Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Meme kanserine yakalanan kadınlar yaşadıklarını anlattı

1.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Meme kanseri tanısı almış, tedavi görmüş üçü de anne üç kadın zorlu süreçte başa çıkma yöntemlerini anlattı.

Medikal Onkolog Prof. Dr. Rüçhan Uslu, meme kanserinin ister birinci, ister dördüncü evrede olsun tedavi edilebilir bir kanser türü olduğunu belirterek yüreklere su serperken, meme kanserini yenen üçü de anne üç kadın, aynı tanıyı alıp hayattan kopan hastalara seslendi, “Biz kanserden ders çıkardık, hayatımızı karartmak yerine yaşamayı seçtik” dedi, nasıl başardıklarının formüllerini verdi.

Ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser olan meme kanserinde tarama ve erken tanının önemine dikkat çekmek için her yıl Ekim ayı “Meme Kanseri farkındalık” ayı olarak kutlanıyor. Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu, kadınların korkulu rüyası olan meme kanseriynin tedavisindeki gelişmeleri anlattı. Kent Onkoloji Merkezi’nde meme kanseri tedavisi görüp iyileşen iş kadını Canan Yemez, (54) plates eğitmeni Yağmur Öztürk (32) ve İngilizce öğretmeni Belgin Yaramış (45) da tanı ve tedavi sürecinde yaşadıkları deneyimleri diğer hastaların mücadelesine destek olmak, yol göstermek için paylaştı.

HER EVREDE KULLANACAĞIMIZ İLAÇLAR VAR
Prof. Dr. Uslu, meme kanserinin tedavi edilebildiğini ve her evrede uygulanabilecek ilaçlar bulunduğunu bildirdi. Uslu, her yıl meme kanseri tedavisi için yeni 2-3 ilacın kullanıma sunulduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Meme kanseri her ne kadar çok sık görülse bile her evrede ister birinci evre ister evde dörtte tedavi edilebilir bir kanserdir. Bizim için şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp damar gibi kronik hastalıklardan hiçbir farkı yoktur, tedavisi vardır, her evrede uygulanabilecek ilaçları vardır. Üzerinde en çok araştırma yapılan kanser türüdür, bu da tedavisinde seçenekleri artırıyor. Onkolojide 5, 10 yıllık sağ kalım oranlarından söz edilir. 4. Evre pankreas kanserinde 5 yıllık yaşam şansı yüzde 5’lerde, meme kanserinde 10 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90’lardadır. Meme kanserinde 4. evrede 5 yıllık yaşam şansı yüzde 70/80’leri bulmaktadır. Bunlar onkolojide çok yüksek başarı oranlarıdır. Her yıl 2-3 yeni ilaç devreye girmektedir, ne kadar uzun yaşarsanız şansımız o kadar artacaktır.”

Her hastanın kendine özel olduğunu, içtikleri suyun bile farklı olduğunu belirterek kişiye özel tedavi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Uslu, “Her hastaya aynı tedavi uygulanamaz. Her hastanın bu süreci birlikte yürüyeceği bir medikal onkoloğu olmalıdır. Karşınızda bir hastalık var, doktora siz yardım etmezseniz hastalık iyileşmeyecektir, doktor size yardım etmezse hastalık yine iyileşmeyecektir. Tedavide başarı için bu işbirliği şart” diye konuştu.

