Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Dünya devlerine kalıp ve yedek parça üretiyoruz”

22.12.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İzmir’in duayen iş adamlarından Sarıgözoğlu AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıgözoğlu, GÖZLEM’in yayın kurulu toplantısına misafir oldu ve Türk sanayisi ve geleceğiyle ilgili görüşlerini paylaştı.

Mustafa ve Levent Sarıgözoğlu kardeşler, ikisi Manisa, diğerleri Bursa ve Aksaray’da kurulan tesislerinden otomotiv ve beyaz eşya sektörlerindeki Türkiye ve Dünyanın en tanınmış markaları için kalıp ve seri yedek parça üretiyorlar. Sarıgözoğlu AŞ’nin müşterileri arasında  otomotivde Mercedes, Ford, Renault ve Fiat, beyaz eşyada ise Bosch gibi dünya devleri var.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) yürüttüğü İnovasyon Projesi’nin katılımcıları arasında yer alan “ağabey” Mustafa Sarıgözoğlu, GÖZLEM Yayın Kurulu üyeleriyle sohbetinde, “söz konusu markaların yeni devreye girecek modelleriyle ilgili görüşmeleri ve yurt içindeki geleneksel müşterilerinin taleplerini takip etmeyi de sürdürdüklerini, sektörde dünya devi sayılacak firmalarla yarış halinde olduklarını belirtti. Sarıgözoğlu, 1957 yılında “babası tarafından kurulan” şirketin başarı hikayesini de anlattı.

Sarıgözoğlu AŞ’yi ne zaman kurdunuz?

 

Biz Kulalı bir aileyiz. Kula Mensucat 1949-1950 yıllarında Kula’dan İzmir’e taşındı. Çok iyi bir fabrika adeta bir eğitim merkezi gibiydi. Çolak Ailesi’nin fabrikayı İzmir’e taşınmasıyla neredeyse Kula’nın yarısı fabrikayla birlikte İzmir’e göç etti. Bizim aile de bu gelenlerden biriydi. Türkiye’nin ilk gecekondu bölgesi için İstanbul Zeytinburnu derler ama İzmir Bayraklı sırtlarını da unutmamak lazım. Gelenler oraya yerleşti. Bizim evimiz de oradaydı. Kula çok iyi bir sanayi tesisiydi. Harp yıllarında milli savunmaya da çalıştığı için iyi bir eğitim merkeziydi. (Manisa Kula’da halıcılık daha önceleri değirmencilik yapan Çolakzade Süleyman beyin oğulları İbrahim Bey ve Abdurrahman Bey tarafından 1866 yılında başlar. Aile işi, daha sonra oğulları Sait Çolak, Şerif Çolak, Abdurrahman Çolak ve Süleyman Çolak tarafından devam ettirildi.)

Ailemiz buraya geldiğinde dünyanın Kula Mensucat’tan ibaret olmadığını görüyorlar. Sümerbank, Turyağ gibi tesisleri görüyorlar ve ufukları gelişiyor. Babam İsmail Sarıgözoğlu, askerlik görevinden sonra özel teşebbüse ilgisi artıyor. Keçecilerde birkaç arkadaş kırık bir torna tezgahı alıp işe başlıyorlar. 1957 yılında babam İsmail Sarıgözoğlu tarafından Nurçelik adı ile kuruldu. O yıllar yokluk yıllarıydı, döviz sıkıntısının baş gösterdiği yıllardı. Otomotiv yedek parça ile başlıyorlar. Sonraki yıllarda beyaz eşya sektörü yeni yeni gelişince bunların kalıp parçaları üretimine başlanıyor.

Anlattığınıza göre küçük bir dükkanda bir torna tezgahıyla başlamış babanız. Başarıyı yakalamak, bugünlere gelmek kolay olmamıştır. Nasıl bir süreç yaşadınız?

