Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cevap aranan soru; “Erdoğan nasıl 81 milyonun cumhurbaşkanı olacak?”

13.7.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM bu soruyu uzmanlara sordu, işte Hikmet Sami Türk, Namık Kemal Zeybek, Ertuğrul Yalçınbayır, Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Can Pulak, Muzaffer Tunçağ, Soner Aydın’ın görüşleri…

Türkiye, 24 Haziran seçimleri ile parlamenter sisteme veda ederken ‘tek adam’ eleştirilerine yol açan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam ediyor. Yeni dönem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yemin töreniyle resmen başladı. Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki törenin ardından Beştepe’deki topşantıda yeni kabineyi açıkladı. Yeni kabinenin açıklanmasıyla Başbakanlık makamı ve Bakanlar Kurulu yapısı da böylece tarihe karışmış oldu. Yürütmenin de başı olan cumhurbaşkanı hem hükümet hem de devlet başkanı sıfatını taşıyor.

TBMM'de yemin ettikten sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki törene katılan Erdoğan davetlilere seslendi ve yeni dönemle ilgili konuşurken "Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım" ifadelerini kullandı.

“40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu; siyaseti Allah rızası ve millete hizmet etmek için yaptığını” belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetkârlığına talip olduğumuz milletimize layık olabilmek için geceli gündüzlü çalıştık. Hamdolsun, milletimiz bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran'da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti. Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle, milletimize layık olmaya çalışacağız” dedi.

Türkiye ve Türk Milleti olarak yeni bir başlangıç yaptıklarını, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışı ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanılan denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Geçmişte yol açtığı, siyasi, sosyal ve ekonomik kaoslar sebebiyle ülkemize çok büyük bedeller ödeten bir sistemi artık geride bırakıyoruz. Bundan sonra, milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı çalışmalarını, yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir.”

Türkiye’nin dört bir tarafında Erdoğan’ın “81 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” sözü ümitle karşılanırken, “Nasıl” sorusuna da cevap aranmaya başladı.

GÖZLEM de bu soruyu uzmanlara sordu ve görüşlerini aldı.

 

 

 

“TÜRKİYE UCUNDA IŞIKSIZ BİR TÜNELE GİRDİ”

 

Hikmet Sami Türk(Eski Adalet Bakanı) – Yeni kararnameler çıkıyor her gün. Adı kararname olsada çıkarılan kararnameler kanundur, yasadır. Yasama yetkisine ortak olmuştur. Yasama yetkisi önümüzdeki dönemde ikinci planda kalacaktır. Türkiye ucunda ya da çıkışında ışık görülmeyen bir tünele girmiş durumda. Bundan ne zaman çıkacak nasıl çıkacak onu zaman gösterecektir.

Tartışmalı bir halk oylaması da olsa bu yoldaki anayasa değişikliği kabul edildi ve 24 Haziran 2018 seçimiyle de Erdoğan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçildi. Gerek halk oylamasının 16 Nisan 2017 seçimi olsun gerek 24 Haziran seçimlerinin ortaya koyduğu bir tablo var o da; Türk toplumu bölünmüş vaziyettedir. Yani Erdoğan için oy verenlerle ona karşı oy verenler. AKP’ye oy verenlerle diğer partilere oy verenler, bunlar aşağı yukarı her iki tarafta da yüzde elli civarında değişen oranlarda yer alıyor, bu Türk toplumunun bölündüğünü gösterir. Toplumu bir araya getirecek uygulamalara ihtiyaç var o da bu yapılanlardan çıkarılan anayasa değişikliklerinden vazgeçmek ama buna da hiç niyetleri olmadıkları belli. Bu değişikliklerin Cumhuriyetle sadece isim benzerliği var onun dışında bir ilgisi yok şimdiki değişikliklerin. Gerçek Cumhuriyete inananlara o cumhuriyeti bütün nitelikleriyle yani insan haklarına saygılı demokratik laik sosyal ilkelere bağlı bütün cumhuriyetçilerin kararı savunması ve bu konuda güçlerini birleştirmesi gerekir.

 

 

 

“81 MİLYON DEVLETTEN ADALET İSTER”

 

Namık Kemal Zeybek(Eski Kültür Bakanı) –81 milyonun cumhurbaşkanı olması demek 81 milyon insanın tek tek görüşlerine göre davranması demek değildir. 81 milyon ne ister? Devletten adalet ister en başta. Her türlü ayrım karşısında eşit uygulama ister. Din anlayışı farkı, mezhep farkı, siyasi görüş farkı gibi konularda eşit uygulama ister. Eğer bunları yaparsa teorik olarak 81 milyonun cumhurbaşkanı olmak mümkün olmasa da sonunda insanlar bizim cumhurbaşkanımız diyebilirler. 81 milyonun itiraz etmediği uygulamalara geçilmelidir. 100 kişi, 1000 kişi itiraz eder ancak toplum katmanları ve dağılımları tamam bu doğrudur diyorsa o söz yerine gelmiş olur.

