Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Parkinson hastalığı nedir, neden olur, tedavi yöntemleri

29.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Parkinson hastalığı nedir, neden olur, önlenebilir mi? Parkinson Hastalığı tedavi yöntemleri nelerdir? Parkinson hastalığına neden olan 8 çevresel faktör ve Parkinson hastalığına iyi gelen, bilimsel olarak kanıtlanmış 7 yöntem.

Parkinson hastalığı nedir, neden olur, önlenebilir mi? Parkinson Hastalığı tedavi yöntemleri nelerdir? Parkinson hastalığına neden olan 8 çevresel faktör ve Parkinson hastalığına iyi gelen, bilimsel olarak kanıtlanmış 7 yöntem

Parkinson hastalığına bir tedavi bulmak birçok bilim adamının hayalidir. Ne yazık ki, Parkinson hastalığı birçok faktörün bir araya gelmesiyle meydana gelir ve tek bir tedavi yöntemi ile iyileştirilebilmesi mümkün değildir. 

Parkinson hastalığına iyi gelecek mucizevi ilaç henüz keşfedilmedi. Ancak Parkinson hastalığının altında yatan nedenlere yönelik olarak alınacak olan birtakım tedbirler ve yöntemlerle parkinson hastalığının önlenmesi, geciktirilmesi veya hastalığa yakalanan kişilerde geriletilebilmesi ile bu kişilerin hayat kalitelerinin arttırabilmesi mümkün. 

Parkinson Hastalığını önlemenin 7 yolu

Organik Ürünler Tüketin 

Tarımsal İlaçların Parkinson Hastalığına neden olduğuna dair çok sayıda görüş bulunmaktadır. Araştırmacılar Parkinson Hastalarının beyinlerinde, normal dopamin seviyesine sahip olan sağlıklı insanların beyinlerindekine oranla, çok daha yüksek seviyelerde zirai ilaç kalıntısı tespit etmişlerdir. Ayrıca zirai ilaçlarla içli dışlı yaşayan tarım işçilerinin Parkinson Hastalığına yakalanma yüzdelerinin de çok daha fazla olduğu gözlemlenmiştir.  

Taze ve çiğ sebzeler tüketin 

Araştırmalara göre folik asit ve B vitaminleri alımının arttırılması Parkinson Hastalığının önlenmesinde belirgin bir biçimde etkili olabilmektedir. Doğadaki en iyi folik asit kaynakları da, brokoli, ıspanak, kara lahana, brüksel lahanası, kuşkonmaz ve bamya gibi  koyu yeşil sebzelerdir ki bunlar da evinizin balkonunda bile organik olarak yetiştirebileceğiniz sebzelerdir. B vitamini kaynağı olarak ayrıca avokado, baklagiller ve mercimek de değerli kaynaklardır.  

Omega-3 Yağ asitlerini diyetinize dahil edin

Parkinson Hastalığı üzerinde araştırma yapan bilim adamları, omega 3 yağ asitleri ile Parkinson Hastalığındaki hücre bozulması ve ölümünün önlenmesi arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu ortaya koymuşlardır.  

2008 yılında Kanada'da fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, araştırmacılar 10 ay boyunca birinci kontrol grubundaki farelere hiç Omega 3 yağ asidi vermemişler, ikinci kontrol grubundaki farelere ise 10 ay boyunca sürekli omega 3 yağ asitlerini vermişlerdir. 

10 ay sonunda birinci kontrol grubunda bulunan ve hiç Omega 3 yağ asidi verilmemiş olan farelerdeki dopamin seviyesinde keskin bir düşüş meydana gelirken, ikinci kontrol grubunda bulunan ve 10 ay boyunca sürekli omega 3 yağ asitleri verilmiş olan farelerde ise dopamin seviyesinde en ufak bir düşme gözlemlenmemiş. 

Omega 3 yağ asitleri ayrıca vücuttaki kolesterol seviyesinin dengelenmesinde, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinde ve kalp ve damar sağlığımızın iyileştirilmesinde etkilidir. Omega 3 yağ asitlerindeki temel kaynağımız ise somon, uskumru gibi yağlı balıklar, organik ve gezen tavuk yumurtası ve cevizdir. 

Vitamin D3

Vitamin D sadece 2 kaynaktan sağlanabilir; Güneş ışınları ve hayvansal yağlar. Vücudumuzda yeterli D vitamini bulunmazsa, vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum ve fosforun emilimi mümkün olmamakta bu da yaşlanmayla beraber ortaya çıkabilecek birtakım negatif etkilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.    

