Facebook ta paylaştweet le

Yunanistan, Ege’de gerginliği arttırıyor

26.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik araştırma yapan “TCG Çeşme” gemimizi uçaklarıyla taciz etti. Şimdi de ABD ile Batı Trakya’da tatbikata hazırlanıyor.

MEHMET KOCABIYIK

Ege Denizi’nde sular yine ısındı. Türkiye ve Yunanistan 5 yıl sonra aynı masada yüz yüze geldiği istikşafi görüşmeler yapılırken, Avrupa Birliği’nin (AB) ardından ABD’yi de yanına alan Yunanistan, kışkırtmalarına devam ediyor. ABD ile geniş kapsamlı bir anlaşmaya imza atarak, Türkiye’ye 20 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç'a, "Defender Europe 2021" adlı tatbikat için anlaşan Yunanistan, Türkiye'nin bilimsel araştırma gemisi TCG Çeşme'yi F-16'lar ile taciz etti. Bölgede gerilim artarken, ABD ortak tatbikatın yanı sıra Yunanistan’da 20’ye yakın üs kurma hazırlığında olduğu belirtildi.

ABD’de Jeo Biden’in seçilmesiyle birlikte Türkiye, ABD ilişkilerinde sıkıntılı bir süreç yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki başkan Donald Trump ile her istediğinde telefonla konuşuyordu. Ancak, ABD’nin yeni yönetiminin Türkiye’ye karşı bir tutum içinde olduğu görülüyor. Ocak ayında başkanlık koltuğuna oturan Biden, Erdoğan’ın tebrik mesajına dahi cevap vermemesi ve telefonla dahi olsa görüşmemesi yeni dönemin sıkıntılı geçeceğinin işaretleri olarak yorumlanıyor. Yunanistan ise bu durumu kendi lehine kullanıyor. AB’den sonra ABD’yi de arkasına alan Yunanistan, Türkiye’ye yönelik tacizlerini artırarak devam ediyor.

'TCG Çeşme' gemisine taciz

Yunanistan'ın istikşafi görüşmelerin başladığı 25 Ocak'tan bu yana Ege'de, gerginliği tırmandırmaya yönelik tatbikattan, denizaltı görevlerine kadar birçok faaliyeti yerine getirdiği, uzlaşmaz tutum ve söylemlerine devam ettiği bildirildi.

Yunanistan Hava Kuvvetleri'ne ait dört adet F-16 uçağının Kuzey Ege'nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik araştırmalar yapan 'TCG Çeşme' gemisini taciz ettiği iddia edildi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, yıllık planlı faaliyet programı kapsamında 2 Mart'a kadar Kuzey Ege'de araştırmalar yapacak gemiye Limni Adası batısında F-16'ların tacizde bulunduğunu aktardı. 1000 metreden yapılan tacize karşılık gereken cevabın hemen verildiği belirtildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da "Yunan komşularımızın sık sık yaptığı tacizlerden biri. Kurallar çerçevesinde gerekli karşılık verildi. Bu konuda bizim tavrımız, kararımız, yapacağımız işler belli. Bundan kimsenin şüphesi olmasın" açıklamasını yaptı.

Ortak tatbikat

Yunanistan, ABD ile ortak tatbikat yapma kararı aldı. ABD, Batı Trakya’da yapılacak "Defender Europe 2021" adlı tatbikat için sevkiyata başladı. İçinde Apache saldırı helikopterlerinin de bulunduğu 145 helikopter, ağır silahlar, 1800 araç ve 20 bin personelin bir bölümü Endurance adlı kargo gemisiyle Dedeağaç limanına getirildi.

Batı Trakya medyası, ABD’ye ait Endurance adlı kargo gemisiyle Dedeağaç limanına gelecek olan askeri araçlara ilişkin paylaştığı detayda, “110 adet Black Hawks helikopterleri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve ilk kez 1800’den fazla askeri araç bölgeye geliyor” ifadelerine yer verdi. Tatbikat, Türkiye sınırına yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta yapılacak.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, tatbikatın, ABD Avrupa Komutanlığı’nın Avrupa savunmasına destek için yaptığı bir faaliyet olduğunu söyledi.