ÖNCE KABULLENMEK LAZIM, BEN KOLAY ATLATTIM
Plates eğitmeni bir çocuk annesi Yağmur Öztürk (32), geçtiğimiz Şubat başında göğüslerini muayene ederken sağ memesinde bir kitle hissetti. Genç anne eşi Şahin Öztürk’ün ısrarıyla doktora gitti ve memesindeki kitlenin hemen alınması gerektiğini öğrendi. Kent Onkoloji Merkezi’nde ameliyat olan, iki lenfte metastaz saptanan Öztürk, aynı merkezde 16 kür kemoterapi, 35 kür ışın tedavisi gördü. Teşhis koyulduktan üç ay sonra annesi Betigül Özönans’a da meme kanseri tanısı koyulduğunu, sol göğsünün alındığını hatırlatan, annesiyle “Genetik kaderi” paylaşan Öztürk, hastalıkla başa çıkma yöntemlerini anlattı. Başarının baştan her şeyi kabullenmekle başladığını belirten Öztürk şu mesajları verdi:
“İlk başta korkuyorsunuz ister istemez. Yakın olmadığımız bir hastalık, ailemde de karşılaşmadım. Sonra araştırdım baktım ki çözümü olan bir şey, çok fazla üzülmeye gerek yok. Tabii ki de ilaç alacaksın, zor bir süreç, geçecek ama. Psikolojik olarak kendinizi ayakta tuttuğunuz zaman gerçekten çok kolay atlatılıyor. Çok kolay diyorum herkese. Siz ben iyiyim dediğiniz zaman beyniniz ben iyiyimi vücudunuza yayıyor. Bu bilimsel bir şey zaten. Ben iyiyim diyerek atlattım, ailem tabii ki yanımdaydı. Önemli olan şu; nasıl verem, grip, kalp hastalığıysa, şekerse kanseri de kabul etmeden maalesef atlatamazsınız. Önce kabullenmeniz gerekir. Çünkü kabullendiğin zaman aşamaları kabullenmiş oluyorsunuz, mide bulantısı ile bazı ağrılar mı, biliyorsunuz bekliyorsunuz, geçip gidiyor. Ben bundan ders çıkardım. 30 yaşında bana tanı konuldu 32 yaşındayım , şu anda 55 yaş maneviyatına sahibim. Sürekli şükretmeyi, her anı, mutlu olmayı öğreniyorsunuz. Herkese şunu söylüyorum bir şeylerin farkında olmak için hasta olmayı beklemeyin. Ameliyattan sonra ayıldığımda tek yapmak istediğim şey eşim ve oğlumla çimlerde yürümekti. Başka zaman sana çok anlamsız geliyor ama değil en anlamlısı en küçük istediklerimiz.”

KİMİ HASTA ÇOK İLGİ İSTİYOR, KİMİ HASTA İLGİDEN SIKILIYOR
İzmir Çiğli’de Cahide Ahmet Dalyanoğlu Ortaokulu’nda İngilizce öğretmeni olan Belgin Yaramış (45) da elle muayene sonucunda bir şeylerden şüphelenip “meme kanseri” tanısı alan hastalardan. Yaramış, Ağustos 2011’de meme kanseri teşhisinin ardından kendini ameliyat masasında buldu. Ardından Kent Onkoloji Merkezi’nde kemoterapi sürecinin başladığını belirten Yaramış, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“kanser olduğumu öğrendiğim andan itibaren zor bir süreç beni bekliyordu. Bunu biliyordum ama… Bir şekilde üstesinden gelmeye çalıştım. Çok küçük bir kızım vardı Duru. Beni hayatta tutan oldu açıkçası, çevremde arkadaşlarım, ailem herkes çok destek oldu. Hep beraber bu işin üstesinden gelmiş olduk. Bu Geçen yıllarda şunu fark ettim; her hastanın çok farklı oluyor, kimi çok fazla ilgi bekliyor kimisi daha sonra gösterilen ilgiden çok rahatsız oluyor. Kendi açımdan baktığımda ben her şeyin eskisi gibi devam etmesini istedim. Arkadaşlık ilişkileri nasıl devam ediyorsa öyle devam etmesini istedim. Ama yine arada bir nasılsın, nasıl gidiyor sun diye sorulunca insan gerçekten çok mutlu oluyordu. Bir öğretim yılı uzak kaldım mesleğimden. Öğrencilerim çeşitli organizasyonlar düzenledi, onlarla buluştum. Öğrencilerim gerçekten çok iyi geldi. Bu süreçte doktorunuza güvenmeniz gerekiyor. Ben doktoruma çok güvendim. Bana şunu ye, bunu ye dediklerinde, önerdiklerinde hiç dinlemedim. Hep doktoruma danıştım. Şimdi kontrollerim devam ediyor. Gayet sağlıklıyım, eskisi gibi hayatıma devam ediyorum. Bu ben hastalık sayesinde her şeyi takmamayı öğrendim. Sihirli kelime başaracağınıza inanmak. Güçlü durabiliyorsanız bu önemli. Gerçekten inanmak, iyileşmeyi istemek büyük oranda size yardımcı olan şey.”

