Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İYİ Parti üzerinde “İttifaklar” savaşı…

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Millet İttifakı’nın ana omurgasını oluşturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ittifak ortaklığında Türk siyasi tarihinde fazla görülmemiş bir duruş sergiliyorlar.

KULİSLERDE İKİ SENARYO KONUŞULUYOR; MİLLET İTTİFAKI’NI BÖLMEK / MİLLET İTTİFAKI’NI GÜÇLENDİRMEK…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP, HÜDAPAR, SP ve DSP yöneticileri ile birbiri ardına görüşmesi “siyasette ittifak arayışlarını hızlandırdı” şeklinde yorumlanıyor. Cumhur ve Millet ittifakları, hem kendi birlikteliklerini güçlendirmek hem de karşı tarafı zayıflatmak için yeni adımlar atıyor. Gözler İYİ Parti üzerinde…

Türkiye siyaseti 2021 yılına, 2020’den devrettiği gerilimle girdi. Muhalefet ve iktidar, yasal düzenlemelerden çok, bir birlerine yönelik sert ve hakarete varan eleştirilerle öne çıkaran gelişmelere sahne oldu. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dönük savunmasına karşın, Millet İttifakı cephesi parlamenter sisteme dönüş için görüş birliğini güçlendirdi. Yeni partilerin kurulması ile birlikte daha çok gündeme gelmeye başlayan erken seçim tartışmaları 2021'de de devam edecek gibi gözüküyor. Cumhur ve Millet ittifakları, hem kendi birlikteliklerini güçlendirmek hem de karşı tarafı zayıflatmak için yeni adımlar atıyor.

Dış politikadaki gerilim, ekonomide yaşanan kriz kırılganlığı artırırken iç politikada tansiyonu da yükseltiyor. Cumhur İttifakı’nın iki ortağı AKP ve MHP'ye verilen halk desteğinde kamuoyu araştırmalarına göre, “keskin düşüş” görülüyor. Yeni yılın ilk günlerinde MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi evinde ziyaret eden AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, görüşmeyi “Cumhur İttifakı’nın yarınlara devamı için birlik beraberliğimizi teyit ediyoruz” sözleriyle değerlendirdi.

Halk desteğindeki düşüşü durduramayan Cumhur İttifakı, yeni arayışlar başlattı. Öncelikli hedef muhalefet bloğu olan Millet İttifakı’nı bölmek. Millet İttifakı partilerinden CHP’yi her fırsatta HDP ile “işbirliği yapmakla” eleştiren, İYİ Parti’ye de “Eve dön” çağrısı yapan Cumhur İttifakı, çok düşük oy oranına sahip partileri kendi saflarına çekmenin uğraşını veriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılının son günlerinde, İslamcı çizgideki Kürt partisi olarak bilinen Hür Dava Partisi (HÜDAPAR) Genel Başkanı İshak Sağlam ve Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal ile sürpriz birer görüşme yaptı. Son günlerde AKP yöneticilerinin Merak Akşener ve İyi Parti hakkında “iyi” nitelendirmeler yapmaları ve “CHP’den ayrı tutmaya başlamaları” da dikkat çekiciydi.

Erdoğan, düşük oy oranına sahip partilere yönelik ziyaretlerini yeni yılda da sürdürmesi dikkat çekti. Kendisinin de içinden geldiği Milli Görüş çizgisinin önemli ismi sayılan Saadet Partisi'nin (SP) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk'e yaptı. Erdoğan'ın, Asiltürk'ü ziyareti siyasi kulisleri hareketlendirdi. SP'nin oy oranı yüzde 1 bandında olmasına karşın Erdoğan'ın Asiltürk'ü ziyareti kadar, ziyaret sonrasında SP'de neler olacağı merak konusu oldu. Siyasi uzmanlara göre, Erdoğan, Asiltürk kanalı ile “Milli Görüş’ün tabanını” yanına çekmek istiyor. Erdoğan, bu ziyaretlerle Cumhur İttifakı'nı “geniş göstermeye”, Millet İttifakı’nı da “bölmeye” çalışıyor.

SP yönetiminden karşı duruş

Erdoğan, Asiltürk görüşmesiyle ilgili SP yöneticilerinden art arda açıklamalar geldi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ziyarete ilişkin, "Erdoğan’ın hem MHP’yi hem de Vatan Partisi’ni bir arada tutması takdire şayan. Nasıl bu işi yürütüyor bilmiyorum! Çünkü iki partinin de üslubu çok sert. Erdoğan’ın yalnız hissetmesine bakarsak, belki de buradan da kurtulmak istiyordur" dedi.

