Facebook ta paylaştweet le

Aziz Kocaoğlu: “Büyük kentlerimizde altyapı sorunları çözülemedi”

5.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın binada ağır, bir o kadar da orta hasarlı bina olduğu saptandı.

Muzaffer TUNÇAĞ

Bu durumda bu binaların ne olacağı konusunu gündeme getirdi. Osman Gencer, 21 Şubat tarihli HABERTÜRK gazetesindeki köşesinde şunları yazdı:

“Yaşadığımız son acı tablo, bizlere sağlıklı ve bilinçli kentsel dönüşümün zorunluluğunu ve aciliyetini bir kez daha hatırlattı. Bu uyarı sadece İzmir için değil, bütün ülke için geldi, çünkü Türkiye'de yaklaşık 6.5 milyon yapının dönüşüme ihtiyacı var.”

Bu satırları okuyunca, İzmir’de Kadifekale’deki 3 bini aşkın konutu yıkıp o afet bölgesinde yaşayanları Uzundere’deki yeni konutlara taşıyarak Türkiye’nin en kapsamlı kentsel dönüşümünü başarıyla sağlayan Aziz Kocaoğlu ile bu konuyu konuşmak istedim. Daha sonra yine Uzundere’de planlanan 3 bin 500 konut ve işyerinden 1000’i, Karşıyaka- Örnekköy’de planlanan 3 500 konut ve işyerinden 150’si teslim edildi; 1200’ü yapım aşamasında. Şimdi gerek Uzundere gerekse Örnekköy’deki dönüşüm uygulaması başarıyla devam ederken, Başkan Tunç Soyer Ege Mahallesindeki 1000 konutluk dönüşüm çalışmalarını başlattı.

Aziz Kocaoğlu, sorularımıza içtenlikle cevap verdi.

15 yıllık Başkanlığınız süresince İzmir kentsel dönüşümde başarılı örnekler verdi ve şimdi de vermeyi sürdürüyor. Bu çalışmalara girişirken önünüze koyduğunuz esaslar neydi?

Hızlı kentleşme ve nüfus artışı, çok sayıda sorunun kaynağıdır. Sosyal ve kültürel boyutunu konunun dışında tutmak, sadece altını çizmekle yetineceğiz. Özellikle büyük kentlerimiz göçle gelen nüfusun gereksinimlerini, planlama ve altyapı sorunlarını çözemedi. Şu anda planlı bölgelerde niteliksiz, afetlere dayanıksız ve çoğunluğu yorgun yapı stoku bulunmaktadır. Sosyal donatı alanları da son derece yetersizdir.

Plansız yapı bölgeleri daha da sorunludur. Dere yataklarına, deprem fayları üzerine, sit alanlarına, heyelan bölgelerine vs. yapılmıştır binalar. Yolu, altyapısı, sosyal donatı alanları yok gibidir. Bu kısa tespit ile yetinelim.

Bunları aşmak için kentsel dönüşüm konusunda bir planlama yaptık ve “Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı” kurduk. Bu Daire gerek planlamada gerekse uygulamada çok başarılı oldu. Kentsel dönüşüm tercihimizde şu esasları kendimize şiar edindik: 1) Yüzde yüz UZLAŞMA, 2) Tavizsiz EŞİTLİK, 3) İstisnasız GÜVEN, 4) Tartışmasız ADALET. Bu esaslar olmazsa olmazlarımızdı.

Bu nedenle uygulamalarımızda, ‘6306 Sayılı ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’u değil de 5393 Sayılı ‘Belediye Kanunu’nun uzlaşmayı esas aldığı için vatandaşlarımızı kollayan 73. maddesine dayandık. Bu da başlangıçta işi uzatsa da daha demokratik, daha halkçı bir çözüm getirdi.

M. TUNÇAĞ: Kent merkezinde dönüşüm uygularken nelere dikkat edilmeli?

AZİZ KOCAOĞLU:Planlı alanlarda, tabanda aynı büyüklükte yapılan, sosyal donatıya pay vermeyen uygulamalar kentsel dönüşüm değildir. Bina dönüşümüdür. Bu bölgelerde yoğunluk 5-8 emsal civarındadır. Ayrıca çoğunlukla çok değerlidirler. Yoğunluk artışı verilmemeli ucuz finans desteğiyle dönüştürülmelidir. İnşaat aşamasında uygulamaları ilçe belediyesi ile büyükşehir belediyesi birlikte denetlemelidir.

Çoğunlukla kaçak yapılaşmanın yoğunlukta olduğu plansız alanlarda kentsel dönüşüm ayrı ele alınmalıdır. Büyük çoğunluğu kamu arazileri üzerine yapılmış dayanıksız yapılardır bunlar. Ayrıca seçimler öncesi çıkarılan imar afları ve tapu dağıtım uygulamaları konunun çözümünü zorlaştırmıştır. Plansız alanlarda yapı yoğunluğu 1 emsal civarındadır. Binalar 1-3 katlıdır. Zamanla, yatay ve dikey ilavelerle daha da güvensiz hale gelmişler.

Plansız alanlarda dönüşecek alanın inşaat yoğunluğu imar planı çalışmaları ile belirlenmelidir. Yapılan ciddi hesaplamalar ve uygulama pratikleri 2-3 emsalin yeterli olacağıdır. Çok iyi bir ekip kurulmalıdır. Hangi alanlardan başlanacağı derinlemesine bilimsel çalışmalarla belirlenmelidir. En eski imarsız alanlardan başlamak, istisnalar dışında, uygundur.

