Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

AB zirvesi kapıda: Merkel’den olumsuz açıklamalar geliyor!

4.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'ye yönelik yaptırımların da gündeme gelmesinin beklendiği Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesi 10-11 Aralık'ta yapılacak. AB devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı zirvede resmi gündemin en önemli başlıklarından birini Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve AB'nin Türkiye'nin faaliyetlerine dönük alacağı kararlar oluşturacak.

Liderler toplantısından önce AB dışişleri bakanları 7 Aralık'ta toplanacaklar ve zirvede alınacak kararlar açısından son hazırlıkları değerlendirecekler. Kritik zirve öncesi Avrupa Parlamentosu’nda (AP) konuşan AB dönem başkanlığını yürüten Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ve AB ilişkilerinde yeterince gelişme sağlanamadığını söyledi.

Son aylarda Fransa ve Yunanistan Türkiye'ye yönelik yaptırımlar istemiş, bu konu geçen ay düzenlenen AB liderler zirvesinde gündeme gelmiş, Aralık ayında yapılacak olağan zirvede görüşülmek üzere ertelenmişti. O günden bu yana, Avrupa Birliği dönem başkanlığı yapan Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel ile Dışişleri Bakanı Heiko Maas'dan gelen açıklamalarda “ertelenen” yaptırım isteklerinin altı çiziliyordu.

Avrupa Parlamentosu'na video konferansla bağlanan Merkel, zirve öncesi Oruç Reis'in Antalya Limanı'na dönüşüyle ilgili, "AB liderleri, tek bir açıklama ya da hamle üzerinden hareket etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Angela Merkel, “Zirvede Türkiye konusunu da görüşeceğiz bu konuda AB liderleriyle mutabık kaldık. O zamana kadar elbette gelişmelere bakmalı ve sonra bir karar vermeliyiz. Ancak Ekim ayındaki AB zirvesinden bu yana Türkiye ile ilişkilerde birçok zorluklar ve engeller oldu. Türkiye ile ilişkilerde maalesef istediğimiz gibi bir ilerleme olmadı" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 21 Kasım’da, Avrupa Birliği'ne mesaj vererek, "Avrupa Birliği'nden bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni düşmanlıklara alet olmamasını bekliyoruz. Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

Oruç Reis limana çekildi

12 Ekim'den bu yana Doğu Akdeniz'de sismik araştırmalar yürüten Oruç Reis, Türkiye'nin görev süresini uzatmaması üzerine 30 Kasım sabahı Antalya Limanı'na döndü. Türkiye'nin bu adımı, Akdeniz'deki hidrokarbon faaliyetleri nedeniyle yaptırım paketinin görüşüleceği AB Zirvesi'nden sadece 10 gün önce atması dikkat çekti, daha önce Türkiye’yi yaptırım tehdidinden kurtaran Merkel’in mülteci konusunu işaret ederek Türkiye’yi hem eleştirip hem de övmesi kafaları karıştırdı.

Diplomatik kaynaklara göre, zirveye sayılı günler kara tarafların pozisyonları şöyle:
Türkiye, son dönemde yaptığı iki önemli hamleyle AB'ye güçlü bir mesaj verme yolunu seçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin geleceğinin AB'de olduğunu söylemesini, Başdanışmanı ve Sözcüsü İbrahim Kalın'ı Brüksel'e göndermesine dikkat çeken kaynaklar, hükümetin reform söylemine paralel olarak başta AB olmak üzere dış politikada da değişime gitme mesajlarının not edildiğini belirtiyorlar.

Ancak AB içerisinde Türkiye’de hükümetin kapsamlı bir demokrasi reformu gerçekleştireceğine çok az kişinin inandığı, Ankara'nın bu yöndeki mesajlarının tutarlı olmadığı görüşünün daha fazla taraftar topladığı da kaynaklarca dile getiriliyor.

Ankara'dan gelen ikinci hamle ise Oruç Reis gemisinin görev süresinin uzatılmaması oldu. Ankara, bu adımıyla NATO dışişleri bakanları toplantısı ve AB zirveleri öncesinde gerilimi yumuşatan ülke algısı yaratırken, Atina'nın istikşafi görüşmelerin başlatılması için öne sürdüğü koşulu da karşılamış oldu.

Ancak diplomatik kaynaklar, bu adımın AB için sürpriz olmadığını, Ankara'nın tam da zirveden hemen önce -aynı Ekim zirvesi öncesinde olduğu gibi- böyle bir adım atmasının beklendiğini vurguladılar.

