Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Masada “Türkiye – ABD” Menbiç satrancı oynanıyor

2.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin, ABD’nin “sınır güvenlik gücü” adıyla Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı “fiili YPG devletini yok etme kararlılığını” değerlendiren uzmanlar, “Menbiç ve devamında bir Türkiye – ABD çatışması ihtimalinin uzak olduğunu ve konunun masada çözüleceğine inandıklarını” belirtiyorlar. İşte görüşler…

 

 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Suriye'nin Afrin bölgesindeki Zeytin Dalı Harekatı devam ederken, gözler bir yandan da YPG/PKK kontrolündeki Menbiç'e çevrildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarla "Menbiç'in teröristlerden temizleneceği" yönündeki açıklamaları olası bir operasyonun yaklaştığının sinyallerini verirken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, "ABD, Menbiç'ten derhal çekilmeli" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin ABD’den ”YPG'ye yardımın kesilmesi yönünde somut adımlar görmek istediklerini” de vurguladı.

 

Masada karşılıklı hamleler!..

 

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel'den, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na yanıt gecikmedi. Votel yaptığı açıklamada “Menbiç'ten çekilmeyi düşünmediklerini” ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump da Erdoğan'a Afrin'deki operasyonlarını yavaşlatması çağrısında bulundu ve Türkiye'deki Amerikan karşıtı "yıkıcı ve yanlış" söylemlerden endişe duyduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert de konuyla ilgili açıklamalarda bulunarak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dâhil Türk yetkililerle yapılan görüşmelerde hiçbir şekilde Menbiç'i kapsayacak biçimde tansiyonun yükseldiğini görmek istemediklerini” anlattıklarının altını çizdi.

'Soruna çözüm için çaba sarfediyoruz'

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Adrian Galloway ise, “Türkiye'nin Afrin'den sonraki hedefi olarak açıkladığı Menbiç'in iş birliği ile çözülebileceğini” belirtirken şunları söyledi: “Türkiye’yle her seviyedeki soruna çözüm için çaba gösteriyoruz. Bunu yaparken de Türkiye’nin güvenlik kaygılarını göz önüne alıyoruz ve IŞİD'e yapılan baskının azalmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu sorun ancak karşılıklı iş birliğiyle çözülebilir. NATO müttefikimizin yanındayız, Türk yetkililerle çözüm müzakerelerimizi sürdüreceğiz."

 ABD Merkez Komutanlığı'nın (CENTCOM) bir numarası General Joseph Votel'in Menbiç'ten askerlerini çekmeyeceklerine yönelik açıklamasını da hatırlatan Erdoğan “Türkiye’nin kararlılığını herkes gördü. Görmeye de devam edecek. Menbiç konusunda da geri adım atmayacağız.  Amerika’ya da bunları söyledik. Ne derse desinler artık bizim yolumuz belli. Bir yola çıktık. Bundan dönüş yok. Türkiye’nin kararlı tutumu devam edecek. Söz söyleme zamanı geride kaldı, icraat zamanı artık. ABD şunu demiş, bunu demiş bizim için önemli değil. Biz söylenecek her şeyi söyledik. Türkiye sınırında terör unsurlarına kesinlikle izin verilmeyecek” dedi.

 

Afrin Harekatı devam ederken, masada “Menbiç santrancı oynanıyor”; bu satrancı ve “sonunun ne olacağını” uzmanlara sorduk. İşte cevapları…

 

 

 

“ABD, ÇATIŞMA RİSKİNİ GÖZE ALMAYACAKTIR”

 

Soner Aydın (Emekli Albay) – Silahlı Kuvvetlerimizin, Afrin’de icra ettiği Zeytin Dalı Harekâtı başarıyla devam etmektedir. Böyle bir harekâtın başarısını sadece askeri birliklerin ilerlemesi olarak değerlendirmemek gerekir. Başarı kriterlerinin içinde; sivil halkın zarar görmemesi, harekatın yabancı topraklarda icra edilmesi, yerel yardımcı unsurlardan yararlanılması ve bu unsurlarla koordine seviyesi, uluslararası ilişkiler, PKK propagandasına karşı yürütülen faaliyetler ve bu propagandanın boşa çıkarılması, Türkiye’nin savaş teknolojisinde geldiği nokta ve bunu kullanmadaki becerisi gibi daha pek çok kriter değerlendirildiğinde harekatın başarısı daha net görülmektedir.

