Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Rusya üzerinden oynanan “savaş” satrancında Azerbaycan daha şanslı

2.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dağlık Karabağ bölgesinde şiddetli çatışmalar sürüyor, Ermenilerin kayıpları büyük. Bölgede Türkiye’nin ağırlığı hissedilirken, AB, ABD, Rusya, İran “etkisiz babalar” ile “silahları susturmak için” çabalıyorlar.

MEHMET KOCABIYIK

Ermenistan ve Azerbaycan arasında, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde çıkan tartışmada sular durulmuş değil. Karşılıklı saldırılarla gerginlik her geçen gün artarken, Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO, barış çağrısında bulundu. Azerbaycan lideri Aliyev, Erivan'la Dağlık Karabağ konusunda masaya oturulması ihtimali bulunmadığını söyledi. Ermenistan Başbakanı Paşinyan da mevcut atmosferin görüşmelere başlanması için uygun olmadığını belirtti. Gelen haberlere göre karşılıklı saldırılar sürüyor. Her iki ülke de birbirini cepheye “yabancı paralı asker” getirmekle suçluyor.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından iki ülke de Dağlık Karabağ’da hak iddia ediyor. Uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararına göre Azerbaycan’a ait olan bölgenin büyük kısmı, bugün Ermenistan işgali altında bulunuyor. Bölgedeki gerilim son aylarda sürekli yükseliyordu, geçen hafta başında çatışmaya dönüştü.

Temmuz ayında yaşanan çatışmalarda 16 kişi ölmüş, Azerbaycan başkenti Bakü’de Dağlık Karabağ’ın kontrolünü geri almak için seferberlik ilan edilmesi amacıyla son yılların en büyük gösterisi gerçeklemişti.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu bir defa daha sıcak çatışmaya döndü. 27 Eylül tarihinden bu yana Ermeni ve Azeri güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda, aralarında sivillerin de bulunduğu çok sayıda ölü ve yaralının olduğu belirtiliyor, Ermenilerin can kaybı çok büyük.

İki ülke arasında sıcak çatışmalar yaşanırken, Libya, Suriye, Doğu Akdeniz, Irak ve pek çok bölgesel sorunda karşıt taraflarda yer alan Türkiye ve Rusya’nın bu çatışmada da zıt tarafları desteklemesi dikkat çekiyor.

İngiltere'de yayımlanan Times Gazetesi, Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmaları ele aldığı haberinde giderek yoğunlaşan çatışmalar karşısında "Ermenistan'ın Türkiye'nin desteklediği Azerbaycan'a karşı Rusya'nın müdahale etmesini isteme ihtimalinin gündeme geldiğini" yazdı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmaların ardından ulusa sesleniş konuşması yaptı. Aliyev, “Azerbaycan sadece öz topraklarını savunmaktadır. Dağlık Karabağ, tarihi olarak Azerbaycan toprağıdır ve bu hakikattir. Bu konuda uluslararası hukuk da bizim yanımızdadır. Bütün ülkeler Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımaktadır.” dedi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Dağlık Karabağ’daki Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığına Türkiye’nin müdahil olmamasının sağlanması” için uluslararası topluma çağrıda bulundu.

Çavuşoğlu: Azerbaycan’ın yanındayız

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, saldırılarıyla ilgili ''Sahada ve masada Azerbaycan'ın yanındayız diyoruz ya boş bir söz değil, çabalarımızı sürdürüyoruz. Ermenistan bu saldırılarıyla 'uluslararası sistemi ve hukuku hiçe sayıyorum' diyor. Bunun bir karşılığı olmalı'' dedi.

Çavuşoğlu, Ermenistan'ın Karabağ sorununun 30 yıldır çözülmemiş olması nedeniyle cesaretlendiği karşılığını verdi. Çavuşoğlu, son saldırılarla Ermenistan'ın Minsk Grubu ve AGİT çatısı altındaki çabaları ve Birleşmiş Milletlerin (BM) çok sayıdaki kararını tanımadığına işaret ederek, "Ermenistan bu saldırılarıyla 'uluslararası sistemi ve hukuku hiçe sayıyorum' diyor. Bunun bir karşılığı olmalı'' ifadelerini kullandı.

