Facebook ta paylaştweet le

Vatandaş soruyor; “Hesap vermesi gereken sorumlular yok mu?”

16.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kısa süre önce ‘normalleşme’ adı altında Covid-19 sürecinde alınan tedbirleri gevşeten Türkiye, tekrar sıkı tedbirler dönemine geçti. “Kısmi kapanma” şimdilik iki hafta sürecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vaka ve vefat sayılarında hedeflenen iyileşme sağlanamazsa, "devamında çok daha sert uygulamalar" geleceğini söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 3-9 Nisan arasında illere göre her 100 bin kişide görülen Covid-19 vaka sayılarını açıkladı. Buna göre Kırklareli, İstanbul, Çanakkale, Yalova ve Kastamonu 100 bin kişide en çok Covid-19 vakası görülen iller oldu.

Kırklareli'den sonra 100 bin kişide en çok vakanın görüldüğü İstanbul'da rakam 591,45'ten 804,97'ye yükseldi. İstanbul, bu tabloyla üç büyükşehir arasında ilk sırada yer aldı.

 Ankara vaka sayısı bakımından geçen hafta 81 il arasında 29'uncuyken, bu hafta 25'inci sıraya yükseldi.

 İzmir, üç büyükşehir arasında vaka sayısı bakımından üçüncü sırada yer aldı ve 40'ıncı sıradan 42'nciliğe geriledi.

Bilim insanlarının görüşlerine kulak tıkayan ve ekonomik gerekçelerle “tam kapanma” kararı almayan hükümet, salgının her gün yeni bir rekor kırmasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 15 Nisan itibariyle Türkiye’de son 24 saatte yapılan 318 bin 217 Covid-19 testinin 61 bin 400 pozitif çıktı. Aynı gün 297 kişi coronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti. Ağır hasta sayısı ise 2 bin 951 olarak açıklandı.

Vaka sayısının her geçen gün artması beraberinde yeni tedbirleri getirdi. Günlük vaka sayısının 59 bin 187 ile salgının başlangıcından bu yana en yüksek seviyeye çıktığı 13 Nisan günü Günlük vaka sayılarının rekor kırdığı gün AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni “pandemi” kararlarını açıkladı. Buna göre tam kapanma yok; Türkiye Ramazan’ın ilk iki haftasında kısmi kapanmaya gidecek. Sokağa kısıtlaması 21.00’dan 19.00’a çekildi. Yani iki saatlik kısıtlamayla salgının hızının yavaşlatılması hedefleniyor! Ayrıca aşılaması yüzde 76 oranında tamamlanan 65 yaş üstü ve 20 yaş altına da seyahat kısıtlaması getirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Ramazan ayının ilk iki haftasında tedbirleri "biraz daha sıkılaştırma" kararı aldıklarını ve bu süreçte "kısmi kapanma" uygulamasına gidileceğini söyledi. Erdoğan, vaka ve vefat sayılarında hedeflenen iyileşme sağlanamazsa, "devamında çok daha sert uygulamalar" geleceğini belirtti.

Erdoğan'ın açıkladığı tedbirler şöyle:

- Hafta içi sokağa çıkma sınırlamasının saatleri akşam 19.00 ve sabah 05.00 olarak güncellendi.

- Sokağa çıkma saatlerinde, zorunlu haller dışında şehirlerarası seyahatlere izin verilmeyecek.

- 65 yaş üstü ve 18 yaş altının şehir içinde toplu taşıma kullanması yasaklandı.

- Yeme içme hizmeti veren kafe, kıraathane, lokal, çay bahçesi, spor salonu, benzeri mekânlar faaliyetlerine bayram sonuna kadar ara verecek.

- Lokanta ve benzeri işletmeler ramazan boyunca sadece belirlenen saatlerde paket ve gel-al hizmetiyle çalışmalarını yürütecek.

- 8. ve 12. sınıflar ile okul öncesi eğitim kurumları dışındaki tüm kademeler uzaktan eğitimle faaliyetlerini sürdürecek

 

Tedbirler sorunu çözer mi?

