Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türk Lirası’nı koruyan Merkez Bankası “şimdilik” galip ama… Ya sonrası?

1.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı. Uzmanlar, “Külliye müdahale ve baskısı devam eder, bugüne kadar gelen politikalar sürdürülürse, dolardaki gerilemenin geçici olacağını” söylüyor ve “Gerileme kısa sürebilir” diyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarının faizleri düşürme baskısı nedeniyle dövizdeki artışa uzun süre seyirci kalan Merkez Bankası (MB), “dolara müdahale ve açıklamalarla” kurdaki yükseliş önleyemeyince faiz silahını çekti. MB, son 10 günde üst üste faizle ilgili iki önemli karar verdi. Banka ilk olarak Para Politikası Kurulu toplantısında 300 baz puan faiz artışı kararını aldı, Geç likidite penceresinden borç verme faizini yüzde 13,5’ten yüzde 16,5’e çıkardı.

 

İkinci karar ise Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve MB Başkanı Murat Çetinkaya’nın Londra ziyareti öncesinde alındı. Banka bu ikinci kararında artık piyasayı “sadece politika faizinden fonlayacağını” duyurdu ve politika faiz oranı yüzde 8’den yüzde 16.5’ye yükseltildi. Faiz koridoru alt sınırı yüzde 7.25’ten, yüzde 15’e, faiz koridoru üst sınırı yüzde 9.25’ten yüzde 18’e çıkarıldı. “Geç likidite penceresi” faizi de yüzde 19.50 oldu. Faizin yükseltilmesine rağmen doların ateşi tam anlamıyla sönmedi; MB'nin ve faiz yönünde yaptığı iki hamle öncesinde 5 lira sınırına dayanan dolar, 4.55 ile 4.70 bandında dalgalanmayı sürdürdü.

 

Londra’da yatırımcılarla görüşen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sert ‘faiz’ söylemini, “Seçime gidiliyor, iç politika gereği söylenmiş bir söz” diyerek yumuşattılar ve “Merkez Bankası’nın, lirayı korumak adına müdahale etme özgürlüğüne sahip olduğunu” vurguladılar. Şimşek ve Çetinkaya’nın Londra'daki görüşmelerde “Ekonominin gereğinin yapılacağının ve faiz artırımının sinyalini vermelerinin ardından” dolar/TL 4.50’nin altına geriledi. Türk Lirası, 24 gelişen piyasa parası arasında haftanın en fazla değer kazanan para birimi oldu.

 

Kur farkının şirketlere ek faturası 500 milyar TL

 

Türkiye’nin sermaye ve ara malı ithalatı çok yüksek. 234 milyar doları bulan 2017 ithalatının 204 milyar doları (yüzde 87’si) ara malı ve sermaye malı ithalatı. Yüksek ihracat gerçekleştiren tekstilde ithalatın payı pamukta yüzde 63, iplikte yüzde 55 ve elyafta yüzde 30 düzeyinde. Makine ve teçhizat grubunda iplik ve hazır giyim üretimi makinelerinin yüzde 100’ü, kumaş üretimi makinelerinin ise yüzde 72.5’i ithal. Kur artışı, şirketleri ithalat bağımlısı yapı nedeniyle üretim ve yatırım, döviz kredileri nedeniyle de finansman yönünden olumsuz etkiledi, fatura yükseldi. Kur artışı şirketleri iki kanaldan olumsuz etkiliyor. İthalat bağımlısı yapı nedeniyle birincisi üretim ve yatırım yönünden. İkincisi döviz kredileri nedeniyle de finansman yönünden… Sermaye ve ara malı ithalatı 200 milyar doları aşıyor. Bankalar hariç şirket borçları da 220 milyar dolar düzeyinde. 204 milyar dolarlık sermaye ve ara malı ithalatının TL karşılığı bir yıl önce (Mayıs 2017, dolar 3.55 TL) 742 milyar liraydı. Şimdi 959 milyar lira. Fark 217 milyar lira. Fatura TL cinsinden yüzde 29 artmış. 204 milyarın 33 milyar doları yatırım (sermaye) malı ithalatından geliyor. Bu kalemde kur artışı etkisiyle fatura TL cinsinden 40 milyar lira civarında yükselmiş. Yılda 3 milyar dolarlık cep telefonu ithalatı yapılıyor. Son bir yıllık kur değişimi dikkate alındığında TL karşılığı faturanın 4 milyar lira artacağı görülüyor.

 

 

“DÖVİZİN SEYRİNİ YENİ HÜKÜMET BELİRLER”

Esfender Korkmaz(Prof. Dr.) – Merkez Bankası’nın müdahalesiyle gerileyen döviz kurunun düşüşü kalıcı olmaz. Düşüşün kalıcı olması seçim sonrasında göreve gelecek iktidara bağlı. Mevcut iktidar yeniden göreve gelir ve mevcut politikalar sürerse bu düşüş kalıcı olmaz. Başka bir hükümet gelir farklı ekonomi politikaları izlerse düşüş kalıcı olur ve daha da gerileyebilir. Yeni hükümet bağımsız yargıyı tahsis eder, OHAL’i kaldırır, AB başta olmak üzere ülkelerle iyi ilişkiler kurulursa döviz düşer. Döviz zaten halen TL karşısında yüzde 25 daha değerlidir. Politikalar değişirse denge kuruna tekrar çekilebilir.