Karamollaoğlu, katıldığı TV5 canlı yayınında, "Bizim bugün iktidara karşı muhalefetimiz, onlara karşı beslediğimiz hasımhane tavır değil. Biz siyasette kimsenin birbirini düşman gibi görmesine razı değiliz. Olsa olsa bunu rakip olarak görürüz. Türkiye’nin düşmanlaştırıcı iklime ihtiyacı yok. Onun için ben bu ziyareti de önemsiyorum. Kendilerinin bazı noktalarda desteğe ihtiyacı olmuştur. Erdoğan’la şu an için bir görüşme takvimimiz yok ama olursa da görüşürüz. Yeri gelince, herkesle de görüşürüz" ifadelerini kullandı.

SP Yüksek İstişare Kurulu üyesi ve eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak, sosyal medya hesabından ziyaretle ilgili "Vebali büyük olanla ittifak olmaz" paylaşımı yaptı.

SP Genel Sekreteri Mesut Doğan, ziyaretle ilgili DW Türkçe'ye her partiyle diyalogdan yana olduklarını ancak "değişmeyeceklerini" açıkladı.

Parlamenter sistem öncelik

İYİ Parti’nin AK Parti ile işbirliği yapacağı şeklinde bir beklenti zaman zaman konuşuluyor. Ancak İYİ Parti’den “böyle bir planları ve eğilimleri”nin olmadığı şeklinde net açıklamalar geldi. İYİ Parti hedefini Türkiye’yi güçlendirilmiş parlamenter sisteme döndürmek, parlamentoyu güçlü ve bağımsız hale getirmek olarak açıklıyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin dönülmesi için anayasa değişikliği masası kurulmalı ve AKP ve MHP de oturmalı” diyor. Akşener, Millet İttifakı’nı milletin sorunları ve talepleri çerçevesinde yapılmış bir “iş birliği” olarak tanımlarken, kulislerde “AKP ile aynı masaya oturulursa ne olacağı belli olmaz” iddiaları dolaşıyor. Kulaklara “AKP güçlendirilmiş parlamenter sistemi kabul ederse, neden İYi Parti ile, tabanda oy kayıpları büyük olan MHP yerine ittifak, hatta hükümet kurmasın” soruları kulaklara fısıldanıyor.

Millet İttifak’ının ana omurgasını oluşturan CHP ve İYİ Parti başta olmak üzere Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin ‘parlamenter sisteme dönüş’ konusunda ortak iradesi devam ediyor. Demokrat Parti’nin (DP) Millet İttifakından ayrılacağı şeklindeki iddialar ise DP Genel Başkan Gültekin Uysal tarafından yalanlandı.

Üçüncü bir ittifak gündemde!

Muhalefet bloğunda İYİ Parti, Gelecek Partisi, DEVA Partisi’nin içinde yer alacağı üçüncü bir ittifakın kurulması da ihtimal dahilinde görülüyor. Bu ittifakın SP ve DP ile genişleyebileceği de ifade ediliyor. Mustafa Sarıgül’ün kurduğu Türkiye Değişim Partisi ile Muharrem İnce’nin kuracağı partinin tavrının ne olacağı merak ediliyor. Muhalefet bloğunun başını çeken CHP’nin ise DEVA Partisi ile Gelecek Partisinin katılımıyla millet ittifakını genişletmek istediği belirtiliyor.

CHP ve İYİ Parti’den “kararlılık” mesajı

İttifaklarda görüşme trafiği hızlanırken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ve İYİ Parti GİK Üyesi ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Rıdvan Uz’un Millet İttifakına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, “Millet İttifakı üyesi partilerimizin ilkeli ve kararlı yol yürüyüşü büyük emek ve mücadeleyle devam etmektedir” ifadesi kullanıldı. CHP ve İYİ Parti'nin önceliğinin Türkiye olduğu belirtilen açıklamada, "Bu temelde kurulmuş olan ittifakımız, ülkemizin geleceğinin şekillenmesi noktasında da yan yana durmaktadır. Millet İttifakı, demokratik hukuk devletine olan bağlılık, evrensel insan hakları ilkelerine saygı, Cumhuriyetimizin kazanımlarını ve milletimizin değerlerini koruyup kollama inancıyla bugünlere gelmiştir. Kurulan bu birliktelik ve yürüdüğümüz meşakkatli yol, demokrasi dersleriyle doludur” değerlendirmesi yapıldı.

