Facebook ta paylaştweet le

Harp Okullarında ve Astsubay Yüksek okullarında “irtica kapısı” mı açıldı?

26.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartlarında dikkat çeken bir değişiklik yapıldı. Önceki yönetmelikte Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartları arasında bulunan “irticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmü kaldırıldı.

Bunun yerine harp okullarına giriş için “terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen gruplara üyelik, iltisak ya da irtibatı bulunmamak” şartı getirildi.

Resmi Gazete’nin dünkü sayısında Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Yönetmeliği ile Milli Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokulları Yönetmeliği yayımlandı. Bu yönetmeliklerle 2001 tarihli Harp Okulları Yönetmeliği ve 2003 tarihli Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlanan Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksekokulları’nın yönetmelikleri de Milli Savunma Üniversitesi’yle uyumlu hale getirilirken önceki yönetmelikte Genelkurmay Başkanlığı’na yapılan atıflar yeni yönetmelikte Milli Savunma Bakanlığı ile değiştirildi.

 

‘İrtica’ gitti, ‘iltisak’ geldi

Yeni yayımlanan yönetmeliklerde Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları’na giriş koşullarında değişiklik yapıldı. Önceki yönetmelikte giriş koşulları arasında sayılan “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şartı yeni yönetmelikte yer almadı. Bunun yerine önceki yönetmelikte olmayan “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” hükmü giriş koşullarına eklendi.

 

‘Eşcinsel eğilim’ çıkarılma sebebi

Ayrıca “gayritabii cinsi eğilimleri tespit edilmemiş olmak” da yeni Harp Okulları ve Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartları arasına kondu. “Gayritabii cinsi eğilimleri tespit edilmiş olmak ve hemcinslerine yönelik cinsi eğilimleri tespit edilmiş olmak” disiplin nedeniyle çıkartılma nedenleri arasında sayıldı. Yönetmeliğin önceki halinde ise disiplin kurulu kararıyla okuldan çıkartma nedenleri arasında “ahlaka aykırı (homoseksüellik, gayri tabii mukarenet ve benzeri) davranışlarda bulunmak” hükmü bulunuyordu.

 

‘Ders alınmadığının göstergesi’

Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartlarından “irticai ve bölücü görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmünün kaldırılmasını Cumhuriyet’e değerlendiren emekli tümgeneral Ahmet Yavuz, bu adımın tehlikeli sonuçlara yol açma riski bulunduğunu vurgulayarak “Bu, FETÖ vakasından hiçbir şey öğrenilmediğinin, hiçbir ders çıkartılmadığının açık bir itirafıdır” dedi.

“Bu değişiklikle tarikatlara ve cemaatlere, eğer iktidara karşı bir tavırları yoksa, yol açılmış oluyor. Burada AKP’nin orduyu tamamen kontrol etmeyi ve AKP’nin bakış açısını devletin resmi bakış açısı haline getirmeyi amaçlayan bir yaklaşım görüyoruz” diyen Yavuz, şunları söyledi:

“Tarikatların, cemaatlerin Harp Okulları’na girişinin önü yasal olarak da açılmış oluyor. Halihazırda memleket tarikatlar cenneti haline gelmiş durumda, ‘ordu da tarikatlar cennetinin bir parçası olsun’ diyorlar. Bu adımın çok tehlikeli sonuçlara yol açma riski bulunuyor. İktidarın, ‘bize yakın olursa tarikatların orduya yerleşmesinde hiçbir sorun yok’ anlayışının yansımasıdır. Görülüyor ki iktidar, geçmişten hiçbir ders çıkarmamış, bu yönetmelik bunun itirafı niteliğindedir.”

 

*******

 

“ASIL ÖNEMLİSİ BU DEĞİŞİKLİĞE NEDEN İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR?”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Ülkemizde son zamanlarda ortaya atılan fikirler, alınan yapısal kararlar ve uygulamalar, bunları savunurken ileri sürülen gerekçeler ile tarikat ve cemaatlerde yarattığı memnuniyet; yakın gelecekte karşılaşacağımız geniş çaplı bir değişim ve dönüşümün işaretleri midir?

“Yeni bir Anayasa yapma” fikri ortaya atıldıktan sonra; Danıştay’ın okullarımızda okutulan Andımız’ın kaldırılması ile ilgili kararı, İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararı, Harp Okulları ve Astsubay Yüksek Okullarına giriş koşulları ile ilgili yönetmelik değişikliği; ülkemizin rotasının bir başka yöne çevrilmesinden duyulan endişeleri artırmaktadır.

