Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İttifaklarda mutasyon mu, erken seçim mi, yeni parti ümidi mi?

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Pandemi ve ekonomik kriz yeni yıla da ağırlık koyacak. Kamuoyu yoklamaları “Cumhur İttifakı’nın taban oylarının eridiğini” gösteriyor. GÖZLEM “2021 Siyaset Sahnesini etkileyecek” gelişmeleri sordu, Uzmanlar cevapladı…

Türk siyaseti, 2020’de olduğu gibi yeni yılda da “ittifakların” kıran kırana mücadelesine sahne olması bekleniyor. Geçen yıl, yeni partilerin kurulduğu siyaset sahnesinde, muhalefet ve iktidarın mecliste karşı karşıya geldikleri yasal düzenlemelerden çok ittifakların çekişmeleri öne çıktı. Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dönük savunmasına karşın, Millet İttifakı cephesi parlamenter sisteme dönüş için görüş birliğini güçlendirdi. Yeni yılda da siyasetin gündemini “yoksulluk”, “erken seçim”, “eve dön” çağrısı ve “mafya” tartışmaları oluşturması bekleniyor.  

Coronavirüsü salgınının damga vurduğu 2020 yılında siyaset dünyası oldukça hareketliydi. Siyasette geçen yıl, AKP ve CHP’den “kopma”lar dikkat çekti. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan AKP’den istifa ederek yeni bir mücadele başlattılar. Davutoğlu, Gelecek Partisi’ni, Babacan ise Deva Partisi’ni kurdu. Benzer bir kopuşta CHP’de yaşandı. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, partiden istifa etmeden başlattığı “Memleket Hareketi”ni partileştireceğini açıkladı. Mustafa Sarıgül ise Türkiye Değişim Partisi’ni kurdu.

“Gelecek” ve “DEVA” partilerinin kuruluşu siyaset kulislerini hareketlendirirken, "erken seçim" isteyen muhalefet cephesini güçlendirdi. Muhalefet partileri, ekonomik krizi eleştirilerinin merkezine koyarak “yönetemiyorsunuz” diyerek yaptıkları “erken seçim” çağrıları, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifak’ında karşılık bulmadı ve seçimler için devamlı olarak 2023 yılı işaret edildi. Uzmanlar, ekonomideki kötü gidiş ve yeni kurulan siyasi partilerle güçlenen muhalefetin çağrılarıyla 2021 yılında erken seçimin çok daha fazla konuşulacağı görüşünü savunuyor. Siyasette merak edilen konuların başında hem merkez sağda hem de solda kurulan yeni partilerin durumu geliyor. Bu partilerin genel seçimde mevcut ittifaklardan birine mi katılacakları ya da yeni ittifak mı kuracakları merak ediliyor. Gelecek ve DEVA partilerinin “Millet İttifakı”na daha yakın oldukları gözleniyor.

Muhalefet seçim istiyor

Millet İttifakı’nın iki partisi CHP ve İYİ Parti, AKP-MHP ortaklığındaki Cumhur İttifakı’nın ülkeyi yönetemediğini, baskı ve gerilim politikasıyla ayakta kalmaya çalıştığını öne sürerek bir süre önce "erken seçim" çağrısı yapmıştı. Ekonomik krizi eleştirilerinin merkezine koyarak “yönetemiyorsunuz” diyerek “erken seçim” isteyen muhalefet kanadına, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifak’ında karşılık bulmadı ve seçimler için devamlı olarak 2023 yılı işaret edildi.

