Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Toplumsal belediyecilik, demokrasinin kaldıracıdır

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mehmet Şakir Örs Toplumsal Kent Örgütlenmesi ve Toplumsal Belediyecilik yazı dizisi 4. Bölüm.

Günümüzün modern kent yaşamında, kentlerin ve kentlilerin örgütlenmesi konusu giderek daha çok önem kazanmaktadır. Peki, böylesi bir örgütlenme, nasıl bir anlayışla hayata geçirilebilir? İşte bu sorunun yanıtı, temel olarak toplamsal belediyecilik anlayışını öne çıkarmakta ve günlük yaşamın içinde ete kemiğe büründürmektedir

 

Toplumsal belediyeciliğin ilkeleri

Kamu hizmeti insan odaklı olmalıdır. Kentlerde yerel yönetim hizmetlerinin merkezinde de insan vardır, kentli vardır. Yurttaş ve kentli, asla ‘müşteri’ olarak görülmemelidir. Toplumsal belediyecilik anlayışını öncelikle; üretken, verimli bir hizmet belediyeciliği olarak anlamak ve anlatmak gerekiyor.

Toplumsal belediyeciliği temel felsefe olarak benimseyen yerel yönetim birimleri; en geniş kesimlere adaletli ve hakça hizmet götürmeyi kendilerine öncül görev olarak görürler. Asla savurganlık yapmazlar. Gösteriş harcamalarından kaçınırlar. Sosyal belediyeler, sürekliliği olan ‘toplumsal hak’ ve ‘toplumsal hizmet’ kavramlarını kendilerine rehber edinirler.

Sosyal demokrat ve toplumcu belediyecilik anlayışı, kamunun, halkın, kentlinin çıkarlarını her şeyin üzerinde görür, Buna koşut olarak üretken, verimli hizmet programları hazırlar ve kent planlamaları yapar. Doğayı ve çevreyi korur. Kentlerin tarihine, tarihsel ve kültürel değerlerine sahip çıkar. Saydamlığı temel ilke edinir. Böylesi bir anlayışla yönetilen belediyelerde, imar uygulamaları başta olmak üzere tüm akçeli çalışmalar, ihaleler ve satın almalar saydamdır ve başta kentlinin denetimi olmak üzere, her türlü denetime açıktır.

Sosyal demokrat belediyecilik, yerelden evrensele uzanan ve tüm toplumu kucaklayan bir belediyecilik anlayışıdır. Toplumsal, sosyal belediyeler, aydınlanmanın yerel kaleleridir. Eşitliğin, özgürlüğün, toplumsal adaletin ve sosyal demokrasinin kaldıracıdırlar.

 

İlerici kentler hareketi ve İzmir örneği

Kentlerin toplumsal yaşamı ile ilgili olarak dünyada yeni gelişmeler var. Bu gelişmeler, özellikle yerel seçimler öncesinde, bizim için de büyük önem taşıyor. Halk olarak, kentliler olarak, hatta aydınlar olarak, bu gelişmelerden ne kadar haberdarız? Doğrusu, bu soruya olumlu yanıt verebilmek, pek mümkün değil.

Her geçen gün otoriterleşen, tutuculaşan, neoliberal politikalara savrulan ve üstelik sayıları giderek artan, otoriter merkezi yönetimlere karşı; bu dönemde, dünyada, ‘ilerici kentler hareketi’ doğuyor ve gelişiyor.

Artık günümüzde, kent hayatı üzerine kafa yoran ve düşünce üreten aydınlar, kendi ülkelerinde her geçen gün daha da otoriterleşen merkezi yönetimler karşısında, ilerici kentlerin varlığını, geçmişini, bugününü ve gelecekteki olası gelişmeleri tartışıyorlar.

Kısaca ‘ilerici kentler’ olarak tanımlanan dünya kentlerinde yaşanan bu yeni gelişmeler, bizleri de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizde de bu kentlerin duruşuna benzer bir duruş sergileyen bir büyük kentimiz var. Bu kent, bizlerin de yaşamaktan büyük keyif aldığı ve hemşerisi olmaktan onur duyduğu İzmir kenti. Doğrusu, güzel İzmir’in, bu kentlerle pek çok ortak özelliliğinin ve benzerliğinin olduğunu düşünüyoruz.

 

Yaşam tarzı göçü ve ‘sığınak kent’

‘İlerici kentler’ kavramıyla birlikte, aynı çevrelerde tartışılan ve son dönemde kent yaşamı alanında gündeme gelen bir başka önemli mesele ise ‘yaşam tarzı göçü’. Bu konu da, doğrusu son dönemde İzmir’in yaşadığı gelişmelerle çok örtüşüyor.