Harp Okulları ve Astsubay Yüksek Okullarına giriş koşullarını değiştiren yeni yönetmelikte adayın; “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şartının kaldırılarak yerine “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” şartının konulması akla pek çok soruyu getirmektedir. Şöyle ki;

Aday öğrencinin annesi, babası, kardeşi veya velisinden birisinin; yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsemiş olması sakıncalı görülmeyecek midir? Aday öğrencinin Harp Okulu veya Astsubay Yüksek Okulu’na kabulünde bir değerlendirme kriteri olmayacak mıdır? Eğer böyleyse aile fertlerinden birisinin (örneğin) FETÖ ya da PKK üyeliğinden hüküm giymiş olması adayın kabulüne engel olmayacak mıdır? Ya da aile fertlerinden birisi bir tarikatın şeyhi, müridi olan, bu tarikatın düşüncesini her ortamda yaymayı görev edinen aile yapısına sahip olan aday bu okullara kabul edilebilecek midir? Özellikle tarikat öğretisinin niteliği dikkate alındığında böyle aile yapısına sahip birisinin ailesinden bağımsız fikir geliştirebilmesi ne derece mümkündür? Bu soruları yanıtlayanlar “suçun ferdiliğine”, “tarikatların yasadışı olup olmadığına bakılmasına” vurgu yaparak bu değişikliğin sakınca teşkil etmediğini, aksi düşüncenin eşitlik ilkesini zedelediğini iddia etmektedirler. Öyleyse babası, kardeşi PKK terör örgütünün militanı olan aday hakkında ne düşünülecektir? Silahlı Kuvvetlerde güvenlik tehdidi olabilecek en küçük olasılığa bile dikkat etmek gerekmektedir. Bir adayın aile yapısı da değerlendirilerek muhtemel tehdidin önü alınmaya çalışılır. Tarikatların orduya sızması tehdit olarak görülmemekte midir?

İrtica kelimesi; gericilik, ortaçağa ait geçmiş yaşama geri dönme arzusu, yıkıcı faaliyetler de rejimi değiştirme faaliyeti olarak tanımlanmaktadır ve ülkemizdeki siyasal İslamcı ideolojinin, tarikat ve cemaatlerin fikir ve uygulamaları uzun yıllar irticai ve yıkıcı faaliyet olarak nitelendirilmiştir. Nitekim pek çok tarikat mensubu sosyal yaşamlarıyla, giyim-kuşamlarıyla, davranışlarıyla, toplumsal ilişkilerinde takındıkları tavırla bu özlemlerini açıkça belli etmektedirler. Eski yönetmelikte yer alan “yıkıcı ve irticai faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” şartı yeni yönetmelikle kaldırılmıştır. Bu durumda tarikat öğretisiyle yetişmiş, onların her türlü fikrini benimsemiş, şeriat özlemi içinde olan, bunu da yaşam tarzı haline getirmiş bir aday bu askeri okullara girebilecek midir? Milli Güvenlik Kurulu hangi faaliyetleri milli güvenlik tehdidi olarak tanımlayacaktır? Bu tanım içinde şeriatçı, yıkıcı, irticai faaliyetler olacak mıdır? Bugünkü bakış açısıyla yapılan bir değerlendirme gelecekte hangi kriterle ele alınacaktır, gelecekte aksi yönde yapılacak bir değerlendirmenin zararı ne olacaktır? Asıl önemlisi bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulmuştur? Bu değişiklik, Türk Silahlı Kuvvetlerini; bütün Türk Milletinin yerine siyasal İslamcı ideolojinin Silahlı Kuvvetleri durumuna sokmayacak mıdır?

Görünen odur ki; ülkemizde tarikat ve cemaatlerin devlet üzerindeki etkisi hızla artmaktadır. Tarikatlar, ülkemizin seçim sürecine girmesini fırsat görerek arzu ettikleri yapısal değişiklikleri gerçekleştirmenin telaşına düşmüşlerdir. Bu yapısal değişikliler aynı zamanda yeni anayasanın nasıl şekilleneceğinin de bir göstergesi gibi görünmektedir. Tarih; orduya, yargıya, okula, camiye siyaset sokulduğunda bir ülkenin başına gelen örneklerle doludur. Böyle giderse, korkarım 2023 yılının 29 Ekim’inde Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizin 100’ncü yılını kutlamak yerine bambaşka bir rotada sürükleniyor olacağız…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ekonomistlere göre Türkiye bugün “yüksek enflasyon, Merkez Bankası’nın yıpranan kurumsal bağımsızlığı, fiyat istikrarsızlığı, azalan kredibilite, uzun vadeli plan ve ö...

Berat Albayrak'ın Kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifa etmesiyle başlayan döviz rezervleriyle ilgili tartışma büyüyerek devam ediyor.

CHP İstanbul Milletvekili “AKP döneminin en parlak olarak kabul edilen 2007 senesinde bile IMF’nin resmi yazıyla ‘Seçilmiş Yükselen Piyasa Ülkeleri içinde ‘En Kırılgan...

Kısa süre önce ‘normalleşme’ adı altında Covid-19 sürecinde alınan tedbirleri gevşeten Türkiye, tekrar sıkı tedbirler dönemine geçti. “Kısmi kapanma” şimdilik iki haft...

Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki güvenlik ve egemenlik haklarını düzenleyen Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılmasına tepki gösteren 104 emekli amirallerden 10'unun g...

Türkiye’de ekonomik kriz ve yoksulluğun boyutları icra dosyalarına yansıdı. Ocak ayından bugüne 2 milyonun üzerinde yeni icra evrakı açılırken icralık dosya sayısı 21 ...

Yazarlar