Türkiye siyasetini yakından izleyen anket şirketi yöneticileri ve siyasal iletişim uzmanlarına göre 2021 yılında siyasetin gündemi erken seçim olacak. Ekonomik tablonun ve pandeminin akıbetinin siyaset sahnesinde belirleyici olacağını ifade eden araştırmacılar dış politikadaki gelişmelerin de siyaset alanını etkileyeceği görüşünde. Siyasal İletişim Uzmanı İbrahim Uslu’ya göre 2021 yılı “Cumhur İttifakı’nın geleceğinin daha fazla konuşulacağı bir yıl olacak. Cumhur İttifakı’nda yaşanacak türbülansla siyasetin erken seçim sürecine girmesi durumunda yeni partilerin sistem içerisindeki özgül ağırlığının biraz daha artacağını söyleyen Uslu, yeni parti kuracağı kulislerde ifade edilen Muharrem İnce ve Türkiye Değişim Partisi’ni kuran Mustafa Sarıgül’ün 2021 yılındaki seçimlere yetişmesinin yasal yükümlülükler gereği mümkün görünmüyor. Gelecek Partisi büyük kongresini yaptı, DEVA da yapıyor. Onların olası erken seçime katılma olasılıkları var. Bu durumda bir taraftan Cumhur İttifakı’nın geleceğini tartışırken bir taraftan da muhalefet blokundaki ittifakın genişlemesini, büyümesini onlar içerisindeki pazarlıkları tartışıyor olacağız. Siyasetin yeniden yapılanma süreçleri başlayabilir. Esas faktör öncesinde yaşanacak uluslararası politikalardaki, ekonomideki gelişmeler ve Cumhur İttifakı’nın fikir ayrılıkları. Örneğin HDP konusundaki fikir ayrılıkları, AİHM’in vermiş olduğu karar ve hükümetin buna uzun vadede nasıl tepki vereceği önemli. Selahattin Demirtaş’ı bıraksa bir dert bırakmasa bir dert. Serbest bıraksa MHP ile arası açılacak bırakmazsa Avrupa Konseyi’yle arası açılacak. İktidarın böyle açmazları var. Ya da HDP’yi kapatırsa yine uluslararası ilişkilerde çok büyük sorunlar yaşar kapatmazsa MHP’yle sorun yaşamaya devam eder. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın kendi içerisindeki açmazları, oradan nasıl sonuçlar çıkacağı siyasetteki bütün yapının yeniden kurgulanması sonucunu doğurabilir.”

 

“İKTİDAR ANCAK KAZANACAĞINI DÜŞÜNÜRSE ERKEN SEÇİME GİDER”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür ve Turizm Bakanı)– AKP ve MHP’nin birleşimi olan siyasi kanat, Türkiye’yi erken seçime götürmez. Erken seçime karar verecek kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ülkeyi erken seçime götürmek için koşulların ve kamuoyu yoklamalarının kendileri açısından uygun görüntü vermesi gerekir. Şu anda yapılacak bir seçimde iktidar kanadı için uygun ve olumlu bir tablo yok. Başta ekonominin çok kötü olması ve geri kalan bir dizi sorun mevcut seçim sistemiyle Tayyip Bey’i değil başkasının Cumhurbaşkanı olmasına sebep olur. 2021 için bu koşullarda bir erken seçim mümkün değildir.

Koşulların değiştiği bir 2021 yılını ele alırsak, Tayyip Bey seçimi yeniden kazanabileceğini görürse Türkiye’yi seçime götürebilir. Bunun için seçim sisteminin ve anayasanın değiştirilmesi gerekse dahi Tayyip Bey bu değişikliği zaten yapabilecek durumdadır. Ben Türkiye’nin seçim sisteminin ve yönetim anlayışının değiştirileceğini düşünüyorum. Nitekim İYİ Parti tarafında Genel Başkan Meral Akşener, parlamenter sisteme dönülmesi koşuluyla desteğe hazır olduğunu belirtiyor. Bunun için de CHP’nin desteğini de arıyor. İYİ Parti bu konuya “Parlamenter sisteme dönüş” olarak bakıyor ama burada yaptığı önemli bir yanlış var. Parlamenter sisteme dönülmeli evet ama bunun zamanlamasının iyi ayarlanması gerekiyor. Tayyip Bey’in işine yarayacağı bir zamanda bu sistem değişikliğinde yer almak taktik olarak doğru değildir. Bu iktidar değişmeden onların işine yarayacak bir seçim sistemine geçilmesinin bir anlamı yoktur. İYİ Parti şimdiki bir değişikliğe de hazırız diyerek Tayyip Bey’i Başbakan ve onun istediği birini de Cumhurbaşkanı yapmasıyla sonuçlanabilecek bir duruma sebebiyet verir.