ABD'nin Ege ve Batı Trakya'da Yunanistan ile askeri tatbikatları sıklaştırmasının ardındaki gerçekle ilgili Yunan medyası Türkiye bakımından önemli iddialarda bulundu.

To Vima gazetesinin haberine göre, Washington ve Atina, Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nı 3 yıl içinde ikinci kez güncelleme çalışmaları yaparken ABD tarafından askeri varlığın artmasını sağlayacak bazı talepler geldi. Yunan medyasına göre ABD, ilk olarak anlaşmanın 5 yıl gibi bir süre için uzatılmasını isterken, ikinci olarak da ABD askerlerinin konuşlanma yerlerine yenilerinin eklenmesini önerdi. Haberde ABD’nin 20’den fazla yeni konuşlanma yerinin bulunduğu bir belge sunduğunun konuşulduğu aktarıldı.

Girit Adası'ndaki Suda Üssü gibi yeni bir daimi üs kurulmasının görüşülmediği ancak İskiri Adası’nın da yer aldığı önerilen konuşlanma yerlerinin, Yunan ve ABD birliklerinin halihazırda ortak yetiştirme faaliyetleri yürüttüğü ya da NATO altyapısı olan yerler olduğu belirtildi.

Yunan yayın organı, mutabakat sağlanması halinde yeni anlaşmanın uygulanmasının zor olmayacağını, zira teknik ve hukuki detayların önceki anlaşmayla ilgili müzakerelerden bilindiğini de kaydetti.

Askeri üsler genişletiliyor

İki ülke arasındaki ilk anlaşmaya göre ABD’nin sadece Girit Adası’nda Suda Üssü bulunuyor. Ekim 2019’da imzalanan güncellenmiş anlaşma, Suda Üssü’nün genişletilmesini, Stefanovicio, Larissa ve Alexandroupoli üslerinin altyapısının ABD’ye sağlanmasını, ayrıca Yunanistan’ın onayıyla ABD’nin ülkedeki her askeri tesisi kullanma imkanına sahip olmasını öngörüyordu.

Ekim 2020’de Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ABD’yle olan savunma anlaşmasının kapsamını genişletmeyi veya yeni anlaşma imzalamayı planladıklarını söylemişti.

18 Şubat’ta ise Yunan Dışişleri Sözcüsü Alexandros Papaioannou da, “Amerikan üslerinden bahsettiğimizde, Soğuk Savaş döneminde bulunan ABD üslerini ifade etmiyoruz. Artık ‘farklı çerçeveler’ söz konusu ve taraflar, ABD’yle savunma iş birliği konusunda tamamen farklı bir yoldan hareket ettiler” demişti.

Meriç’e 11 radar

Yunanistan, Türkiye’yi gerçek zamanlı izleyebilmek için Meriç hududuna 15 kilometreyi kadar menzili olan 11 adet kamera ve radar yerleştirecek. Yine Meriç hududunda toplam 26.5 kilometre uzunluğunda ve yaklaşık 4.5 metre yüksekliğinde çelik parmaklıklı duvarın inşası da sürüyor.

*******

“YUNANİSTAN UCUZ KAHRAMANLIK PEŞİNDE”

Deniz Kutluk (Emekli Tümamiral, Dr.) –Yunanistan ucuz kahramanlık peşinde 4 F-16’sı ile donanmamızın silahsız bilimsel araştırma gemisi TCG Çeşme’yi iki miline kadar sokulup taciz etmiş olduğu saat 15:00’da haberlere düştü ki olayın bir gün önce olduğu açıklandı. Bu bir uluslararası hakkın Yunanlılarca gasp edilmeye çalışılması olarak anlaşılmalıdır. Çünkü Ege açık denizleri sadece kıyıdaşlarının değil her devletin bilimsel araştırmalarına açık tutulmak zorundadır. Demek ki Ege Yunan’ın kaprisli uygulamalarına terk edilemeyecek kadar önemlidir ve Ege Karasularının genişletilmesi ile ilgili Türkiye politikası yerden göğe kadar haklıdır.