Araştırmacılar henüz tedavi edilmemiş olan ve parkinson Hastalığının ilk aşamasında bulunan hastaların yüzde 70'inde düşük D vitamini seviyesi bulunduğunu tespit etmişlerdir. 

D Vitaminin diğer faydaları:  

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir

Kemik sağlığını iyileştirir ve ospropozu önler 

Vücuttaki mineral emilimi için gereklidir 

Bunamayı önlemede yardımcı olur 

Kanseri önlemede yardımcı olur 

Enerjiyi ve haleti ruhiyeyi yükseltir

Yeşil Çay 

Doğal bir antioksidan olan Yeşil Çay'ın faydaları ise saymakla bitmiyor:   

Anti-enflamatuar

Yoğun besleyici 

Kanser riskini azaltan 

Yağ yakmayı arttıran 

Beyinsel fonksiyonları arttıran 

Yapılan birçok araştırma Yeşil Çayın beynin sinirsel ağını korumada sayısız faydası bulunduğunu ortaya koymuştur. 

Yeşil Çay ayrıca parkinson teşhisi konmuş hastalarda, parkinson'un semptomlarının şiddetini azaltmaya ve hasarlı beyin dokusunu tamir etmeye yönelik olarak dopamin salgılanmasının sürekliliğine katkıda bulunmaktadır.  

Yeşil Çay satın alırken dikkat etmeniz gereken nokta ise en yüksek kalitedeki markaları almaya özen göstermek olmalıdır. Zira bazı düşük kaliteli yeşil çay markaları fazla miktarda florür içermekte ve bu da beyin fonksiyonlarında dejeneratif etkiye neden olmaktadır. 

CoQ10

CoQ10 insanların ve birçok hayvanın bedeninde bulunan bir koenzimdir. Vücutlarımız hücre gelişimi ve enerji üretimi ve sürekliliği için, serbest radikallerin hücrelerimizde meydana getirdikleri hasarların onarımı için CoQ10'e ihtiyaç duyar.    

CoQ10 eksikliğinin yaşa bağlı Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi nerodejeneratif hastalıklarıa neden olduğu görülmüştür.   

Parkinson hastalarının kanlarında ve beyinlerinin yaşamsal bölgelerinde bu kritik koenzimin çok düşük seviyelerde bulunduğu gözlemlenmiştir. 

Çeşitli araştırmalar açığa çıkarmıştır ki koenzim10 alımı Parkinson hastalığının vücuttaki yıkımını yavaşlatabilmekte ve dopamin kaybını önleyebilmektedir

Koenzim10 karaciğer, böbrek, yürek gibi sakatatlarda bolca bulunmaktadır ayrıca doğal otlarla beslenmiş dana etinde ve deniz balıklarında bulunur.

Ispanak, brokoli, karnıbahar gibi bazı sebzeler de koenzim10 içerirler fakat doğada hiçbir besin maddesi sakatatlardaki kadar fazla koenzim10 içermemektedir.

Koenzim10 sağlıklı yağlarla birlikte tüketilirse vücut tarafından emilimi tam olarak sağlanabilmektedir. Dolayısıyla sakatatlardan alınması en sağlıklı yöntem olmakla birlikte, destek hapları yoluyla tüketilmesi de mümkündür.

Düzenli Aerobik egzersiz 

Akciğer kapasitesini, kemik yoğunluğunu ve genel olarak ömrü uzatmasının yanısıra düzenli egzersiz ayrıca beyin sağlığı üzerinde de belirgin bir etkiye sahiptir.  Düzenli egzersiz beyindeki enflamasyonu azaltarak, parkinson hastalığına neden olan beyne giden enflamasyon sinyallerine karşı koymaya yardımcı olur. 

İllinois Üniversitesinde 2011 yılında yapılan bir araştırma düzenli aerobik egzersizin bilişsel sağlığa ne kadar olumlu etkide bulunduğunu net bir şekilde ispatlamıştı. Söz konusu araştırmada 40 yaşının üzerindeki yetişkin katılımcılar, 1 yıl boyunca haftada 3 gün yürümüşlerdir.  

Bir yılın sonunda katılımcılarda beynin hafıza, öğrenme ve yön bulma ile ilgili bölgesi olan hippocampus yüzde 2 büyümüştür. 