 

 

 

“BİR PARTİNİN GENEL BAŞKANI TARAFSIZ OLABİLİR Mİ?”

 

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı) –81 milyonun Cumhurbaşkanı olan bir partinin de genel başkanı olmaz. Parti farklı düşünceden olan insanların oluşturduğu bir sivil toplum örgütüdür, ama devlet hepimizindir. Hepimizin olabilmesi için bir partinin başı olmamak gerekir. Tarafsızlıkla bağdaşmaz o yemini mutlaka düzeltmek lazım. Bizde insanlar yeminlerini ayaklarını kaldırarak yapıyorlar. Tarafsızlık üzerine edinilen yemin şöyle metin okunsun o metne bakın yemini eden kişinin tarafsız olup olmadığını değerlendirin. Şu anda bir başka partinin genel başkanı benim başkanım olamaz. Onun için Cumhurbaşkanı’nın yeminini de değiştirmek lazım. Tarafsızım diyorsa o partinin genel başkanlığından ayrılsın. Tarafsız bir şekilde görevi yürütsün. Seçildiği zaman kişi o yemininin üzerinde durur ve gereğini yapar. Burada önemli olan şimdi yürütme ne ise görevini yapsın ama yasama hassas davransın. Yasamanın çalışmasını düzenleyen iş tüzüğü meclisin gizli ana yasasıdır. Bu gizli anayasa halkın bileceği milletvekillerin etkin, özgür, parlamentonun etkin ve verimli olduğu bir anlayışı ifade eder. Bir de partilerin gizli anayasası vardır, grup iç yönetmelikleridir. Bütün partilerin grup iç yönetmelikleri apaçık insan hakları ve anayasaya aykırıdır. Milletvekilleri özgür değildir. Milletvekillerin kanun teklifi verebilmeleri, soru önergeleri verebilmeleri grubun emriyle kararıyla olmaktadır. Önce özgür milletvekilleri özgür partinin özgür devletin temel organları olmalıdır. Her kişinin ayrı şapkası olmalıdır. Devletin başı her türlü işin başı haline gelmiştir. Burada yapılması gereken demokrasiyi sağlayacak olan grup iç yönetmelikleridir. Anayasayı da iyi okumak gerekir hala kuvvetlerin birbirine denkliği vardır, okuduğunuzda. Yasama yürütme yargı ayrıdır ama birbirleri arasındaki ilişki, ölçülü dengeli ve denetimlidir. Denetimsiz yasal düzenleme yapılmaz. Yasal düzenlemeyi, kanunları yapmak meclise ait iken meclis bunun iyi uygulanıp uygulanmadığını denetleme hakkına sahiptir. Denetlenen organ yasama üzerinde etkiliyse orada denetim olmaz orada keyfilik olur. Her türlü keyfilik her türlü sorumsuzluğu beraberinde getirir.

 

 

 

“PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİ OLUR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Halk dilinde bir söz vardır; perşembenin gelişi çarşambadan belli olur, derler. Bir insanın ne yapıp yapmayacağına karar vermek için onun geçmişine eğitimine deneyimine ve şimdi bulunduğu konumda da amaçlarını nasıl gerçekleştireceğine bakmak gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığında İstanbul’dan Ankara’ya gelişinde parti kuruşunda önceki partisinde de Erbakan ile olan ilişkilerine bakarsanız konuşmalarını tek tek gözden geçirirseniz kendisini tutucu muhafazakardan daha da öte inançlarını siyasette araç olarak kullanan bir yapıya sahip olduğu ortaya çıkar. Böyle bir yapının gündeme getirdiği sorunlar ve bulunacak çözümler her zaman kuşkuyla karşılanır. Bugün kendisine tanınan yetkileri bu devlet Atatürk’e bile tanımadı. Yargının bağımsızlığı üniversitelerin özerkliği bana göre yarım kaldı. Kendisi de parti Başkanlığını sürdürdüğünde partizanlık sürecektir. Anayasanın maddesinde Cumhurbaşkanı’nın andı var, tarafsızlıkla görevi yerine getireceğine dair. Ben yeni dönemin eskisi kadar iyi olacağı kanaatinde değilim. Tanrı ulusumuzu korusun.