Bilim insanlarına göre zaten var olan birçok kısıtlamanın “yeni” gibi yeniden açıklanması krizi çözmeyeceği gibi daha da derinleştirecek. Sokağa çıkma yasağının 2 saat daha uzatılması çözüm olmayacak. 65 yaş üstüne seyahat kısıtlaması getirilmesi de manasız. Zira son verilere göre söz konusu kesimin yüzde 76,4 oranında aşılandığı açıklanmıştı. “Taşıyıcı” olma özellikleri nedeniyle böyle bir kısıtlama getiriliyorsa, herkes taşıyıcı olabilir! Pide üretiminin 1 saat öne alınması da pandemiyi bitirmeye yetmeyecek!

 

Aşılama hızı artırılmalı

Bilim insanlarına göre yapılması gereken şey acilen iki haftalık tam kapanma kararı alınması. İkinci olarak aşılama hızının artırılması gerekiyor. Günlük 100-110 binlerde olan aşılama sayısının 500-600 bine çıkarılması gerekiyor. Tabi bunun için önce aşı tedariki sorunun çözülmesi şart. 23 Mart’ta ikinci doz aşı uygulananların sayısı 5 milyon 711 bin 126 olarak açıklanmıştı. Dün itibariyle bu rakam 7 milyon 693 bin. 377’ye çıktı. 21 günde yapılan toplam ikinci doz aşılama sayısı sadece 1 milyon 982 bin 251. Bu günlük ortalama 94 bin 392 aşılama yapıldığını gösteriyor ki bu rakam en az 5’e katlanmalı. Ayrıca test sayısı günlük 500 binin üzerine çıkarılmalı.

 

 