*******

“ULUSLARARASI DİPLOMASİ ‘ADİL’ DAVRANMIYOR”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) –Uluslararası alanda, özellikle Minsk Grubu’nun denetimini üstlenen Amerika, Rusya ve Fransa’nın yıllardan beri Azerbaycan-Ermenistan sorununda netice alıcı bir çaba göstermemelerinden ötürü bu olay bitmiyor. Öte yandan bu ülkelerin Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gibi bir hedeflerinin olmadığı anlaşılıyor. İki ülke arasında; daha çok Ermenistan’ın, dikkatleri sorunlara çekmeye ve gözdağı vermeye çalışması neticesinde bu savaşlar çıkıyor. Uluslararası mecradan ve bu sorunun çözümü için kurulmuş Minsk Grubu’ndan bir netice alamaması hatta topraklarının işgal edilmesine sessiz kalınılması sonucu Azerbaycan halkı da bu işin artık diplomatik yollardan çözülemeyeceği düşüncesi öne çıkmaya başladı. Bu olsa olsa güç kullanarak çözülür anlayışı yerleşmeye başlıyor.

Azerbaycan; yüzölçümü, doğal kaynakları, nüfusu, ekonomik durumu gibi her açıdan Ermenistan’dan daha üstün bir ülkedir. Fakat büyük devletlerin Ermenistan’ı desteklemesi sebebiyle işgal altındaki topraklarını kurtaramıyor. Uluslararası toplumun diplomatik çözümde tarafsız olmayışı ve başarısızlığı neticesinde Azerbaycan işgal altındaki topraklarının artık askeri müdahale ile kurtulabileceği düşüncesine girmiştir. 14 Mart 2008 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda, “Bu işgal altındaki topraklar Azerbaycan toprağıdır. İşgal eden Ermenistan o topraklardan çıkmalıdır. İşgalci ülkeye kimse yardım etmemelidir.” kararı çıktı. Bu tasarının oylanmasına katılan 150 ülkenin oyları ise çarpıcı bir tablo, 39 ülke Azerbaycan toprağıdır oyu verirken, 100 ülke çekimser, 7 ülke karşı oy kullanıyor. Bu karşı oyu veren 7 ülke arasında Minsk Grubu’nu yöneten Amerika, Rusya ve Fransa da var. Bu işi çözüme kavuşturmak için kurulmuş bu grubun Ermenistan toprağıdır oyu vermesi inanılır gibi değildir. Öte yandan 39 ülke içerisinde bir tane bile Avrupa ülkesi bulunmamaktadır. Bu tablodan bile anlaşılacağı üzere Uluslararası Diplomasinin bu konuda adil ve kalıcı bir çözüm için bir şey yapmadığı görülmektedir. Uluslararası toplumda artık adil ve kalıcı çözüm anlayışı değil “bizim menfaatimize göre” çözümü vardır. Bu durum da, Suriye, Libya, Mısır… gibi yaşanan birçok sorunun çözülememesine yol açıyor.

Üstüne bu ülkeler kendilerine bir suçlu ülke seçiyorlar. Bu suçlu ülke de bu sorunda da olduğu gibi genelde Türkiye oluyor. Türkiye’nin bu ortamda çok dikkatli ve diplomatik adımlar atması ona göre kararlar alması gerekmektedir. Önceki yıllarda Azerbaycan’ı küstürmek bahasına yapılmış Ermenistan’da imzaladığımız iki protokol bulunuyor. Bu protokollerde de sadece Ermenistan tarafının isteklerinin ve beklentilerinin olduğu görülüyor. Ermenistan buna rağmen bu konuyu gündeminden çıkardı fakat Türkiye hala bu konuyu gündeminden çıkarmıyor. Hiçbir şey yapamıyorsak bile bizim bu protokolleri Meclis’ten ve gündemden çekmemiz lazım. En azından diplomatik ve siyasi bir tavır koyarak Azerbaycan’a destek vermemiz gerekiyor.

Türkiye ile ABD’nin çıkarları her yerde ve her durumda ölçüşmediği gibi Rusya ile de ölçüşmüyor. Örneğin Rusya, Suriye’de Esad Rejimini desteklerken Türkiye Esad’ın gitmesini istiyor. Libya’da Türkiye BM’nin meşru saydığı hükumeti desteklerken Rusya, daha çok Hafter tarafında görülüyor. Bu konuda da Rusya Ermenistan’ı destekleyecek Türkiye de Azerbaycan’ı destekleyecektir. Türkiye dış politikasında Atatürk’ün, “Tam bağımsız” politikasını uygulamalı ve ulusal çıkarlarını korumada sonuna kadar kararlılıkla gitmelidir.

