Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yüksek enflasyon / Düşük faiz “çağrıya desteği” zorlaştırıyor

18.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatandaşlarımızın birikimlerini dövizden TL'ye çevirerek mücadelemize destek vermelerini bekliyorum" dedi. Bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 55’i döviz. Hesaplardaki miktar 231 milyar doları geçti ve dolar “birinci para” oldu. Enflasyona karşı kendini korumak için dolar, euro ve altın alan vatandaş, bu çağrıya katılır mı? Gözlem uzmanlara sordu.

MEHMET KOCABIYIK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce üç defa yaptığı “yastık altındaki dolarları bozdurun” çağrısını geçen hafta yeniledi. Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, bir kez daha vatandaşa “TL” çağrısında bulunarak, "Tüm vatandaşlarımızdan birikimlerini dövizden TL'ye çevirerek üretim ve istihdama katkı sağlayacak yatırımlara yönelerek mücadelemize destek vermelerini bekliyorum" dedi.

Çağrılara rağmen döviz mevduat hesapları 2016 yılından bu yana sürekli arttı. Dolar adeta birinci para oldu, ülkenin milli parasını geçti. Bugün bankalardaki mevduat hesaplarının yüzde 55'i döviz olurken, hesaplardaki para 231 milyar doları geçti. Tasarruf yapabilen enflasyona karşı kendini korumak için dolar aldı, Euro aldı, altın aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yöndeki ilk çağırı 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin ardından dolar kuru 2.80 liradan, 3.50 seviyesine yükseldiğinde yapmıştı. Kampanya dönüşen çağrının ardından birçok kamu kuruluşu, banka hesaplarındaki dövizini, TL’ye çevirmiş, vatandaşlar da destek olmuştu. O dönemde milyonlarca dolar bozdurulurken, tepki amaçlı dolarlarını yakanlar bile olmuştu. Cumhurbaşkanı’nın her çağrısının ardından döviz Türk Lirası karşısında kısa süreliğine değer kaybetse de sonrasında yine yükseldi ve vatandaş zarara uğradı…

Cumhurbaşkanı’nın 2016’daki “Yastık altındaki dövizinizi bozdurun” çağrısından bu yana dolar kuru yüzde 125 yükseldi. Döviz ve altın hesaplarının 231 milyar dolara ulaşmasıyla Erdoğan’dan bir kez daha “TL”ye dönün’ çağrısı yaptı: “Son zamanlarda TL cinsi varlıklara olan güveni arttırmak için kurumlarımız tarafından piyasa dostu adımlar atıldı. Kasım ayından itibaren sermaye girişlerinde artış, risk primlerinde düşüş ve TL’de değerlendirme yaşandı. Vatandaşlarımızın döviz talebi de azalma eğilimine girdi. Tüm vatandaşlarımızdan birikimlerini dövizden TL’ye çevirerek üretim ve istihdama katkı sağlayacak yatırımlara yönelerek, mücadelemize destek vermelerini bekliyorum.”

Sözcü Gazetesi’nin haberine göre ilk çağrının yapıldığı tarihten bu yana geçen 4 yılda yurtiçi yerleşiklerin döviz tevdiat hesapları 86.5 milyar dolar artışla 231.2 milyar dolara çıktı. Yüksek enflasyon ve azalan döviz rezervlerinin baskısıyla TL'nin üzerinde oluşan tahribat yıldan yıla artarken, vatandaş döneme göre değişen her alım fırsatını değerlendirdi. Öyle ki, Kasım ayı başında ekonomi yönetiminin değişmesiyle oluşan olumlu hava Türk Lirası'nın 2001 yılı sonrasındaki en iyi haftasını geçirmiş ve kur 8.57'den 7.50'ye kadar gerilemişti, ancak TL'nin yüzde 10'dan fazla değer kazandığı böyle bir haftada bile vatandaşlar ve şirketler doları tercih etti.