İktidarı, erken seçim baskısı yaparak seçime götürebilecek kadar güçlü bir muhalefet yok. MHP, bundan önce AKP tarafına gösterdiği karşıtlık sertliğinden çok daha fazla bir destek verme duygusuyla AKP’ye yandaşlık yapıyor. Sistemin değişmesini de istemiyor. 2021’de erken, baskın bir seçim için gereken şart seçim sisteminin değiştirilmesinden geçmektedir. Tayyip Bey’e bu konuda istediğini vermek onun “baskın seçim”e gitmesine yol açabilir.

 

“İTTİFAKLARDA ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAZ”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/ Yazar)– 2021 yılı, ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal sorunların daha da ağırlaşacağı bir yıl olacağa benziyor. Bu durum, birçok siyasal tartışmayı, çekişmeyi ve gerginliği de beraberinde getirecektir. Önümüzdeki süreçte, siyasal ittifakların durumu ve partilerin konumları da, ister istemez gündemde önemli bir yer tutacaktır.

Biz, temel olarak, siyasal ittifaklarda önemli bir değişiklik olacağını düşünmüyoruz. İktidar blokunun bütün hamlelerine, planlarına ve oyunlarına karşı, Millet İttifakı’nın şu ana kadar bütünlüğünü koruması, bu ittifakın süreceğini gösteriyor. Burada belirleyici olan, ittifakın omurgasını oluşturan CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in samimi ve içten tutumlarıdır. Millet İttifakı’nı dağıtmak amacıyla, iktidar blokunun büyük ve küçük ortaklarından İyi Parti’ye yönelik tüm salvolar boşa çıkarılmıştır. Doğrusu, iktidara ve Cumhur İttifakı’na çok net biçimde karşı duran İyi Parti tabanına ve seçmenine rağmen, böylesi bir tavra yönelmek, Akşener’in ve İyi Parti’nin, kendi ayaklarına kurşun sıkmaları anlamına gelirdi. Gördüğümüz kadarıyla, onlar da bu durumun ayırdında olduklarını, konuşmalarıyla, demeçleriyle,her fırsatta gösteriyorlar. Bu nedenle, Millet İttifakı’nın, kapsayıcılığını daha da genişleterek sürdürüleceği anlaşılıyor.

Millet İttifakı’nı dağıtamayan iktidar çevreleri, zaman zaman üçüncü blok oluşmasını ve bu şekilde muhalefetin gücünün dağıtılmasını ister görünüyorlar. Burada asıl amaç, ana muhalefet CHP’yi yalnızlaştırmaktır. İyi Parti ve Saadet Partisi ile iktidar partisinden kopanların kurdukları yeni partileri, bir üçüncü blokta birleştirmenin; iktidar açısından yararlı mı yoksa zararlı mı olacağı tartışmalıdır. Aslında aynı durum muhalefet için de geçerlidir. Böylesi bir durum, ancak, muhalefet çevrelerinde, iktidar blokundan daha büyük kopuşlar ve oy getirimi sağlayacağı düşünülüp üzerinde ortaklaşılırsa, gündeme gelebilir.

Cumhur İttifakı’nın da şimdilik süreceği görülüyor. Çünkü ittifakı oluşturan iktidar partisi ile küçük ortağı, birbirine adeta mahkûm durumdadır. MHP’nin ittifaktan çekilmesi, zorunlu olarak erken seçime gidilmesi anlamına gelecektir.

Aslında ittifak hesaplarında, durumu en bağımsız ve belirsiz görünen HDP’nin konumudur. İktidar tarafından HDP ve seçmeni üzerinde de hesaplar yapılmaktadır. Öncelikle bu partinin iktidar blokuna çekilemese bile, ittifaklar karşısında tarafsızlaştırılması amaçlanmaktadır. Ancak iktidarın yaptığı onca uygulamadan sonra HDP’nin böylesi bir oyuna gelmeyeceğini; en azından tabanının, seçmeninin, iktidarın işine yarayacak bir tavrı, tutumu, asla kabullenmeyeceğini öngörüyoruz.