Babam, Keçeciler denilen yerde üretim yapmaya başladıktan sonra birde2-3 yıllık İstanbul tecrübesi var. Sürekli bir arayış içine giriyor. İstanbul’a gidip mesleğin ustalarından, gayrimüslim ustalardan eğitim alıyor. İstanbul’dan dönüşte tekrar işin başına geçiyor. Türkiye’nin yaşadığı kırılma noktaları vardır. Babam o dönemleri iyi yakaladı. İşte mahallede bir evde buzdolabı var, insanlar gelip buz alıyor veya bir yere gidiyorlarsa yemekleri bozulmasın diye dolaba konulmasını istiyorlardı. Buzdolabına olan talep artınca girişimciler buzdolabı üretmeye başladıklarında onlara kalıp ürünler üretmeye başladık. Tacettin Hiçyılmaz’ın Gırgır süpürgesinde emeğimiz çoktur. Nesim Franko- Nuriş Madeni Eşya,  Boyarlar Özdemir Boyar, Gençkurtlar, Turgut- Kamuran Hallaç gibi babamın kuşağı sanayiciler.

Sonrasında otomotiv montaj sanayi gelişince bu alana ağırlık veriyorlar. Bu yerlileştirme operasyonlarında babam da yer alıyor. Ege Bölgesinde neredeyse gezmedik yer bırakmıyor. Pamuk ve zeytinyağı preslerinin makinelerini motifiye ediyor. O yıllar BMC’nin de İzmir’de başladığı, otomotiv yedek parçaya ilginin arttığı yıllar.

İzmir’den Manisa’ya gidişiniz ne zaman ve nasıl oldu?

İzmir’deki yerimiz Mersinli Lokanta durağındaydı. Küçük bir alana sıkışmıştık. O zamanlar Organize Sanayi Bölgesi (OSB) fikri var, fakat uygulaması İzmir’de yok. Babam bir gün Manisa’da OSB’den arsa aldığını söyledi. Kardeşimle şaşırdık. BMC, Tiryakiler, Ankara Fiyat Türk Traktör, Zirai Donatım Adapazarı bizim müşterimizdi. Sonra da Arçelik devreye girdi. Manisa’da hiç müşterimiz yok, niye gidiyoruz dedik. Bize izah etmeye çalıştı. Manisa OSB’de 10 Nolu tesis olarak faaliyet geçtik. Bunlardan birkaç tanesi ayakkabı, turşu gibi tesislerdi. Biz uzun yıllar adeta küs gittik Manisa’ya.  O yıllarda ulaşım da zordu. İzmir Atatürk OSB’deki fabrikayı 1990’lı yıllarda kurduk. O fabrikada makine imalatını tasarladık. Uzun yıllar birçok sektöre ürünler ürettik. Makine üretimiyle kalıp üretimi birbirini dengeleyen şekilde devam etti. Çiğlideki tesisimizde otomotiv makine dışındaki sektörlere dahi uzun yıllar makineler ürettik. Makine üretimiyle parça kalıp üretimi birbirini dengeler şekilde devam etti.

Ürettiğiniz ürünler nelerdir, tam olarak neler üretiyorsunuz?

 

İkisi Manisa, diğerleri Bursa ve Aksaray’da olmak üzere dört fabrikamız var. Otomotivde Mercedes, Ford, Renault ve Fiat, beyaz eşyada ise Bosch gibi dünya devlerine kalıp ve seri parça imalatı yapıyoruz.  Manisa tesisimiz en büyük ve en eski tesisimiz. Buradan ve Bursa fabrikamızdan her gün ABD’ye Ford minibüslerin üretimi için ihtiyaç olan ürünleri sevk ediyoruz. Yurt içindeki geleneksel müşterilerimizin taleplerini takip ediyoruz. Eskiden müşterilerimiz, bir kalıp bittikten sonra ikincisini sipariş ederlerdi. Şimdi durum değişti. Dört kalıbı arka arkaya sipariş ediyorlar. Manisa’daki bir tesiste sadece otomotiv sac kalıbı üretiyoruz. Tesislerimizin Avrupa’daki benzerlerinden bir eksikliği bulunmuyor. Tesislerimizde son teknoloji ile tasarım ve üretim yapılıyor. Manisa’daki tesisimizin birinde hem müşterilerimiz, hem de seri parça üretimi yaptığımız diğer tesislerimiz için kalıp üretiyoruz. Dünya otomotiv devlerine hizmet veriyoruz. Bursa’daki fabrikamızda binek, hafif ve ağır ticari araçlar ile beyaz eşya sektörüne seri parça imalatı yapıyoruz. Burada robot otomasyonlu pres caddesi, dış panel parçalarını üretiyoruz. En önemli müşterilerimiz; Ford, Fiat ve Renault.