Kaynaklar, bu nedenlerle AB'nin, Türkiye'nin hamlelerini yaptırım olasılığını bertaraf etmek amacıyla yaptığı görüşünde olduğunu belirttiler.

*******

“TÜRKİYE’Yİ AB’YE ALMAMAK İÇİN BAHANELER ÜRETİYORLAR”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) –AB ülkeleriyle Türkiye’nin konuşması lazım. Avrupa öyle bir hava yaratıyor ki, onların istemedikleri ya da bizim için gerekli olan bir şeyi yaptığımız takdirde sizi suçlu ilan ediyor. İstiyorlar ki Türkiye onların istediği her şeyi yapsın ve (doğru olsa bile) istemedikleri hiçbir şeyi yapmasın istiyorlar. Türkiye başında hangi hükümet olursa olsun böyle bir ilke olamaz.

Azerbaycan işgal altındaki topraklarını kurtarmaya çalışıyor ve Türkiye’de Azerbaycan’ın yanında yer alıyor. Fakat Türkiye bu tavrıyla suçlu bulunuyor. Peki neden? Çünkü Avrupa ülkeleri Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarının Ermenistan’ın elinde kalmasını istiyor. Türkiye’nin işgale son verilmesi yönündeki destekleri, uluslararası anlaşmalara göre doğru olduğu halde Avrupa ülkeleri tarafından suçlanır duruma geldi. Türkiye uluslararası anlaşmalardan ve kararlardan hareketle bölgedeki Türk halkının haklarını savunmuş, can güvenliklerini sağlamıştır.

Yine Kıbrıs meselesinde de Türkiye, Rum Yönetimini bölgedeki tek resmi ülke olarak tanımıyor. Avrupa bu konuda da Türkiye’nin tamamen karşısında bir politika izliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimini tanımayan hatta ambargo uygulayan Avrupa bu konuda haksız değil ama orada Türk’lerin haklarını savunan ve bunun için bir “Barış Harekatı” düzenlemiş Türkiye haksız. Bu ambargoların ya da gelecek zirveden çıkacak bazı olumsuz kararların onlara da hiçbir yararı yok. Ne Kıbrıs ne de Türkiye bu baskılara onların istediklerini vererek karşılık vermedi ve vermeyecektir de. Tek yapabildikleri, “Türkiye’nin başına sorun olsun” düşüncesinden geçmektedir.

Doğu Akdeniz konusunda uluslararası anlaşmalara göre Türkiye’nin kendi karasuları olan bölgede bir araştırmaya girmesi onlara göre yine yanlış bir hareket oluyor. Onlara göre Yunanistan, Antalya bölgesi açıklarında 144 bin kilometre(km) karelik bir deniz alanı var. Aynı bölgede Türkiye’nin alanı ise sadece 41 bin km olarak kabul ediliyor. Bizden akla aykırı şeyler istiyorlar. Masaya oturalım da Türkiye’nin sorunları, talepleri nedir? Diye hiç sormuyor, müzakere edelim demiyorlar. Yine füze konusunda da Türkiye haksız diyorlar. Ne yapmalıymışız, “Patriot füzelerini almalıymışız” ama satmıyorsunuz diyoruz, bu kez de “siz füzeleri ortak yapalım diyorsunuz” cevabını alıyoruz. Bari yazılımda biz çalışalım diyoruz yine kabul etmiyorlar. Oysa İsrail’le patriot füzelerinin çalışmalarını birlikte yürütüyorlar. Üstüne başkasından da alamazsınız diyorlar.

Türkiye’nin tüm isteklerinde ve yaptıklarında karşısında yer alıyorlar. AB Müzakereleri başlatan ülkelerin insanlarına AB üyesi ülkeler içinde serbest dolaşım hakkı veriliyor. Ama Türkiye müzakerelere başladığında bunu talep etmemize rağmen bu hak verilmedi. AB’ye üye olmak için başvuru yapan ülkelere 81 milyar Euro katkı sağlanırken Türkiye’ye 3 milyar Euro katkı sağlandı. Bu yapılanlar sadece mevcut hükümete değil bundan önceki hükümetlere de benzer şekilde yapıldı. Bu konuları ayrıntılı bir biçimde anlattığım, “Baskılara Direnmek” kitabımı okumanızı öneririm.

