Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Aziz Başkan yoksa'', oy da ''yok'' mu?..

21.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Bayındır seninle Aziz Baba” yazıyordu, pankartta…

Gerçekten doğru muydu; “Yerel Ürünler Festivali” için Kiraz’daydım, sorguladım.

Çevre ilçelerin kooperatifleri, üreticileri, insanları “bayram yapıyordu”, İzmir’in en uzak ilçesinde, o ilçenin insanlarıyla kol kola, el ele…

Keşke, CHP Genel Merkezi’nde, İzmir’de o belediyenin, bu ilçenin kapalı kapılar arkasındaki odalarında “Aziz Başkan’ın makamını işgal etmek için” toplanan “Ne yaparız, nasıl yaparız” planları yapanların kodamanları da “orada” olsaydılar da o “yerel ürünler, kooperatifler bayramı yapan” yurdumun insanlarına sorsaydılar; “Aziz Kocaoğlu aday olmazsa, kime oy verisiniz” diye, acaba alacakları cevap ne olurdu?..

Bakınız, oradaki kadınlar, oradaki erkekler, ihtiyarı ve gençleri ile “bu soruyu kötü niyetle sorduklarına inandıkları an”, o sorgucuları “sopa / değnek” Kiraz’dan kovarlardı, evet kovarlardı!..

 

Dünya Belediyelerinin uluslararası kuruluşlarının, temsilcilerinin “övgüyle, hatta kıskançlıkla alkışladığı”, dahası “her belediyeye örnek gösterdikleri” İzmir Usulü kalkınma modelinin “canlı / heyecanlı / coşkulu bir örneği” yaşanıyordu; Kiraz’da!..

Ve “o kapalı kapılar ardının adamları”, Aziz Başkan “Türkiye'deki diğer 1400 belediyeden farkımız işte budur. ‘İzmir Modeli’ olarak ortaya koyduğumuz kalkınma temelli yönetim anlayışı, 21. yüzyılın yerel yönetimler açısından en önemli karar ve uygulamasıdır ve bu yüzyıla damgasını vuracaktır” derken, etraflarına baksalar, insanların yüzlerindeki, gözlerindeki ışıltılardan “başkanlarına olan bağlılıklarını, sevgilerini” göreceklerdi.

Bakın buradan, Kiraz’dan “tarih düşüyorum”; bugün 16 Eylül Pazar: İzmir’de Aziz Kocaoğlu aday olmazsa, CHP’nin başkanlık seçimini kazanması güç. Hatta hayal bile olabilir; eğer AKP “iyi bir aday” çıkarırsa!..

 

+++++++

 

 

“Aday olacak mı, olmayacak mı?”

Kiraz Festivali’ndeki görüntülerden sonra, “Aziz Başkan “1 Ekimde adaylıkla ilgili kararını açıklayacak” açıklamalarına cevap aramaya başladım; “Aday olacak mı, olmayacak mı?..”

İzmir CHP konusunda, “parti içinden ve parti dışından söz söyleyebilecek” kimi tanıyorsam sormaya başladım. İlk turdaki tablo, “10 kişiden 5’i olacak, 2’si olmayacak, 2’i’ olabilir de, olmayabilir de, daha zemin yokluyor gibi, görüşündeydi, 1’i de, enteresan bir tahminin sahibi” idi.

Neydi o tahmin; “Yüzde 10 olmayacak, yüzde 25 olacak, yüzde 65 de ‘Ben, ön seçim yapılması şartı ile adayım’ diyecek. Kısacası, parti içi muhaliflerine de, makamda gözü olanlara da, Genel Merkez’e de ‘hodri meydan’ diyecek. Biliyor ki karşısındaki cephe ‘kendisinin gitmesinde’ birleşiyor, iş ‘yerine kimin gelmesi’ konusuna gelince, parça parçalar. Ön seçimi kazanmalarına imkan yok; yani, açık ara kendisi kazanacak. Genel Merkez, ‘ön seçim isteğine karşı çıkabilir’ mi, sanmıyorum. Peki, risk alıp, başka birini aday atayabilir mi; ‘demokrasi’ diyen bir partide ‘başarılı ve dünyaca takdir edilen bir başkanı’ bir kalemde silip atmak kolay mı? Ya seçim kaybedilirse ki tablo geçen defalardaki gibi ‘garantili’ bir durumu hiç göstermiyor; ne yapacak Kılıçdaroğlu ve etrafındaki kapısını aşındıran Aziz Başkan fobililer? ‘Ankara ve İstanbul’u kazanacağız’ diyenler, İzmir’de seçimi kaybetmeyi göze alabilirler mi; sanmıyorum. Ya Kocaoğu’nu aday yaparlar ya da ön seçim. Bu son iki ihtimal de, Aziz Kocaoğlu’na yeniden 5 yıl belediye başkanı olma yolunu açar.”

“Kim yaptı” bu tahmini; ona “Yazabilir miyim” diye sordum, “Hayır, tahmini yaz, adımı yazma” dedi, muhatabım. Bir ip ucu vereyim; gazeteci!

“Bu tahmin” bana mantıklı geldi; sizler ne dersiniz, sevgili okurlarım?

 

+++++++

 

Kokunun ardındaki gerçek!..

 

Körfez’in etrafında oturan, iş yapan ya da gezmeye giden binlerce İzmirlinin “Eskiye mi dönülüyor, bu ne kokusu böyle” diye şikayet ettiği koku için, Valilikteki yetkili müdürün araştırmasına ve açıklamasına, neredeyse “Yok böyle bir şey, uyduruyorsun” anlamına gelen bir açıklama ile cevap vererek, “kendileri” bir yana, Büyükşehir Belediye Başkanını da zor duruma düşüren, İZSU’nun başındaki 5 hanımefendiye Sağırsultan’ın bir sorusu olacak:

Acaba, o koku hakkında ‘Bilmiyoruz, bulamadık, kokmuyor’ şeklinde bir açıklama yapmanızın altındaki sebep, teşkilat içindeki ‘Çevre Mühendisleri kadrolaşması’ olabilir mi? Bu işi bilen uzman mühendisler bir kenara itilirken, mesela Parklar ve Bahçeler Müdürlüğü’nde olmaları gereken Çevre Mühendislerini, İZSU’ya doldurmanın, onlara şeflikleri, müdürlükleri ikram etmenin sonunun ne olduğunu, ‘koku’ ortaya çıkarmadı mı?..”

Bakın başka bir şey daha söyleyeyim; Allah sizden razı olsun, teşekkür ederiz, bizim oraların kanalizasyon rögarlarını, kapaklarını yenilediniz. Tamam da, rögar kapaklarını yerleştirmek için asfatta açılan çukurları kaç ay geçti, hâlâ doldurmadınız ya da doldurtmadınız. O yeni rögar kapaklarının kenarları jilet gibi keskin. Otolar geçerken, lastikler yara alıyor; kaza olabilir, lastiklerin sık sık yenilenme ihtiyacı ise mutlak. İzmir’in çeşitli yerlerinde de benzer görüntüler var, o yüzlerce rögar çukurları daha kaç ay ‘öyle’ kalacak; hiç sormaz, evlerinize giderken görmez, ilgilenmez misiniz?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test