Tam tersine düzenli egzersiz yapmayan katılımcılarda ise beynin hippocampus bölümü her yıl yüzde 1 veya 2 oranında küçülmektedir. 

Parkinson Hastalığının dejeneratif etkileri göz önünde bulundurulduğunda düzenli egzersizin öneminin abartılmış olmadığı görülmektedir.    

Parkinson ve Taichi 

Sonuçları New England Journal of Medicine'de yayımlanan çalışmada Amerikalı bilim adamları 195 Parkinson hastası üzerinde 24 hafta süren bir araştırma yaptı.

Hastalar üç gruba ayrıldı. Birinci grup, haftada iki gün Tai Chi kursuna katılırken, ikinci grup haftada iki kez, bacak ve vücudun üst bölümlerindeki kasları güçlendirmek amacıyla ağırlık kaldırdı. Üçüncü grup ise aynı sürede esneme çalışmaları yaptı.

Araştırmanın başında, sonunda ve araştırmadan üç ay sonra deneklerin denge ve duruş kabiliyeti ölçüldü. Deneklerin, dengelerini kaybetmeden eğilebildikleri kadar öne eğilmeleri ve ikinci bir testte, gösterilen bir yöne gitmeleri istendi. Deneklere, 0'dan 100'e kadar aralıkta puan verildi.

Esneme egzersizleri vücudun dengesi ve yön konusuna hiç katkı sağlamazken, ağırlık kaldıran ve Tai Chi yapanlarda iyileşme görüldü.

Ağırlık kaldıranlarda denge konusunda ilerleme oldu, ancak yön kontrolünde değişiklik kaydedilmedi.

Tai Chi  yapanlarda ise her iki alanda da gelişme olduğu tespit edildi.

Ayrıca Tai Chi  yapanların daha az düştüğü görüldü.

Araştırmaya katılan 195 Parkinson hastasından 76'sı, altı ay içerisinde düştü. Düşenlerin büyük bölümü, esneme egzersizi yapanlar oldu.

Tai Chi yapanlar arasında düşenlerin sayısı ise en düşüktü.

Bilim adamları, Tai Chinin yol açtığı değişikliklerin Parkinson hastalarının temel bazı işleri kendi başlarına yapmaları süresini uzattığını bildirdi.

Tai chinin Parkinson hastaları için çok sayıda avantajı olduğunu belirten bilim adamları, bu egzersizlerin ucuz olduğunu, herhangi bir donanım gerektirmediğini, hareketlerin kolay öğrenildiğini, günün her saatinde ve her yerde yapılabildiğini ifade etti.

Resimde Tai Chi yapan Parkinson Hastaları görünüyor. 

Parkinson Hastalığı ve Tai Chi haberi orijinal haber linki için tıklayınız

Merkezi İstanbul'da bulunan "Türkiye Parkinson hastalığı derneği"nin yayınladığı videoya göre;

Parkinsona iyi gelen egzersizler nelerdir? 

  

"Türkiye Parkinson hastalığı derneği"nin yayınladığı Parkison Hastalığı Egzersiz videosu  

Parkinson hastalığı neden olur, önlenebilir mi?  

Parkinson hastalığının 8 nedeni : 

1. Kalın Bağırsak Fonksiyon Bozukluğu
Kalın Bağırsak-Beyin ekseni iki yollu bir iletişim sistemidir ve Parkinson Hastalığı ile arasında derinlemesine ve direkt olarak bir bağlantı bulunduğu düşünülmektedir. Uzun yıllardır kronik kabızlığın, Parkinson Hastalığının ön habercisi olduğu kabul edilmektedir. Alpha-synuclein proteinler Parkinson Hastalığının semptomlarının ortaya çıkışına kadar geçen 20 yıla kadar bir sürede vücutta depolanabilmesi mümkündür. Alpha-synuclein protein yıllar boyunca önce  kalın bağırsaklarda depolanır daha sonra da beyne kadar yayılır. Fakat Alpha-synuclein proteinlerin kalın bağırsaklarda depolanmasına neden olan nedir? Kalın bağırsakların mikrobiotasının değişmesi bu durumu tetikleyebilmektedir. 

