Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye ne yapmalı?

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Kabinesi toplantısından “Yasakların kısıtlamaların hafifletilebileceği kararı” çıkarken… Dünya Sağlık Örgütü, “tam tersine açıklamalar” yapıyor; Durumun vahametini anlatıyor ve “Tedbirleri güçlendirin, kapanın” diyor… “Ekonomi ile sağlık çatışmasında” Türkiye ne yapmalı? Gözlem uzmanlara sordu. İşte haber ve görüşleri…

MEHMET KOCABIYIK

Dünyada birçok ülkede aşılama çalışmaları başladı. Tüm dünyada 50’den fazla ülkede yaklaşık 40 milyon doz aşı uygulandı. Pfizer/BioNTech, AstraZeneca, Sputnik V onay alınıp kullanılan aşılar. Türkiye ise Çin merkezli Sinovac şirketinin ürettiği CoronaVac'a acil kullanım onayı verdi. Bu aşıya şimdiye kadar Çin’in dışında Endonezya kullanım onayı verdi. İlk aşıları canlı yayında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri oldu.

Türkiye diğer ülkelerle kıyaslandığında aşı uygulamasına başlamada “geç kaldı” tartışmaları yapılıyor. Kimine göre ise süreç normal işliyor. Gerçek olan ise salgının ekonomiye maliyeti her geçen gün artıyor. Türkiye’de ilk vakanın tespit edilmesinin üzerinden 11 ay geçti. Bu süreçte kahvehane, lokanta, gazino, kantin gibi birçok işletme kısıtlamalar nedeniyle kapalı kaldı. Milyonlarca esnaf kirasını ödeyecek kadar dahi kazanç elde edemedi. Salgının ilk dönemlerinde verilen desteklerde kredi şeklinde oldu. Şimdi de küçük işletmelere 700 liraya kadar kira desteği veriliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın 14 Ocak 2021 tarihli verilerine göre; Türkiye’de günlük; toplam vaka sayısı 8 bin 962, hayatını kaybedenlerin sayısı 170, ağır hasta sayısı ise 2 bin 512 olarak açıklandı.

Coronavirüs salgının ekonomi ve çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisi devam ederken, işten ücretsiz izne çıkarılanlara ödenen bin 420 TL'nin de hiçbir derde çare olmayacağı belirtiliyor. Ülkede yoksulluk adeta dibe vurdu. TÜİK rakamlarına göre enflasyon yüzde 14.6, Prof. Esfender Korkmaz’a göre ise işçi ve memurun enflasyonu yüzde 17.6. Korkmaz, Yeniçağ’daki yazısında enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı, rakamlarla oynandığını ve faturayı yine vatandaşın ödediğini belirterek, “2020 yıllık TÜFE oranı yüzde 14.60'ı buldu. Yıllık Gıda Enflasyonu ise yüzde 20,61 oldu. Enflasyon düşük çıksın diye, TÜİK'in harcama sepeti içinde daha önce yüzde 26 oranında olan gıdanın payını yüzde 22,77'ye düşürdü. 2020 yılında TÜFE oranı yüzde 14,60 oldu ve bunun içinde de gıdanın katkısı 3,3 yüzdelik puandır.

Gıdanın İşçi ve memurun harcama sepeti içindeki payı ise yüze 45'tir. TÜİK harcama sepetini değiştirerek ve gıda dışındaki maddelerin düşen oranına paralel enflasyona katkı paylarının da düşeceği varsayımı ile yeniden hesaplarsak, 2020 TÜFE oranı 3 yüzdelik puan daha fazladır. Yani işçi ve memurun enflasyonu 17,6'dır. Eğer siz 14.60 üstünden enflasyon düzeltmesi yaparsanız, işçi ve memurdan devlet olarak gizli vergi almış olursunuz. Üstelik bunu yıllardır yaparsanız, İşçi ve memurun satın alma gücü elbette bir lokma bulamayacak kadar düşer."

Korkmaz, Türkiye'de yoksulluğun dibe vurduğuna dikkat çekti ve şu verileri paylaştı:

“TÜİK verilerine göre, yoksul sayısı 2017 yılında 10 milyon 622 bin kişi iken 2018 yılında, nüfus artışından daha hızlı yüzde 4,4 oranında artarak 11 milyon 91 bin kişiye çıkmış. DİSK/Genel İş araştırmasına göre, 2019 yılında yoksul nüfus sayısı 16 milyon 501 bin kişidir. OECD'ye göre; Türkiye'de toplam yoksulluk oranı yüzde 17'dir. Yani 14,2 milyon kişi yoksuldur."