“İTTİFAKLAR SAVAŞINDAN ÇÖZÜM ARAYIŞINA”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Yüz elli yılı aşkın demokrasi arayışımız, kişisel yaklaşım ve hırslar yüzünden toplumu yeniden bir ittifaklar savaşının içine soktu. Osmanlı’nın son döneminde siyasetteki ikili kutuplaşma benzeri bir durum, yeni koşullar içinde yeniden yaşanıyor. Bu kutuplaşma kavgasından çıkmanın yolu, tutulmuş mevziler üzerinden karşı tarafı karalayan ilkel söylemler yerine, siyasi ilişki ve söylemleri bir üst platforma; yani çoğulcu ve katılımcı demokrasi platformuna taşımaktan geçer. Böylesi bir süreç için öncelikle iktidar cephesinin aynaya bakarak kendileri ile yüzleşmeleri gerekli. Zira AKP iktidarı yirmi yıla yaklaşan uzun iktidar döneminde aşırı ölçüde yıprandı. Eğer geleneksel kesimin, kendine yakın gördüğü kişilere bağlanma ve biat etme geleneği ile Erdoğan tutkusu olmasaydı çoktan iktidarı kaybeder ve muhtemelen dağılırdı. Zira 2013 yılı sonrası kişi başına milli geliri düşüşte. İşsizlik ve enflasyon artışta. Para ve maliye politikası büyük ölçüde iflas etti. Pandemi süreci bu gelişmenin tuzu biberi olurken yoksulluk, yoksunluk ve hayat pahalılığı had safhaya ulaştı. Diğer yandan devlet kurumlarına karşı komplo davaları düzenleyen, arkasından parti içi iktidar kavgasına giren, ancak kaybedince ülkede silahlı bir darbe gerçekleştiren grup da, bu iktidar partisi içinden çıktı.

AKP, başlangıçta bir süre özgürlükçü ve AB’ye katılım yanlısı gözükse de sonradan çark ederek ülkeyi bir Orta Doğu ülkesi rotasına ve Arap kültürüne yönlendirdi. Bilgi toplumu ve bilişim çağında, kindar ve dindar gençlik yetiştirmek için cehalete övgüler düzenleyenler ödüllendirildi. Ayrıca medya ve yargı kontrol altına alındı.  Muhalif basın ve grupları susturma ve korkutma gayretleri içine girdi. Toplumsal değerler, ilkeler ve hukukun üstünlüğü ve hatta dini değerlerde aşırı yıpranmalar yaşandı. Demokratik değerler sadece oy sayısına indirgendi. Üstelik Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ile parlamenter sistem ortadan kaldırıldı; bakanlıklar, Meclis, Yargı etkinsiz duruma sokuldu; üniversite yönetimlerine sadece yandaş olanları atandı.  Liyakat değil yandaşlık tercih nedeni oldu. Bu denli yıpranma sonrasında can simidi olarak MHP’ye sarılmak zorunda kaldı. MHP de İYİ parti sonrası Meclis dışında kalma korkusu, yani partinin beka sorunu nedeniyle, Cumhur İttifakını oluşturmaya öncülük etti.  Şimdi ise bütün bu süreç ve olaylar olmamış gibi İktidar, geleceğini AB’de görmekte olduğunu ilan etmek istiyor. Buna inanmak artık oldukça zorlaşmış olsa da umarız bunda samimi olur. Aşırı yıpranma sonrası Cumhur İttifakı ikilisinin yine de iktidar şansını kaybetme korkusu devam ediyor. Tüm bu olumsuz gelişmelere artık dur diyebilmek için bir araya gelen Millet İttifakı’ndan, şimdi de tuğla koparma arayışı sürüyor. Önümüzdeki dönemde bu yöndeki gayretler daha da artacaktır. En kötüsü de böylesi bir arayışta, ittifakların kullandıkları dil ve üslubun kabul edilebilir yanı olmadığı gibi toplumsal kutuplaşmayı arttırıyor olmasıdır. Gerilimin daha da güçlenme riski oldukça yüksek.  Çok sayıda partinin desteğine sahip gözüken Millet İttifakı daha heterojen bir yapı gösterirken; Cumhur ittifak kendi içinde daha homojen; muhafazakâr-geleneksel kültür merkezli bir yapıya sahip.