“MEVCUT BAKIŞ AÇISI İLE SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Pandemide yaşanan yeni dalga önlenemez boyuta ulaştı. Katlanarak artıyor. Hastanelerde yataklar doluyor. Sadece İstanbul’da haftalık vaka sayısı 800 bini aşarak milyon bandına göz kırpıyor. Sağlık personeli bunalım yaşıyor. Alt gelir grupları, esnaf ve işsizler kendi haline bırakıldı. Bir kesim bilim kuruluna yükleniyor. Oysa Bilim Kurulunda karar yetkisi yok. Toplumun bazı kesimleri de çözümsüzlüğe sorumlu arıyor. Aslında çözümsüzlük sadece pandemi konusu ile sınırlı değil. Türkiye çok yönlü bir çözümsüzlüğe sürüklenmiş durumda. Bunun bir tek nedeni var: Bilimin rotasında yürümeyen, olaylara bilimsel bakmayan ve dar bakış açısı ve dünya görüşüne sıkışmış bir iktidar bloku Türkiye’nin sorunları ile başa çıkamaz durumda.  Zira iktidarın olaylara bakış açısı, bilim dışı bir bakış açısı olarak duygusal, tepkisel ve kişiselliğe teslim olmuş durumda. Üstelik kendi bilim dışı kabullerini tek doğru gördükleri gibi, kutsal din duygusunu, ideolojiye indirgeyip siyasete ve ticarete alet ediyorlar. Yapılan yanlışlar ve hatalar buralardan kaynaklanıyor. Örnekleyelim,  Filistin tutkusundan, Mursi yandaşlığı ve Sisi karşıtlığı ile Suriye’de Esat karşıtlığına kadar hepsi, reel politik değil, sadece duygusal ve tepkisel yaklaşımlar olarak bizi İslam coğrafyasında yapayalnız bıraktı. Aynı şekilde İsrail karşıtlığı da duygusal tepkisel ve ideolojik bir bakış açısından kaynaklandı. Sonra bu ülkelerin hepsi Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile işbirliği içine girdiler. Reel politikadan uzak kararlar, Rusya’yı bize hem kuzeyden, hem güneyden komşu yaptı. Güney sınırımıza ABD’nin kukla bir devletle getirmesini önleyecek tek çözüm İran, Irak ve Suriye ile reel politika bazında işbirliği iken, duygusal Esat karşıtlığı bunu da engelledi. Tepkisel bir tutum olarak, diplomasinin ince ayarları, monşerlik olarak görülüp yeterli değerlendirilmedi. İdeolojiye indirgenen dini bakış açısı ile ekonominin en temel yasalarından olan faiz ve enflasyon ilişkisine tersinden bakarak Merkez Bankasının bilim temelli ekonomi politikası uygulamasını engellendi. Özgürlükler tek başına başörtüsü özgürlüğü olarak görüldü. Ülkede Meclis ve yargı sadece iktidara hizmet eden kurumlara dönüştü. Adalet aranır oldu. Devlet ve kurumları iktidarın emrine girerken; hizmette toplumu kapsamaktan uzak kaldı. Ego-zentrik bir yaklaşımla, iktidar kendi dışındaki kişi ve partileri kale almıyor. Toplum kutuplaştırılarak, siyaset tepki kültürü ve algı yöneyimi üzerinden yürütüldü. İktidarın küçük ortağı, Anayasa Mahkemesi kapatılsın kampanyası yürütüyor. Bütün bunları, akılla, bilimle mantıkla, adaletle ve demokrasi ile bağdaştırmak mümkün mü? Dönemin süper emperyal gücünü iki kez dize getirerek tüm Dünyaya örnek olmuş Atatürk‘ün; tükenmiş ve dağılmış bir imparatorluğun küllerinden yeniden kurduğu Gazi Meclis, Devlet yapısı ve Cumhuriyet erozyona uğratıldı. Cumhuriyetin tarihi birikimleri hep önemsiz gösterilmek istendi. Getirilen Türk tipi Cumhur Başkanlığı sistemi, bir kişi egemenliği modeli oluşturdu. Bakanlıklar karar merci olmaktan çıkarıldı; talimatları yerine getiren uygulama birimlerine dönüştü. Devletin, Bakanlıklarda birikmiş uzmanlık ve katılım bilgisi devre dışı bırakıldı. Devletin devlet hafızası devre dışı kaldı. Cumhurbaşkanlığı nezdinde tutulan sınırlı sayıdaki kişilerin, kişisel görüşleriyle devlet çarkı etkin olarak çeviremez oldu.  Hukuk devleti kültürü erozyona uğradı. Tüm Dünyada katılımcı ve çoğulcu demokrasi yönünde girişimler ön plana çıkarken, Türk tipi Cumhurbaşkanlığı sistemi, sadece tek kişinin talimat ve kararları ile işleyen bir mekanizma yaratı. Günümüz toplum ve ekonomik sisteminin bu denli çeşitlenip çoğulculaştığı karmaşık yapıların işlerliği, kişiler tarafından değil, bilim temelli kurumlaşmış sistemler tarafından sağlanabilir. Türkiye gibi büyük bir ülke tek merkezden ve tek kişi tarafından etkin olarak yönetilemez. Aksine çoğulcu ve katılımcı demokrasi, tüm kurum ve kuralları ile bilim temelli strateji ve politikalara dayalı yaklaşımlarla yönetilmediği sürece karşılaşılan sorunlarla başa çıkılamaz. Örneğin Sağlık Bakanlığı pandemi mücadelesine bilim kurulu ile doğru başladı. Ancak getirilen yeni sistem, daha fazla yetki ve sorumluluk vermedi. Bu iktidar döneminde bence sadece 3 başarı var: Bin yıllara varan kurumsal yapısı ile (kumpas mağduru ve FETÖ ihanetine rağmen)  Ordumuzun terörle mücadelesinde; sorguya çekilen Amiraller sayesinde kazanılan Mavi vatanda ve tarihi yükümlülüğümüz olan Karabağ desteğinde. Hangi konu olursa olsun yeni başarılar isteniyorsa, rota tez elde akıl ve bilimle bezenmiş sistem ve stratejilere odaklanmalı; kişisel ve duygusal kararlara değil.

***********

 

“İNGİLTERE GİBİ TAM KAPANMA GEREKİYOR”

Zeki Hozer (Dr.)- Bu hafta itibari ile küresel rakamlara bir göz attığımızda coronavirus vaka sayısının 139.686.293, ölenlerin 2.999.553 ve hastalığı geçirenlerin ise 118.731.199 olduğunu görüyoruz. Halen tüm Dünya hastanelerinde 17.849.255 coronalı vaka takip ediliyor. 106.926’sı da yoğun bakımda tedavi görüyor.