M. TUNÇAĞ: Peki hükümetin rolü ne olmalıdır sizce?

AZİZ KOCAOĞLU:Hükümet uygulayıcı değil mevzuat tıkanıklarını giderici, ön açıcı olmalıdır. İlçe belediyeleri samimiyetle destek olmalıdır. Kenti tanıması, imar ve planlama yetkisi, kadro gücü, bütçe olanakları ve yerelliği, yetkinin BÜYÜKŞEHİR belediyelerine verilmesi gerektiğinin kısa açıklamasıdır.

M. TUNÇAĞ: Büyükşehir nasıl bir yol izlemelidir?

AZİZ KOCAOĞLU:Kentsel dönüşüm alanının belirlendiğini, haritaların yapıldığını, gerekli izinlerin alındığını varsayalım. Kentsel dönüşüme hazırlık aşamasında 1/25000 ilk master planları yaptık. Dönüşümün gerçekleşmesinin alt yapısını oluşturduk.

Mülkiyetlerin arsa ve bina olarak tespiti yapılmalıdır. Ayrıca, binaların ruhsatlı ya da imar affından yararlanmış ya da kaçak olup olmadığı, inşaatın niteliği gibi özelliklerinin ayrıntılı tespiti gerekli.
Bu arada, uygulama imar planı ve yerleşim planı ile binaların uygulama projeleri yapılmalı ki bu da her mülk sahibine en az bir bağımsız bölüm düşecek büyüklük ve çeşitlilikte olmalı.

Sırada hangi mülk sahibinin ne büyüklükte taşınmaz alacağının tespiti var. Vatandaşlarımızla UZLAŞI görüşmeleri tüm bu verilerin ışığında başlamalı. Bunu yaparken yerin değerine göre yapımcı firmanın maliyet ve kârına denk gelecek yaklaşık bir emsal değer bulunmalı.

Uzlaşıdan sonra sağlıklı bir şartname ile inşaat ihalesine çıkılmasına sıra gelir. Bu süreçte önemli olan her aşamada hem mal sahipleri ile hem de yüklenici firma ile Büyükşehir Belediyesinin sorumlu, yetkili ve tek muhatap olmasıdır.

M. TUNÇAĞ: Tapuların tüm bu süreçte Büyükşehir Belediyesinde tutulması da önemli. İstanbul Fikirtepe’de bu konuda felaketler yaşandı; vatandaş mağdur edildi.

AZİZ KOCAOĞLU:Uzlaşılan mülklerin tapularının Büyükşehir Belediyesine devredilmesi önemli. İnşaatlar bittikten sonra kat mülkiyeti kurulmalı, bağımsız bölümünün tapusu verilmelidir. Yüklenici firmaya da şartnamede belirlenmiş şartlara sadık kalarak satış hakkı verilmelidir. Yukarıda saydıklarım ana ilkeler ve olmazsa olmazlardır. Özgün koşullara ve sorunlara ise her aşamada, taraflarca birlikte çözüm üretilmelidir. Uygulamalarımızda inşaat aşamasında rezerv konutlarda veya kira yardımı ile hak sahiplerinin ikametleri sağlandı.

M. TUNÇAĞ: İzmir’de uygulamalar nasıl oldu?

AZİZ KOCAOĞLU:2004 yazında stratejik planımızı hazırladık, yol haritamızı belirledik. Bu çalışmamız ile ülke belediyecilik tarihinde ilk defa kentin kalkınmasından sorumlu olduğumuzun altını çizdik. Kentsel dönüşüm ve kamulaştırma gerektiren projelere başlamadan önce hemşerilerimizin kamulaştırmalardan mağdur olmamaları için konut stoku oluşturduk. Kentsel dönüşüm ve kamulaştırma görüşmelerinde, maliyet bedelinden konut teklif ettik.

Kamulaştırma değer tespitlerinde, hemşerilerimizin lehine yasal en yüksek bedel tespiti uygulandı. Kamulaştırma bedellerine itirazda yargı daha yüksek bedel belirlemedi. Bu da ne kadar adil çalışıldığının göstergesidir.

M. TUNÇAĞ: Uygulamada sıkça sorulan soru işlerin ne zaman tamamlanacağı noktasında ortaya çıkıyor. Ne dersiniz?

AZİZ KOCAOĞLU:İşler istenildiği gibi gitmiyor her zaman. Bu iş, arz talep meselesi. İşi alan yüklenici yaptığı binaları satabileceğini öngörecek ki ihaleye katılsın. Örneğin Ege Mahallesinin planlamasını ve projelerini 4 yıl önce tamamlamıştık. 5 kez ihaleye çıktık. Katılan olmadı. Sevinerek görüyorum ki şimdi ihaleye katılan olmuş. İş başlamış. Çok sevindirici bir gelişme.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’de ekonomik kriz ve yoksulluğun boyutları icra dosyalarına yansıdı. Ocak ayından bugüne 2 milyonun üzerinde yeni icra evrakı açılırken icralık dosya sayısı 21 ...

Atatürk Heykellerine saldırılar artarken, art arda yenilenen sivil ve askeri yönetmelikler ve yönergelerle, çıkarılan Danıştay kararları, ülke gündeminin en başına “Ne...

Yazarlar