2. Gluten

Gluten ataksisi vücut hareketlerinde kayba neden olan ve Gluten hassasiyetinin neden olduğu bir nörolojik semptomdur. Çölyak hastalığı olarak bilinen Gluten hassasiyeti de tıpkı Parkinson hastalığına benzer belirtiler gösterebilmektedir.  Birçok çalışma göstermiştir ki glutensiz bir beslenme diyeti parkinson hastalığının semptomlarının hafiflemesine neden olabilmektedir. Ayrıca yine araştırmalar göstermektedir ki, gluten hassasiyeti bulunan çölyak hastalarının birçoğunda da, parkinson ile bağlantısı bulunan PARK7 proteini de pozitif çıkmıştır. Bu sonuçlar bize Gluten Hassasiyeti ve Parkinson Hastalığı arasında bir bağlantı bulunduğunu da göstermektedir. 

3. Otoimmünite 

Yeni yapılan bir çalışma otoimmün hastalıklar ile Parkinson arasında direk bir bağlantı bulunduğunu göstermiştir. Araştırmacaların bulgularına göre alpha-synuclein parçacıkları yanlışlıkla dopamin üreten nöronları vücutta yabancı madde zannederek yok etmektedir. Araştırmadaki bir başka ilginç bulgu ise otoimmün hastalıkların ve Parkinson Hastalığının benzer genetik temele sahip olduklarıdır. Bu bulguların ışığında otoimmün hastalıkları düzeltebilmek parkinson hastalığını önlemek ve tedavi etmek açısından yaşamsal öneme sahip olabilir. 

4. Kan şekeri sorunları

Vücutta dolaşan kan akışında, insülin direnci ve hipoglisemideki gibi kanda çok fazla oranda şeker bulunması halinde kanda bulunan Alpha-synuclein gibi proteinler hasar görebilirler.  Alpha-synuclein'in hasar görmesi halinde bu protein, beyindeki nöronlara çok büyük oranlarda hasarlar verebilmektedir.  Doğal olarak vücuttaki kan şekeri seviyelerini dengelemek de beyindeki nöronların korunmasını sağlamaktadır. 

5. Demir Fazlalığı 

Vücuttaki demir fazlası her zaman iyi demek değildir. Demir fazlası vücutta demirin aşırı birikimine yol açarak genetik yatkınlıklara neden olmaktadır. Demir, vücutta yüksek konsantrasyonlara ulaştığında, beyin dokuları da dahil olmak üzere vücuttaki dokularda oksitlenmeye yol açmaktadır. Prakinson hastalığı bulunanların beyinlerinde yüksek seviyelerde demir bulunmuştur. Aynı şekilde kandaki yüksek demir oranlarının azaltılmasına yönelik tedavi görenlerin Parkinson Hastalığı semptomlarında da klinik iyileşmeler bulgulanmıştır. 

6. Uyku Ritim bozukluğu 

Sirkadiyen ritim, çeşitli fizyolojik ve davranışsal fonksiyon dizisini düzenleyen insanlarda kabaca 24 saat süren biyolojik döngüdür. Geceleri mavi ışığa maruz kalma ve anormal uyku-uyanma döngüleri gibi faktörlerin neden olduğu sirkadiyen ritim bozukluğu, beyindeki dopamini düzenleyen genlerin ve proteinlerin ekspresyonunu değiştirerek Parkinson Hastalığı riskini arttırır. Buna göre, kronik uykusuzluk artmış bir Parkinson Hastalığı riski ile ilişkilidir ve anormal uyku-uyanıklık döngüleri hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir.

7. Stres

Kronik psikolojik stres Parkinson Hastalığı için bir risk faktörüdür. Kronik stres vücuttaki kortizol* hormonu seviyesini yükselterek, sonunda dopamin üreten nöronların ölümüne neden olan bir süreci başlatabilmektedir. 

Kortizol, adrenal korteks tarafından üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur. Kan basıncını ve şekerini artırır, kadınlarda kısırlığa neden olur ve bağışıklık sistemini baskılar.  

Kortizol ayrıca beynin yeni (ve potansiyel olarak stresli) koşullardan uyum sağlama ve öğrenme yeteneği olan nöronal plastisiteye de müdahale edebilir.

Hayvanlar üzerinde yapılmış yüksek seviyelerdeki stres seviyelerinin parkinson Hastalığı riskini arttırdığı gözlemlenmiştir. İnsanlarda stres, Parkinson Hastalığı ile ilişkili motor fonksiyon bozukluğunu ve motor olmayan semptomları abartır. Bu kanıt, stres yönetiminin Parkinson hastalığının gelişiminin ve ilerlemesinin engellenmesi için çok önemli olduğunu göstermektedir.

