Facebook ta paylaştweet le

Merkez Bankası bir defa daha faizi sabit tuttu

16.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonomistlere göre Türkiye bugün “yüksek enflasyon, Merkez Bankası’nın yıpranan kurumsal bağımsızlığı, fiyat istikrarsızlığı, azalan kredibilite, uzun vadeli plan ve öngörü eksikliği” ile karşı karşıya bulunuyor.

Çin'den dünyaya yayılan coronavirüs ekonomileri de ağır bir yıkım sürecine sokuyor. Türkiye’de krizle beraber salgının faturası gün geçtikçe ağırlaşıyor. Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve yüksek döviz kurunun yaşandığı Türkiye’nin önünde ekonomik sorunlar her geçen gün artıyor. Ekonomistlere göre Türkiye bugün “yüksek enflasyon, Merkez Bankası’nın yıpranan kurulsal bağımsızlığı, fiyat istikrarı, azalan kredibilite, uzun vadeli plan ve öngörü eksikliği” ile karşı karşıya bulunuyor. Ekonomistler geçici çözümlerle enflasyon ve işsizlik sorunlarının çözülemeyeceğine işaret ediyor ve “acı reçete”nin zorunluluğuna değiniyor.

Uzmanlar, son zamanlarda başkanı sık sık değişen Merkez Bankası'nın işinin zor olduğunu düşünüyor. Merkez Bankası orta vadeli enflasyon hedefini yüzde 5 olarak belirlerken, yıllık enflasyonun yüzde 16'yı aşan oranı, faiz artırmama baskısı kurum üzerinde baskı unsuru olmaya devam ediyor.

Türkiye günlerdir rezervlerinden eksilen 128 milyar doları konuştuğu Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Piyasası Kurulu (PPK), Politika Faizi’ni yüzde 19’da sabit tuttu. Naci Ağbal’ın görevden alınmasıyla yerine atanan Şahap Kavcıoğlu ilk PPK’da faiz değişikliğine gitmedi. Karar sonrası gün içinde yatay seyreden dolar yükselmeye başladı.

PPK sonrası toplantı metninde şu değerlendirme yapıldı:  Salgına bağlı olarak 2020 yılında sert daralan küresel ekonomi, destekleyici politikalar ve aşılama sürecindeki olumlu gelişmelerin etkisiyle toparlanmaya devam etmektedir. Bu iyileşme sürecinde, özellikle imalât sanayi faaliyeti ve küresel ticaretteki ivmelenme belirleyici olmaktadır. Emtia fiyatlarındaki artış eğilimi hız keserken, yükselen küresel enflasyon beklentilerinin uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri önemini korumaktadır.

Salgının sınırlayıcı etkilerine rağmen, iç ve dış talep kaynaklı olarak yurt içi iktisadi faaliyet güçlü seyretmektedir. İmalât sanayi faaliyeti kuvvetli bir ivme sergilerken, salgın kısıtlamalarından olumsuz etkilenen hizmet sektörlerindeki zayıf seyir sürmektedir. Bununla birlikte, salgının gidişatı ve aşılama sürecine bağlı olarak iktisadi faaliyet üzerinde her iki yönde riskler bulunmaktadır. İhracattaki artış ve altın ithalatındaki gerilemeye rağmen, güçlü iç talep ve emtia fiyatları cari işlemler dengesini olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Ticari kredilerde ılımlı bir seyir gözlenirken, finansal koşullardaki sıkılaşmaya rağmen bireysel kredi büyümesinde yükseliş eğilimi görülmektedir.

Talep ve maliyet unsurları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. Mevcut parasal duruşun krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleşeceği öngörülmektedir. Bu doğrultuda Kurul, politika faizini sabit tutarak sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikâmesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.  Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecektir.

 

Yabancı terk ediyor

Siyasi iktidarın Merkez Bankası üzerindeki baskısıyla ilgili tartışmalar devam ederken, Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından hazırlanan raporda Türkiye’de artan politika belirsizliğinin Mart ayı sonundan itibaren para çıkışlarına neden olduğu belirtildi. Değerlendirmede son sekiz yıl içinde yabancı yatırımcıların toplamda 13 milyar dolar yerel tahvil ve 3 milyar dolar hisse satışı yaptıkları gerçekleştirdikleri kaydedildi.

IIF, Türk tahvillerinde yabancı sahipliğinin 82 milyar dolardan 7 milyar dolara, hisse senetlerinde ise 82 milyar dolardan 24 milyar dolara indiği vurgulandı.

Kuruluş, Türkiye’de merkez bankası başkanının görevden alınmasının ardından lira varlıklarda 2,5 milyar dolarlık satış gerçekleştirdiği belirtildi ve “Türkiye’de yabancıların pozisyonları 2013 dönemine oranla çok daha az” denildi.

