Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İthalatçılar “düşüşten” memnunken, İhracatçılar “düşme dursun” diyor!

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu süreçte sadece dolar değil, başta Euro olmak üzere tüm yabancı paralar ve altın Türk Lirası karşısında değer kazandı. Bu durum, Türkiye’nin içinde bulunduğu derin ekonomik kriz, yanlış para /faiz ve maliye politikalarına bağlandı.

MEHMET KOCABIYIK

Dolar bir süredir Türk Lirası karşısında düşüyor ve herkes birbirine bu düşüş “kalıcı mı geçici mi?” diye soruyor. Kalıcı/yapısal reformlar adına bugüne kadar atılmış tek bir adım bile olmadı. Peki ne yapıldı? Merkez Bankası Başkanı ile Hazine ve Maliye Bakanı değişti. Politika faizi yüzde 8,25’ten yüzde 17’ye çekildi, bankaları kredi vermeye zorlayan ‘aktif rasyosu’ uygulaması kaldırıldı.

2020 yılına 5,95 ile başlayan dolar/TL kurunun Kasım ayı başında 8,58 ile rekor kırmasının ardından siyasette de deprem oldu ve ekonomi yönetiminde değişikliğe gidildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifa ettiği 8 Kasım 2020’den bu yana Türk Lirası, hem ABD Doları hem de Euro karşısında değer kazanıyor. Ekonomi yönetimindeki değişim ve Merkez Bankası’nın faiz artışıyla birlikte, Türk Lirası dolar ve Euro karşısında uzun zamandır en iyi performansıyla “gelişmekte olan ülkeler içerisinde pozitif bir ayrım” gösterdi.

Türk Lirası, ABD Doları karşısında Kasım ayından bu yana ciddi oranda değer kazandı. 8 Kasım 2020’de 8,58 lira ile tarihi zirveyi gören dolar kuru, 16 Şubat 2021’de 6,8965 ile Ağustos 2020'den bu yana en düşük seviyesini gördü. Türk Lirası, bu sürede Euro karşısında da benzer bir performans gösterdi ve 10,12 seviyelerinden 8,3877’ye kadar düştü.

Türk Lirası’ndaki değer artışının en önemli sebebi olarak, Naci Ağbal başkanlığındaki yeni Merkez Bankası yönetiminin piyasalara güven veren politikaları ve söylemleri gösteriliyor. Merkez Bankası’nın sağladığı güvenle Türkiye’nin risk priminin Mart 2020’den beri ilk kez 300 puanın altına düştüğüne dikkat çeken uzmanlar, yüksek faiz politikasının devamı halinde kurlardaki gerilemenin bir süre daha devam edeceği görüşünü savunuyor.

İthalatçılar memnun, ihracatçılar endişeli…

Dövizin Türk Lirası karşısında değer kaybetmesi, ithalatçıları sevindirirken, ihracatçıları da endişelendiriyor. İhracatçılara göre,” ekonomik krizin yaşandığı dönemde TL’nin değer kazanması hem büyümenin üretim ayağını hem de ihracatı olumsuz etkileyebilir.”

2021 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracat, yüzde 2,5 artarak 15 milyar 48 milyon dolar, ithalat, yüzde 5,6 azalarak 18 milyar 123 milyon dolar, Dış ticaret hacmi, yüzde 2,1 azalarak 33 milyar 171 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhracatçılar TL’deki değer artışının büyüme için hayati önemdeki ihracat performansını olumsuz etkileyeceği endişesi ise artıyor. Ocak ayı ihracatına bakıldığında, toplam ihracattaki yüzde 2,5’lik artışın yetersiz kalması dikkat çekiyor. Yılın ilk ayında ihracatın çok az artarken, ithalatın ise sadece “yüzde 5.6 düşmesi, dış ticaret açığına ilişkin “olumlu” beklentileri bozuyor. İhracatçılar, Türkiye’nin dış satımda rekabet gücünü koruması için “Merkez Bankası’nın döviz kurlarının daha fazla düşmenin önüne geçmesini” istiyor.

