Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye’nin genç ve yetenekli beyinleri geleceklerini nerede ve “neden” arıyorlar?

23.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçtiğimiz hafta Gözlem, “Gençlik Dosyası”nı açmış ve gençliğin yaşadığı sorunları dile getirmişti. “Cevabı aranan” bir dizi sorunun da yer aldığı araştırmamızda, bu hafta, SODEV Raporu’nu irdeledik ve soruların cevabını almak için uzmanlara sorduk. İşte acı gerçekler ve uzman görüşleri…

MEHMET KOCABIYIK

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 verilerine göre nüfusun yüzde 15,6’sını oluşturan 13-14 milyon gencin yüzde 25,4’ü işsiz, işgücüne katılım yüzde 44, genel mutluluk düzeyi yüzde 56 oranında. Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla hazırladığı “Türkiye’nin Gençliği Araştırması Raporu”na göre, “15-25 yaş aralığındaki gençlerin kendi konumları, gelecekleriyle ilgili değerlendirmeleri ve algılarını araştıran çalışma, gençlerin özgürlük, adalet ve liyakat özlemini” çarpıcı bir biçimde ortaya koydu.

Rapora göre gençlerin yalnızca yetenek ile bir yere gelinebileceğine ilişkin inançları çok zayıf görünüyor. Katılımcıların yüzde 70,3’ü Türkiye’de arkası sağlam bir kişinin yetenekli bir gencin önüne geçebileceğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 61,7’si öğrenci, yüzde 19’u çalışan durumunda. Yüzde 10,7’si iş aradığını, yüzde 7,3’ü iş aramaktan vazgeçtiğini, yüzde 3,3’ü ise ev kadını olduğunu ifade ediyor. Yani gençlerin yüzde 32’sinin herhangi bir eğitim kurumu ile ilişkisi olmadığı gibi, herhangi bir istihdam ilişkisi de yok.

Raporda “Türkiye, OECD’nin ne istihdamda ne eğitimde (NİNE) gençlik olarak adlandırdığı kategorinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olduğu” ifade ediliyor. Raporda, düşüncelerini özgürce ifade edebilmek ve başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi gençler için çok önemli görünen konular olduğu belirtiliyor.

Sonuçlara göre, gençlerin yüzde 68,3’ü düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi çok önemli olarak görüyor. Yüzde 52’si ise başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini de çok önemli buluyor.

Gençlerin tercihi Avrupa ülkeleri

Araştırma verilerine göre, Türkiye’de gençlerin yüzde 62,5’i eğer imkân olsa yurtdışına yerleşip orada yaşamak istediğini belirtiyor. Ayrıca rapordaki bir çarpıcı veri de kendi oy verdikleri partinin yıllardır iktidarda olmasına rağmen, AKP’li gençlerin dahi neredeyse yarısının eğer imkânı olsaydı yurtdışında yaşamak istediğini ifade etmesi.

Yurtdışında yaşam tercihlerine daha yakından bakıldığında sonuçlar daha çarpıcı hale geliyor: “Gençlere hayatınızın kalan kısmının tamamını Suudi Arabistan’da aylık 10.000 dolar kazanarak veya İsviçre’de aylık 5.000 dolar kazanarak geçirme imkanları olsaydı hangisini tercih edeceklerini sorduğumuzda, katılımcıların yüzde 72,2’nin İsviçre’yi tercih ettiğini görüyoruz. Ak Parti’ye oy veren seçmenlerin dahi yüzde 60,5’i İsviçre’yi tercih edeceğini belirtmiş.”