 

Aksaray’da fabrika kurmak fikri nasıl oluştu?

Manisa’da faaliyet gösterirken özellikle hinterlandımızda bulunan BMC, Ege Fren, Ege Endüstri, Vestel, Raks, Taba gibi kuruluşlara hizmet eriyorduk. 2001 krizi, zorlandığımız, müşterilerin de bizim de zorlandığımız bir yıl. Biz o zaman kaba deyimle daha büyük riskler alarak bir takım prangalardan da kurtulmuş olduk.  Aksaray fabrikasını o zaman kurduk. Mercedes kamyon üretimini yaptığı Aksaray’a bizi davet etti. Herhangi bir resmi kontrat adet ve alım garantisi olmadan gittik. İyi ki gitmişiz. Bu tesisi 2016’da büyüttük, yeni makinelerle kapasiteyi artırdık. Yeni model kamyonun hem sayıca yüksek adette, hem de üretim yelpazesi itibariyle daha geniş bir spektrumda çalışmasını sağlayacak bir yatırım oldu. Seri üretim yaptığımız parçalar konusunda sadece Türkiye’deki müşterilerimize satış yapmıyoruz. En önemli müşterimiz Ford Amerika. Sevk ettiğimiz ürünlerin önemli bir kısmı Ford Transit’in üretiminde kullanılıyor. Almanya Mercedes’e sürekli parça gönderiyoruz

 

Sizin işiniz tasarım, bunun için dünya ölçeğinde üretim yapmak gerekiyor. Kalıp üretiminde Türkiye dünyada nerede bulunuyor?

 

Kalıp aslında bir tasarımdır. Uzay sanayine kadar her alanda ihtiyaç duyuluyor. Kalıpta hem teknoloji, hem tasarım hem de önemsenecek sermaye yoğun bir sektör. Çok nitelikli işgücünüzün olması gerekiyor. Hep diyoruz ya orta gelir tuzağı, işte yüksek gelir seviyesi. Kalık işte bu paradigmaları değiştirecek bir ürün. Donanımdan yazılımına kadar çok teknolojik bir sektördür.

 Kalıp üretiminde Türkiye eşiği aşmış durumda. Dünya ölçeğinde üretim yapıyoruz. Ölçeklerimiz iyi. Kalıbın ana girdisi olan döküm konusunda başarılı firmalarımız var. Bizim müşterilerimiz de artık Türkiye’yi keşfetti. Son dönemdeki çalkantılara rağmen müşterilerimiz bize ardı ardına kalıp siparişi verebiliyor.  Kalıp konusunda ülkemizde yüzümüzü ağartacak çok sayıda firma var. Bunlar dostumuz ve rakibimiz. Manisa da olmadığı için çok tanımıyoruz. Başka illerdeler. Geçtiğimiz günlerde BMV’den bir müşterimizle sohbet ederken, ülkeler arasında yaşanan gerilimden etkilenip etkilenmediğini, mal almaktan acaba vazgeçerler mi düşüncesiyle “Türkiye’den memnun musunuz” diye sordum. ‘Memnunuz’ dedi. Türkiye’de 3 firma ile çalıştıklarını söyledi. ‘Sizden beklentilerimiz devam ediyor’ dediler. Türkiye’deki firmaları kendi içinizde sıralar mısınız dedim. ‘Onlar da iyi ama siz farklısınız. Siz Bundesliga oyuncusu olma durumundasınız’ dedi. Çok heyecanlandım. Yaptığımız işin hem estetik boyutu, hem teknolojik boyutu var. Düşünün bir otomobilin sağ tarafının tamamı bir kalıptan, sol tarafı başka bir kalıptan, tavanı ayrı bir kalıptan çıkıyor. Özverili bir çalışmaya ihtiyaç var.