CANAN YEMEZ, KENDİNİ KİTABINA VERDİ HASTALIĞINI UNUTTU
Bir aile şirketi olan nakliyat firmasında yöneticilik yapan, 2 çocuk bir torun sahibi Canan Yemez’in, Ocak 2015’te sağ memesinde kitle saptandı. İlk kez kontrollerini 6 ay geciktirdiğini belirten Yemez’in sağ memesi ile koltuk altı lenflerinin alındı. Meme kanserinin 3. evrede yakalandığını, agresif bir tür olduğunu ve Kent Onkoloji Merkezi’nde hemen kemoterapi başlandığını belirten Canan Yemez, şunları söyledi:
“Kemoterapi almam gerektiği söylendiğinde başıma ne geleceğini bilmediğim için çok korktum, bunların normal bir duygu olduğunu bilmek istedim. Saçlarım döküldüğünde belki yaşım gereği fazla etkilemedi beni. Tabii ki üzüldüm, özellikle 2.5 yaşındaki torunumun kel kafayla beni görünce şoka girmesi... Artık ne benim ne ailem için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Hepimizi değiştirdi, o kitleyle birlikte hayata bakış açımı çok fazla değiştirdiğimi düşünüyorum. Olmazsa olmazımın olmadığını öğretti bana. Çok büyük bilgece bir hastalık olduğunu düşünüyorum. Toplumda da ısrarla bu hastalıkla savaşmak gerektiği söyleniyor. Ben kendi adıma savaşmadım, hastalığı yeneceğim, yerine başka bir şey odaklandım. Edebi değeri vardır yoktur, ‘kemo kafası’ adlı bir kitap yazdım. Hastalığımla ilgili yorum yapacak vakit bulamadım, çevremdekiler de beni değil, kitabımın nasıl gittiğini sordular. Hastalığın değil kitabımın peşine düştüm. Beş yıl içinde gördüğüm şu ki eğer hastalığı yenme peşine düşseydim bu durumda olmazdım. Benim önerim dikkatinizi hastalığa değil, ilgi duyacağınız bir şeylere verin, ona yoğunlaşın. Yemekse yemek, çiçekse çiçek, seyahat…Ne seviyorsanız, ne istiyorsanız ona odaklanın, hastalığınızı düşünmeyin. Bu süreçte hastaların çevresindekiler de önemli. Ya gereksiz derecede aşırı ilgi gösteriyorlar, bu ‘ben ölüyor muyum’ dedirtiyor, ya da ‘herkes de var, grip gibi’ diyerek senin yaşadıklarını umursamıyorlar. Oysa sadece seni anlıyorum, şu anda zor günler geçiriyorsun, elbette ki geçecek mesajı veren direk konuşmadan duruş halinde olsalar hiçbir şey yapmalarına gerek kalmayacak. “

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Yaşar Üniversitesi MYO Gıda İşleme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, Ramazan Bayramı sonrası rutin yemek düzenine nasıl geçilebileceğini ve bağışıklık sistemini...

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yetim yanlış beslenmeden kaynaklı mide fesadı geçirilebileceğini vurgulayarak, "Evde kalarak kutlayacağımız Ramazan Bayramı’nda şekerli, ağı...

Ramazan ayına girdiğimiz bu dönemde kulak, burun ve boğaz hastalıklarına yakalanmamak için, birkaç önemli püf nokta var diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kula...

Ramazan günlerinin en önemli öğünlerinden biri de sahurdur. Sahurda yenilen yiyecekler gün boyu bizi tok tutması açısından oldukça önemlidir. Peki Ramazan ayında ne ye...

Dünyayı etkisine alan koronavirüsü vücudumuzdan uzak tutmanın öncelikli yolu; sosyal mesafeyi korumaktan ama bir o kadar da bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktan geçi...

Son zamanlarda çoğumuzun dert yandığı bir sorun var; ellerimizde oluşan çatlaklar! El hijyeninin koronavirüsten (Covid – 19) korunmamızda kilit rol üstlendiğini artık ...

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılan Covid-19’a karşı bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini hemen hepimiz biliyoruz. Peki, virüsle mücadelede akciğe...

Yazarlar
Website Security Test