Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hasan Tahsin’in yaşamı artık aydınlandı

17.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kurtuluş Savaşının 100. yılında yayınlanan bir kitap, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunan kuvvetlerine karşı ilk kurşunu atarak şehit olan gazeteci Hasan Tahsin’in tüm yaşamını aydınlığa çıkarttı. ''Hasan Tahsin – Yürekler Selanik'' isimli kitabıyla konuya ayrıntılı ve kapsamlı bir araştırmacı gözüyle yaklaşan ve bir çok bilinmeyeni aydınlatan gazeteci yazar Yaşar Aksoy’a sorularımızı yönelttik...

Hasan Tahsin, üzerinde çok tartışılan bir isim. Asıl adının Osman Nevres olduğunu biliyoruz. Gerçeği sizden dinlemek isteriz; kimdir Hasan Tahsin?

1888 Selanik doğumlu Osman Nevres, Birinci Dünya Savaşı’nda Balkan ülkelerini Osmanlı’ya karşı ayaklandırmak için kışkırtıcı terörist faaliyetlerde bulunun Buxton Kardeşleri Bükreş’te vurmak için harekete geçince Hasan Tahsin sahte ismi ile bu eylemini gerçekleştirmiş ve yakalanıp mahkemeye çıkartılınca aynı ismi kullanmış, böylece Hasan Tahsin ismine bürünmüştür. Peki Hasan Tahsin veya Osman Nevres nasıl biridir?.. Bunun için gerçekte şu soruyu sormamız gerek: “Hasan Tahsin’in 15 Mayıs 1919’daki ilk direnişi ne anlama gelir?” Şöyle yanıtlayalım:

Hasan Tahsin’in ilk kurşunu, öncelikle bir İslam savaşçısının kurşunudur. İzmir’i işgale gelen Haçlı Emperyalizmi’ne karşı, mazlum İslam dünyasının silahlı direniş hareketi Hasan Tahsin’in ilk kurşunlarıyla ateşlenmiştir. Hasan Tahsin’in ilk kurşunu, aynı zamanda bir Türklük savaşçısının kurşunudur. Bu kurşunlar, aynı zamanda bir insan hakları savunucusunun kurşunlarıdır. Gazetesinin ismi Hukuk-u Beşer’dir, yani insan hakları... Hasan Tahsin bir sosyalisttir, bunu defalarca yazılarında ve söylemlerinde belirtmiştir.. Yani ilk kurşun, aynı zamanda sosyalist kurşunlardır. Bu yüzden, Hasan Tahsin’in ilk kurşunları; Hem İslam için.. Hem Türklük için.. Hem insan hakları için.. Hem de sosyalizm için atılmış kurşunlardır.. Yani toplamda anti-emperyalist kurşunlardır. Bu yüzden 1919’da ilk milli kurtuluş eylemini  gerçekleştiren kişi, zamanına göre tam tarifi ile bir anti-emperyalisttir. Hasan Tahsin işte budur.

 

Hukuk-u Beşer’in kimliği

Mütareke dönemi İzmir basını, bence ihanet ile adanmışlığın kesin ayrımını ortaya koyan bir manzara çiziyor. Örneğin Haydar Rüştü Öktem'in Anadolu ve Duygu gazeteleri vatansever bir çizgide yayın yapıp bunun bedelini öderken, Sabitzade Emin Süreyya'nın yayınladığı Islahat gibi gazeteler Yunan İşgali'ni desteklemiştir. Bu bağlamda Hasan Tahsin'in yayınladığı Hukuk-u Beşer gazetesini nereye oturtabiliriz?