Ekonomistlere göre, Türkiye’nin döviz açığı ve dış borcu TL’nin değer kazanmasının önünde en büyük engeli oluşturuyor. Swaplar hariç MB’nin net döviz rezervi yaklaşık -45 milyar dolar! Son verilere göre, toplam dış borç stoku 435 milyar dolar civarında. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 58’lerde. Her yıl anapara ve faiz ödemesinden daha fazla borç alındığı için borç stoku aşağı çekilemiyor.
25 Günde yüzde 7 faiz kazancı!

Dolardaki düşüşün temel sebebi faizlerin yüksekliği. Yabancı yatırımcı “kalıcı” yatırımlar yapmak için değil; paradan para kazanmak için dolar getiriyor. 20 Ocak’ta 100 bin dolarını TL’ye çeviren yatırımcının cebinde 743 bin TL’si vardı. Söz konusu parayla 16 Şubat’ta 107 bin dolar alabiliyor. Bu miktar yüzde 7 faiz demek. Gelişmiş ekonomilerde yıllık faiz oranı yüzde 1 bile değil. Yatırımcının 100 bin değil de 1 milyon dolar getirip bozdurduğunu düşünün. 25 günlük kazancı TL’ye aldığı mevduat faizi hariç, 70 bin dolara denk geliyor.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Twetter hesabından, “Faizlerin düşmeyeceği garantisini aldınız. Dövizinizi getirip lira aldınız, faize yatırdınız. Morgan Stanley gibi kuruluşlar ile liranın değerleneceği haberini yaydınız. Döviz kurunu yine düşürdünüz. Belirli bir süre sonra hem faiz gelirinizi hem ucuz doları alıp gideceksiniz.” bilgisini paylaştı.

*****

PİYASALAR İSTİKRAR BEKLİYOR

Faruk Çalapkulu (Prof. Dr.) –COVİT-19 virüs salgınının piyasalara etkileri ve alınması gereken önlemlere daha önceki yazılarımda değinmiştim. Bu defa gündem Türk lirasının hızlı değer kaybetmesi hızlı değer kazanmasının neden olduğu piyasalardaki tsunami etkileri oldu.

Türk lirasının yabancı paralar karşısındaki değer artışı ve değer kaybı yurt içi ve yurtdışı ticareti yakından etkilemektedir. Bu değer değişiklikleri en çok da ihracat ve ithalat yapan şirketleri etkilemektedir. Dolayısıyla iç piyasada da dengesizliklere ve güven kaybına neden olmakta yatırımcıları kararsızlığa sevk etmektedir.

2021 yılı ihracat beklentilerimiz 180 milyar doları aşmak gönlümüz 200 hatta 250 milyar ihracatı gerçekleştirmektir.

Bugün 17 Şubat 2021 TL/USD serbest piyasa sabah açılış kuru 6,9305 olmuştur. Son bir ay içerisinde (18 Ocak 2021; 7,5447) TL ABD doları karşısında yüzde 8,86 değer kazanmış bulunuyor. 24 Kasım 2021 yaklaşık 3 ay önce değerleri ( 24 Kasım 2020; 8,0502) ile yüzde 16,16 oranında şayet 6 Kasım 2020 tarihini (8,5803) dikkate alır isek yüzde 23,80 değer kazanmış bulunuyor.

Bu gelişmeler karşısında denilebilir ki Türk lirası ABD Doları karşısında bir yıl önce 18 Şubat 2020 tarihinde 6,0765 iken bugün 6,9305 yani TL yaklaşık enflasyon oranında yakın bir değer kaybına uğramıştır yüzde 14,05. İşte bu bakış açısı şu nedenle yanlış olmaktadır; Dış ticaret yapan kurum ve kuruluşların şikâyeti istikrarsızlıktır. 3 ay önce sipariş almış ve hesaplarını 1 dolar = 8 TL ye göre yapmış olan bir işletme bugün malı yüklerken zarar etmektedir. Rekabet piyasasında fiyatlar kolay düşürülür ancak zor artırılabilir.