Anlattığınıza göre dünya devlerine üretim yapıyorsunuz. Bunların çoğu Avrupalı ve ABD’li firmalar. Bunlarla rekabet etmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Avrupalı rakiplerimiz bu konuda bizden daha önce yol aldılar. Şu anda refah toplumu oldular. 35 saati aşmayan mesai saatleri var. Maliyetin dışında esnekliğini de yitirdiler. İyi manada söylüyorum, biz şu anda aç durumdayız. İşe, ciroya, başarıya aç durumdayız. Bizim için iş öncelikli geliyor. Bu da başarıyı getiriyor.

Tasarım konusunda kendi kendimize yeterli hale geliyoruz. Kalıpçılık, Türkiye’nin göreceli olarak avantaj sağladığı ve üstün olduğu bir alan. Ancak, sanılanın aksine hiçbir zaman ucuz iş gücünün avantaj haline getirildiği bir alan değil. Aksine, nitelikli ve daha pahalı sayılabilecek, yetkin iş gücüne şiddetle ihtiyaç duyan bir alan. Yatırım son derece pahalı. En önemli yatırım iş gücü. İş hayatında bir sürü krizleri yaşadık. Her krizden büyüyerek çıktık. Özellikle personel açısından küçülme yerine biz tam tersine hareket ettik. Bizde 3. Kuşak çalışan var. Babası kol gücü olarak girmiş oğlu şimdi mühendis.

Kalıp konusunda da eskiden hep kendi kendimize yeter üretim yapıyorduk. Şimdi ihtiyaçlar doğrultusunda kapasiteyi artırdık, bu kapasiteyi sadece kendi ihtiyacımız olan kalıpları üretmekle değerlendirmiyoruz. Sadece kalıp da başlı başına bir ürün ve kar merkezi. Özellikle AB’li büyük lüks markalara hizmet veriyoruz. Bu duruma da bir anda gelmedik. Önce Alman firmalarının alt tedarikçisi olarak hizmet verdik. Bu çalışmaya başladığımızda şu tarihe kadar ana tedarikçi olalım diye kendimize hedef koymuştuk. O tarih gelmede,  firmalar kendileri direk çalışmayı teklif etti.

 

Dünya ölçeğinde üretim yapmanın ardında önemli bir başarı hikâyesi yatıyor. Siz bu başarıyı nasıl yakaladınız?

Türkiye’de bu alanda dünya çapında ürünler üretiliyor. 2009 krizinden çıkış için bütün ülkeler kendi içinde formüller üretiyordu. Türkiye dahi belli motor hacminin altındaki araçların KDV, ÖTV’lerini düşürme yoluna gitti. Bu ciddi anlamda otomobil sektöründe pazarları hareketlendirdi. Otomotivde artan bu talebe bazı fabrikalar hemen hızlı intibak edemedi. Mesela Renault, Fransa’da talepleri karşılamak için elemanlarını çalıştıramadı. Hatırlıyorum 1 Mayıs İşçi Bayramı tatilini bir başka tatille birleştirip bir hafta çalışmadılar. Onlar çalışmayınca Renault’un Fransa’daki fabrikası taleplere yetişemedi. Sonrasında aynı aracın (Clio) hem Türkiye de hem de Fransa’da üretilmesini karar verildi. Fransa’da tatilinden feragat etmeyen, kendisini sıkmayan refah toplumunun işçisi gelen talebi karşılayamadı. Firma, Türkiye’deki tesislerden bunu karşılanıyor. Bu esneklikten dolayı Fransa’daki üretimin büyük bölümü Türkiye’ye kaydı.

 

Geleceğe yönelik hedef ve ilkeleriniz nelerdir?

Farklı sektörlere yönelik üretim yapmakla birlikte, kalıpçılık geleneğinden kaynaklanan motivasyon ile kalıp üretimini en öncelikli sektör olarak görüyoruz. Deneyim ve birikimin güncel teknik ve teknolojilerle buluşturulmasına özen göstermek bir işletme felsefemizdir. İyi eğitilmiş insan gücüne ve ileri teknolojiye sürekli yatırım yapan firmayız. Ürün tasarımı, kalıp tasarımı ve kalıp üretimi işlevlerini bilgisayar destekli yapmanın sağladığı kalite ve esnekliğe sahibiz. Bu sayede sektöründe sürekli artan bir ivme ile hizmet veriyoruz.

