Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Deprem sonrasında “verilen” ve “değişen” hasar raporları…

4.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ege- Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan “testler” konusunda uyardı. Gazeteci Öcal Uluç, “İki ayrı rapor verildi; hangisine inanacağız” dedi.

İzmir 117 can alan depremin yaralarını sarmaya devam ediyor. Bu arada, “depremden zarar gören binalarla ilgili yapılan testler ve verilen raporlar konusunda” tereddütler ortaya çıktı.

“Ağır hasar (Yıkılmalı ve yeniden yapılmalı) / Orta Hasar (Güçlendirme yapılmadan kullanılamaz) ve hafif hasar (Oturulur) raporları, onlara yapılan itirazlar ve yenilenen raporlarla ilk verilenler arasındaki farklar “depremden zarar gören konutlarda oturanlar için” önemli bir problem oldu.

Ege-Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, 17 Ağustos 1999 büyük yıkımın ardından, 30 Ekim'de Samos açıklarında meydana gelen ve İzmir'in Bornova ve Bayraklı ilçesini olumsuz etkileyen, 117 kişinin ölümüne, 1033 kişinin yaralanmasına ve 107 yurttaşın enkazdan kurtarıldığı depremle ilgi açıklamasında “deprem sonrası yapılan bina hasarı testlerine ve verilen raporlara dikkati çekti.

Aslan “İzmir'deki depremin ardından hasar gören binalarla ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne ‘binalarının depreme karşı dayanıklılığının test edilmesi için’ başvuru yapanların testlerden memnun kalmadığını, testlerin herhangi bir deneye tabi tutmadan yapıldığını ve farklı farklı sonuçlar çıktığını, bunun da kafaları karıştırdığını” söyledi.

Öte yandan, gazetemiz yazarlarından Öcal Uluç da, “doğrudan yaşadığı” bir olayı anlattı ve “endişeli olduğunu” ekledi.

Uluç, yaşadığı olayı şöyle anlattı:

“Mavişehir’de kiralık olarak oturduğumuz bir daire var. 13 katlı bir sitede… Depremde dairelerde çatlaklar oldu, sıvalar döküldü, tavan kaplamaları düştü. Binanın bir kolonunda da içindeki demirleri gösterecek sıva kopması görüldü. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden geldiler, baktılar ve de ‘orta hasar’ raporu verdiler. Orta hasar ‘Güçlendirme yapılmadan kullanılamaz”, yani ‘Oturulamaz’ demekmiş. Biz ‘Ne olacak hâlimiz, ne yapmamız gerek’ diye soruştururken, duyduk ki, daire sahipleri ‘yeniden inceleme istemişler’ ve de yeni bir heyet gelmiş, 3 saat alttaki dükkânlarla beraber 100 kadar birimden oluşan 13’er katlı iki bloku incelemişler. Sonra da ‘Hafif hasar’ kararı vermişler. ‘Oturanlara iletin rapor çok sayıda müracaat olduğu için ancak 1 ay sonra size ulaşabilir, bu konutlarda oturanlar, dairelerini kullanabilirler, duyurabilirsiniz’ deyip, gitmişler. Yönetim de blokların giriş kapılarına ‘kararı duyuran’ yazılar asmış.
Şimdi ben soruyorum; Bu testler, böyle o devasa bloklarda birkaç saat bakılarak mı yapılıyor? Dahası, verilen iki rapordan hangisine inanacağız? Ben hâlâ endişe içindeyim.”

*******

“ESKİ YÖNETMELİKLE YAPILAN BİNALAR YIKILMALIDIR”

Orhan Ayber (İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Eski Başkanı) –Önce İzmir depremi için Gözlemlerim. Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız İzmir depremi ile yazı yazmak, görüş üretmek, yorum yapma konularında, yıllarca (12 yıl ) Ege Bölgesi İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı döneminde ülkemiz depremselliği konusunda ülkemizin yetiştirdiği en değerli bilim adamlarımızın katılımını ile başta Ege Bölgemiz olmak üzere yüzlerce toplantı düzenlemiş kişiyim.

Ayrıca benim inşaat mühendisi olarak seçtiğim meslek serbest inşaat mühendisliği idi sanırım 3000 üzerinde proje yaptım ne yazık ki tek bir binadan dolayı bedel ödedim. Şimdi geçelim deprem ile ilgili görüşlerime:

Ülkemizde yapılarla ilgili iki dönem vardır; Marmara Depremi öncesi kurallarla yapılan yapılar. Bu yapılarda beton kalitesinin yetersiz olduğunu biliyoruz. Gayretlerimle ilimizdeki iki çimento fabrikasına çim beton ve batı beton santrallerini ben kurdurdum ve ayrıca kazık çakma görevini üstlenecek Mensoy firmasını da ben getirttim. Marmara Depremi ülkemiz için bir milat oldu yapı kuralları tamamen değişti ayrıca 2015 yılına kadar bu kurallar değiştirildi ve bence de mükemmel bir hale getirildi.

Bu yeni yönetmelikle nervürlü çelik çok nitelikli beton kalitesi elde edilmeye başlandı ve her yerde laboratuvarlar kuruldu. 30 veya 40 sene önce yapılan binaların yapıldığı tarihlerde ki koşulları göz önüne alarak o günlerin yönetmelikleri ile bugünkü fenni mesul ve müteahhitleri yargılamak çok büyük adaletsizliktir.

Bu deprem aslında 7 büyüklüğündedir ve bu deprem sonrası İzmir’imizdeki tüm yapıların kolonları içinde bir uzmanın bile fark etmesi olanaksız çözülmeler olmuştur. Bu nedenle eski yönetmeliklerle yapılan binalar zaman yettiği sürece yıkılmalıdır.

Ülkemizin inşaat sektörü dünyamızın en başarıları sektörlerinden biridir ve yeni yönetmeliklerle yapılan yapılara güvenmek gerekir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test