Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

En sonunda imamlar bile dayanamadı, isyan etti

27.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülke çapında pıtrak gibi çoğalan ve çoğu “bir tarikata bağlı olan” cami yaptırma dernekleri “amir” gibi davranması imamları rahatsız etti. Diyanet-Sen, mevzuata hüküm konulmasını ve derneklerin imamların görevlerine müdahale etmemesini istedi.

Camileri yaptırma ve yaşatma dernekleri ile imamlar arasında amir-memur tartışması yaşanıyor. Dernek yetkililerinin işlerine müdahale etmesinden rahatsız olan imamlar harekete geçti.

Türkiye’deki hemen her camiye ait bir dernek var. Bu dernekler ülke genelinde pıtrak gibi çoğalıyor ve çoğu da “bir tarikata bağlı” olarak faaliyet gösteriyor. Camilerin ihtiyaçlarını karşılama adı altında cemaatten para topluyor. Caminin işlerini de dernekler yönetiyor. İmamlar derneklerin bu işlerinin dışında kendi görevlerine müdahale etmesinden ise rahatsızlık duyuyorlar.

Hizmet kolunda yetkili sendika olan Diyanet-Sen konuyu istişare kurulunda ele aldı. Cami yaptırma derneklerine karşı yasal düzenleme isteyen sendika, mevzuata hüküm konulmasını isteyerek derneklerin imamların görevine müdahale etmesinin engellenmesini talep etti.

“Cami dernekleri imamların görevine müdahale edemez” diyen sendika, üyelerinin bazı cami yaptırma derneklerinin cami görevlileri üzerinde uyguladıkları mobbingden son derece rahatsız olduklarını bildirdi. Sendika bu çerçevede yasal mevzuata “Dernek, imamın görevine müdahale edemez” şeklinde yaptırım konulmasını istedi.

Diyanet-Sen, “Camilerin hizmete açılması safhasına kadar büyük gayret ve özveride bulunan dernekler, camiler hizmete açıldıktan sonra caminin işleyişine karışmamalı, sadece bakım ve onarım işleriyle ilgilenmelidir” talebinde bulundu.

*******

“DERNEKLERİN İMAMLARA MÜDAHALESİ YASAYA AYKIRIDIR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Anayasal düzende, sadece anayasal kurumlar söz sahibi olabilir. Çünkü anayasa açıkça, "Hiç bir kurum ve kuruluş kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" emrini taşımaktadır.

Bu amir hüküm karşısında, "cemaat ve tarikatların" her ne surette olursa olsun, devlet erkine karışmaları söz konusu olmamalıdır. Bunun yanı sıra, dernekler de ilgili yasa gereği sadece kendi amaçları içinde hareket etmek zorundalar. Cami yaptırma derneklerinin görevi yapılması düşünülen ibadet yeri için gerekli katkıları sağlamaktır. İmamlar ise yasa gereği "Devlet memurlarıdır" ve sadece kendi hiyerarşik yapıları içinde ve yasalar gereği işlerini yapmakla mükelleftirler. İddia edildiği gibi her herhangi bir derneğin imamlara müdahalesi söz konusu ise bu yasaya tamamen aykırıdır.

Dernekler siyasi faaliyette bulunamayacakları gibi yukarıda belirttiğimiz gibi kendi amaçları dışında da faaliyette bulunamazlar. Hele "Devlet memuru" olan imamlara karışmaları söz konusu olamaz.
Ne yazık ki:

"Anayasal devlet" yerine "anayasası olan devlet" haline dönüşünce, tüm kurum ve kuruluşlar ve kişiler birbirine karışır ve ortaya adeta "devletsizlik" çıkar. Bunun sonu da hiç şüphesiz Türk Devleti ve Türk Milleti için iyi olmayacaktır. Bir an önce "Anayasal devlete" dönmek zarureti vardır.

*******

“TARİKATLARIN ETKİLERİ KIRILMALIDIR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Geçtiğimiz günlerde bazı gazetelere ve haber sitelerine “imamlar isyan etti” şeklinde bir haber düştü. “Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneklerinin; imamların görevlerine müdahale etmelerinden, imamlara amir gibi davranmalarından ve mobbing uygulamalarından” rahatsızlık duyulduğu ve konu hakkında yetkili sendika olan Diyanet-Sen’in yasal mevzuata “Dernek, imamların görevine müdahale edemez” şeklinde bir yaptırım konulmasını istediği haber yapıldı. Bu haber, ülkemizdeki yoğun gündem nedeniyle (korona salgını, görevden almalar, istifalar, karşılıklı suçlamalar, siyasi parti başkanlarına yönelik tehditler vb) kamuoyunda pek de ilgi görmedi. Yetkili makamların konuya ne derece ilgi gösterdiği konusunda bir bilgi de alamadık. Başta imamların amirleri konumundaki müftülükler ve Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere yönetim kademelerinden hiçbir tepki duymadık.