*******

“RUSYA İLE İLİŞKİLERİ BOZMAMALIYIZ”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Türkiye bu savaşta barış arayanlarla birlikte hareket edecek gibi. Ancak tabi ki açıkça kardeş millet Azerbaycan halkının yanında olduğunu deklere ediyor. Eğer barış çabaları netice vermez ve bu iki millet Azeri Türkleri ve Ermeniler savaşta ısrarcı olurlarsa Türkiye’de Azerbaycan’dan yana öyle tahmin ediyorum ki her türlü desteği verecektir. Savaşlar genelde korku yaratan olaylardır. Bu savaşta da Rusya’nın Ermenistan’dan yana tavır koyma ihtimali vardır. Böyle bir gerilim olduğu zaman hiç şüphe yok ki Türkiye’de de bir endişeli dönem başlar ve insanları ilerde ne olacağı belirsiz olduğu için daha çok tasarruf etmeye itebilir. Bu talebin düşmesi, üretimin daralması, işsizliğin yükselmesi demektir. Devletin böyle bir durumda müdahil olarak düşen talebi telafi edecek şekilde kendi harcamalarını artırıp vergileri azaltması gerekir ki ekonomi yeni bir küçülme etkisine maruz kalmasın.

Bu gerginlikte Rusya ile ilişkilerimizin büyük boyutta gerilmemesi için çaba harcamamız gerekir. Bundan evvel gerildiğinde (uçak düşürme olayı) Türkiye çok geri adım atmış, hatta Rusya’dan özür dilemiştir. Türkiye Rusya’dan büyük miktarda doğalgaz ve petrol mamulleri alıyor. Bunun kesilmesi Türkiye’yi çok etkiler. Ayrıca Rusya, Türkiye için çok önemli bir ihracat ülkesidir. Öyle bir noktaya geleceğini tahmin etmemekle birlikte Rusya’nın Türkiye’ye yönelik bir ambargosu Suudi Arabistan’ın ambargosuna benzemez. Rusya ile çok daha geniş ilişkilerimiz var. Tekrar ediyorum, böyle bir ambargoyu çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum.

*******

“ERMENİSTAN’IN DESTEKÇİLERİ VARDIR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –90’lı yılların başında Ermenistan’ın Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ’ı işgaliyle başlayan gerginlik süreci, geçen 30 yıl içinde sık sık yaşanan silahlı çatışmalarla günümüze kadar gelmiştir. Bu gerginlik, Ermenistan’ın 12 Temmuz 2020’de Azerbaycan sınırları içinde enerji nakil hatlarının, kara ve demiryolu güzergahının kavşak noktası olan stratejik öneme sahip Tovuz bölgesine saldırısıyla tırmanma eğilimine girmiş ve son olarak 27 Eylül’de Dağlık Karabağ’a yönelik kışkırtıcı Ermeni saldırıları bardağı taşırmıştır.

İki ülke arasındaki anlaşmazlıklar önce diplomatik yollarla giderilmeye çalışılır. Diplomatik çabalardan sonuç alınamazsa, hayati çıkarları korumak için savaşarak sonuca ulaşmak kaçınılmaz olacaktır. Oysa Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Azerbaycan’a karşı tutumunda diplomasiyi saf dışı bırakmış, başta Rusya olmak üzere arkasına aldığı dış destekle istediklerini zor kullanarak elde etme yolunu seçmiştir. Bunu yaparken uluslararası hukuku, BMGK kararlarını, MİNSK grubunun girişimlerini de görmezden gelmiş, dikkate almamıştır. Uluslararası camianın Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunların çözümüne katkı sunmakta istekli olmaması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Diplomasiyle sonuca ulaşılamayan durumlarda askeri güç kullanmak kaçınılmaz olabilir. Ama bunun birtakım koşulları vardır. Öncelikle askeri gücün, muhatap ülkeden üstün olması gerekmektedir. Sonra da savaşı sonuç alıncaya kadar sürdürecek ekonomik, teknik, nüfus gücüne ve halk desteğine sahip olunmalıdır. Ermenistan, Azerbaycan karşısında askeri, ekonomik, teknik ve nüfus gücü açısından son derece zayıftır, halkı ülkeden kaçmanın yollarını aramakta, fırsat bulan kaçmaktadır. Kısaca bu günkü Azerbaycan 1993-94 yıllarındaki Azerbaycan değildir, Ermenistan da Azerbaycan’la tek başına mücadele edecek, mücadeleyi uzun yıllar sürdürebilecek imkân ve kabiliyete sahip değildir. Buna rağmen Tovuz bölgesine saldırarak savaşı bütün Azerbaycan sınırına yaymaya, cepheyi genişletmeye çalışmak gibi stratejik bir hata yapmıştır. Bunda destekçilerinin yönlendirmelerinin de payı vardır. Ermenistan destekçileri; Tovuz ve Kazak bölgelerinin Ermeni tarih ve kültürünü yansıtan mimari eserler ve kiliseleri barındıran bölgeler olduğu iddiasını ortaya atmışlar ve adını da “Kuzey Artsah (Karabağ)” koyarak Ermenistan’ın iştahını kabartmışlarıdır. Tovuz’un stratejik öneminin de cazibesine kapılarak Kafkaslarda sınırları dışındaki zengin kaynaklardan pay kapmayı düşleyen Ermenistan hesapsız bir eyleme kalkışmıştır.