Altın yüzde 248 değerlendi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk “dövizinizi bozdurun” çağrısı yaptığında dolar/TL kuru 3.5183'lerdeydi. İlk yastık altı çağrısından bu yana dolar kuru yüzde 125, Euro kuru yüzde 156 yükseldi. Altının gramı hem uluslararası piyasalarda ons fiyatının artması hem de TL'nin dolar karşısında değer kaybetmesiyle 133 liradan 463 liraya çıktı. Erdoğan, ikinci çağrıyı 26 Mayıs 2018'de seçim mitinglerine başladığı Erzurum'da yaptı. Dolar 4.7363 lira seviyesinde, döviz tevdiat hesapları ise 144.5 milyar dolara çıkmıştı. Üçüncü çağrı da 9 Aralık 2019'da geldi. Doların 5.80 lira olduğu o tarihte döviz ve altın hesaplarında 194.4 milyar dolar birikmişti.

Servet yurt dışına gidiyor

Türkiye ekonomisi son dönemde hem içeride hem de dışarıda ciddi bir güven bunalımı yaşadığı döviz kurundan da anlaşılıyor. Yabancı yatırımcı girişi durma noktasına gelirken, dolar kuru 2016-2020 arasında 3 TL'den 8 TL basamağına kadar çıkmasına yol açtı. Bir yandan kuru tutmak için döviz rezervleri harcanırken, diğer yandan mevduata dövize kaçışı önlemek için atılan her adım vatandaşın TL'den biraz daha uzaklaşmasıyla sonuçlandı. Enflasyon beklentilerinin yükselmesi ve TL'nin negatif reel faiz sahasından kurtulamaması vatandaşın altın ve dövize yönelmesine yol açıyor.

Yabancı sermaye girişi son dönemde durma noktasına gelirken, Türkiye, yurt dışına para çıkarılan ülke sıralamasında dünyada ilk sıraya yükseldi. CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Meclis'te bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin en fazla servet kaçırılan ülke durumunda olduğunu kaydetti. Kuşoğlu, yurtdışına çıkarılan para konusunda şu bilgileri verdi: “Wealth Fund araştırmasına göre 2016 yılından 2019’a kadar Türkiye’den 1 milyon dolar ve üzeri meblağda 17.100 hesap yurtdışına çıkarılmış. Dünyada nüfusuna göre en fazla yurtdışına servet kaçırılan ülke Türkiye şu anda. Türkiye, 10 yıl önce, Ortadoğu ülkeleri arasında en iyi servete sahipken, millî geliri en önde olan ülkeyken, şimdi 4’üncü sıraya düşmüş.”

Maliye eski Bakanı Mehmet Şimşek’in yurtdışında Türk vatandaşlarına ait 130 milyar doları bulunduğu açıklamasını hatırlatan Kuşoğlu, “Bugün Türklerin yurtdışında en az 200 milyar dolar serveti var” dedi.

*******

Ağbal: Kuru tutma hedefimiz yok

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, kur düzeyini ve yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satımı yapılmayacağını söyledi. Şeffaflık vurgusu yaptı, kendilerinden önceki yönetimin kural dışı uygulamalarına terk edeceklerini anlattı.

Naci Ağbal, “2021 Yılında Para ve Kur Politikası” tanıtım toplantısında yaptığı sunumda özellikle fiyat istikrarı (enflasyon) üzerinde durdu. “Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme, istihdam ve toplumsal refahın ön koşuludur” diyen Ağbal, “Fiyat istikrarını sağlamak hepimizin ortak amacı olmalıdır. TCMB olarak biz bu amaca yürekten inanıyoruz ve enflasyonu düşürmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı. Hükümetle birlikte belirlenen yüzde 5 enflasyon hedefine bağlı olduklarını anlattı. 2021 yılı için belirlenen yüzde 9,4 oranının ‘ara hedef’ olduğunu söyledi.

