Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Zenginler “Pandemi aşısı zengini” fakirlere “10’da 1 yeter” denildi

11.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Coronavirüs aşı çalışmalarında tünelin ucu göründü. Elini çabuk tutan varlıklı ülkeler kesenin ağzını açarak, ihtiyaçlarının çok üzerinde sipariş verdi. Türkiye'nin yeterince aşı siparişi vermemesi ve alınan 50 milyon dozun da Çin aşısı olması tartışmalara neden oldu.

MEHMET KOCABIYIK

Tüm dünyada 68 milyonu aşkın insanın yakalandığı, 1,6 milyona yakın kişinin de hayatını kaybettiği coronavirüs salgınında vaka ve can kayıpları artıyor. Salgın yayılmaya devam ederken, aşı çalışmalarından gelen olumlu haberler umut yaratmış durumda. Uzmanlar “tünelin ucunda ışık göründü” diyor. Ancak, aşıların “bağışıklık duvarı” oluşturmada ne kadar etkili olacağı henüz tam kestirilemiyor.

Bir yıldan daha kısa bir sürede üretilen Covid-19 aşılarına onay çıkarken birçok ülke elini çabuk tutarak ihtiyacı olan aşıları satın almaya başladı. Güncel verilere göre Kanada nüfusunun dört katına yetecek kadar aşı alırken, Türkiye, şimdilik sadece 26 milyonu aşılayacak kadar sipariş verdi.

Ülkeler aşıya erişim için adeta kıyasıya bir yarışa girdi… Salgın dolayısıyla ekonomik krizle karşı karşıya kalan ülkeler, aşı konusunda da yoksullar ve varlıklılar olarak adeta ikiye bölünmüş durumda. Bloomberg’in verilerine göre, Aralık ayı başına kadar dünya genelinde 7.85 milyar doz aşı üretildi. Ancak ne yazık ki bu aşılar eşit şekilde dağılmadı. İki dozluk bu aşılar tüm ülkelere eşit dağıtılsaydı dünya nüfusunun neredeyse yarısı aşılanmış olurdu. Varlıklı ülkeler ilaç şirketleriyle yaptıkları anlaşmalarla daha çok aşıya erişim sağlarken, ekonomisi güçlü olmayan ülkeler şimdilik istediği siparişi veremedi. Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 14'ünü barındıran zengin ülkelerin şu anda gelecek vaat eden aşıların yüzde 53'ünü sipariş ettikleri görülüyor.

Fakir ülkeler aşıya ulaşamıyor

Halkların Aşı İttifakı adlı oluşum, varlıklı ülkelerin Covid-19 aşısını stoklamaya başladığını ve bu yüzden en yoksul ülkelerin aşılamada güvenli bir düzeye ulaşamayacağını söylüyor. Aşı İttifakı'nın tespitlerine göre zengin ülkeler, şu anda denemeleri tamamlanmamış ya da onay bekleyen aşıların kullanıma girmesi durumunda, nüfuslarına yetecek aşıyla yetinmeyip bunun üç katını stoklamış durumdalar. Örneğin Kanada ittifaka göre nüfusuna beş kez yetecek kadar aşı ısmarladı. Nature.com verileri ise Kanada'nın toplam siparişlerinin nüfusun ihtiyacının sekiz katı olduğunu gösteriyor.

Aşı İttifakı'na göre 70'e yakın düşük gelirli ülkede bu yüzden nüfusun ancak onda biri aşılanabilecek. Üstelik bu öngörü, önde gelen ucuz aşı projelerinden Oxford-AstraZeneca'nın, ürettiği aşıların yüzde 64'ünü gelişmekte olan ülkelere vereceği sözünü de hesaba katıyor.

Kanada’nın ardından en çok sipariş veren ülke Birleşik Krallık oldu, nüfusun yaklaşık 3 katına yetecek kadar aşının garantiye alındığı görülüyor. Avustralya’da ise nüfusun iki katından fazla bir orana sahip aşı için anlaşma sağlanmış.

Türkiye için öne çıkan ise Çin menşeli Sinovac aşısı ve BioNtech/Pfizer. Çin’den 50 milyon doz için sözleşme imzalayan Türkiye, Türk bilim insanları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Özlem Türeci tarafından geliştirilen aşıdan ise ilk etapta 1 milyon temin edecek. Verilen bu siparişlerle 26 milyon kişinin aşılanması bekleniyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “bulabildiğimiz her yerden aşı alacağız” diyerek, aslında siparişte geç kalındığını itiraf ediyor.