TÜİK verilerine göre, geçtiğimiz dönemde İzmir’in aldığı göç dalgası içersinde, büyük kentlerden, özellikle de İstanbul’dan göçenler önemli bir yer tutuyor. Bu gelenlerin önemli çoğunluğunu, iyi eğitimli ve yüksek nitelikli kesim oluşturuyor. Kısaca ‘yaşam tarzı göçü’ olarak tanımlayabileceğimiz bu tür gelişler için, İzmir, adeta bir ‘sığınak kent’ işlevi görüyor.

Bu durumda, ‘yaşam tarzı göçü ile gelenlerden İzmir yeterince yararlanabiliyor mu?’ diye bir soru aklınıza gelebilir. Maalesef, bu soruya da olumlu yanıt vermek zor. Aslında, İzmir’de yerel iktidarı elinde bulunduran Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ve onun yerel yönetimlerinin; bu konuda yeni projeler üretmesi, kente gelen yeni ve nitelikli enerjiyi, kentin toplumsal dinamikleriyle buluşturup kaynaştırması gerekiyor.

Hem siyaset alanında ve hem de ekonomik - toplumsal yaşamda, ‘yaşam tarzı göçü’ ile gelenlerden daha çok yararlanılabilir. Bu devinim, kent için yeni bir siyasal - toplumsal sinerjiye dönüştürülebilir. ‘İlerici kent’ İzmir’e de, doğrusu böylesi bir yaklaşım yakışır. Önümüzdeki hizmet döneminde, bu konunun daha çok öne çıkacağını düşünüyoruz.

 

Sonuç

Kentlerde yaşayanların en iyi yaşam standartlarına kavuşturulması, kentlerin doğal ve özgün dokusunun korunması, düzenli, temiz ve sağlıklı yaşam ortamları oluşturulması, kendiliğinden gerçekleşmesi mümkün olmayan bir idealdir. Bu idealin gerçekleşmesinin yolu, kent örgütlenmesinden geçmektedir. Kentlerin örgütlenmesinde başta kamu olmak üzere, yerel yönetimlerin, kamu ve özel sektör kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm kent yaşayanlarının önemli sorumlulukları ve görevleri vardır. Bu nedenle, kentin tüm unsurlarının koordinasyonuna ve işbirliğine gerek vardır. Sonuç olarak;

  • Kent örgütlenmesi, alt yapı düzenlemeleri, kentsel dönüşüm çalışmaları, fiziksel ve mekânsal düzenlemelerin ötesinde bir çaba gerektirir.
  • Kent örgütlenmesinin hedefi, yapılaşma ve betonlaşma değil, kent halkının ve tüm canlıların daha iyi yaşamasını sağlamak olmalıdır. Kısaca insan ve çevre odaklı olmalıdır.
  • Kent örgütlenmesi, sadece yerel değil, bölgesel, ulusal ve uluslararası olan bir süreçtir. Bu nedenle geniş perspektifte değerlendirilmesi gereken, yerelden evrensele bakış açısıyla hayata geçirilmesi gereken dinamik ve kapsamlı bir süreçtir.
  • Sürdürülebilir, planlı ve çağdaş kentlerin oluşturulması için sosyal politika odaklı yerel ve evrensel projeler tasarlanmalıdır.
  • Kent örgütlenmesi, toplumsal bir etkileşim sürecidir. Bu nedenle iletişim vazgeçilmez bir unsurdur. Kentin tüm dinamiklerini harekete geçiren, güçleri birleştiren, koordine eden planlı ve programlı iletişim etkinlikleri gerçekleştirilmelidir.

Bütün bu hedeflerin, toplumsal belediyecilik anlayışının ve çalışma ilkelerinin en doğru ve etkin şekilde uygulanmasıyla gerçekleştirilebileceğini düşünüyoruz. Bunun için de önümüzdeki yerel seçimleri çok önemsiyoruz.

Bu bağlamda, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerin; kentlerimize, ülkemize ve halkımıza, iyilikler, güzellikler getirmesini yürekten diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı ANFA'nın avukatlarından Melih Gökçek ve Hasan Hüseyin Ceylan dönemi için suç duyurusu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Gezi Parkı ve 15 Temmuz hakkında konuşan Meclis üyesinin sesini kısarak oturumu kapattı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ A.Ş. ile Türkiye Denizciler Sendikası arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi anlaşmayla noktalandı. Sözleşmenin tüm çalış...

''Konser bizden, kitap sizden'' sloganıyla 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilecek Can Gox konserinde toplanacak kitaplarla, dezavantajlı çocuklar için kütüphane kurulacak.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, İzmir'de coşku dolu etkinliklerle kutlanacak. İlk tören Cumhuriyet Meydanı'nda saat 8.30'da gerçekleşecek. Atatürk An...

İzmir-Selanik arasında yapılması planlanan gemi seferleri konusunda çok önemli bir adım atıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tarihi Havagazı Fabrikası...

Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, engelli öğrencilerle birlikte Kireççili Köyü’nde fidan dikti

Yazarlar
Website Security Test