Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Enflasyon da, döviz de tutulamıyor; vatandaş soruyor; nereye kadar?

6.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “Türkiye üreterek büyüyor” iddiasında bulunsa da ekonomide yaşanan kriz giderek derinleşiyor. Türk Lirasındaki değer kaybı durmaksızın devam ediyor. Ekonomik kriz ve salgınla aynı anda boğuşan vatandaş, gelirlerinin eridiğini ve borçlarının arttığını açıklarken, neredeyse her 10 kişiden 7’si geçim sıkıntısı çektiğini belirtti.

Türk lirasındaki değer kaybı durmaksızın devam ediyor. Dolar kuru dün 8,54’ü aşarak, Euro ise 10 TL seviyelerine çıkarak yeni bir rekor kırdı. Serbest düşüşe geçen Türk Lirası’nın yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 44, Euro karşısında ise yüzde 50 değer kaybetti.

Döviz fiyatlarındaki artışın durdurulamaması hayatının pek çok alanında kendisini gösterirken, özellikle gıda ürünlerinde yıllık bazda yaşanan enflasyon artışı vatandaşların ne derece zor durumda olduğunu gösteriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ekim ayı Tüketici Fiyat Endeksi'ni (TÜFE) açıkladı. TÜFE'de 2020 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,13, Yurt içi üretici fiyatları da Yi-ÜFE yüzde 3,55 arttı. TÜFE yıllık 11,89 ile yataya yakın bir seyir izledi. Yİ-ÜFE’de yıllık enflasyon yüzde 18,20’ye yükseldi. Başında Prof. Dr. Veysel Ulusoy’un bulunduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise Ekim ayı TÜFE enflasyonunu yüzde 2,56 olarak açıkladı.

TÜİK verilerine göre gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık bazda yüzde 3,03 artış yaşanırken, yıllık bazdaki yükseliş yüzde 16,51 seviyesinde gerçekleşti. İşlenmemiş gıdanın alta kalemlerinden taze meyve ve sebzede aylık bazda yüzde 7,54'lük bir yükseliş gözlenirken, yıllık bazda yüzde 20,76 seviyesinde bir artış dikkat çekti.

Hem ekonomik kriz, hem de salgınla aynı anda boğuşan vatandaş, geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından gerçekleştirilen “Covid-19 salgınının hane gelirleri üzerindeki yıkıcı etkisi” başlıklı rapor, özellikle dar gelirli vatandaşın yaşadığı geçim zorluğunu ortaya koydu.

Katılımcıların yüzde 30'u salgın sebebiyle gelirlerinin azaldığını açıkladı. Kendi işini yapanlar arasında ise bu oran yüzde 44'e yükseldi. Bu tablo hanelerin büyük bir kısmında geçim sıkıntısının baş gösterdiğini ortaya koyarken, bu duruma paralel olarak hanelerin yüzde 42.7'si borçlarının arttığını açıkladı.

Gelir kayıplarına karşın borç almak zorunda kaldığını söyleyen hanelerin yüzde 17.2'si tanıdıklarından ve iş kurumsal kanallardan borçlandığını açıklarken, sosyal koruma araçlarından faydalandığını ifade eden katılımcıların oranı ise yüzde 7.9'da kaldı.

Araştırmaya göre, hanelerinin geçimini sağlamakta zorlananların payı, yüzde 10'dan yüzde 19.6'ya yükselirken, biraz da olsa zorluk çektiğini söyleyenler ise yüzde 17.5'ten yüzde 41.9'a kadar çıktı. Ankete katılanların neredeyse yarısının önümüzdeki dönemde de gelirlerinde düşüş beklediği vurgulandı.

Rapora göre, Türkiye'de vatandaşın kara gün için çok büyük bir birikimi yok. Hanelerin yüzde 38.8'i herhangi bir gelir elde edemedikleri durumda mevcut birikimleri ile bir ay dahi idare edemeyeceğini açıklarken, yüzde 37.9'luk bir diğer kesim ise mevcut birikimleriyle en fazla üç ay idare edebileceğini ifade etti. Her dört haneden üçü, birikimlerinin olası bir işsizlik durumunda en çok üç ay yeteceğini düşünüyor.

ABD seçimleri

Dolar/TL küresel piyasalarda olduğu gibi ABD’de ilk anda sonuçları net olarak kestirilemeyen seçimlere yönelik fiyatlamalarla her iki yönlü sert dalgalanma ardından tarihi zirvelerinin altında güne başladı. Piyasalarda Merkez Bankası’nın (TCMB) devam eden sıkılaştırma adımları ve 19 Kasım’da gerçekleştireceği bir sonraki faiz kararı beklenirken, ABD’de ibrenin Jeo Biden’e dönmesi, dövizde dolar/TL geniş bir bantta dalgalandı. Perşembe günü saban Dolar/TL 8,46-8,47 seviyelerinden, Euro/TL'de 9,96'nın üzerinde işlem gördü.