Vaka sayısı nisana göre 5 kat arttı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, "Ülkemizde bundan önceki zirve olan Nisan ayına göre günlük vaka sayısında 5 kattan fazla, vefatlarda yüzde 55 artış bulunmaktadır" dedi.

Hatay, Adana, Samsun, Antalya, Mersin ve Ordu'da vaka sayılarında artışın devam ettiği uyarısında bulunan Koca, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya, Sivas, Kahramanmaraş ve Gaziantep'te ise vaka artışının düşmeye başladığını söyledi. Koca, "Hastanelerimiz ve sağlık çalışanlarımız gittikçe artan bir yükü karşılamaya çalışıyor. En ufak bir gevşemeye tahammülümüz yok" dedi.

Aşı satın alım anlaşmaları

Fahrettin Koca Pfizer'den ilk günden itibaren aşı talebinde bulunduklarını ve Nisan ayı sonrası verilecek aşının kendileri için önemli olmadığını, çünkü yerli aşının devreye gireceğini aktardı. Rusya’da uygulanan aşının ise Türkiye'de toksikoloji çalışmasını başlattıklarını belirten Koca, başarılı olursa bu aşıyı da temin etme noktasında bir sorun olmadığını söyledi.

Koca, mRNA aşısının uzun vadeli sonuçlarını henüz bilmediklerini belirterek, "İnaktif aşıda ısrar ettik, geleneksel, doğal ve güvenilir bulduğumuz için" ifadesini kullandı. Önümüzdeki birkaç gün içinde inaktif aşının teslimatının yapılmasının planlandığını bildiren Koca, "Kademeli olarak şimdilik 50 milyon doz gelecektir" dedi.

Aşının zorunlu olmasını düşünmediklerini de belirten Fahrettin Koca, vatandaşlara aşının güvenilirliğinin ve etkinliğinin izah edileceğini ve birçok kimsenin aşı yaptıracağına inandığını kaydetti.

“Türkiye sipariş için geç kaldı”

Salgın hız kesmeden yayılıp can almaya devam ederken, Türkiye'nin yeterince aşı siparişi vermemesi ve alınan 51 milyon dozun 50 milyonunun da Çin aşısı olması tartışmalara neden oldu. Türkiye’nin anlaştığı Çin aşısı Sinovac’ın Faz 3 deneyleri hala devam ediyor. Bu aşının Endonezya’daki deneklerde yüzde 97 oranında koruma sağladığı belirtildi. Ancak Endonezyalı yetkililer Faz 3 çalışmalarının devam ettiğini ve yüzde 97 etkinliğin kesin olarak açıklanabilmesi için sonuçların beklenmesi gerektiğini aktardı.

­Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, Türkiye’nin Pfizer - BionTech aşısından bir milyon doz aldığını, 50 milyon dozun da Çin'den geleceğini hatırlatarak, bu sayının yeterli olmayacağına dikkat çekti. Cumhuriyet Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Saltık, "Türkiye’de 84 milyon vatandaş, 6 milyon göçmen olmak üzere 90 milyonluk dev bir nüfus var. Aşılanmayacak 18 yaş altı 20 milyon dikkate alınırsa, aşılanması gereken 70 milyon insan var. Yani 140 milyon doz aşı gerekiyor. Başka bir yerden ek yapma olanağımız da yok çünkü aşılar kapışıldı."

Ufukta başka aşı siparişi görünmediğini de belirten Saltık, Türkiye'nin tek umudunun yerli aşıda olduğunu ancak bunun başarılması halinde bile bir yılda 90 milyon doz üretimin çok zor hatta olanaksız olduğunu aktardı.

Saltık, “Tıpkı grip aşısında olduğu gibi ciddi bir kıtlık görüyoruz ülkemizde. Yerli aşı bile olsa, 1 yılda 90 milyon doz üretimi çok zor, hatta olanaksız. 2021 boyunca Türkiye, duyarlı nüfusunu aşılayabilecek olanağa sahip olamayacak. 90 milyon nüfusta 20 milyon 0-18 yaş çocuğa aşı yapılamayacağından, kalan 70 milyon nüfus yüzde 90 etkili bir aşıyla 2 kez aşılansa, en iyimser tahminle, şubat içinde Türkiye nüfusunun yüzde 63’ü bağışıklanmış olur. Kalan 27 milyon aşısız. Bu bile kritik eşiktir” dedi.

Coronavirüs salgını nedeniyle yeni tedbirler alınan ve sokağa çıkma kısıtlamasının uygulandığı Türkiye’de vaka sayılarında ve can kayıplarında yaşanan artış durmuyor. Sağlık Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere 10 Aralık’ta, 30 bin 424 kişi daha coronaya yakalandı. Yeni hasta sayısı ise 5 bin 918 olarak belirlendi. 220 kişi de hayatını kaybetti.