İktidar da bütün bunları gördüğü ve muhalefet partilerinden kendilerine doğrudan bir destek gelmeyeceğini anlayıp kabullendiği için, şimdi yeni planlar yapıyor. Özellikle de CHP, İyi Parti ve HDP içinden ve bu partilere yakın çevrelerden yeni partiler çıkarmaya uğraşıyor. Böylece muhalefetin birlikteliğini dağıtamayıp dayanışmasını zayıflatamasa da; muhalefetin içinde iç karışıklık yaratarak ve muhalif çevreleri birbirleriyle uğraşır hale getirerek, muhalif seçmeni bıktırmayı, yıldırmayı hedefliyor. Muhalefetin ve kendilerini muhalif olarak tanımlayan siyasetçilerin, bu oyunlara gelmemesi gerektiğini düşünüyor ve bu oyunlara gelmeyeceklerini umuyoruz.

 

“YENİ PARTİLER CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE ETKİ EDEBİLİR!..”

Murat Kışlalı (Gazeteci Yazar)– Yeni kurulan AKP kaynaklı 2 parti ile ve kurulacak olan CHP kaynaklı 2 parti ne yapabilir? 

Ali Babacan’ın Deva Partisi’nin genişletilmiş bir muhalif cepheye liberal-muhafazakar kesimde ve dış ülkeler açısından en azından önemli bir “algı” katkısının olabileceğini düşünüyorum. Eğer ülkeyi yönetmek için geniş bir muhalif koalisyon kurulursa, hem seçmeni hem de diğer güç dengelerini ikna etme adına bu koalisyon içinde ekonomiden anlayan liberal bir kanadın olması büyük bir artı olur. Ancak bu politikalar daha sonra uygulanır mı, uygulamada nasıl çatışmalar çıkar o ayrı bir konu. Ahmet Davutoğlu, güçlü olduğunu düşündüğü diplomasi alanında maalesef ülkenin, Suriye örneğinden de görüldüğü gibi sıfır problemli bir noktadan tüm komşularıyla problemli bir noktaya gelmesinde belirlediği politikalar açısından etkili oldu. Ancak yine ters taraftan bakılacak olursa, başta Suriye olmak üzere bölgedeki özellikle muhafazakar-islami yapıdaki ülkelerle ilişkilerin düzelmesi açısından Davutoğlu’nun etkili olabileceğini, bir katkısı olabileceğini düşünüyorum. Buna bir de yurtiçinde hitap ettiği seçmen kitlesini eklersek, bu parti de oluşturulacak geniş muhalif cephe açısından orantısal olarak küçük ancak hayati açıdan kritik bir rol oynayabilir. Dolayısıyla eğer iktitdar seçim yoluyla el değiştirecekse, Deva ve Gelecek partileri, Saadet Partisi’nin de katılımıyla, Millet İttifakı’nın çeperinde muhafazakar dindar seçmene dönük önemli bir rol üstlenebilirler. Tabii seçim kazanıldıktan sonra bu geniş cephenin uygulamada yaşayacağı olası sorunlara burada girmiyorum. Mustafa Sarıgül’ün kendisinin de ısrarla ifade etmesinin ötesinde karakteri gereği herhangi bir ittifak içinde yer alabileceğine ihtimal vermiyorum. Oy oranı düşük kalabilir ancak seçim yönteminde bir değişiklik olmazsa özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde düşük oy sayılarının bile çok önemli olabileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Muharrem İnce, şayet Kemal Kılıçdaroğlu adaylığını koymazsa, büyük ihtimalle Cumhurbaşkanlığı seçimine adaylığını koyacak ve muhalif kesimin adayının belirlenmesinde diğer adayların kimliği ile beraber kendisine olan ilgi hayati önem taşıyacaktır. Umarım seçime girerek, ikinci tura seçilemeyecek bir adayın kalmasına veya ilk turdan seçimlerin kaybedilmesine neden olmaz. Genel seçimler açısından kuracağı partinin Meclis’te yer alacak kadar ciddi bir oy potansiyeli olacağını sanmıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test