Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Süper anne nedir? Süper anne olmak isteyen kadınların yaşadığı zorluklar

6.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Süper anne nedir? Kariyer hedefi olan anneler ve anne adayları neler yaşıyor? Bir yandan geleneksel kalmaya çalışarak anne olan, evine bakan; bir yandan modern olmaya çabalayan, kariyer hedefleri olan kadınların yaşadığı bu çatışma aileler için zorlu bir gerilim haline gelebiliyor.

Mükemmel kariyer, mükemmel anne, mükemmel eş… Tüm bunlar kadınların kaldırabileceğinden çok daha fazla sorumluluk üstlenmesine bunun sonucunda da hem kendisini hem aile bireylerini mutsuz edecek tutumlar sergilemesine yol açıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Klinik Psikolog Gözdem Özdem, modern çağda kadının rolleri ve bu koşullarda yetişen çocukların sorunları hakkında bilgi verdi.

Bu bir sendrom!
Modern çağda kadının rollerine adım adım bakmak gerekmektedir. Öncelikle her kadın bir aileye mensuptur ve o ailenin kıymetlisi yani evladıdır. Aslında her kadın bir çocuktur. Hayat, çocuk rolünü zamanla evrilterek iş rolünü, zamanla eş rolünü, ev hanımı rolünü ve son olarak annelik rolünü kadına sunmaktadır. Tüm bunlardan, çoğu zaman belki de sadece iş hayatı kadının kendi iradesiyle seçtiği roldür. Diğer her şey kendiliğinden gerçekleşen, döngünün bir parçası haline gelmiş hatta kadına dayatılmış roller olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman danışanlar psikoterapi seanslarında bu rollerin kendilerine dayatıldığını fark ederler. Oysa yetişkin olmak ile dayatma birbiri ile hiç anlaşamaz. Bir bireyi yetişkin yapan şey yani onu çocuk olmaktan ayıran nokta dayatmalar değil sorumluluklardır. Kadın, hem doğurmak hem de çalışmak ister. Kadının bu zorlanma ve kendisini zorlama döngüsü literatüre yeni bir tanımlama getirmektedir: “süper anne sendromu!”

Süper annelerin ortak özellikleri genellikle şöyledir:
• 30 yaş üstü eğitimli anneler,
• Mükemmeliyetçi kişiler,
• Tek çocuk sahibi olanlar,
• Geç ebeveynlik; çok beklenen çocuk,
• Sosyal medya dayatmasına yenik düşenler,
• Günlük dilde çokça -meli -malı kullanımı.

Süper anne sendromunun belirtileri fizyolojik ve psikolojik belirtiler olarak değerlendirilmektedir. Fizyolojik belirtileri;
• Uykusuzluk,
• Yorgunluk,
• Dikkat dağınıklığı,
• Sakarlık,
• Kas ağrılarına bağlı olarak dolaşım sisteminde bozukluk,
• Fibromiyaljidir.

Psikolojik açıdan ise; büyük beklentiler ile güne başlayan anneler beklentileri karşılanmadığında öfke patlamaları yaşarlar. Çünkü bu beklentiler gerçekçi ve sağlıklı beklentiler değildir.

“Ben yaşayamadım, çocuğum yaşasın” düşüncesi bütün aileye zarar veriyor
Çocuğunun her istediğini yapan, “ben yaşayamadım çocuğum yaşasın” deyip özveriyi ve anlayışı elden bırakmayan ebeveynler, çocuklarının kendi hayatlarına adapte olmalarını farkında olmadan engellemektedir. Çocuk o kurstan çıkıp diğerine koştururken yaşadığı o boşluk hissini henüz tanıyamaz; yer yer gergin, yer yer suskun, yer yer öfkeli bir hale gelir. Buna karşılık bir süper anne şöyle düşünür: “Ben bu kadar verici oldum ama neye yaradı?”