“Ekonomi politikalarının gelecek dönem yönü kritik önemde olacak” yorumu yapan IIF, artan borçlanma maliyetlerinin yakın vadeli ekonomik görünüme yansıyacağını öngördü.

 

İflas oranında ciddi artış beklentisi

Ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle iflaslar da artmaya başladı. Türkiye’de sayısı 120 bini bulan restoran ve kafeler ile buralarda istihdam edilen iki milyona yakın çalışan salgından en fazla etkilenen kesimlerin başında geliyor. Pandemi döneminin başlangıcından bu yana işletmelerin yüzde 20’sinin iflas ettiğini dile getiren Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer, geçen sene başlayan kısmi süreli kapatmaların bu senede devam ettiğine dikkat çekerek, bunun sektörde iflas ve kapanmaları artıracağını söyledi.

Ramazan ayı ve bayram sürecinde kapalı kalınmasının hali hazırda yüzde 20’ye ulaşan iflas ve kapanmaların, yüzde 25 bandının üzerine çıkacağı tahmininde bulunan Demirer, Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) iptali ile çalışanların zorunlu ücretsiz izne çıkmış olmasının da önemli sorunlar arasında olduğunu söyledi.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de pandemi sürecinin en ağır faturasının esnafa çıktığını, esnafın ekonomik gücünün artık kalmadığını belirtti.

Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl de ramazan ayının kaybedildiğini artık sektörün bayram sonrasına yönelik umutlu olduğunu söyledi. Bingöl, “Bayramdan sonra tamamen açılmayı bekliyoruz. Açılmazsa inanılmaz sıkıntıya girecek sektör. Bu süreçte de bizim sektöre özel bir teşvik lazım. Çalışanların bin 500 TL ile geçinmesi çok zor. Çalışanların yarısı bekliyor şu an. Yasaktan sonra destek gelmezse en az 300 bin kişi işiz kalabilir” dedi.

 

İşsizlik artıyor

Sanayi üretimi artarken, işsiz sayısı da yükseliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre şubatta sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,8, bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında arttı. Böylelikle sanayi üretiminde yıllık büyüme 9. ayına girdi. 2021 yılı Şubat ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,9 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 9,3 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,8 azaldı.

Coronavirüs salgınının ekonomideki olumsuz etkileri tüm hızıyla sürerken, işsizlik oranı da artmaya devam ediyor. Ekonomistler ise, işsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda ekonominin iyi gittiği yorumlarındaki çelişkilere dikkat çekiyor.

TÜİK'in açıkladığı verilere göre, şubat ayında işsizlik oranı yüzde 0,7 oranında arttı ve yıllık bazda yüzde 13.4'e çıktı. Ocak ayına kıyasla, işsiz kişi sayısı ise 250 bin arttı ve toplamda 15 yaş üstü işsiz sayısı 4 milyon 236 bin kişiye çıktı.

İstihdam edilenlerin sayısı da şubat ayında düşüş gösterdi ve 22 bin kişi azaldı. Böylece toplam istihdam sayısı 27 milyon 477 bin oldu.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, "Ekonomi iyi gidiyorsa üç kişiden biri niye işsiz?" başlıklı yazısında, "Ekonomi iyi gidiyorsa üç kişiden biri işsiz olmaz. Üç kişiden biri işsizse o ekonomiye iyi gidiyor denmez.  Yani tam anlamıyla "bu kediyse ciğer nerede, ciğer buysa kedi nerede" durumu yaşandığını belirtti.

Aktaş, her 100 kişiden 29'unun işsiz olduğuna değindi ve "Sürekli olarak ekonomide bir darboğaz olmadığı, işlerin iyi gittiği söyleniyor değil mi... Şu durumda eğer ekonomi iyi gidiyorsa bu işsizlik ne? Yok eğer bu işsizlik gerçekse, ekonominin iyi gitmesi nasıl oluyor" sorularını sordu.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Yoksulluk sınırını 10 bin liraya yükselirken”, gelir dağılımında “varlıklılar ile dar ve sabit gelirli milyonların arasındaki uçurum” büyüyor ve “Orta sınıfı” olumsuz...

GÖZLEM, bu soruların cevabını aradı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Türkiye’de coronavirüse karşı alınan tedbirler tartışma konusu olmaya devam ediyor. Daha sıkı önlem gerekirken gelen 1 Mart ve 13 Nisan ‘normalleşmeleri’ salgında en k...

“Türkiye uzun yıllardır yaptığı yanlışların sonucunu yaşıyor” diyen Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kasalı’ya göre,...

Muhalefet, Erdoğan’ı ağır şekilde eleştirirken, AKP sözcüsü “Soykırım” sözünü CHP’nin söylettiğini” iddia etti.

Yazarlar