İlk bakışta adından da anlaşılacağı gibi camii yaptırma ve yaşatma derneklerinin faaliyet alanlarının; “camii inşası, bakımı, onarımı ve fiziki ihtiyaçlarının karşılanması olmalıdır” düşüncesi akla gelmektedir. Oysa dernek ve vakıflarla ilgili mevzuata ve anlatıldığı kadarıyla imamların bizzat yaşadıklarına bakıldığında gerçek durum bunun çok ötesindedir. Bu durumda “camilerde devlet otoritesi gerektiği gibi kurulup sürdürülmekte midir” sorusu akla gelmektedir.

Bunun yanında camii imamları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabidir, görev ve sorumlulukları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yönetmelikle belirlenmiştir. Bu kanun ve yönetmelik amir-memur ilişkisini de düzenlemektedir. Buna göre derneklerin amir gibi davranması ve imamlara müdahalesi zaten yasal değildir. O halde bu dernekler imamların görevlerine müdahale gücünü nereden almaktadır, imamlar bu yetkisiz müdahalelere neden direnememektedirler, müdahaleye rıza gösteren imamlar var mıdır, mevzuata müdahaleyi engellemekle ilgili bir yaptırım konulması sorunu çözecek midir? Yoksa sorun daha mı kapsamlı, tahmin edildiğinden daha mı karmaşıktır?

Ülkemizde tarikat ve cemaat yapılanması son derece yaygındır. Bu tarikat ve cemaatler; bütün il, ilçe, mahalle ve köylerimizde neredeyse sokak sokak teşkilatlanmışlar, dernek ve vakıflar kurarak kurumsallaşmışlardır. Siyasetle, ticaretle, eğitimle, sosyal yaşamla yakından ilgilidirler ve her birisibir şekilde devlete sızmak ve toplumu kendi düşünce yapısına göre şekillendirmek için büyük bir gayret içindedir. Üstelik bu faaliyetleri büyük bir serbestlik içinde yapmaktadırlar. Yurtları, kursları, dergahları, hastaneleri, okulları, ticarethaneleri… Olabildiğince özgür bir ortamda faaliyetlerini sürdürmektedir. Böyle bir ortamda bu yapıların camilerden uzak durmasını beklemek mümkün değildir. Çünkü camiler; propaganda yapabilecekleri, ideolojilerini yayabilecekleri, taraftar toplayabilecekleri, hatta ticaret yapabilecekleri (özellikle büyük şehirlerde bazı camii alanlarındaçok sayıda ticarethane vardır) en uygun ortamlardır. Böyle bakıldığında; cami yapma ve yaşatma derneklerinin pek çoğunun (samimiyetle faaliyet sürdürenler de vardır kuşkusuz) tarikatlar tarafından kurulup yönetildiğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Böyle dernekler müdahalenin ötesinde bazı camilerin kontrolünü bütünüyle ellerine almışlar mıdır? Etrafı bunca tarikat ve cemaatle çevrili hangi imam, hangi güçle bunlara direnebilecektir? Nasıl bir mevzuat imamların kontrolü ele almasını sağlayabilecektir?

Bence bu sorun “dernekler imamlara müdahale edemez” şeklinde bir mevzuat düzenlemesiyle üstesinden gelinebilecek bir sorun değildir. Tarikatların bütün devlet kurumlarındaki yapılanmalarının üzerine gidilmeli, etkileri kırılmalıdır. Devletin üzerinde hiçbir güç olmamalı, devlet kadrolarında hiç kimseye ayrıcalık tanınmamalıdır. Bunu gerçekleştirmek bu günkü koşullarda mümkün değildir. Çünkü tarikatların siyaset üzerindeki etkisi ve siyasetin tarikatlardan beklentisi oldukça büyüktür. Derneklerin camii imamlarına müdahalesinin engellenmesi talebi de bence bazı tarikatların diğerlerini camilerden uzak tutma çabası gibi görünmektedir. Korkarım böyle giderse ülkemiz bir de tarikatların çatışmalarına sahne olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

ABD'de 3 Kasım seçimlerini kazanan Joe Biden, Kongre'deki törende yemin ederek ülkenin 46. başkanı oldu.

Geçtiğimiz hafta Gözlem, “Gençlik Dosyası”nı açmış ve gençliğin yaşadığı sorunları dile getirmişti. “Cevabı aranan” bir dizi sorunun da yer aldığı araştırmamızda, bu h...

Cumhur İttifakı’nın oy oranı her geçen gün düşerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Erken Seçim” için “Hayır” diyor ve 2023’ü işaret ediyor.  Kulisler, “Seçim ve Siyasi Partil...

Reuters Ajansı “Türkiye’de ‘Az al çok öde’ dönemi yaşanıyor” diyor. Türkiye, gıda fiyatlarında yıllık yüzde 20.6’ya ulaşan artışla OECD ülkeleri arasında şampiyon oldu...

MHP yöneticilerinin ve İçişleri Bakanı’nın açıklamaları tepki ile karşılanırken, “ülke güvenliği” sorgulanmaya başladı.

Millet İttifakı’nın ana omurgasını oluşturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ittifak ortaklığında Türk siyasi tarihinde ...

Yazarlar
Website Security Test