 

 

 

“AÇIK TOPLUM DEĞERLERİNE YÖNELMEKLE MÜMKÜNDÜR”

 

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –81 Milyonun Cumhurbaşkanı olmak, geleneksel ve kapalı kültür değerlerinden, açık ve çoğulcu toplum değerlerine yönelmekle mümkün olabilir. Yeni Modelin getirdiği Cumhurbaşkanlığı, tüm yürütmeye ilişkin stratejik planlama ile yürütme işlevlerini tek kişinin nezdinde topladığı gibi, büyük bir güç yoğunlaşması yanında çok büyük bir sorumluluğu ve tüm toplumu kavrama ve kapsama sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Bu işlevlerin etkin olarak yerine getirilmesi kapalı grupsal ve kültürel değer ve davranış kalıpları içinde gerçekleştirilemez. Zira kapalı grup ve davranış kalıpları, toplumsal kutuplaşma, öteki yaratma, yandaş yaratma ve hak etmeyenleri öne çıkarma işlevi ve hastalığına duçardır. Aksine Karl Popper’in Açık Toplum Tezi ve Bilgi çağı değerleri tüm toplumu kapsama ve kimseyi dışlamama tezi üzerine kurulu sistemler öngörür. Bu nedenle AB’nin 2020 Stratejisi akıllı büyüme ve yenilikçilik yanına kapsamacılığı da dahil eder. Zira bilgi toplumu ve bilgi çağı; yenilikçilik, değişim ve çoğulculuk dinamizminin yarattığı kaosundan kurtulabilmek için belli amaç ve yöntemlere ihtiyaç duyar.  Bilgi toplumunun mantık ve felsefesini bir bütün olarak içselleştiren yaklaşımlar içinde bütüncül ve kapsamacı toplumsal politikalara ihtiyaç vardır. Bu bağlamda;

1) Sosyal ve toplumsal ilişkilerde barış amacını gerçekleştirmek, toplumsal uzlaşma yöntemlerine işlerlik kazandırmaktan geçer.

2) Politik alanda özgürlük ve hür düşünce amacını gerçekleştirmek, katılımcı demokrasi yöntemine yaygın işlerlik kazandırmaktan geçer.

3) Toplumdaki adalet ve eşitlik amaçlarını etkinleştirmek; farklı değer, kültür, inanç ve düşüncelere karşı hoşgörü yöntemini yaygınlaştırmaktan geçer.

4) Toplumsal ve ekonomik refah artışını sağlıklı olarak gerçekleştirmek, rasyonel ve verimlilik ilkelerine işlerlik kazandırmaktan geçer.

5)Teknolojik alanda yeniliklere ortam hazırlamak, bilimsel ve uygulamalı bilgi üretme yöntemi olarak düşünmeyi öğrenmek ve aklın rehberliğini izleme yönteminden geçer.

 6)  Birey olarak insanların kendini güven ve güvenlik içinde hissetme amacı, yaşam başarısı ve kendini kanıtlama yöntemleri olarak başarı motifinin ve liyakat sistemine işlerlik kazandırmaktan geçer.

7) Tüm bu ilke ve amaçların birlikte ve birbirini bütünleyerek uygulama ve işlevsellik kazanması gerekir. Ancak bu amaç ve politika yöntemlerine işlerlik kazandırma durumunda yaratılan,  uzlaşı, işbirliği, barış, ortak gelecek arayışı, girişimcilik cesareti, yeniçağın ortak değer arayışı ve sinerjik etkileşimi, sadece Cumhurbaşkanını herkesin Cumhurbaşkanı yapmakla sınırlı kalmaz; bununda ötesinde toplum her alanda, kaderde ve kıvançta bütünleşmiş bir toplum olarak öne çıkar. (Ayrıntı için bkz. Yeniden Yapılanma kitabım İmge 2000)

 

 

 

“KEŞKE GEÇMİŞE SÜNGER ÇEKİLEBİLSE…”

 

Can Pulak (Gazeteci Yazar) –81 milyonun Başkanı olmak özlenen, arzulanan, yıllardır hasretle beklenen bir şey. İnşallah olur diye beklemek, geçmiş 16 yıla bakıldığında, olmayacak duaya amin demekle eşdeğer gibi görülüyor. Milleti kucaklamak, hangi düşünceye sahip olursa olsun insanımıza sevgi ve saygı göstermek, hizmetleri herkese yansıtmak kolay bir iddia değil. Siyasi çekişmeler, farklı düşünenleri düşman sayan ve ötekileştiren idareler, hürriyetleri baskılayan anlayışlar, milletin huzurla buluşmasını günümüze kadar engelledi. Hele son yıllarda milletimizi bölmeyi, ülkeyi yönetenler gibi düşünmeyenleri devamlı suçlamayı ve kavga ve gerginlikten beslenmeyi politika sananlar, milli birlik ve beraberliğimize inanılmaz ve büyük zararlar verdiler.