Hatırlanacağı gibi bu politika Lozan ile sağlanmış dengenin Ege’de tatbikini öngörür ve Yunan genişlemeciliğinin önüne hukuki, siyasi ve askeri tedbirlerle karşı konulmasını içermektedir. Yunanistan TCG Çeşme hidrografi gemisinin araştırmalarını engellemeye çalışıp muvaffak da olamamış iken Kas-Aralık 2020’de Yunan NAFTILOS gemisi ile Batı Midilli ve Kuzey Sisam’da; Yunan araştırma gemisi AEGAEO ile 2-3 Şubat 2021’de Girit kuzeyinde ve Yunan Ivory araştırma gemisi ile 18 Şubat 2021’de yine Girit Kuzey batısında, Türkiye’nin müdahalesi olmaksızın deniz bilimsel çalışmalarını yapmış, hidrografik verilerini toplamış idi.

Esasen bu veriler genellikle harita yapımında kullanılmakta, tuzluluk, akıntı ve deniz sıcaklığının değişik derinliklerde tespitini içermekte ve Uluslararası Hidrografi Ofisi (IHO) ile de dünya denizcilerinin istifadesi için paylaşılmaktadır. Demek ki Türkiye’nin deniz bilimsel çalışmalarına askeri gücü ile engel olmaya çabalayan Yunanistan’ın aslında diğer denizcilerin çıkarlarını da korumak gibi bir kaygısı olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Yine bir diğer anlaşılması gereken husus 25 Ocak 2021’de beş yıl aradan sonra tekrar Ankara’da başlatılan Türk-Yunan istikşafi/keşfedici görüşmelerinden Yunan tarafının bir yarar elde etmediğidir. Keza NATO’nun Genel Sekreter Yardımcısı öncülüğünde Eylül 2020’de başlatılan ve bugüne kadar 10 defa tekrarlanmış olan denizde istenmeyen askeri sürtüşmelere yol açılmasını engelleyici (deconflicting) görüşmeler de Yunan tarafında pek anlam ifade etmemiştir.

“Türkiye’nin elinde paha biçilemez fırsatlar var”

İki tarafın askeri heyetleri arasında süregelen Güven Artırıcı Önlemler görüşmeleri (GAÖ) de bu yaşanan F-16 tacizi dikkate alındığında artık sürdürülmemelidir. Çünkü, anlamını yitirmişlerdir. Hatta hala yürürlükte olan 1988 Populias-Yılmaz anlaşması ki bir anlamda o da GAÖ olarak kabul edilmektedir artık uygulanmamalıdır. Bütün bunların Ege odaklı gerginliklerin Yunanistan iç siyasetinde Ankara’ya karşı (ne kadar ucuz yollu olursa olsun) gerginliğin ‘iş yapıyor’ olmasında izahı bulunabilir. Başka türlü ne askeri ne hukuki ne de güvenlik perspektifinde anlamı aranmamalıdır. Aransa da doğru bir cevap çıkmayacaktır.
Ege ve Akdeniz’de Türkiye’nin izleyeceği politikanın da bu gibi Yunan tacizlerine tepki veren konumdan çıkartılması zamanıdır. Bunlar reaktif yaklaşımlar olarak kabul edilmeli ve Yunanlıların reaktif konuma girmelerine yol açacak proaktif politikalara geçilmelidir. Bu konuda Türkiye’nin elinde paha biçilmez fırsatlar olduğu tartışmasızdır.

“Türkiye yeni bir politika belirlemeli”

Ege’de egemenlikleri anlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş 152 ada/adacık meselesinin gündeme taşınması ve Yunan uygulamalarının durdurulması; silahsızlandırılmış statüye yasa dışı olarak dönüştürülmüş Yunanistan’a Lozan’da şartlı egemenlik devri yapılmış 16 adanın ya statüsünün normalleştirilmesi ya da egemenliklerinin iadesi, Meis doğu ve batısındaki adaların (Fener ve Karaada) iadesi, Ege’de Lozan dengesinin yeniden oluşumu ve benzeri adımlarla Türkiye yeni bir politik yol haritasını benimsemeli ve uygulamalıdır.

Tabii ki bu arada Yunan propaganda makinasının işlevselliğinin de engellenmesi gereklidir. Bu anlamda NATO’da Yunan F-16 tacizinin bu hafta çarşamba günü yapılacak NATO Konseyi toplantısına taşınması ve Askeri Komite Başkanından izahat istenmesi de ilk adım olmalıdır. Akdeniz için de benzeri adımlara gerek olacaktır. Türkiye her anlamda kendisi ile Yunanistan’ın baş başa çözeceği sorunlara üçüncü tarafların müdahalesini engelleyici bir yaklaşımı da benimsemelidir.