Özet olarak ; stresinizi azaltmalısınız ki bunun belli bir yaş üzerindekilerle için aerobik etkileri de olan en iyi yöntemleri Tai Chi, yoga ve yürüyüştür.

Fiziksel, duygusal ve kimyasal her türlü stres enflamasyona neden olarak vücudumuzda uzun vadede hasar bırakmaktadır.

8. Çevresel toksinler 
Oksidatif stres, beyinde alfa-sinüklein birikiminin iyi bilinen bir nedenidir. Çevresel toksinler oksidatif stresin güçlü tetikleyicileridir ve bir avuç spesifik toksinin Parkinson HAstalığını olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. 

a. Zirai ilaçlar
Rotenone, yaygın olarak ev bahçelerinde haşere kontrolü, evcil hayvanlarda bit ve kene önleme ve su kütlelerinde balık popülasyonlarının yönetimi için kullanılan bir böcek ilacıdır. Şaşırtıcı bir şekilde, rotenon, organik bir ürün çiftliğinde de kullanılabilir çünkü doğal bir ürün olarak etiketlenir. Vücuttaki kan dolaşımı sayesinde kolayca beyne ulaşır ve bir kere hücreye girdikten sonra mitokondriyal fonksiyon bozukluğuna ve aşırı serbest radikal üretimine neden olmaktadır. 

b. Zehirli Küf
Toksik küflerin ürettiği ara maddeler olan mikotoksinler, vücuttaki dopamini tüketerek ve beynin belirli bölgelerinde iltihap ve hücre ölümünü başlatarak Parkinson hastalığının gelişimine katkıda bulunurlar. 

c. Hava Kirliliği 

Ortamdaki partikül madde (havadaki küçük partiküller), azot oksitler, karbon monoksit ve ozon da dahil olmak üzere, hava kirliliğine uzun süre maruz kalmak, bir kişinin Parkinson hastalığı riskini önemli ölçüde artırır. Mineral işleme, tuğla ve çimento işleri, rafineriler, araç egzozu, orman yangınları ve fosil yakıtlı enerji santralleri, zararlı (ama esasen gözle görünmeyen) parçacık halinde önemli maddelerdir.

Hava kirliliğine kronik olarak maruz kalmak, oksidatif stresi tetikleyerek ve alpha-synuclein'in yanlış katlanmasını teşvik ederek Parkinson Hastalığına katkıda bulunabilir. Bu yanlış katlanmış alfa-synuclein, nörondan nörona, bağırsak-beyin ekseni boyunca hareket edişine benzer bir şekilde yayılır. Hava kirleticilerin solunması ayrıca nöroinflamasyona ve nöronların hücre ölümüne, kısaca Parkinson hastalığının gelişmesine ve ilerlemesine neden olur.

Maalesef çevremiz, Parkinson Hastalığının gelişimine katkıda bulunabilecek toksik saldırılarla doludur. Ancak, maruz kalmanızı azaltmak için atabileceğiniz adımlar vardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

En hareketli eklemlerimizden birisi olan omuzun kolayca sakatlanabildiğini belirten Özel Egepol Hastanesi Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Burak Önvural, tedavi için öncelikle...

Deri tümörlerinin ameliyatla tedavisinde ''bıçak değerse yayılır'' yanlış inanışı tanı ve tedaviyi geciktiriyor, faturası ağır oluyor.

Amgen, özellikle kadınlarda menopoz sonrası osteoporoz ve kemik kırığının öngörülmesinin önemine ilişkin farkındalık yaratmak amacıyla on ülkede desteklediği 'Kemikler...

Kent Onkoloji Merkezi Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. İnanç Karapolat, radyoiyod tedavisi gören hastaların zorunlu olarak 2-3 gün tecrit edildiğini, bu durumun psikolojile...

Tatlı krizi için öneriler. Tatlı krizi nedir? Tatlı krizi olduğunda ne yapılmalı? Öneriler neler? Uzmanından tavsiyeler...

Her burun estetiği için bıçak altına yatmanıza gerek yok. Enjeksiyon rinoplasti denilen yöntemle, 15 dakikada burun görünümünüzü değiştirebilirsiniz.

Kilo almayan çocuğa ne yapılmalı? Çocuklara sağlıklı kilo aldırmak için 9 etkili öneri.

Yazarlar
Website Security Test