“KUR ARTIŞI YOKSULLUĞU ARTIRDI”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –Ekim ayında, yıllık TÜFE yüzde 11,89, yıllık Yİ-ÜFE yüzde 18.20 oldu. 2019 Aralık ayından beri TÜFE oranı yüzde 12 seviyesinde seyrediyor. Bu yıl sonu Merkez Bankası (MB) son enflasyon tahmini gene tutmayacak. Zira artan Yİ-ÜFE maliyet artışını gösterir. Firmalar, üreticiler bu maliyet artışını perakende fiyatlara yansıtmak zorundadırlar. Aksi halde yaşayamazlar. Dolayısıyla yıl sonu TÜFE oranı, eğer TÜİK bir mucize hesap yaratmazsa, yüzde 14'e çıkar. 2020 Dünya enflasyon ortalaması yüzde 2,13'tür. Eğer Venezuela, Arjantin, İran ve Güney Sudan gibi aynı zamanda siyasi sorun yaşayan ülkeleri çıkarırsak, dünyanın en yüksek enflasyonu bizdedir.

Enflasyonun bu kadar azmasının temel nedeni yapısal sorunlar ve Merkez Bankası'dır. Merkez Bankası, gösterge faizini Türkiye'nin risklerini de içeren bir faiz düzeyine, söz gelimi enflasyon artı yüzde 5, düzeyine çıkarsaydı, kur artışı ve enflasyon bu kadar tırmanmazdı. Dahası MB'sı MB 2006 yılından beri enflasyon hedeflemesi uyguluyor ve hiçbir yıl tutturamadı. Eğer müdahale varsa başkanın ve para politikası kurulunun istifa müessesi de vardır. Talimatlara uyacağım diye kimsenin ekonomik istikrarla oynama lüksü olamaz. Merkez Bankası'nın tek görevi TL'yi korumaktır. Faizlerle hülle yaparak bu görevini sürdüremez. Çünkü eksi reel faiz, cari açık ve güven sorunu ile birleşince dövize talep artıyor. Kur artıyor. Kur artışı da doğrudan enflasyona yansıyor.

Döviz kurları neden bu kadar arttı? Çözüm nedir? Hükümetin ve Merkez Bankası'nın tutumundan anlaşıldı ki, bunları tartışmak artık gereksizdir. Bir bakıma ekonomi yönetimi gittiği yere kadar gitsin anlamında, pes etti. Bundan sonra olacakları yalnızca seyredeceğiz. Dış borçlarda temerrüt riskimiz artacaktır. Bankaların dönmeyen kredileri artacaktır. Büyüme düşecek ve enflasyon artacaktır. En önemli sorun da kaçınılmaz olarak topyekun yoksulluğun artması şeklinde ortaya çıkıyor. Yine de olacakları iyi tahmin edersek, hepimiz kendi imkanlarımızla bazı önlemler alabiliriz. Kur artışından, piyasada ve siyasi çevrede kimlerin kazanacağını tartışmakta artık malumun ilanı olur. Ama halkın yüzde 90'ının yoksullaşacağı açıktır. Yoksulluğun artmasında etkili olacak sorunların başında GSYH'da daralma geliyor. IMF'nin ekim raporuna göre, bu sene dünya ortalama yüzde 4 daralacak, gelişmekte olan ülkeler ortalama yüzde 3,3 ve Türkiye yüzde 5 daralacak.

Üretmeyen ithal eden her ülke, ithal ettiği ülkelerin istihdamına destek olur ve kendi ülkesinde ister istemez işsizlik artar. Kurların bu kadar artması bile ithal girdiyi kesmedi. Çünkü ithal girdi yerine alternatif olacak girdi üretmek için, hukukun üstünlüğü ve güven gibi, yatırım ortamı yoktur. Kur artışı ithal girdi finansman imkanlarını da zora sokuyor. İthalatta zorlanan üretici üretim düzeyini düşürüyor. Dahası, kur arttıkça Bankaların ve özel sektörün TL olarak dış borç maliyeti de artıyor. Firma iflasları artıyor. Bu durumda da işsizlik artıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Coronavirüs vakaları sonbahar ile birlikte giderek artıyor. Salgın ülke genelinde adeta kontrolden çıkmış durumda. Yaşanan artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurul...

“Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askeri, orada ne yapacak, görevi ne olacak? Emekli Albay Soner Aydın yazdı...

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin...

Deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılayıp evlerini yeniden yapmalarına olanak sağlamak için çıkarılan DASK’ta bugüne kadar milyarlarca lira top...

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül'de başlayan çatışmalar, “kalıcı” ateşkes anlaşması imzalandı. Rusya’nın arabuluculuğuyla, Ermenistan ve Az...

Yazarlar
Website Security Test