Aşılama başladı

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun Çin’e ait CoronaVac’a acil kullanımına onay vermesinin ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu üyeleri, Ankara Şehir Hastanesi’nde aşı yaptırdı. Koca, "Bugün itibarıyla testler tamamlandı. Ülkemize gelen her aşı için bu güvenlik testleri rutin olarak yapılmaktadır. Bildiğiniz gibi daha önce acil kullanım onayı vermek üzere değerlendirme yapabilmek için faz-3 çalışması ülkemizde devam eden aşının sonuçlarını talep etmiştik." dedi.

Koca, herkesin mutlaka aşı olması gerektiğini söyleyerek "Çünkü bu hastalıktan korunmanın en önemli yollarından biri aşı. Normal, eski hayatımıza dönmek için aşıyı mutlaka yaptırmamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Koronavirüs Bilim Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Tevfik Özlü de ilk etapta sağlık çalışanlarının, hemen sonrasında ise 65 yaş üzerindekilerin aşı olacağını hatırlattı: "Aşıda tedirgin olacak, korkacak, enjeksiyon, iğnenin dışında herhangi bir şey olmadığının altını çizelim. Aşının güvenli olduğunu, güvenlik yönünden herhangi bir sıkıntısı olmadığını, korumasının, etkinliğinin yüksek olduğunu düşündüğümüzde en kısa sürede hepimizin aşılanmasının en doğru yaklaşım olacağına inanıyorum."

Yaygın aşılama nasıl yapılacak?

Sağlık Bakanlığı'nın 81 ile gönderdiği yazıya göre, Covid-19 aşısı aile sağlığı merkezlerinin yanı sıra tüm kamu, özel ve üniversitelere ait hastanelerde yapılacak. Genelgede belirtilen sağlık hizmet kuruluşları, CoronaVac aşısı bakanlık depolarından illere doğru dağıtıma çıkmadan önce, çalışma esasları Sağlık Bakanlığı'nca belirlenen "aşı odaları" kurmaya başladı.

Aşı olmak isteyenlerin hastanelere ya da aile sağlık merkezlerine başvurmadan önce MHRS üzerinden randevu alması gerekecek. Aşı 28 gün arayla iki doz şeklinde uygulanacak.

Türkiye ve Endonezya onay verdi

Çin'in ürettiği aşıya Çin'den başka bir de Endonezya onay vermişti. Endonezya'da yaygın aşılama da Salı günü başladı. Ancak aşının etkinliğiyle ilgili farklı açıklamalar var. Brezilya'da yapılan klinik deneylerde Sinovac'ın aşısının yüzde 50,4 oranında etkili olduğu görüldü. Geçen ay, Türkiye'de yapılan ikinci faz raporlamalarına göre aşının yüzde 91,25 etkili olduğu açıklanmıştı. Endonezya'da ise bu oran yüzde 65,3 olarak açıklandı. Ancak Endonezya'daki denemelere 1620 kişinin katıldığı ve bu testlerin anlamlı sonuçlar almak için çok küçük olduğu belirtiliyor.

DSÖ, 2021'de sürü bağışıklığı beklemiyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşıların uygulanmasına rağmen Covid-19 pandemisine karşı 2021'de kitle bağışıklığı gelişmesini beklemiyor. DSÖ Bilim Şefi Dr. Soumya Swaminathan, pazartesi günü yaptığı açıklamada Covid-19 aşılarının tüm dünyada 2021 yılında yaygın bir şekilde uygulanamayacağını vurgulayarak, "Aşılar en hassas grupları korumaya başlamış olsa da 2021 yılında kitle bağışıklığı ya da toplumda büyük çaplı bir bağışıklık beklemiyoruz." ifadelerini kullandı. 

“HİÇBİR ŞEY ‘TOPLUM SAĞLIĞI’NDAN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR”

Lütfi Çamlı (İzmir Tabip Odası Başkanı) – Türkiye’de vaka sayılarını düşürmüş olsak da hâlâ 10 binlere yakın vakamız var. Günlük kaybettiğimiz vatandaş sayımız ise 170’lerin üzerinde seyrediyor. Meslektaşlarımızı da kaybetmeye devam ediyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası, “Böyle devam edersek kısıtlamaları hafifletebiliriz” açıklaması elbette ki şimdi hemen önlemleri hafifletmek anlamına gelmiyor. Ancak daha önce birtakım ticari kaygılarla Haziran sonu düştüğümüz, “kontrollü sosyal yaşam” stratejimizin sonucunda vakalarımızın ve kayıplarımızın ne düzeylere çıktığını gördük. Öte yandan şu anki durumumuzda, “normalleştik, pandemi kontrol altına alındı” diyemeyiz.