Taha Akyol: “İktidarın yöntemi ile gençlerin isteği uyuşmuyor”

Gazeteci ve yazarlık kariyerinde “Milliyetçi/Muhafazakâr anlayıştan Muhafazakâr-Liberal görüşe geçen” Eski Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Karar Gazetesi yazarı Taha Akyol; gençleri konu aldığı köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan eskiden “dindar gençler yetiştirmeliyiz” diye konuşurdu, dünkü konuşmasında “inançlı, ahlaklı, erdemli gençler yetiştirmeliyiz” dedi. Türkiye’yi 18 yıldır bu iktidar yönetiyor. 2002’de ilkokula başlayan çocuklar şimdi 20 yaşın üstündeler. Bütün ömürlerinde en çok duydukları ses bu iktidarın sesi oldu. Bu on sekiz yılda öğrenciler okullarda daha fazla din bilgisi aldılar. Medyada başka seslerin kısıldığı, istenmeyen haber ve yazıların, TV’lerde istenmeyen konuşmaların dışlandığı, kamu kaynakları kullanılarak medya yapısının değiştirildiği, her alanda iktidar propagandasının egemen olduğu bir dönemde yetiştiler. İlkokul müdürlerine kadar eğitimde yönetimin değiştiği bir dönemin gençleri bunlar. Fakat araştırmalar, “ilk defa oy kullanan” seçmenler arasında Ak Parti oylarının ortalamadan çok aşağılarda kaldığını gösteriyor?”

Gençlerin isteği ile iktidarın yönteminin uyuşmadığına vurgu yapan Akyol, “Bence iktidarın son dönemdeki asıl sorunu da bu: Dünyaca bilimsel olarak kabul edilmiş, bizde de akademi ve kamu kurumlarında kabul edilen “konvansiyonel” bilgileri bir tarafa bırakmak… Konvansiyonel iktisat, hukuk ve diplomasi bilgilerini, kamu kurumlarının bu nitelikteki birikimlerini bir tarafa bırakıp, “bizden” kadrolarla ideolojik ve hamasi politikalar uygulamak… Devlet gücünü kullanarak bunların propagandasını yapmak… Buharı enerjiye dönüştüren modern fizik bilimi ve onun uygulaması olan endüstriyel zihniyet! İhtiyacımız budur! Gençlerin özlemi de budur. ‘Asrın idrakine söyleyen İslam’ düşüncesi de ancak bu bilim zihniyetiyle birlikte gelişebilir” diyor.

Uzmanların “Gençlik Dosyası” yanıtları…

Yayın Kurulu Üyemiz Prof. Dr. Hüsnü Erkan, gençlerin yurt dışı hayali ve gitmek istediği ülkeler kıyası sorumuza, “Z kuşağının gözünün dışarıda olması kolay anlaşılabilir bir olgu. Zira bu kuşağın eğitimli kesimi,  bilgi ve bilişim teknolojilerine aşina olarak yetişiyor. Bu nedenle olay ve olgulara bakış açıları ile zihniyet yapıları geleneksel kuşaklardan farklı. Geleceklerini ve hayallerini nerede daha çok gerçekleştirme şansı varsa oraya yöneliyorlar. Yenilikçi bilişim teknolojileri, daha çok ekonomik ve siyasi özgürlük, çoğulculuk, hoşgörü ile başarıyı ödüllendiren, sistemleştiren ve kurumlaştıran ortam ve iklimlerde gerçekleşme şansı yakalıyor. Türkiye’nin ekonomik,  politik ve hukuk sistemlerindeki riskler, belirsizlikler ile sistem dışı keyfilik uygulamaları ile uygun bir ortam sunmuyor. Üstelik buna yüzde 30’a yaklaşan eğitimli genç işsizliği, gelecek endişesi daha da büyütüyor. Bu nedenle eğitim kalitesi ve başarı motivasyonu daha yüksek gençler,  daha uygun ekonomik koşullar, istikrarlı politik sistem ve başarıyı ödüllendiren cazip ortamlarda kendini kanıtlamayı tercih ediyorlar. Yeni küreselleşme sistemin sunduğu ‘dünya vatandaşlığı’ ve nitelikli beyin avcılığı bu süreci kolaylaştırıyor. Bir tarafta, “gitmeyi” kolaylaştıran, adeta iten; diğer tarafta kendine çekmeyi cazip hale getiren iki ortamdan, doğal olarak ikincisi tercih ediliyor. Gidilen ülke açısından dinler belirleyici kriterler değil. Zira belirleyici kriterler daha çok  “çağın ruhu” olarak ortaya çıkan, bilimsellik, yenilikçilik, özgürlük, kendini kanıtlama, başarı motifi, uzlaşı, hoşgörü, çoğulcu ve demokratik değereler ile hukukun üstünlüğü değerleridir. Müslüman ülkelerin özellikle İslam’ın hurafelerden daha çok beslendiği ülkeler, başta olmak üzere bu açıdan karneleri çok zayıf.  Ne yazık ki Türkiye, Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir” özdeyişi yerine; cehalete övgü düzen, cehaletin ferasetine inandığını; eğitim düzeyi yükseldikçe daha zararlı insanlar yetiştiğini, iktidara yakın TV kanallarında açıklayan bazı profesör ünvanlı kişiler olduğu sürece, yaratılan bir “ Orta Doğu ülkesi” imajı içinde, nitelikli Z kuşağını kaybetmeye mahkûm olacaktır. Kutsal din, ne siyasete, ne ticarete, hatta ne de bağnaz tarikatlara alet olmadan; inan ile inanılan arasında kalan çok özel bir alan olarak korunmalıdır.” değerlendirmelerinde bulundu.