*******

“SORUN KÜRESELDİR, ‘AŞI MİLLİYETÇİLİĞİ’ YAPILMAMALIDIR”

Lütfi Çamlı (İzmir Tabip Odası Başkanı) –Pandemi sürecinde ülkelerin vefat ve vaka sayıları gibi birçok sebeple büyük sorunları oluştu. Normal şartlarda aşıda Faz-3 çalışmalarının tamamen bitmesi ardından bunların bilimsel dergilerde yayınlanması ile ilgili onayları aldıktan sonra kullanıma açılması gerekirken, birçok ülke bu süreci beklemeden mevcut sonuçlara bakarak aşı siparişlerini erkenden verdi. Üstelik de bu siparişleri verirken nüfuslarının 4-5 katı gibi bir rakamda aşı siparişinde bulundular. Varlıklı ülkelerin yıllık aşı üretimini siparişleriyle adeta kapatmaları, gelişmekte olan ülkeler ve yoksul ülkelerin aşıya erişimini kısıtladı ve engelledi. Bu noktada, tüm bu aşıların onaylanmadığını/ruhsatlandırılmadığını da göz ardı etmememiz gerekiyor. Yapılan çalışmaların süreçlerine göre güvenirlik ve başarı oranlarıyla ilgili birtakım bilgilerimiz var ama bu aşılar normal ruhsatlandırma sürecini henüz bitirmemişlerdir. Türkiye’de de bu aşılar İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından onaylanmamıştır.

“İlk etapta 100 milyon dozdan fazla aşı gerekiyor”

Bu bağlamda baktığımızda bir toplumun virüs bağışıklığının sağlanması için en az yüzde 65’inin aşılanması gerekiyor. Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine baktığımızda ise kabaca 55 milyon gibi bir rakam karşımıza çıkıyor. Aşının 2 doz şeklinde yapılacağı düşünülürse Türkiye’nin ilk etapta 110 milyon doz gibi bir aşı ihtiyacı bulunuyor. Türkiye hâlihazırda 50 milyon doz Çin menşeili Sinovac aşısı siparişi verdi. Bu yeterli bir rakam olmadığı gibi ne yazık ki diğer aşılardan da sipariş verebilme gibi bir imkânımız da yukarıda belirttiğimiz sebeplerden ötürü mümkün görünmüyor. Sinovac aşısı için de daha fazla sipariş verebilmemiz şimdilik mümkün değildir. Bu konuda tedarik çalışmaları için görüşmelerin devam ettiği bakanlık tarafından bildirildi.

Türkiye’nin aşı tedarikinde geç kalıp kalmadığını da, yürütülen görüşmelerin yeterince şeffaf olmaması sebebiyle tam olarak bilemiyoruz. Fakat gelişmiş ülkeler BionTech aşısına büyük bir talep göstererek milyonlarca doz sipariş verirken, Türkiye sadece 1 milyon doz sipariş verdi. Hâlbuki bu aşı diğerlerine kıyasla çok daha ucuz bir aşıdır ama dağıtım ve korunmasındaki birtakım zorluklar ve Türkiye’de bunun için uygun bir alt yapı bulunmaması, almamızın önündeki engellerden biri oldu. Bu noktada Sağlık Bakanlığı kimlerle nasıl görüşüldüğü konularında açıklama yapması ve süreci bildirmesi gerekiyor.

Böylesine küresel bir sorunda gelişmiş ülkelerin adete “aşı milliyetçiliği” yapmaları ahlaki bir sorundur. Bu salgının tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun olduğu ortadadır. Sonuçta tek bir noktadan çıkan virüsün tüm dünyaya yayıldığı unutulmamalıdır. Küresel çapta bir önlem alınmazsa virüs yeniden tüm dünyaya yayılabilir. Bizim aşılanma sürecinde tüm dünyadan ve ülkemizden beklentilerimiz çok açıktır. Öncelikle aşı olmanın kişisel bir tercih olmadığı ve toplumsal bir sorumluluk olduğu bilinmelidir. Riskli gruplara öncelik verilmeli, aşı; adil, belli bir zümreyi öne çıkarmadan yapılmalı ve ücretsiz olmalıdır. Daha önceden de belirttim pandemi rakamlarında şeffaf davranmadılar en azından aşı görüşmeleri ve çalışmaları ile ilgili tamamen şeffaf olunması çağrımızı yineliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test