Yeri gelmişken kısaca “Yerel Yardımcı Unsurlardan” yararlanılması konusuna değinmek istiyorum. Bu konu; yerel güçlerin yapısını gerekçe göstererek eleştirilecek ve kamuoyu önünde tartışılacak bir konu değildir. Aynı zamanda bu unsurların bir Kuvva-yı Milliye hareketi gibi gösterilmesi de uygun bir benzetme değildir. Çünkü Kuvva-yı Milliye; “Türk Milletine özgü” bir “Milli Mücadele” hareketidir. Türk Milletinin kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle, yokluklar içerisinde gerçekleştirdiği bu Milli Mücadelenin bir başka örneği dünyada görülmemiş ve yaşanmamıştır.

Geçen hafta da ifade etmeye çalıştığım gibi; Afrin harekatının devamında Münbiç harekatının da yapılması ve onun da devamında Fırat’ın doğusunda da tedbir alınması mutlaka gerekmektedir. Son hafta içinde ABD’den gelen tepkiler, Münbiç’ten çekilmeyeceklerini ifade etmeleri, buna karşılık Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seviyesinde bu harekatın mutlaka yapılacağını açıklaması neticesinde; Münbiç’e bir harekât icra edip edemeyeceğimiz konusu ve ABD ile çatışma riski kafaları karıştırmaktadır. ABD’nin, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması istediği artık çok açıktır. Bunun yanında Fırat’ın iki kıyısını da PKK eliyle kontrol altında tutarak Deyrizor petrol bölgesinin güvenliğini sağlama amacını da taşımaktadır. ABD bu kısa vadeli hedeflerine ulaşmak için Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, huzur ve güvenliğini tehdit eden PKK terör örgütüyle birlikte hareket etmektedir. Biz ilk olarak, mücadele ettiğimiz düşman unsurların adını doğru telaffuz edersek soruna daha uygun yönden yaklaşırız kanaatindeyim. PYD-YPG olarak adlandırılan bu bölücü unsurlar, gerçekte PKK’nın tam da kendisidir. PYD (Sözde Demokratik Birlik Partisi); PKK’nın Suriye kolu olarak bilinen bir terör örgütüdür. YPG (Sözde Halk Savunma Gücü); PKK tarafından, Suriye kökenli terörist Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin liderliğinde, 2003 yılında “Kandil”de kurulmuştur. SDG (Suriye Demokratik Güçleri); ABD tarafından, PKK’yı kamufle etmek için kurulmuş bir örgüttür. Bu açıdan bakıldığında Türkiye; uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin kendisine tanıdığı “meşru müdafaa” hakkını kullanmaktadır. Bu durumda ABD; NATO bünyesinde müttefiki olan Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir faaliyet içindedir. Bu nedenle önce; “ES Dİ Cİ”, “Pİ VAY Dİ”, “VAY Pİ Cİ” gibi adlandırmaların yerine “PKK Terör Örgütü” veya “PKK’nın Suriye Uzantısı” adlandırmasının resmi ve gayrı resmi bütün ortamlarda dilimize yerleşmesi gerekmektedir. Diğer taraftan ve buna paralel olarak, uluslararası camia, Suriye’deki yapılanmanın ABD-PKK Terör Örgütü ortaklığı içinde gerçekleştirilmeye çalışıldığına ikna edilmeli ve bunda ısrarcı olunmalıdır. Bu şekilde Türkiye’nin Mümbiç Harekâtı için meşru bir zemin oluşturulabilir. ABD buna mutlaka direnecektir. Bu arada da zaman kazanarak hedefine başka yollardan ulaşmaya çalışacaktır. Her şeye rağmen Türkiye’nin ve ABD’nin, sorunu başka yollardan çözmeye çalışacağı ve bir çatışma riskini göze almayacağı kanaatindeyim.