*******

Yayın Kurulu Üyemiz Prof. Dr. Faruk Çalapkulu ise; X, Y, Z kuşaklarının neyi ifade ettiği ile sosyal medya ve teknolojinin gençler üzerindeki etkileri sorumuza, “X, Y, Z kuşakları bütün dünyada farklı dönemlerde ortaya çıkan kuşaklardır. Bu bağlamda 2. Dünya Savaşı sonrası doğan nesil “Baby Boomers” olarak tanımlanır. Türkiye savaşa girmese de bu kuşak ülkemizde, “68 Kuşağı” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla bu kuşağın özelliği, mekanik ağırlıklı olarak yeni teknolojilere hazırlanma kuşağı olmasıdır. Acıların çocuğu oldukları için zorluklarda yetişmişlerdir ve mücadeleci güçleri yüksek ve duygusaldırlar.  Baby Boomers’ın çocukları olan Y kuşağı ise; 1980’le 1999 yılları arasında 20 yıllık bir dönemde mekaniğin yerine etkin olarak teknolojinin geliştiği ve teknolojiyle büyümüş ve teknolojiyi en iyi kullanma yeteneğine ulaşan bir kuşaktır. Bu kuşak; duygusallıktan biraz daha arınmış, hayata kolay yönleriyle bakmayı tercih eden ve macera severdir. 2000’le 2021 arasındaki kuşağı tanımlayan Z kuşağı ise, bilişim ve inovasyonun egemen olduğu bir süreci temsil eder. Duygusallığın yerini, tamamen materyalist yaklaşımlar; toplumsal duyguların yerini, bireysel yaklaşımlar almıştır. Bu kuşak için “benden sonrası tufan” görüşünün egemen olduğunu belirtmek uygun olur. Burada en önemli konu; X ve Y kuşaklarının torun ve çocukları olan Z Kuşağını pedagojik açıdan iyi anlama görevi X ve Y Kuşaklarına düşmektedir. Şayet bu kuşağı iyi algılayamaz isek, geleceği yaratmakta ciddi sorunlar yaşayacağımız muhakkaktır. Akıllı telefon ve internet yapay zekânın kullanım aracıdır. Endüstri 4.0 ve 5.0’ın temel unsuru da yapay zekadır.  Yapay zekâ, insan yaşamını bir yönden kolaylaştırırken maalesef diğer taraftan insanların, sosyal ve duygusal yaşamlarını her geçen gün sınırlamaktadır. İnsan hafızasının kaybına doğru bir gelişme gösterecektir ve insan beyninin yapay zekâ ile arkadaşlığı başlamıştır. Dilerim bu sevgi, aşka dönüşmez. Çünkü Homo Sapiens üzerinde yapay zekânın egemenliği başlayacaktır. Bu nedenle gelecek kuşakları yapay zekâya esir kılmamalıyız. Sosyal medya bugün, hükümetler ve yönetimler üzerinde büyük bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Sosyal medya, şişirme haberleri ve yalan/yanlış bazı bilgileri de yayaraktan sabote edilmektedir. Toplumları doğru bilgilendirdiği ve bilinçlendirdiği takdirde son derece yararlı, toplumun görüş ve düşüncelerini yansıtan bir enstrüman olacaktır.” dedi.