Otomotiv ana ve yan sanayi ve beyaz eşya sektörleri olmak üzere müşterileri ile faaliyetlerinde yüzde 100 müşteri memnuniyetini hedefliyoruz. Tüm pazarlama ve satış faaliyetlerimiz müşteri memnuniyeti odaklıdır. Zamanında teslimat, kaliteli işçilik, garanti başta olmak üzere tüm müşteri gereksinimleri üzerinde yoğunlaşmaya devam edeceğiz.

 

Ülkede bir yerli otomobil heyecanı var. Bu konuya bakışınız nasıldır, Türkiye yerli bir otomobil yapabilecek mi?

Yerli otomobil yeni bir heyecan. Bu konuda herkes haklı olarak ta konuşuyor. Otomobil çok popülist bir ürün. Aynı zamanda teknolojik anlamda bir basamak. Buradan uzay sanayi ve savunma sanayine geçmek kolay. İyi yönetilirse fayda sağlayacak bir uygulama. Zira otomotiv endüstrisi yeni bir dönemeçte bulunuyor. Kalıplaşmış yakıt sistemini terk etmeye hazırlanan bir sektörden bahsediyoruz. Yeni teknoloji ile araç üretirsek başarıyı yakalarız. Otomotivin kabuk değiştirdiği bir dönemde ülke olarak buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin bu fırsatı yakalaması durumunda önemli bir başarı olacaktır.

Anlattıklarınız İzmir’in sanayi tarihi. İzmir sanayisini sürekli Manisa sanayisi ile bir yarış olarak gördük. Manisa sanayisi ile İzmir sanayisi arasında bir karşılaştırma yapar mısınız?

İzmirliler için ‘rahatına düşkünler, yazın çalışmak yerine tatili tercih ederler’ sözü en çok beni rahatsız ediyor. Bu yönde sözler duyunca da hemen savunmaya geçerim. Fakat iş yapmak istihdam üretmek, zengin olmak apayrı şeylerdir. İzmir ile Manisa’yı kıyaslıyoruz ama aslıda Manisa’nın sanayisini de ilk başta İzmirliler kurdu. Raks dahil olmak üzere hatta Kemal Çolakoğlu’nun bile orada çivi fabrikası vardı. Olaya biraz havza gözüyle bakmamız lazım.

Manisa uzun yıllar sanki hak etmediği teşvikleri alıyor gibi düşünüldü ama doğrusu dağ köylerindeki o insanların milli gelirden aldıkları pay çok düşük. Aramızda iki bölgeli, üç bölgeli teşvik farkları vardı. Bağyurdu OSB’de mi Turgutlu OSB’de mi yatırım yapmak istersiniz. Arada 3-5 kilometre var. Tercih meselesidir. Teşviklerin itici gücü var ama sırf teşvik kaynaklı olduğunu düşünmüyorum. Biz şu anda Manisa OSB’de Türkiye’nin en ucuz elektriğini veriyoruz. Bize en yakın fiyat Bursa’da. Su fiyatında 20 kat fark var.

Biraz zülfüyâra dokunursak, İzmirliler hep beklediler. Liman özelleşirken devlet versin biz alalım. Metaş’ı biz alalım ama bize öncelik verilsin. Ben de içindeyim. İzmirli şapkamla kendimi eleştiriyorum. İzmirli hak ettiğini talep ederken, gelecek olanlara da burası kötü buraya gelmeyin der gibi sanki dışlar bir tavır sergiliyor. Bu yanlıştan uzaklaşmamız gerekiyor. İzmir olarak bir kimlik bunalımını dahi çözebilmiş değiliz. Üniversite kenti miyiz, turizm kenti mi, sanayi kenti miyiz daha karar veremedik. İzmir her yönüyle şu anda iyi yönetilmiyor. İzmir’in hak ettiği yerde olmadığını hepimiz biliyoruz.

 

Türkiye üçüncü çeyrekteki yüzde 11.1’lik büyüdü. Siz sanayiciler olarak bu büyümeyi hissetiniz mi?