Son zamanlarda, PKK’nın Suriye uzantısı’nın, Esad yönetimine yaptığı “Afrin’de sınır güvenliğini sağlaması” çağrısını; Zeytin Dalı Harekatıyla bunalan terör örgütünün, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hamlesi olarak değerlendiriyorum. Suriye Yönetiminin, bugüne kadar bu çağrıya yanıt vermediği gibi, Afrin’e hareket eden Türk Silahlı Kuvvetleri konvoyunun üzerinde uçak uçurarak konvoya müdahale etmemesi ve adeta konvoyu koruma görüntüsü vermesi de böyle bir niyetinin olmadığını göstermektedir. Suriye Yönetiminin bu çağrıya uyarak Afrin’e girmesi, aynı zamanda, yüzünü ABD’ye çevirdiği anlamına gelir ki; bunun da Rusya ve İran’la ilişkisi nedeniyle mümkün olmayacağı kanaatindeyim.

Bu arada, bilindiği gibi 30 Ocak’taki Soçi Zirvesi’nin sonuç bildirgesi yayımlandı ve bir “anayasa komitesi kurulması” kararı alındığı açıklandı. Bu zirveye, Türkiye’nin yoğun çabası sonucunda, PKK’nın Suriye’deki uzantısı katılamadı. Bu Türkiye’nin diplomatik başarısıdır. Bu konuda gösterilen çabanın, terör örgütlerinin anayasa komitesine katılmaması için de gösterilmesi ve başarılı sonuç alınması gerekmektedir. İşte o zaman PKK’nın Suriye’ye kalıcı olarak yerleşmesi pek de kolay olmayacaktır. “Cephede kazanılan savaşı, masada kaybetmemek için” Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarısının diplomatik başarıyla perçinlenmesi, aldatılmamak ve kandırılmamak için azami dikkatin gösterilmesi mutlak bir zorunluluktur.

 

 

“TEK ÇIKAR YOL MÜZAKEREDİR”

 

Uluç Özülker (Emekli Büyükelçi) – Daha Afrin bitmedi. Afrin'le ilgili olarak propaganda şiddetle yayılmaya başladı. Mesela 11 çocuğun bombalama sırasında öldürüldüğüne dair haberler yaymaya başladılar. Bu kapsam içinde UNİCEF'ten 'aman ne yapıyorsunuz' diye bir açıklama geldi. Öbür taraftan Rusya 'insan haklarını ihlal ediyorsunuz' dedi, Fransa 'işgale gitmeyin' diye ortaya çıktı. Yani medyaya dünyada baktığımız zaman, başarılı bir diplomasi atağıyla kazanmış olduğumuz zeminin kaymaya başladığına dair izlenimler ediniliyor. Başka bir deyişle bizim sınırlarımızı korumak ve güvenliğimizi sağlamakta hakkımız olduğuna dair söylem yerini Türkiye'yi tenkit etmeye, Türkiye üzerinde baskı yapmaya yönelen bir noktaya taşınmaya çalışılıyor.

Bu arada İdlib başlı başına bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Suriye'ye bugün haritada baktığınız zaman fiilen ikiye bölünmüş durumdadır. YPG bölgesi 3'te biri, üçte ikisi de rejim güçlerinin elindedir. Birde küçük küçük mualiflerin elinde bulunan bölgeler var. Bunun dışında birtek Rusya ve rejim yönünden çıban başı olarak orada duran İdlib bölgesidir. İdlib bölgesinde en az 25 bin mualif savaşçının bulunduğu, o bölgede toplam 125 bin kişinin mualiflerle birlikte yaşadığına dair bilgiler var. Suriye'yi bütünleştirmeden, Rusya rahat durmayacaktır. Çünkü rejimin burayı da bütünleştirerek kendi toprak bütünlüğünü sağlamaya ihtiyacı vardır. Türkiye ile Rusya arasında çok uzak olmayan bir gelecekte İdlib konusu yeniden ele alınmak mecburiyeti doğacaktır. Bunun üzerine birde Menbiç eklenecektir. Burada 495 kilometrelik bir sınırdan bahsediyoruz. Bu bölgede Fırat'ın batısı (Menbiç de dahil olmak üzere) ve doğusu olarak ikiye ayrılıyor. Amerikalılar Menbiç'ten çekilmeyeceklerini ve burada kalıcı olduklarını iddia ediyorlar. Yani bu aynı zamanda Türkiye ve Amerika arasındaki karşılıklık esası üzerine bir çatışmaya götürebilecek bir olay gibi değerlendirilebiliyor.