Cepheden gelen haberler Azerbaycan’ın oldukça büyük bir üstünlük sağladığını işaret etmektedir. Sadece görüntülere bakıldığında bile hedeflerin noktasal doğrulukta vurulduğu açıkça görülmektedir. Bu Azerbaycan’ın hava ve ateş destek gücünün ve düşman karşısındaki üstünlüğünün göstergesidir. Bir askeri harekatta tek tankın, tek topun, bir askeri tesisin, askeri birliğin bu şekilde isabetle vurulması büyük başarıdır ve düşman üzerindeki psikolojik etkisi de çok büyüktür. Bu koşullarda Ermenistan’ın tek başına askerî harekâtı sürdürmesi mümkün görünmemektedir. Ermenistan durumun geç de olsa farkına varmıştır, PKK’lı teröristleri getirerek Türkiye’yi bölgeye çekmeye çalışmaktadır, Türkiye’nin konuya müdahil olduğu iddiasını ortaya atarak taraftar toplama, masada elini güçlendirme arayışına girmiştir. Rusya ve Fransa masada Türkiye’yi istememektedirler. Bu nedenle Fransa Türkiye’nin müdahalesi ile ilgili kanıt olmadığını açıklamak zorunda kalmıştır. Bunun yanında bir de İran’ın Ermenistan’ı desteklediği haberleri yayılmaktadır. Buna karşılık İran; Rusya’nın İran topraklarını kullanarak Ermenistan’a silah sevkiyatı yaptığı iddiasını kesin bir dille yalanlamış, “Tahran ve Bakü ilişkileri bu yalanlar etkisi altında kalmayacaktır. İşgalin son bulması bölgede istikrarı sağlayacaktır” diyerek duruşunu ortaya koymuştur.

Bütün bunlar bölgede inisiyatifin Azerbaycan’ın eline geçtiğinin göstergesidir. Bu aşamadan sonra Azerbaycan azami ölçüde gayret göstererek Karabağ sorununu çözecek, Ermenistan’ın bütün Karabağ’da ve özellikle Hocalı’da yaşlı, kadın, çocuk demeden katlettiği binlerce Azerbaycan Türkü’nün ruhlarını huzura kavuşturacaktır. Türk Milleti’nin inancı ve dileği budur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türk çiftçisi kan ağlarken, Rus çiftçisi bayram yapıyor. Türkiye’nin Rusya’dan buğday ithalatı rekor kırdı ve Rusya’da buğday fiyatları zirve yaptı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ krizi nedeniyle yaşanan çatışmalar diplomatik girişimlere rağmen yerini ateşkese bırakmadı. Moskova’da Rusya Dışişler...

Bir önceki toplantıda sürpriz yaparak faizi 200 baz puan artıran Merkez Bankası (TCMB), ekim ayında 200 baz puan artış beklentisine karşın politika faizinde bir değişi...

Türkiye ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında Doğu Akdeniz’de yaşanan deniz yetki alanlarının paylaşımına yönelik anlaşmazlıklar, uzun bir süredir fiili bir krize dö...

16 Ekim, “Dünya Gıda Günü” idi. Ülkemizde kaç kişi hatırladı ve kaç yerde “bu günün önemi” konusunda toplantı yapıldı?

Alt Mahkeme’nin kararı büyük tepki ile karşılandı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Markette satın aldığı hiçbir ürünü, ikinci alış verişinde zamsız alamayan vatandaş “TÜİK’in enflasyon rakamları nasıl düşük oluyor” diye soruyor.

Yazarlar
Website Security Test