Dalgalı döviz kuru rejiminin süreceğini vurgulayan Ağbal, “Kurlar serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşacak. TCMB’nin nominal ya da reel bir kur hedefi bulunmuyor. TCMB kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satım işlemi yapmayacak. Para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından TCMB döviz rezervlerinin güçlendirilmesi amaçlanacak ve buna yönelik araçlar şeffaf bir şekilde, belirli bir plan dahilinde uygun koşullarda kullanılacak” dedi.

*******

“ÇAĞRIYLA DÖVİZİ DÜŞÜREMEZSİNİZ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –Dalgalı kur politikası uygulayan ülkelerde, döviz kurlarında aşırı oynaklığı engellemek için kısa dönemde, Merkez Bankası döviz satar... Bizde hem güven sorunu, hem de eksi reel faiz olunca, dövize talep artıyor. Yabancı yatırım da girmiyor. Vatandaşa "döviz almayın" çağrısı yapmakla TL'nin değer kaybının önüne geçemezsiniz. Türkiye'de kısa dönemde faizden başka araç kalmadı.

Son dönemde kurlardaki oynaklığın ne kadar yüksek olduğu görülüyor. Kurlardaki oynaklığın yüksek olması bütün dengeleri bozuyor. Mutlaka çözmemiz gerekiyor. Ancak faizleri artırmak tek başına çözüm değildir. Etkisi geçicidir. Geçen ay Merkez Bankası, gösterge faizini yüzde 1025'te sabit tutmayıp artırsaydı, dolar kurunda şok artış olmazdı ve kur 8,5 liraya yükselmezdi. Ama kur yine artamaya devam ederdi. Bu ay MB gösterge faizini yüzde 15'e çıkarmayıp yine 10,25'te tutsaydı, dolar kuru 10 lira olurdu. Şok artışı önledi. Ben ve tanıdığım iktisatçıların söylediğimiz; tek başına faiz, kur sorununu kökünden çözmez. Bataklığı kurutmaz, sivrisinekleri öldürür. Çözüm için faiz sonrasında, önce hukuki ve demokratik uygulamalarla yabancı sermaye ve yerli tasarruflara güven sağlamak gerekir. “Öyle yapacağız –edeceğiz ya da dövizinizi bozdurun” ile olmaz. Adım atılması gerekir. Sonrasında, kısa ve orta dönemde bir geçiş dönemi içinde dalgalı kur politikası yerine, öngörülebilir yarı sabit kur rejimine geçmek gerekir. Yarı sabit kur rejimi yerli ve yabancı sermaye için belirsizliği azaltır. Aynı zamanda MB kanununu değiştirerek, Bankanın TL yanında kuru da gözetmesi ve siyasi vesayetten kurtarılması gerekir.

Sonrasında, planlama yapılarak, üretimde ithal girdi payının azaltılması, devletin, rekabeti sağlamak ve oligopol yapıları önlemek için piyasaya girmesi, özelleştirilen devlet tekellerinin yeniden devletleştirilmesi, devletin kurumsal yapı kazanması, bütçenin popülizm tuzağından kurtarılması, eğitimde çağdaş laik eğitime geçilmesi gerekir. Bunlar bu günkü iktidarın, parti programına terstir. Yapması olanaksızdır. Bunun içindir ki, Türkiye faiz- kur tuzağından çıkamıyor. Krizin ömrü uzuyor, işsizlik artıyor, halk yoksullaşıyor. Dövizi olanlar da şimdilik zengin görünüyor ve fakat ithal malların da aynı oranda fiyatı artıyor ve enflasyondan dolayı herkesin satın alma gücü düşüyor. Özet sonuç, faizde ve kurda takılı kalmak nedeni ile halk yoksullaşıyor. Son iki yıldır yatırım yapılmıyor. Fert başına GSYH daralıyor. Kalkınma ve büyüme bir yarıştır. Bu yarışı belirleyen de Türkiye'nin Global milli gelirden aldığı paydır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test