Tabi ki ekonomi alanında ve diğer alanlarda zor durumlar yaşıyoruz ama her şeye rağmen hiçbir durum “toplum sağlığı”ndan daha önemli olmamalıdır, olamaz. Bu veriler ışığında ve bu pandemi şartlarında birtakım fedakârlıklar verilmesi gerekiyor. Eğitim, ekonomi, turizm, ticaret… bunların hepsi önemli konular ama biz salgında kontrolü sağlamış bir durumda bulunmuyoruz. Öte yandan İngiltere’den ve bazı ülkelerden gelen virüsün mutasyona uğraması konusu da ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husustur. İngiltere’de artan vakalar sebebiyle tam kapanmaya gidildi burada bu mutasyona uğramış virüsün ne kadar etkili olduğunu da tespit etmek, düşünmek gerekir.

İçinde bulunduğumuz dönem tedbirleri gevşetmeden, hatta daha da sıkılaştırarak yaşama geçirmemiz gereken bir dönemdir. Vaka sayılarımızı düşürmeye başladık ama hâlâ pandemi süreci yaşanmaya ve kayıplar vermeye devam ediyoruz. Bunu aklımızdan çıkarmamamız ve buna göre önlemlerimizi sıkılaştırmamız gerekiyor.

 

“DEVLET, DESTEKLERİ ARTTIRMALI VE VERGİLERİ DÜŞÜRMELİDİR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) – Öncelikle belirtmek gerekir; muhakkak ki sağlık, ekonominin önüne geçer. Ekonomi, hayatta kalan insanlar içindir. İnsanlar ekonomiden önce daima hayatta kalmayı düşünürler. İnsan sağlığı ve yaşamı ekonomiden önce gelir. Tabiri yerindeyse, “ölümlerden ölüm beğen” gibi ya sağlığın ya da ekonomin demek doğru bir yaklaşım değildir. İnsanların geleceği görememelerinden ötürü korkarak ve çekinerek harcamalarını azalttıkları dönemlerde bu harcama rahatlığının insanlara verilmesi gerekir. Öncelikle ekonomiyi düzeltecek yöntemlerden en önemlisi budur. Devletin; azalan talebi, harcamaların artmasını sağlayarak talebi de arttırması gerekir.

Devlet üretim alanında hizmet veren işletmelere, üreticilere sübvansiyonu arttırarak, destekler vererek üretim sektörünü desteklemesi gerekir. Bir diğer yol, vergileri azaltarak ailelerin harcanabilir gelirlerini arttırmak ve harcama yapmalarını sağlamak gerekir. Üçüncü olarak da, ekonomisi bozulan ailelere, küçük işletmelere doğru dürüst bir destek verilmesi ve ayakta tutulması gerekir. Her nedense bu destekler; enflasyon yaratır endişesiyle verilmiyor. Ama insanlar harcama yaparlarsa, ekonomiyi döndürürlerse enflasyon yaratmazlar aksine enflasyonu önlerler. Bu sebeple devletin alınması gereken tüm önlemleriyle pandemi önlemlerini alması ve ekonomi alanında da gerekirse açık vererek her alanında kesenin ağzının açılması gerekir. Kredi vererek, faizleri arttırarak, tasarruf önlemleri alarak ekonomiyi yönetmek yanlış bir çözümdür. Bu yöntem ülkemize uluslararası alanda yatırım yapan, Türkiye’nin borcu olduğu kuruluşların bize verdiği yöntemdir. Onlar kendi ücretleri ve alacakları için bunu yapmaktalar. Türkiye’nin yapması gereken insanlara destekler vererek vergileri azaltarak harcamaları artırması gereklidir.

Sonuç olarak; devlet açık vermekten korkmamalı, insanları, işletmeleri, üretimi desteklemelidir. Üretimin desteklenmesi ve harcamaların artması verilen açığı absorve ederek ekonominin rahatlamasını sağlayacaktır. Harcamalar arttığında ekonomi de kendine gelirken; yardım harcamaları bir süre sonra ortadan kalkar, vergiler artar ve bu durum da enflasyon yaratmaz aksine enflasyonun düşmesini sağlar.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test