Türkiye ile ne Kıbrıs, ne Doğu Akdeniz ne de Azerbaycan konusu oturup müzakare edilmemiştir. Avrupa’nın akla aykırı saydığımız ve çok daha fazlası olan bu konularını düşününce Türkiye’nin yapması gereken, oturup Avrupa ile ilişkilerini baştan sona yeniden gözden geçirmek olmalıdır. Avrupa ülkeleri Türkiye’nin AB üyesi olmasını istememektedir. Bu yaşanan haksızlıkların en temel sebebi de budur.

*******

“ZİRVEDEN TÜRKİYE'YE DESTEK TUTUM BEKLEMEK ZORDUR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –10-11 Aralık 2020 tarihlerinde yapılacak AB devlet ve hükümet başkanları zirvesi merakla beklenmektedir. AB'nin Türkiye'ye yaptırım uygulama niyeti kesinleşmemiştir. Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi bu konudaki ısrarını sürdürmektedir. Ancak üye ülkeler arasında bu öneriye karşı çıkanlar bulunmaktadır. Yakın zamana kadar Türkiye'ye yaptırım uygulanması fikrine yanaşmayan Almanya Merkel'in son açıklamaları ile tutum değişikliği işareti vermiş, zirveye kadar sağlanacak gelişmelere bakmak gerektiğini söylemiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Kasım günü yaptığı açıklama ile Türkiye'nin kendisini Avrupa'da gördüğünü ifade etmiştir. Bilahare Doğu Akdeniz'de araştırma yürüten Oruç Reis gemisi 30 Kasım sabahı Antalya limanına dönmüştür. Bunlar zirve öncesi Türkiye'nin taktikleri olarak değerlendirilmiştir.

Öte yandan ABD Başkanı Trump'ın seçimi kaybetmesinden sonra Orta Doğu'ya veda gezisine çıkan Dışişleri Bakanı Pompeo, Türkiye'ye geldiğinde resmi makamlarla görüşmemiş, sadece Patrik Bartholemeos'u ziyaret etmiştir. Pompeo son olarak NATO dışişleri bakanları toplantısında Türkiye'ye yönelik suçlamalarda bulunmuştur. Toplantıda Çavuşoğlu ve Pompeo arasında tartışma çıkmıştır. Ancak görev süresini tamamlamış Pompeo'nun beyanları ciddiye alınacak nitelikte değildir. Yeni seçilen Başkan Biden'in NATO ve AB'ye yönelik mesajları ümitvar çizgidedir. Nitekim yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken de dünyanın tüm sorunlarını tek başına çözemeyeceklerini belirtmiş, diğer ülkelerle birlikte çalışmanın gereğine işaret etmiştir.

İşte yaklaşan AB zirvesi bu ortam içinde gerçekleşecektir. AB yıllardır Türkiye'yi üyelik vaadiyle kapısında bekletmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 21 Kasım açıklaması ve daha önceki reform vaatleri somut olarak hayata geçirilmemiştir. Bu koşullarda gerçekleşecek zirveden Türkiye'ye destek çıkacak bir tutum beklemek zordur. AB Türkiye'nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmazlıklarda hep karşı tarafı desteklemiştir. Sözde soykırım iddiaları, PKK-PYD-YPG ve FETÖ gibi örgütlere verdiği destek hatırlardadır.
Ayrıca uzun vadede Türkiye'nin üye yapılması AB sınırlarının Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan gibi sorunlu bölgelere komşu olması sonucunu doğurur ki üye ülkeler buna onay vermez.
AB yıllardır gümrük birliği avantajını da kullanmıştır ve kullanmaktadır. Türkiye tam üye olmadan gümrük birliğini kabul etmiş yegâne ülkedir.

Ülkemiz Cumhuriyet'ten çok önce yönünü Avrupa’ya dönmüştür. Avrupa devlet sistemi içinde yer almış, 18. yüzyıldan itibaren mukim elçiler göndermiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet devrimi ile birlikte çağdaşlığa ve uygarlığa yönelmiştir. Dünyanın çok kutuplu çok merkezli bir yapıya dönmekte olduğu günümüzde çok boyutlu bir dış politika izlemek durumundadır. Gerçekleşmesi mümkün olmayan AB üyeliği yerine, tarihine, coğrafyasına ve ticari ilişkilerine uygun, bölge merkezli bir politika izlemek çok daha uygun olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Vay bee

05.12.2020 - 16:47
Yahuu MÜLTECİ Anlaşmasını VİZE Serbesti - Gümrük Birliği için değil - Türkiye Yıllardır Mültecileri Avrupa’ya karşı Koz - Politik Korunma - Şantaj için kullandınız ...
Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test