Kısacası Millet İttifak’ının avantajı, İktidarın her açıdan yetersiz ve yanlış politikalar yüzünden yıpranmış olmasından kaynaklanıyor. Ancak seçmen gözünde bu yeterli olmaktan uzaktır. Seçmen, büyüyen sorunların çözümü için daha açık, net program ve konseptler görmek istediği gibi, bunların hangi kadrolarla yapılabileceğini, en azından temel alanlarda görmek ister. Evet, çağ çoğulculuk ve katılım çağıdır. Ancak İttifak katılımcılarının bir biri ile bazı temel değer ve ilkelerde uzlaşma sağlamaları gerekiyor. Güçlendirilmiş parlamenter sistem yanında yargı ve hukuk reformu ile etkin işleyen, işsizlik ve yoksulluğa çözüm olacak, sosyal içerikli bir piyasa sisteminin nasıl inşa edileceği konusunda toplum yüksek beklentiye sahiptir. Millet İttifakı bunu gerçekleştirerek iç dayanışmasını güçlendirebilir ve alternatif bir iktidar şansı yakalayabilir. Ancak bu süreç, sabır, ilke, akıl ve erdem değerleri ile bezenmiş bir demokrasi, hukuk ve devletin yeniden kurumlaşması için reform konsepti gerektirir. Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Ancak 150 yılı aşan demokrasi arayışı ve Atatürk aydınlanmasını yaşamış bir Türkiye bu bunalımı er veya geç aşacaktır. İktidar, demokrasi ve hukuk reformu ile AB perspektifi açıklamasında samimi olur ve bazı adımları atarsa süreç daha kolay aşılacaktır. İktidarı bırakmamak noktasında gerilimi arttırmaya yöneldiği ölçüde zorlaşacaktır. Toplumumuz çözüm için, iktidar ve muhalefeti ile akıl, bilim, çağdaşlık, erdemli ve ilkeli davranış gösterebilme sınavından geçmektedir.

 

“MUHALEFET, ORTAKLAŞA, ‘PARLAMENTER SİSTEM DEKLARASYONU’ YAYIMLAMALIDIR”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – Yeni yılla birlikte başkentte siyaset kazanları da kaynamaya başladı. İktidar, eski gücünü ve konumunu yitirdikçe yeni arayışlara yöneliyor. Ankara’da yaşanan görüşme trafiğinin ve yeni arayışların perde arkasında, iktidarı koruma ve moral üstünlüğü sağlama kaygısı var.

Bir yandan Cumhur İttifakı genişletilmeye çalışılırken, diğer yandan seçim barajı ve seçim sistemi konusunda da yeni hazırlıklar yapılıyor. Amaç iktidarı kaybetmemek ve iktidar blokunun işine en çok yarayacak düzenlemeleri gerçekleştirmek. Yalnız, iktidar blokunun büyük ve küçük ortaklarının, örneğin ‘dar bölge’ gibi seçim sistemi değişikliklerinde uzlaşmaları, buluşmaları, pek kolay olmayacakmış gibi görünüyor.

2021’e girerken siyasal ittifaklarla ilgili Gözlem’de yaptığımız değerlendirmede şunları yazmıştık: “İktidar şimdi yeni planlar yapıyor. Özellikle de CHP, İyi Parti ve HDP içinden ve bu partilere yakın çevrelerden yeni partiler çıkarmaya, devşirmeye uğraşıyor. Kendi yararına olacağını öngördüğü yeni partileşme girişimlerini olabildiğince köpürtüyor. Böylece, muhalefetin içinde iç karışıklık yaratarak ve muhalif çevreleri birbirleriyle uğraşır hale getirerek, muhalif seçmeni bıktırmayı, yıldırmayı hedefliyor.” Değerlendirmemizi de “Muhalefetin ve kendilerini muhalif olarak tanımlayan siyasetçilerin, bu oyunlara gelmemesi gerektiğini düşünüyor ve bu oyunlara gelmeyeceklerini ummak istiyoruz” diyerek, noktalamıştık.

Bu bağlamda; anagövdesini CHP ile İyi Parti’nin oluşturduğu ‘Millet İttifakı’nın, hem sağlamlaştırılarak ve hem de kapsayıcılığı daha da genişletilerek sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Millet İttifakı’nın tutkalı, birleştiricisi, parlamenter sistemdir. Parlamenter demokratik sistem ortak paydasında daha geniş kesimlerin birlikteliği sağlanabilir. Unutulmamalıdır ki, önümüzdeki sürecin ve seçimin temel ayracı - belirleyeni, demokrasi meselesi ve sistem tercihi olacaktır.

İktidar blokunun muhalefetin birlikteliğini dağıtma girişimleri karşısında; muhalefet hem gücünü ve hem de moral üstünlüğünü yitirmemek adına, yeni bir atak ve yeni bir çıkış yapmalıdır. Bu çıkış, mevcut sistemden yakınan ve parlamenter demokratik sistemden yana olan tüm partilerin katılacağı, ortak bir deklarasyonun - manifestonun yayımlanması olabilir. Halka, bu manifesto ile ülkenin çaresiz ve çözümsüz olmadığı, muhalefetin parlamenter demokratik sistemle ülkeyi yönetmeye hazır olduğu mesajı verilebilir. Üstelik vatandaşın muhalefete yönelik umut ve güven beklentisi – yaklaşımı yükseltilebilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test