İşin bir de diğer yüzü var 3 ay içinde 1-1,5 TL kur farkı dikkate alındığında Türkiye’nin iç piyasaya arz edeceği likidite miktarı hedef ihracat rakamları dikkate alındığında 180-270 milyar TL azalacaktır. Yatırım yapan firmalar üstüne üstelik kredi faizlerinin artışı ile çifte kayıpla karşılaşacaktır.

İşte bu nedenlerle gerek ihracat ithalat yapan firmalar gerekse Turizm ve diğer dövizle işlem yapan hizmet sektörleri ve hammadde girdisi yurtdışından gelen sanayi kuruluşları istikrar beklemektedir. Kurlardaki bu anormal dalgalanmalar reel sektörü haksız rekabetlerin içine iterken değil finans sektörünü beslemektedir. Kazananlar büyük oyuncular olmaktadır. Devlet toplumun genelini koruma görevini ifa etmeli yürütme kararlarında istikrarı ön planda tutmalıdır.

Sonuç: Ticarette ve sanayide sorun yaratan mali tsunami karşısında istikrar formülleri acilen hükümet ile istişare edilerek reform paketi içinde yer almalıdır.

*******
“SORUNLARIN ANASI; SICAK PARANIN NEDEN OLDUĞU UCUZ DÖVİZ / PAHALI TL’DİR!”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Bir kere daha sıcak para, faiz etkisi ile ve tamamen spekülasyon amaçlı olarak Türkiye’ye geliyor. Dolar, 7 liranın altına inerek 6’lı rakamları gördü. TL pahalandı!

Memlekette bir bayram havası!

“İthalat ucuzlayacak, tüketim malları yanında sanayi girdileri de ucuzlayacak! Enflasyon düşecek. Türk Lirası güçlendi!”

Yakında Ekonomiyi yönetenlerin bu sözlerini duymaya başlayacağız!

Ne kadar çabuk unutuyoruz, 1994, 1998, 2000, 2001 yıllarında yaşadığımız krizler öncesinde hep böyle olmuştu! Bir merkez bankası başkanı bana, “Milli parayı güçlendirdiği için eleştirilen tek Merkez Bankası Başkanı benim!” demişti! Halbuki faizleri yükseltip, trilyon dolar tutarında varlık yöneten para bezirganlarının karlarını katlayarak sıcak para girişi ile dövizi ucuzlatmak iş değildir! Çünkü o döviz panikleyip çıkınca ekonomi yeni bir krizle alt üst oluyor! Döviz fiyatları üçe dörde katlanıyor ucuz dövizle borçlanan şirketler batıyor, işsizlik tavan yapıyor!

Sorunların anası sıcak paranın neden olduğu ucuz döviz / pahalı TL’dir!

Türkiye, dövizini sıcak para ile borçlanarak değil, üretim ve ihracat ile kazanmalıdır!

Sıcak parayla birlikte dövizin geçici bir süre ucuzlaması ile ithalatın artması sonucu enflasyondaki sanal rahatlama, ithalatçıları geçici olarak sevindirmiştir ama üretimi baltalamış, ihracatı azaltmış sonuç döviz yokluğu ve kriz olmuştur! Kalıcı rahatlık iç üretim ve ihracatla gelir bunun yolu da tekrarlıyorum, “ucuz TL = pahalı döviz, rekabetçi Türkiye” politikasıdır!

*******

“HERKESİ EMPATİ YAPMAYA DAVET EDİYORUZ”

Jak Eskinazi (Ege İhracatçı Birlikleri Kooerdinatör Başkanı) –Kasım ayında dolar kuru 8,58 iken sipariş almış yüklemesini yapmış ihracatçının ödemesinin bugünlerde 7,05’ten geldiğini düşünün. Enflasyonun zirve yaptığı günümüzde; ihracatçımız hammadde ihtiyacını nasıl karşılayacak, asgari ücretin yüzde 22 arttığı süreçte çalışanlarının ücretlerini, hemen hemen her ay zamlanan elektrik, doğal gaz ve diğer giderlerini nasıl ödeyecek?