 

Biz sektör olarak bu büyümeyi yakından yaşadık. Yılsonu geldiğinde hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun toplumun geneline homojen yayılmadığı belli. Ama otomobilin bir lokomotif yönü var. Otomobil, makine sanayi, inşaat sektörleri bu büyümeyi önemli oranda hissetti. Otomotivin diğer sektörleri de harekete geçiren özelliği var. Biz otomotivciler olarak artık Türkiye’de ne kadar araba satılıyor değil de ne kadar araba üretiliyor, üretilen bu arabaların ne kadarı ihraç ediliyor. Üretilen bu arabada ne kadar yerli malı kullanılıyor. Bir de otomobil parçalarının ne kadarı ihraç ediliyor ona bakıyoruz. Otomotiv sanayi olarak hep artı veren bir konumdayız. Buna rağmen güneş parlıyor hiçbir sıkıntı yok demek doğru değil. Zira kurlar artıyor, firmaların bilançolarını olumsuz etkiliyor. 2018 için herkesin sınırlarını zorlayacak bir yıldan bahsediliyor. Türkiye çok istikrarsız bir ülke. Engellemeler var ama yaptıklarımızı alt alta koyduklarımızda bunları hep en kötü yıllarda yaptık.

 

Sanayi sektörü son yıllarda kalifiye eleman sıkıntısı çektiğini, istediği elemanı bulamadığından şikayet ediyor. Kalifiye eleman konusunda sıkıntı yaşıyor muzunuz?

Aile şirketinde ben ve kardeşim Levent ikinci kuşak temsilciyiz. Üçüncü kuşağı hazırlıyoruz. Eğitim konusunda Levent, Meslek Lisesi çıkışlı olduğu için mesleki eğitimle çok ilgilidir. Manisa OSB’deki endüstri meslek lisesini kurduk, MEB’e hediye ettik. Yanlış yönetildi, istediğimiz olmadı. Bakanlığın kapısını çalarak okulu geri istedik. Mülkiyet bakanlıkta olsun eğitimi biz verelim dedik. Sizden tahsisat gelmeden, eğitim kadrosunu, öğrencilerin burslarını biz karşılayacağız diye. Bakanlık örneği yok diyerek karşı çıktı, sonra bir iki söz verdik, okulun ikinci bölümünü açma gibi ve okulu bize verdi. Bakanlık şimdi de bütün meslek okullarını özel sektöre devretmeyi düşünüyor. Biz OSB olarak yönetimi üstlendiğimizde kadro kalsın maaşlara seyyanen yüzde 50 zam yapalım, buna karşın sabah saat 8 akşam 5 mesai istedik. Ders dışında da öğrencilere eğitim vermelerini istedik. Milli eğitim çıkışlı hiç bir öğretmen kalmak istemedi. Şimdi çok güzel teknolojilerle eğitim görüyorlar. Bizim öğrencilerimiz Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileriyle yarışıp dereceye girdiler. Burada okuyan öğrencilere burs veriyoruz.  Nitelikli eleman ihtiyacını gidermek isteyenlerin ellerini taşın altına koyması gerekir. Bu okuldan mezun olanlar endüstri meslek lisesi denklik diploması alıyor. Okumak isteyenler üniversite sınavına dahi giriyor. İzmir ve Manisa civarında birçok sanayi kuruluşunun ihtiyacı olan eleman buradan karşılandı. 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkanı Mehmet Ali Susam, ikincisi düzenlenen Ege Ekonomik Forum süresince Ege ekonomisinin ve potansiyelinin Türkiye’nin gündemi...

GÖZLEM, bu soruyu siyasetin duayenlerine ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Rusya ve Ukrayna, bir kez daha savaşın eşiğinde... Rusya’nın üç gemisine el koyduğu Ukrayna seferberlik ilan etti ve Rus Ordusu bölgeye ilave S-400’ler sevk etti. Geri...

GÖZLEM, “AK Parti’nin adayları belli, CHP – İYİ Parti ittifakı kimleri aday göstermeli sorusunun cevabını uzmanlardan aldı, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test