İki NATO müttefikinin, Amerika'nın da Türkiye'ye jeostratejik açıdan mutlaka ihtiyacı var. Amerika için Türkiye önemlidir. Türkiye'yi Rusya'nın kucağına itmek istemez. Kendi yanında tutmak işine gelir. Dolayısıyla orada bir çatışmaya gitmek demek; NATO'ya kadar da sirayet edecek bir başlangıç demektir. Bunu Rusya ister, Türkiye’nin kendine yaklaşması menfaatinedir. Ama Amerika ve batı genel anlamda bakıldığı zaman istemez. Dolayısıyla öncelikle Afrin'i bitirelim, şuanda Menbiç'i bir kenara bırakalım.

Bu savaşı kazansanız dahi o masaya oturup bir sonuç almaya mecbursunuz. Müzakere bunun tek çıkar yoludur, başka çaresi yoktur. Dünyanın buna tepkileri şimdiden ortaya çıkmaya başladı, bizim ayağımıza pranga vurmak için uğraşacaklarından eminim. Onun için önce burada bir başarı elde edelim. İdlib'in nereye gittiğini de görelim. Bu arada Menbiç meselesinde Amerika ile masaya oturup büyük bir ihtimalle Fırat'ın batısı Türkiye'ye bırakılır, doğusundan itibaren olan kısımda da bizim çok fazla yapabileceğimiz bir şey olmaz gibi bir durumla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum. Dilerim böyle sonuçlanır çünkü savaş yoluyla bir sonuç alabilme ihtimaliniz son derece güçtür.

 

“ABD TÜRKİYE’Yİ ANLAMIYOR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) - Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin harekatının tamamlanmasından sonra hedefin Menbiç olacağı anlaşılmaktadır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu açıkça ifade etmiştir. Ancak bunun gerçekleşmesi bazı koşullara bağlı olacaktır. ABD, YPG güçlerinin buradan ayrılmayacağını, ellerindeki silahların toplanacağını açıklamıştır. Ayrıca ABD Dışişleri sözcüsü, Türkiye'nin İŞİD ile mücadele yerine PKK'nın peşine düştüğünü söylemiştir. Dolayısıyla ABD Türkiye'yi anlamamakta ısrarını sürdürmektedir.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron harekat hakkında kafa karıştıran açıklamalar yapmıştır. Rusya’nın harekatın yayılmasına vereceği tepki de belli değildir. Daha doğrusu Rus yetkililerle Afrin harekatı başlamadan yapılmış pazarlığın ayrıntıları bilinmemektedir.

Öte yandan Soçi'de toplanan Ulusal Diyalog Kongresi, Suriye için anayasa komisyonunun kurulmasını kararlaştırmıştır. Bunun anlamı, aylar sürecek yeni toplantılar dönemidir. Bu kongreye bütün beklentisini ABD'ye bağlamış olan Suriye Kürtleri, Türkiye'nin talebiyle katılmamıştır.

Soçi Kongresi ile aynı tarihlerde İsrail Başbakanı Netanyahu Moskova'yı ziyaretle Putin ile görüşmüştür. Holokost anma toplantısı gibi ortak katıldıkları etkinliğin yanı sıra, Netanyahu İran'ın Suriye'deki varlığından ve Lübnan'daki roket fabrikalarından duyulan rahatsızlığı Putin'e söylediğini açıklamıştır. Aynı tarihlerde, Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Patruşev başkanlığındaki heyetin İsrail ziyareti dikkat çekicidir.

Görüldüğü gibi bölgede son derece girift ilişkiler ve beklentiler bulunmaktadır. Türkiye, PKK unsurlarını sınırlarımızın ötesine sürüp yok etmekte kararlıdır. Uluslararası alandaki gelişmeleri kollayan temkinli adımlarla harekatın yeni kapsam kazanacağını söyleyebiliriz.

(GÜLÇİN KARAEGEMEN SOYLU)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Dünya ABD'deki kritik ara seçimler tamamlandı. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’in elinden alırken, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki çoğunl...

USB ve PwC’nin raporuna göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 29’dan 36’ya çıkarken uzmanlar, gelir dağılımındaki dengesizlik ile işsizlik ve enflasyonun getirdiği...

Yazarlar
Website Security Test