*******

Yayın Kurulu Üyemiz, Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ise, “dindar ve kindar nesil yetiştirme projesi”, imam hatiplerdeki öğrenci sayısı ile gençler arasında Deizm ve Ateizm’in yayılması sebepleri olarak, “Bir elinde Kur’an bir elinde bilgisayar olan gençlik demiştik. İlim ve iman beraber olmalı demiştik ama eğitimin kalitesizliği çok vahim sonuçlar doğurdu. Her tarafı imam hatip okulları ile doldurdular. Ben imam hatiplere karşı değilim fakat orada din bilgileri dışında fen bilgileri de çok güçlü olarak verilmeli. Şimdi ikisi de verilmiyor.  Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki baskı çok yanlıştır. Yüksek teknoloji diyorsanız, fen liselerine ağırlık verilmesi lazım. Kendini ispat etmiş ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi ve İYTE gibi üniversitelere destek vermek gerekiyor. Hiç bir şekilde talep olmayan fakülteleri kapatıp yüksek teknoloji ile ilgili bölümler açmak lazım. Zorlayarak verilen eğitimden fayda gelmez. Deizm ve Ateizm’in yayılma sebebine ise verilecek ilk yanıt “kötü örnekler” olacaktır. İslamiyet esas olarak “güzel davranışlarla” tebliğ edildi. Şimdi dini tamamen ‘siyasal İslam’ aracı olarak kullananların davranışları fevkalade hatalıdır. İslam, güzel ahlak demektir ve bugün Türkiye’de bütün milli ve manevi ve ahlaki değerler yozlaşmıştır. Maalesef diyanet teşkilatı politikanın emrine girmiştir. Camiler parti şubesi olmuştur. Gençler de buna tepki duymaktadır. Çünkü gerçek İslam’ı, Peygamber Efendimiz’in tebliğ ettiği İslam’ı anlatan ve uygulayan kişi sayısı neredeyse sıfır olmuştur.” ifadelerini kullandı.

Yayın Kurulu Üyemiz Mehmet Şakir Örs, gençlerin parti tercihleri ve 2023’teki seçimlerine dair, “Gençler mevcut siyasal yapıya ve siyasal partilere karşı mesafeli duruyorlar. Onların arayışlarına mevcut partilerle karşılık verebildiğini söylemek mümkün değil. Teknolojinin bu derece geliştiği bir noktada partilerin gençliği kucaklayabilmesi için hızlı bir değişim geçirmesi gerekiyor. Sandığa giderken de en azından bu isteklerine gelecekte karşılayabileceklerini düşündükleri partilere yöneliyor. Seçimin kaderini belirleyebilecek bir rakamda genç seçmen kitlesi var. Bu genç kitlenin en büyük sorunu olarak “umutsuzluk” görüyorum. Siyasi partilerin gençlere bu umudu aşılayabilirsek hem ülkeye hem de siyasi alana kazandırmış oluruz. 2023 önemli bir kırılma noktası Cumhuriyet’in 100’üncü yılına hem siyasal partiler hem de toplum buna çok iyi hazırlanılması gerektiğini düşünüyorum. Buradaki temel amaç da gelecek kuşakları kazanmak olmalıdır.” dedi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Gara operasyonunda PKK'nın farklı tarihlerde kaçırdığı asker ve polis 13 rehineyi öldürmesinin ardından Türkiye'de oluşan siyasi gerilim derinleşiyor. Pençe-Kartal-2 o...

“Gazeteciler aylarca tutuklu olarak hapislerde yatırılırken”, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dosyası “Kasıtlı öldürmeye teşebbüsten” Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen...

Coronavirüsle mücadele kapsamında Kasım ayında kısıtlamaları genişleten Türkiye, Mart ayı itibariyle kademeli olarak ikinci normalleşme dönemine geçiyor. Yeni normalle...

Sayın Mahmut Tolon'un GÖZLEM’in İzmir sayfasında çıkan yazısında benden alıntı yapması üzerine Sayın Muzaffer Tunçağ konuya değindi...

Yazarlar
Website Security Test