İhracatı destekleyecek bir döviz kuru istiyoruz. 1 doların 7.35 TL’nin, 1 Avro’nun 9 TL’nin altına düşmesi Türk ihracatçısına zarar ettirir. Bugünlerdeki döviz kurları devam ettiği takdirde 2021 yılındaki 184 milyar dolar ihracat hedefimizin gerçekleşmesi imkânsız hale gelir, sayıları 100 bine ulaşan ihracatçılarımızdan bir bölümünün ticari faaliyetinin sona ermesine yol açabilir. Bunu hiçbirimiz arzu etmeyiz.

İhracatçılarımızın rekabetçi olacağı bir döviz kurunu sağlayacak tek kurumda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’dır. Kalıcı fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın en önemli, asli görevidir. TCMB’nin da döviz rezervleri ortada. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini toparlayabileceği uygun bir ortam var. Merkez Bankası, açacağı ihalelerle dolar kurunu 7,35’in üzerine taşıyabilir. Bu durum, Türk ihracatçısına da nefes aldıracaktır.

Merkez Bankası yönetiminin bu süreçte Türk ihracatçılarıyla bir araya gelmesini ve ihracatçıların sesine kulak vermesini bekliyoruz. Türkiye dünya ihracatında 2019 yılında yüzde 0.96’lık pay alarak en yüksek seviyeye ulaştı. Hedefimiz yüzde 1,5 pay almak. Bu hedefe ulaşmanın en önemli enstrümanlarından birisi de ihracatımızın rekabetçiliğini koruyacak döviz kuru.

“Döviz arttığında, ihracat artmadı değerlendirmeleri”

Bizim geçtiğimiz hafta döviz kurlarıyla ilgili yaptığımız açıklama sonrasında, “Dövizin yükseldiği dönemlerde Türkiye’nin ihracatı artmadı. Dolayısıyla döviz, ihracatçılarımızın rekabetçiliğinde çok önemli bir unsur değil” şeklinde değerlendirmeleri okuduk. Bu değerlendirmelerde bulunan dostlarımıza kısaca şöyle cevap vermek istiyorum;

İhracatın sürdürülebilir olması ile ilgili pek çok parametre var. En güncel yaşadığımız konulardan bir tanesi pandemi biliyorsunuz yerli ürün tüketimine yönelişi arttırdı. 2020 yılında dünya mal ticareti yüzde 7 daraldı. En önemlisi tüketim azaldı. Dünya genelinde koruma önlemleri hat safhaya ulaştı. Gümrük vergileri arttırıldı. İthalat zorlaştırıldı. Bu ortamda Türk ihracatçısının yaptığı 169,5 milyar dolar ihracatı büyük başarı olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu ihracatın artması içinde ihracatçımızı desteklememiz ve yüreklendirmemiz gerekiyor.

2020 yılında Ticaret Bakanlığımız ihracatımızın artması için mevcut desteklere ilave olarak; sanal fuarlar, sanal ticaret heyetleri, e-ticaret sitelerine üyelik, yurtdışında lojistik merkezlerinin desteklenmesi başta olmak üzere pek çok desteği hayata geçirdi. Hükümetimize bu anlamda müteşekkiriz. İhracat hedeflerine ulaşmak için üstüne basa basa söylediğimiz gibi döviz kurları da belirleyici bir parametre. 2020 yılında döviz kurları ihracatımızı olumsuz etkilemez, hatta destekler bir pozisyondaydı. Bizim beklentimiz konuşmamın başında da söylediğim gibi istikrarlı bir döviz kuru. Döviz kurlarının aşırı dalgalandığı süreçte, ‘kararsız kur’ ihracatçımızın doğru fiyat vermesine engel oluyor. Türkiye’nin ihracatında markalı ürünlerin payı az olduğu için ihraç ürünlerinin fiyat hareketlerinden çok daha sert etkileniyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Gara operasyonunda PKK'nın farklı tarihlerde kaçırdığı asker ve polis 13 rehineyi öldürmesinin ardından Türkiye'de oluşan siyasi gerilim derinleşiyor. Pençe-Kartal-2 o...

Yazarlar
Website Security Test