Gönül arzu eder ki, geçmişe bir sünger çekelim ve yapılan yanlışlarda ısrar etmeyerek milletin beklediği huzur ve güveni biran önce sağlayalım. Bunu başarabilmek için, birbirimizin haklarına saygılı olmak, yasaları eşit ve adil bir şekilde uygulamak, zulüm ve baskıya son vermek, düşünce ve basın özgürlüğünü kabullenmek şart. Muhalefetten ve eleştirilerden korkmak yerine, onlardan yararlanabilirsek eğer, iyiye ve güzele doğru yol alabiliriz. Tek adam sistemine geçtiğimize göre, bunların tümüne tek adamın evet demesi ve ülkeyi buna göre yönetmesi gerekir ki, kendisini 16 yılda tanıyanların buna inanması hayli zor. İnşallah bu zorlukları aşar ve milletimizle devletimizi selamete çıkarırız.

 

 

 

“CUMHURBAŞKANI ANDINA SAHİP ÇIKMALI”

 

Muzaffer Tunçağ (Konak Eski Belediye Başkanı) –Cumhurbaşkanı tüm millete layık olmak istiyorsa, TBMM’de ettiği yemin metninde yazılanlara sadık kalmalı, bu metin üzerinde takiye yapılmamalıdır. Ne var bu metinde? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bağımsızlığı var,  bölünmez bütünlüğü var, egemenliğinin korunması var. Cumhurbaşkanı ant içerken demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına, laikliğe , milli dayanışmaya, tarafsız kalmaya sahip çıkacağına söz verdi. Bunların gündelik hayattaki karşılığını görmenin tüm vatandaşlarımızın hakkı olduğuna inanıyorum.

 

Ülkemizin ciddi bir ekonomik buhran içine düşeceğini söylerken biliciliğimizi göstermek iddiasında değiliz. Batı’nın emperyalist çevrelerinin Türkiye’yi yeniden IMF ve Dünya Bankası tuzağına düşürmek istediği bilinen bir gerçek. Yeni sistemin uygulayıcılarının, yaşanacak zorlukları halktan gizlemeden, emek cephesini de kucaklayarak, tüm halkı birleştirici ekonomik siyasetler uygulaması, hem siyasi iktidarın hem de ülkenin yararına olacaktır.

 

 

“HERKESİN MEMNUN EDİLMESİ İÇİN NE YAPILMASI GEREK?”

 

Soner Aydın(Emekli Albay) –Demokratik Hukuk Devletlerinde; devlet adamlarının “sadece kendilerine oy verenleri değil, bütün milleti gözeterek hizmet edeceklerini, bütün millete layık olmaya çalışacaklarını” açıklayarak göreve başlamaları, buna karşılık toplumda “herkesin memnun edilmesi için ne yapılması gerekir” sorusuna cevap aranması; demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet, insan hakları, milli dayanışma gibi değerlere verilen önemle ve bu değerlerin ne derece benimsendiğiyle bağlantılıdır diye düşünüyorum.

 

 Anayasamız; başlangıcındaki temel ilkelerinde bütün bu değerleri ayrıntılarıyla açıklamış ve “değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez” olan ikinci maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlanmıştır. Cumhurbaşkanımız da; Anayasaya bağlı kalacağı konusunda Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusu ve şerefi üzerine yemin etmiştir.

 Bir Hukuk Devleti olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın; “81 milyonun Cumhurbaşkanı olması için ne yapması gerekir” sorusunun cevabını Anayasamız bütün ayrıntılarıyla açıklamıştır. Bence hiç kimse; Anayasa dışında bir başka yerde, bir başka davranışta cevap aramamalı, kişisel beklenti içine girmemeli, kendisinin, yandaşlarının, ait olduğu gurubun çıkarlarını milli çıkarların üzerinde görmemeli, hukukun dışında bir arayış, bir beklentiye girmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Hukuk Devleti” ilkesini kaybettiğinde her şeyini kaybedecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

''Tasarruf'' temasıyla hazırlanan 2019 yılı bütçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yüzde 34 ve Cumhurbaşkanlığı bütçesinin de yüzde 233 oranında artırılması t...

Trump yönetimi, “istikrar” bahanesiyle Fırat'ın doğusunda 40 bin kişilik “PKK/ PYD / YPK yerel güvenlik gücü organize etme kararına 8000 militanın eğitimi ile başladı ...

Büyükşehirler paylaşıldı, bazı il ve ilçelerde de “destekleme” olabilecek. Uzlaşmaları analiz eden Mehmet Şakir Örs “Kimin kazançlı çıkacağını tahmin zor” dedi.

Ali Koç, büyük ümitler ve vaatlerle gelmişti; 6 ay geçmeden “Futbol takımı düşme hattının içine düştü”; 3 Büyükler tarihinde böyle bir tablo hiç olmadı; nedenini gazet...

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test