Bu en azından Yunanistan’ın sorunlarını ABD/AB/Doğu Akdeniz gaz-petrol forumu vb. platformlara taşıyarak onların yükünden kurtulama hissini ortadan kaldıracak ve rasyonel düşünmeye geri döndürecektir. Kaldı ki şartları olgunlaşmış ve sağlam zeminde geliştirilmiş Türkiye’nin Akdeniz ve Ege’de izleyeceği yol haritası, uluslararası hukukun sağladığı yasal çerçevede gayet kendinden emin olarak uygulanabilir.

*******

“ABD TÜRKİYE’Yİ KISKACA ALMAK İSTİYOR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –ABD Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika (BOP) projesi kapsamında ülkemizi kıskaca almaya çalışmaktadır. Bu hedefine ulaşmak için; Irak’ta PKK’yı, Suriye’de PKK’nın uzantısı PYD/YPG’yi, Kafkaslarda Ermenistan’ı, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de Yunanistan’ı kullanmaktadır.
ABD’nin Irak’ta ve Suriye’de halen 20’nin üzerinde askeri üssü, 10 bin civarında da askeri bulunmaktadır, Suriye’de sınırımıza yakın Haseke’ye orta menzilli füzeler yerleştirmiştir ve büyük bir askeri üs kurma hazırlığındadır.Bu askeri varlığın ve yeni üslenmenin maksadı; PKK’yı ve uzantısı olan PYD/YPG’yi Türkiye’ye karşı korumaktan ve ülkemizi güneyden kuşatmaktan başka bir şey değildir.

ABD; Güney ve Güneydoğu sınırımızda kuşatmasını tamamlarken, Ege’de Yunanistan’la askeri işbirliğini de geliştirmektedir. Trakya sınırımıza 20 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ta Yunanistan’la müşterek deniz ve hava üssü kurmuştur, son günlerde 20 tane daha üs kurmanın hazırlığı içindedir. Girit’te Suda üssündeki ABD askerleri de hesap edildiğinde, proje tamamlandığı zaman Ege’deki ABD askeri varlığı azımsanmayacak sayıya ulaşacaktır.

ABD’nin Yunanistan’la askeri işbirliğinin Rusya’ya karşı önlem almak maksadını taşıdığı konusunda yaygın bir kanaat vardır. Ama Yunanistan Dışişleri Sözcüsü Alexandros Papaioannou; “Amerikan üslerinden bahsettiğimizde, Soğuk Savaş döneminde bulunan ABD üslerini ifade etmiyoruz. Artık farklı çerçeveler söz konusu…” şeklinde beyanat vererek kafaları karıştırmıştır. Yunanistan için Ege’de soğuk savaş dönemindeki gibi bir tehdit söz konusu olmadığı ifade ediliyorsa sözü edilen “farklı çerçeve” Türkiye’yi mi içine almaktadır? Yunanistan’ın Türkiye’yi kışkırtmak ve saldırgan taraf olarak göstermek için sürekli çaba harcadığı dikkate alındığında amacının Türkiye’yi batıdan da kuşatarak bir taraftan ABD’nin BOP projesine, diğer taraftan Yunan Megalo İdea’sına katkı sağlamak olduğu akla gelmektedir.