İzmir’de “Hukuk-u Beşer” ile “Sulh-u Selamet” gazetelerini yayınlamış olan Hasan Tahsin’in kağıda dökülmüş fikirleri, İzmir Milli Kütüphane’de korunan 35 adet orijinal Hukuk-u Beşer ve 18 adet Sulh-u Selamet gazetelerinde yer almaktadır. Hukuk-u Beşer’in bir ara 1919 yılının Ocak ayında kapatılmasından sonra yayınlanan ve harp zenginlerini afişe eden Sulh-u Selamet gazetesi aynı zamanda Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti’nin İzmir yayın organı görünümündeydi. Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları), Hasan Tahsin’in “Başyazar” olduğu gazetedir. Gazetenin her sayısında, siyasal ve aktüel yazılarında emeği, kalem gücü ve göz nuru büyüktür. Gazetenin isminin “İnsan Hakları” olarak seçilmesi, 1789 Fransız İhtilalinden etkilenen, evrensel düşünceler ve çağdaş özlemlerle buluşmak isteyen bir kararlılığı göstermektedir. Bu tür bir ideolojik gazete ismi, İzmir’de örneği olmayan bir seçimdir; çünkü o dönemin şehir gazetelerin isimleri; Ahenk, Anadolu, Köylü, Hizmet, Müsavat, Islahat, Sada-yı Hak, Kozmos, Le Levant, Echo de France şeklindedir.

Hukuk-u Beşer’in İzmir’i işgal edildiği 15 Mayıs tarihine kadar olan günlerde yayınlanıp yayınlanmadığı belli değildir, çünkü koleksiyonda bu tarihlerde gazete bulunmamakta. Hukuk-u Beşer başlığının altında şu ibare dikkati çeker: “İnsan hukukunun savunucusu, hakikatten ayrılmayan, insanlığa hizmet eden, hür bağımsız gazetedir. Genç mefkûrecilere sahifeleri açıktır.” Hukuk-u Beşer gazetelerinin 35 adedinin tıpkıbasımı, 2011 yılında APİKAM Müdürü Oktay Gökdemir’in üstün çalışmaları sonucu bir kısım genç kurum görevlisinin eski yazıları Türkçemize kazandırarak, İzmir Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) tarafından kitap olarak yayınlandı. Oktay Gökdemir, bu konuda şunların altını çizdi:

“..Hasan Tahsin, 1918 yılında mütareke döneminde İzmir’e geldi ve kısa sürede İzmir’in fikir hayatında önemli rol oynadı, Hukuk-u Beşer gazetesini yayınladı. Emperyalist direnişi örgütlemeyi amaçlamıştı. Çıkardığı gazete ile Türklerin haklı sesini dünya kamuoyuna duyurmak istiyordu.” (Yenigün, 15 Ekim 2011)

Hukuk-u Beşer, yaklaşan Yunan işgali karşısında halkı uyaran, silahlı direnişe çağıran, yurtsever, hem dini sloganlar kullanan, hem Türkçü bir bakışı benimseyen, ülkeyi savaşa sokan İttihatçıları eleştiren, ancak daha ağır saldırı oklarını harp zenginlerine ve halkı soyan büyük soygunculara yönelten bir aktif mücadele gazetesiydi.

 

İlk kurşunu kim attı?

İlk Kurşun hadisesine ilişkin de rivayetin muhtelif olduğunu söyleyebiliriz. Farklı kaynaklar ve tanıklıklarda, farklı anlatımlara rastlıyoruz. Bu anlamda gerçeğe en yatkın olan anlatım sizce hangisi?

1974 yılına uzanan süreç içinde İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen Konak Meydanı’na bir direniş anıtı dikme kampanyası en faal döneminde iken, Hasan Tahsin’in ilk kurşunu atmadığına dair bir polemik başlatıldı. İddialar peşi sıra geliyordu. Hasan Tahsin gerçekte, dönmeydi, yani Yahudi asıllıydı, karanlık bir provatördü, ilk kurşunu atmamıştı, sahte bir kahramandı, kimdi belli bile değildi, belki de hiç yaşamamıştı, zaten ismi bile sahte idi. İddialar genelde yedi bölümde ileri sürülüyordu: İlk kurşunu Saatçı Aziz attı; Hasan Tahsin evinde öldü; ilk kurşunu bir Rum attı; Germencikli İbrahim, ilk kurşunu sıktı; bir hapishane kaçkını bu işi becerdi; Arap Rasim attı; ilk kurşunu Hasan Tahsin atmış olsa bile, Atatürk’ten büyük değildir. Bu anıt dikilemez. Dikilse bile bu anıt, Atatürk için dikilmeli...