Ülkemizde toplam vaka sayısı 4.086.957 ve Covid nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 35.031. 60 binleri geçen yeni coronavirüs vaka sayıları ile Avrupa’da birinci, Dünyada dördüncü sıradayız. Bizden önce 115 bin vaka ile Hindistan, 82 bin ile Brezilya ve 62 bin ile ABD ilk üçü oluşturuyor.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Dr. Ghebreyesus’un açıkladığı kadarı ile şu ana kadar 138 ülkede 565 milyon doz aşı yapıldı. Yani Dünya nüfusunun sadece %7.2’si.Yani bir şekilde insanlık aşı kapasitesi artımı dahil bu yıl içinde bu pandemi karanlığı dağılmaya başlayacaktır. Bu ancak, hedef kitlenin tamamının aşılanması, sürü bağışıklığının sağlanılması ile mümkün olacaktır. O zamana kadar da maske, hijyen ve sosyal ve iş yaşamının izolasyonunun yapılmasını zorunlu kılacaktır. Economist Intelligence Unit’in (EIU) tahminine göre yoksul ülkeler dahil tüm yetişkinlerin aşılanması 2024’e kadar devam edebilecek, ancak maalesef dünya ekonomisinin bunu kaldırması mümkün değil. Yani yasakları getirdiğinizde toplumun büyük kesimine destek ve teşvikleri sağlamazsanız, sürdürülebilir bir yapıyı oluşturamazsınız ve bu politikalar sonuç vermez.

Dolayısı ile pandemi ile mücadele sadece sağlık hizmeti ile ilgili değildir. Sosyal yani kişi ve ailelerin ekonomik olarak desteklendiği sosyoekonomik politikaları da zorunlu kılar. İsteyene ücretsiz aşı tedariki, kolay ve ulaşılabilir test ortamı ama illaki sosyal destek programları. ABD ve AB’nin vatandaşları için teşvikleri toplamda 5 trilyon doları geçti.

İngiltere’nin, bizim şu anki vaka sayılarımız ile tam kapanmaya girdiği tarih 5 Ocak’tı ve dün itibari ile yani üç ay sonra 13 Nisan’da kısıtlamaları hafiflettiler. Bu arada hedef kitleyi aşıladılar ve İngiltere Halkının %73’ünü bağışık hale getirdiler, böylece sürü bağışıklığını sağladılar. Hatırlarsınız, bir yıl önce bu zamanlar,17 Nisan 2020'de Daily Mail gazetesi, Avrupa'da coronavirüs salgın hızı ve ölüm artış oranları düşerken Birleşik Krallık'ta salgın hızının her geçen gün yükselmesi üzerine ülke için Avrupa'nın hasta adamı manşetini atmıştı!. Bugün itibari ile günlük yeni vakalar 68 binlerden bin seviyelerine ve günlük ölüm rakamı da binlerden 10’un altına indi. İngiltere bunu nasıl yaptı? Market ve eczaneler harici tüm işletmeleri kapattı. Okullar kapandı. coronavirüsten etkilenen işletmeler için 330 milyar sterlin değerinde destek paketi verdi.

Sonuç olarak, ülkemizin için de acilen 100 milyon aşı tedariki, mutlak en az 4-8 haftalık kapanma ve tüm bireylere ve hedef gruplara gerekli ekonomik yardım ve desteğin yapılması dışında bir çözüm bulunmamaktadır. Bunlar yapılmazsa mı? ( Size İngiltere’nin 16 Ocak 2021 tarihindeki verileri bir fikir verebilir: Günlük vaka sayısı 111.756. Günlük Yeni Vaka Sayısı: 5298. Günlük Ölüm: 1036.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Yoksulluk sınırını 10 bin liraya yükselirken”, gelir dağılımında “varlıklılar ile dar ve sabit gelirli milyonların arasındaki uçurum” büyüyor ve “Orta sınıfı” olumsuz...

GÖZLEM, bu soruların cevabını aradı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Türkiye’de coronavirüse karşı alınan tedbirler tartışma konusu olmaya devam ediyor. Daha sıkı önlem gerekirken gelen 1 Mart ve 13 Nisan ‘normalleşmeleri’ salgında en k...

“Türkiye uzun yıllardır yaptığı yanlışların sonucunu yaşıyor” diyen Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kasalı’ya göre,...

Muhalefet, Erdoğan’ı ağır şekilde eleştirirken, AKP sözcüsü “Soykırım” sözünü CHP’nin söylettiğini” iddia etti.

Yazarlar