Askerî açıdan bakıldığında, ABD; BOP kapsamında, Irak ve Suriye’ye yaptığı gibi, Türkiye’ye de (PKK’nın taleplerine destek vermek ve Büyük Kürdistan hayalini gerçekleştirmek için) müdahaleye niyetlendiğinde Batı’da Yunanistan’ın önü açılacaktır. O zaman, Dedeağaç’taki Yunan-ABD müşterek üssünün Türkiye’den Batı Trakya’ya doğru gelişecek bir kara harekâtını önlemek ve Çanakkale Boğazı girişini kontrol altına alarak Türk Donanmasını Marmara Denizine hapsetmek, Girit’teki Suda Üssünün Ege Denizinin girişini kontrol etmek, kurulması planlanan diğer üslerin de Ege adalarını korumak ve Yunan kuvvetlerinin Anadolu’ya el atmasına destek sağlamak amacıyla kullanılması ihtimal dahilindedir. Başka bir amacı olsa (Rusya’ya karşı) NATO’da müttefiki olan ve geçmişte stratejik ortağı olarak tanıttığı Türkiye’yi de yanına almak için azami çabayı göstermesi gerekirdi diye düşünüyorum. ABD Irak ve Suriye’ye müdahale ederken Türkiye’yi kullanmıştı, şimdi de Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı kullanmaktadır kanaatindeyim.
Kuşkusuz bu ihtimal dahilindeki en kötü senaryodur. Ama bu senaryonun hayata geçirilmesi için ülkemizdeki şartlar son derece uygundur. Hükümetimiz ABD ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından siyasal İslamcı çizgide, Müslüman Kardeşler Örgütünün destekleyicisi olarak gösterilmektedir. Halkımız bir taraftan dış güdümlü tarikat ve cemaatler, bir taraftan etnik bölünmeyi amaçlayan PKK terör örgütü, diğer taraftan da üç-beş oy daha almak için çabalayan siyasetçiler tarafından azami ölçüde ayrıştırılmıştır. Batılı ülkeler hukuk, demokrasi ve insan hakları açısından ülkemizin sürekli gerilediğini rapor etmektedir. Ekonomimiz, tarım ve sanayii üretimimiz sürekli gerilemekte, dışa bağımlılığımız artmaktadır. Yöneticilerimiz ABD destekli FETÖ tarafından tezgahlanan Ergenekon, Balyoz vb. kumpaslarla kandırılarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en seçkin general ve subayları tasfiye edilmiş, yerlerine FETÖ mensupları yerleştirilmiş ve Arınç’a suikast kumpası sonucunda böyle durumlarda işgalcilerle mücadele etmek için oluşturulmuş Gayrinizami Harp teşkilatımız lağvedilmiştir. Bütün bunların sonucunda toplumsal huzurumuz yara almış, toplumda özgüven duygusu zedelenmiş, gayrimemnun kitleler çoğalmıştır. Bu durum dış tehditlere karşı ülkemizi hassaslaştırmaktadır.

ABD ve ortaklarının projelerinin gerçekleşmesini önlemek için dış politikada tehditlere karşı denge sağlayacak uluslararası önlemler alınmalı, bölge ülkeleriyle işbirliği ve dayanışma geliştirilmeli, içeride toplumsal huzuru sağlayacak yol ve yöntemler bulunmalı, her kesim (siyasiler, STK’lar, akademisyenler, öğretmenler, din adamları, kanaat önderleri…) ulusal birliği yeniden tesis etmek için azami çaba harcamalı, hukuk, demokrasi ve insan hakları karnemizdeki olumsuz algı düzeltilmeli, Türk Silahlı Kuvvetleri siyasetin dışında tutulmalıdır. Bu da Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonunu canlandırmakla, O’nun çizdiği yoldan sapmamakla olur...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ekonomistlere göre Türkiye bugün “yüksek enflasyon, Merkez Bankası’nın yıpranan kurumsal bağımsızlığı, fiyat istikrarsızlığı, azalan kredibilite, uzun vadeli plan ve ö...

Berat Albayrak'ın Kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifa etmesiyle başlayan döviz rezervleriyle ilgili tartışma büyüyerek devam ediyor.

CHP İstanbul Milletvekili “AKP döneminin en parlak olarak kabul edilen 2007 senesinde bile IMF’nin resmi yazıyla ‘Seçilmiş Yükselen Piyasa Ülkeleri içinde ‘En Kırılgan...

Kısa süre önce ‘normalleşme’ adı altında Covid-19 sürecinde alınan tedbirleri gevşeten Türkiye, tekrar sıkı tedbirler dönemine geçti. “Kısmi kapanma” şimdilik iki haft...

Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki güvenlik ve egemenlik haklarını düzenleyen Montrö Sözleşmesi'nin tartışmaya açılmasına tepki gösteren 104 emekli amirallerden 10'unun g...

Türkiye’de ekonomik kriz ve yoksulluğun boyutları icra dosyalarına yansıdı. Ocak ayından bugüne 2 milyonun üzerinde yeni icra evrakı açılırken icralık dosya sayısı 21 ...

Yazarlar