Siyasi iktidar, Türkiye'nin büyüme modelini, işin en kolayına giderek, yabancı sermaye, sıcak para, ithalat, cari açık ve dış borç üzerine kurdu. Bu modelin riskli tarafı sürdürülemez olmasıdır. Çünkü ithalata, yabancı sermaye girişine, dış borca yani özetle dış kaynağa bağlı büyüme kesintiye uğrar. Söz gelimi bu günkü gibi döviz kurları aşırı değer kazanırsa, ithalat zorlaşır, üretim düşer. Dış borçlanmanın da bir sınırı var. Yabancı sermaye hareketleri zaman zaman yavaşlar. Türkiye yabancı sermaye girişi, dış borç ve kur artışı sorunu yaşıyor. Aslında bunlar da birbiri ile bağlantılıdır. Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırım sermayesi adeta durdu. 2017'de bol giren sıcak para girişi de yavaşladı.

Siyasi ve hukuki altyapı kayboldu. AB, Venedik Komisyonu Raporları ve uluslararası kuruluşların Türkiye raporlarına göre hukukun üstünlüğünde, yargı bağımsızlığında geri düştük. OHAL, olağan hale getirildi. İnsan hakları, siyasi özgürlükler, basın özgürlüğünde kan kaybettik. Ekonomik istikrar sorunu büyüdü. 16 yıllık istikrarsızlık sorunu birikti. Makro göstergeler bozuldu.

 

 

“ATEŞİN DÜŞTÜĞÜNÜ SÖYLEMEK İÇİN ERKEN”

 

Uğur Civelek (Gazeteci / Yazar) –“Döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı sergilenen tepkisellikler ile yatıp kalktığımız bir süreçten geçiyoruz. Güvensizliğin yaygınlaştığı ve morallerin kademeli olarak bozulduğu dikkat çekiyor. Sistemi oluşturan kurumsal yapı direnmeye çalışıyor, fakat daha kırılgan hale gelinmesini önleyemiyor. Para otoritesi (Merkez Bankası) birkaç haftalık gecikme ile ve beklentiler olumsuzlaşıp güvensizlik büyüdükten sonra, kısa vadeli faizleri sert bir şekilde yükseltebildi. Siyasi İradenin gerçekleri görmezden gelen ve sadece seçim hesaplarına dayanan yaklaşımı bu sonuçta belirleyici oldu ve panik eğilimlerin etkisi kısmen azalsa da devam ediyor. Merkez Bankası’nın faiz artışının etkisini artırmak üzere uygulamaya koyduğu diğer önlemlerin, eğilimler üzerinde umulan oranda fayda sağlayamadığı gözleniyor. Dolar kuru, şimdilik eski dalgalanma kanalına dönme sinyalleri vermiyor. Döviz kurunda ateşin düştüğünü söylemek için biraz erken. Döviz bir hafta önce sert yükseldi. MB’nin eylemleri ve kurumsal yapının çabasıyla iki hafta öncesi seviyeye döndü. Yüksek dozda ağrı kesici verildi. Daha çok sıkılaştırma olacağı mesajı veril. Yabancılar bu düşüşte izlemeyi tercih etti. Yerliler ise döviz aldı ve düştükçe de alıyorlar.

 10 gün arayla Sayın Erdoğan’ın ve Sayın Mehmet Şimşek’in verdiği mesajlar çok farklı. Türkiye’nin döviz cephesinde bir ağrısı var. İşin kökenine indik mi? Hayır. Ağrı kesici veriyoruz. Kısa vadeli tedbirlerle önlem almaya çalışıyoruz. Ağrıyı nerede görmemiz gerekiyor. Hükümetin ekonomi politikalarında aramak gerekiyor. İş dünyası da bu politikayı destekliyor. Çünkü açılmışlar ve risk almak istemiyorlar daha fazla teşvik, daha fazla destek istiyorlar. Siyasi irade bu anlayışından vazgeçecek mi? Kredi kaynaklarını pompalamaya devam mı edecek? İçine düşmekten kurtulamadığımız kısır döngü, daha zorlu bir dönemin bizi beklediğini düşündürmeye başladı. Seçim sonrasında kurlar tekrar yükselebilir.”

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kriz yok” açıklamalarına rağmen ekonomik kriz her sektörü derinden etkilemeye devam ediyor. Her gün peş peşe konkordato ilanları...

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Pastör Andrew Brunson ve Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkolosluğuna giren ama çıkmayan Cemal Kaşıkçı olayları, cüsselerinden kat be kat büyük gelişmelerin habercisi ol...

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

Yazarlar
Website Security Test