Böyle yetiştirilen çocukların kendi isteklerini dile getirmesi bile onlar için çok zorludur. Buna rağmen çocuk kendi isteklerini dile getirmeye başladığında anneleri tarafından yargılanır. Böylece çocuklar kendi isteklerini dile getirmemeyi öğrenir, tutuk bireyler haline dönüşür. Onları tutuk kılan ise hissettikleri korku duygusudur. Bir süper anne her şeye yetişmeye çalışırken öfke ve pozitif duygular arasında hızlı geçişler yaşar. Çocuğun korkusu annesinin nerede, ne zaman, nasıl davranacağını bilemeyişidir.

Çocuğunuzun mücadele etme becerisini elinden almayın!
İyilik niyetiyle yapılan hatalar çocukta boşlanmışlık hissi yaratır. Bu his ile kendi hayatını inşa edemeyen bir bireyin yetişkin olması beklenemez. Bu kimseler daima hayatlarındaki zorluklar ile yüzleşmekte zorlanan, yetersiz, alıngan, kırılgan olacaktır, kısacası narsist çocuklar haline geleceklerdir. Aslında onlar elbette narsist ya da diğer ifade ile bencil çocuklar olmak istemeyeceklerdi. Ancak gelişen süreç onların farkında olmadan bencilliklerinin gelişmesine olanak tanımaktadır. Bu dayatmanın en kötü sonucu ise çocukların baş etme, mücadele etme becerilerinin ellerinden alınmasıdır. Her ihtiyacını her zaman karşılayan süper anneler onları farkında olmadan pasifize etmektedir. Yani aslında bir yerde süper anne varsa orada süper çocuk yani narsist çocuk vardır. Bir yerde narsist ya da bencil çocuk varsa o aile, ‘çocuk endeksli’ bir ailedir.

Bırakın kusurlu yetişsinler
Kusur algısı bakış açısını değiştirir. Kusursuz olmasını istedikçe beklentiler yükselir. Süper annelerin ise gerek kendi kusur ve hatalarına gerekse çocuklarının kusur ve hatalarına tahammülleri yoktur. Annenin kusursuzluk ihtiyacı, beklentinin yükselmesine ve gereğinden fazla sorumluluk almaya sevk eder. Tüm bunlar ise annelerin kendilerine en sık sorduğu ‘ Ben iyi veya yeterli bir anne miyim?’ sorusuna yanıt bulmak içindir. Özetle; mükemmel anne diye bir şey yoktur; içgüdüleri olan, sezi ve deneyimlerini sentezleyen, analiz eden anne olması gerekir. Rolleri arasındaki dengede kendisini konumlandırmakta zorlanan annelerin uzman rehberliğinde kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi öğrenmesi gerekir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Dr. Sevil Pekmezci dudak damak yarığıyla dünyaya geldi. Uzun yıllar tedavi gördü, pek çok operasyon geçirdi. Bu gün o aynı kendisi gibi bu hastalıkla dünyaya gelenlere...

''Ülkemizde bir yılda doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u, prematüre olarak doğmaktadır. Bu bebeklerin büyük bir kısmı ise, bir kilonun altında yani; ‘Aşırı Düşük Doğ...

Günümüzde diyabetli iki kişiden biri hastalığı teşhis edilmeden yaşıyor. O nedenle ebeveynlerin diyabet işaret ve uyarılarını bilmesi çok önemli.

Zatürre; çok yoğun çalışanlar, sık sık yorgun düşenler ya da KOAH gibi solunum ve akciğer sistemini zorlayıcı hastalıklardan mustarip olanların kapısını çalan bir hast...

Türkiye’de organ bağışı konusunda çok yol kat edilmesine karşın birçok şeyin ne yazık ki halen yanlış bilindiğini vurgulayan Prof. Dr. Gürkan Tellioğlu önemli açıklama...

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülseren Sağcan, akciğer kanserine yol açan en büyük etkenin yüzde 90 ile sigara olduğunu vurguluyor. Bu tehlikeli kanser türüne karşı to...

Günümüzde her geçen gün daha da ilerleyen modern tıp teknikleriyle estetik kaygılarımız son buluyor. Bir çok insanın estetik kaygı ile ya da yaşam kalitesini arttırmak...

Yazarlar
Website Security Test