekilerden hangilerinin aday adayı olacağını ortaya koyacak açıklamaları” bekliyor.

Merak edilen konu ve soru şu; “Bu kadar çok aday varken, daha bazılarının bile gönüllerinde aslan yatarken” CHP Genel Merkezi ne yapacak?

Ön seçim mi, aday yoklaması mı, anketler mi, yoksa doğrudan “Genel Başkan + Merkez Yürütme Kurulu + Parti Meclisi” kararı mı?..

Aday adayı olacakların hesapları arasında “adayın nasıl seçileceğini” tahmin edebilmek, bilmek, öğrenmek önceliği de var; zira “şanslar, her sisteme göre” değişecek!..

Gazetelere uğruyor, yokluyorum, partiye uğruyor, yokluyorum, genel merkeze yakın arkadaşlarımla konuşuyor, yokluyorum; “kuliste adı henüz adı geçmeyen” bir sürprizle de karşılaşılabileceği kokusunu da alıyor gibiyim; “Sürpriz”; kim olabilir ki?..

 

+++++++

 

Ya diğerleri?..

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için AKP’de “şimdilik” konuşulan “tek isim” var; İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener!..

“Başka biri” olabilir mi; “Başkan (Yani Cumhurbaşkanı) ne derse o, “kimi” derse o; itiraz edecek, “Olmaz” diyecek var mı?..

MHP zaten, “Erdoğan kimi aday yaparsa, onu destekleyeceğini, aday göstermeyeceğini” çoktan açıklamıştı!..

“Milliyetçi kesimin İzmir’de aday gösterecek tek partiye oy vereceğini düşünen” İYİ Parti kodamanları, bakalım “kimde” karar kılacaklar; inşallah 24 Haziran seçimlerinde yaptıkları hataya düşmezler de, İzmirlinin “iyi” tanıdığı “İyi” bir isim bulurlar ve de İzmir’de kaybettikleri prestiji yeniden yakalama fırsatını kaçırmazlar!..

CHP’nin “İzmir’de seçim kazanmak için onların oyuna ihtiyacı olmayacağını” düşünüyorlar, tersine “CHP küskünlerinin oylarını” kendileri alabilirler!..

Benden tavsiye: bu defa “aday seçimini Musavat Bey’e bırakmasınlar!..”

İzmir’de HDP de aday arıyor; ama “24 Haziran seçimlerinde CHP’den ödünç aldıkları oyları” geri verebilirler, hem de seve seve!..

 

+++++++

 

Zenginlerin villaları!..

 

Bir toplantıda aynı masaya düşmüştük, onlar anlattılar; “Çeşme’de Çiftlikköy’e giden caddenin sol tarafındaki tepeye doğru teraslanan bir sitede oturuyoruz. Yoldan büyük Turizm Şirketleri’nin tur otobüsleri de geçiyor. İçlerinde Turizm Bakanımızın şirketinin otobüsleri de oluyor. Yaz günleri, elbette otobüsün pencereleri açık; Rehberlerin elinde mikrofon, turistlere bilgi veriyorlar, bizler de bahçelerdeyiz, duyuyoruz. Evlerimizi işaret ederek ‘özetle’ diyorlar ki; ‘Bunlar, İzmir’in, ülkenin zenginlerinin yazlık villaları!’ Bu işaretlere, bu nitelendirmelere ne gerek var; zaten gören görüyor, bilen biliyor.”

Bilmem ki, “bu durumdan haberdar olsa” sevgili Turizm Bakanımız ne der?..

 

+++++

 

İngiltere’den, Türkiye’ye!..

Gazeteleri okurken, “muhalif olmayan” bir gazetede, izin almadığım için, yazarının adını yazamıyorum, bir yazı okudum, beni çok etkiledi. İşte o “Bak şu ‘gavur’un yaptığına!” başlıklı yazıdan bir bölüm:

“Bülent Ecevit'in hatıralarını okurken İkinci Dünya Savaşı sonrasının İngiltere'sini tasvir ettiği satırlar beni çok etkilemişti. Eski Başbakan şunları anlatıyordu:

‘Savaş yeni bitmişti ve İngiltere'nin ekonomik sıkıntıları çok büyük ölçülerdeydi. Birkaç yıldan beri her şey karne ile veriliyordu ve çok sınırlıydı. Orada bütün İngilizlerin bütün sıkıntıları ortaklaşa yaşamaları, bizi çok etkilemişti. Mesela bir iki karaborsa yiyecek dükkânı vardı ve sadece yabancılar giderdi, İngilizler gitmezdi. O toplum bilinci, sıkıntılara birlikte katlanma anlayışı... Su kıtlığı da vardı. Ama herkes bilirdi ki İngiltere Kralının ailesi de aynı kurallara uygun davranıyordu. Darlığı olan bir ihtiyaç maddesinin sıkıntılarına herkes şikâyetsiz katlanırdı. Çünkü herkes; bir köylü de, bir işçi de, bir küçük memur da bilirdi ki kendisi ne kadar et, peynir ya da yağ yiyebiliyorsa, Kraliçe de, Başbakan da, lortlar da o kadarını yiyebilmektedir...’

O eski İngiliz toplumunun duruşundan eser kalmış mıdır bilmiyorum. Ama bu durum, bizim gibi toplumlar için çok öğretici.”

Sağırsultan olarak “benim ilave edeceğim” bir şey kaldı mı, bu anekdota; eskilerin değimi ile “Ağyarını mani, efradını cami” zaten…

Yani, özetlersek, “İçinde olmaması gereken hiçbir şey yok, olması gereken her şey var” yazıda!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test