Bu iddialar, Ege Üniversitesi Hukuk profesörü Bilge Umar tarafından önemle gözden geçirildi, her iddianın temelsiz olduğu İzmir basınındaki seri yazılarla ispatlandı. Bilimsel düşünce, düşüncenin bilime, yani nesnel ve evrensel bilgiye olan yakınlığıdır. Bilimsel araştırmanı amacı ise, araştırılan konuyu duygusal dürtülerle değil, kulaktan dolma dedikodularla hiç değil, bilimsel yöntemlerle analiz edip gerçeğe ulaşmak ve sonucu somut olarak ortaya koymaktır. Böylece her iddia teker teker ele alınarak hiçbir temele dayanmadığı ispatlandı. İlk kurşun, anasının ak sütü gibi Hasan Tahsin’e aitti.

Son kitabınızda tüm yönleriyle Hasan Tahsin'i inceliyorsunuz. Kitabınızın kapsamından ve içeriğinden söz eder misiniz?

Kırmızı Kedi yayınevi tarafından yeni yayınlanan “Hasan Tahsin ve Yürekler Selanik” kitabım, şehit gazetecinin tüm gizli kalmış yaşamanı, ideolojisini, yazılarının içeriğini, onun hakkında Türk edebiyatında yazılıp çizilenleri ve en sonunda onu tanıyan yakın dostları ve aile fertlerinin ifşaatlarına dayanmaktadır.

 

100 yılda ilk kurşunun önemi

Bu sene, Kurtuluş Savaşı'nın ve elbette İzmir'in işgalinin ve Hasan Tahsin'in ilk kurşunu sıkmasının 100'üncü yılını geride bırakıyoruz. 100'üncü yıl için ne söylenmeli, ne düşünülmeli sizce?

100 yılda İzmir’in İşgalinin Kurtuluş Savaşı’ndaki önemine bir kez daha dikkatle bakmamız gerekir. Şöyle ki: Yunan ordusunun İzmir’in işgali ve daha sonra yaptığı katliamlara karşı ilk Kuvay-i Milliye birlikleri, Batı Cephesinde kuruldu. Düzenli ordu kurulana kadar silahlı direnişi bu birlikler gerçekleştirdi. Bu direnişler, Emperyalizme karşı dünyada yapılan ilk isyanlardı. Redd-i İlhak Cemiyeti, Batı Anadolu’daki direnişi yönetmeye başladı. Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerini toplayarak “Batı Cephesini” kurdu. Anadolu’nun değişik yerlerinde İzmir’in işgalini protesto etmek amacıyla büyük mitingler düzenlendi. Böylece İzmir’in işgali ulusal bilincin canlanmasında hızla etkili oldu. İzmir’in işgalinin haksız gerekçelere dayanılarak yapılması halk arasında milli direniş düşüncesinin güçlenmesine neden oldu. Zulüm hikayeleri toplumun her katmanından Anadolu içerine yayıldı. Bu nefret ve hınç duyguları milli bir dalga halinde İstiklal Ordusu’nun arkasında birikti. Tepkiler nedeniyle İtilaf Devletleri bölgedeki işgali yerinde izlemek üzere bir heyet oluşturdu. Bu heyetin hazırladığı rapor “Amiral Bristol Raporu” olarak Milli Mücadelede yerini aldı. (Bu rapor ABD Kongre Kütüphanesi Amiral Bristol Koleksiyonu içinde yer alır.) Ülke şairleri, türkücüleri, müzisyenleri, işgal ile ilgili sayısız şiir, mani, destan, türkü ve beste yaptılar. Bu sanat hareketleri de önemli ölçüde halkı etkiledi. Kemalettin Kamu’nun “İzmir’e Tahassür” şiiri buna verilecek en güzel örnektir. Gazeteci Hasan Tahsin’in ilk direnişi ile alevlenen milli kurtuluş mücadelesi İzmir’in işgalinden dört gün sonra Samsun’a çıkan eşsiz anti-emperyalist Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde zafere ulaştı ve tarihte ilk kez Emperyalizm saldırdığı bir ülkeden geriye püskürtüldü. Hasan Tahsin’in ilk direnişi ve Atatürk önderliğinde Milli Mücadele’nin nihai sonucu, yepyeni bir modern cumhuriyetin kurulması oldu!..

İzmir’in işgali, gerçekte İzmir ve çevresinin Rum ahalisinin de sonunu getirdi. Anadolu’daki savaştan, Büyük İzmir Yangını’ndan ve daha sonraki siyasi durumun yaratığı mübadeleden etkilenen eski Osmanlı tebaası Rum ahali, bir kısmı yok olarak, bir kısmı da Yunanistan’a sığınarak evlerinden ve İzmir yaşantısından soyutlandılar. İşgalci Yunan Ordusu’nun zalim yüksek rütbelilerinin Rum ahaliye sarf ettikleri şu söz her şeyi açıklar: “Eski Yunanistan’dan sizi kurtarmaya geldik aşağılık köpekler!..”(Foti Benlisoy, 1919-1922 Savaşında Yunan Ordusunda Anadolulu Rumlar, Toplumsal Tarih, Haziran 2010).. Anadolu Rumları hakkında bu yaygın kanaati söyleyen şovenist Yunan askeri çevreleri, ne kendilerini, ne de Anadolulu Rumları kurtarmış oldular. Tam tersine felaketlerine sebep oldular.

 

YAŞAR AKSOY, OKUYUCULARIYLA BULUŞUYOR

Yaşar Aksoy'un, Kurtuluş Savaşı’nın ilk kurşununu atan gazeteci Hasan Tahsin’i tüm yönleriyle anlattığı yeni kitabı için ilk kurşunun sıkıldığı ve İzmir’in 1922’de Yunanistan tarafından işgal edildiği 15 Mayıs’ın yıldönümünde Alsancak Yakın Kitapevi’nde imza günü düzenlendi. Yoğun katılıma sahne olan imza gününde İzmirli okurlar, yazar Aksoy ile sohbet etme imkanı buldu. Yaşar Aksoy, 400 sayfadan oluşan 'Hasan Tahsin-Yürekler Selanik' isimli kitabında Hasan Tahsin'in tüm yaşamı, İzmir'in işgali ve şehit edilmesi, düşünce yapısı, onu tanıyanlarla sözlü tarih anlatımları, 1974 İlk Kurşun Anıtı kampanyası, ulusal direnişin bilinmeyen tarihi ve Selanik'ten İzmir'e uzanan işgalin hikayesinin anlatıldığı söyledi. İzmir’de iki imza günü gerçekleştiğini ve yoğun ilgi gördüğünü belirten Aksoy, İzmir’in ardından İstanbul ve Türkiye'nin diğer illerinde de imza günleri düzenleneceğini söyledi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Yaşar Aksoy 2019 Mayıs Ayı Kültür - Sanat yazıları. İş Bankası'nın Milli Mücadele ''İstiklal'' Sergisi, Yaşar Aksoy'un kitabı Hasan Tahsin Yürekler Selanik kitabı, Bor...

Yaşar Aksoy'dan 2019 Nisan Ayı Kültür Sanat yazısı.

Yol Arkadaşım filmi konusu nasıl, oyuncuları kimler? Bu akşam (5 Mart 2019) saat 20:00'de Show TV'de yayınlanacak olan Yol Arkadaşım filmi izleyicilere keyifli bir ak...

Onuncu yılı şerefine ziyaretçileri için birbirinden keyifli etkinlikler hazırlayan Forum Aydın, bu kez Yılmaz Özdil’i hayranlarıyla buluşturdu.

Mart 2019 Yaşar Aksoy'dan kültür sanat yazıları, etkinlikleri.

Ünal Ersözlü’nün yeni kitabı ‘Tanrının Yaşam Klavuzu’ artık kitapçılarda. Ersözlü kitabında, insanın asırlardır kendi içine sürdürdüğü kadim yolculuğu anlatırken, teva...

Troya’nın UNESCO Kültür Mirası Listesine girişinin 20. yılında, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından projelendirilerek gör...

Yazarlar
Website Security Test