Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Muharrem İnce ''bölen'' mi, yoksa ''lider'' mi olacak?

7.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Solda ''yeni bir partinin doğması ihtimali'' geçmiş dönemleri de hatırlattı. Sosyal demokrat tabanda 12 Eylül'den sonra Necdet Calp'in Halkçı Partisi ve Erdal İnönü'nün SODEP'i kuruldu. CHP'nin uzun yılar Genel Başkanlığını yapan ve bu partiyi iktidara taşıyan Bülent Ecevit ise Demokratik Sol Parti adıyla siyasi yelpazede yerini aldı. Şimdi de Muharrem İnce’nin yeni bir parti kuracağı konuşuluyor. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Bir süredir CHP yönetiminden rahatsız olan Muharrem İnce’nin yeni parti kuracağı iddiaları siyaset kulislerini hareketlendirdi. CHP yönetimine kızgın olan İnce’nin, parti teşkilatına da arkasında durmadığı için kırgın olduğu ve yol ayrımının eşiğine geldiği belirtiliyor. CHP’den ayrılıp yeni bir siyasi hareket için kolları sıvayan Muharrem İnce’nin şu anda memleketi Yalova’da çalışmalarını sürdüğü, önümüzdeki ay sahalara çıkacağı ve yılbaşına kadar yeni bir parti kuracağı öne sürülüyor.

Çoğunlukla, AKP’ye yakın medya organlarının gündeminde yer alan yeni parti çalışmalarına ilişkin Muharrem İnce’den açıklama geldi. İnce, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda "Bu süreçte bir gazeteye, haber ajansına konuşmadım, açıklama yapmadım. Memleket için doğru olduğuna inandığım bir karar aldığımda kararımı açıklarım. Herkese iyi bayramlar." ifadelerine yer verdi.

Muharrem İnce'nin bu açıklaması kafaları iyice karıştırdı. Bir kesim İnce'nin CHP'den kopamayacağını belirtirken, bir kesim de yapılan paylaşımda İnce'nin açık kapı bırakmasına dikkat çekti.

CHP kurultayında en arka sıralarda oturtulmasını nezaketsizlik olarak karşılayan Muharrem İnce için, “kurultayda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine yakın isimlere Parti Meclisi listesinde (PM) yer verilmemesinin bardağı taşıran son damla olduğu” ifade ediliyor. İnce’nin kurultay sonunda ortaya çıkan bu tablo karşında hem CHP Genel Başkanlığı hem de tekrar CHP’nin “yeniden” Cumhurbaşkanı adayı olma umutlarını yitirdiği belirtiliyor.

Muharrem İnce’ye yakın isimler, kurmayı planladığı partinin, mevcut ittifaklarda yer almayacağını, HDP/Kandil eksenine mesafeli duracağını, “Cumhuriyetçileri ve ulusalcıları” bir çatı altında toplayacak bir parti olacağını belirtiyor. İnce’nin partisinde CHP’li çok az ismin yer alacağı, daha çok akademisyenlere yer verileceği aktarılırken, hâlihazırda az sayıda CHP milletvekilinin İnce’ye destek verdiği, Deniz Baykal’a yakın isimlerin de yeni partide yer alacağı konuşuluyor.

Öte yandan, Genel Merkezde tedirginliğin sürdüğü ve yeni parti çıkışının CHP’ye zarar vereceği görüşünün hâkim olduğu belirtiliyor. İnce, CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurup kurmayacağına ilişkin henüz net bir açıklama yapmazken, kendisine yakın isimlere şu ifadeleri kullandığı iddia ediliyor: “İktidardan da muhalefetten de memnun değilim. Türkiye’ye yeni bir çıkış yolu lazım. Birinci parti olma iddiasıyla yola çıkıyoruz. ‘Dostlarla, ittifaklarla’ değil, kendi partimizle birinci olmak, Türkiye’yi yönetmek istiyorum. Kılıçdaroğlu dostlarla birlikte iktidara geleceğini söylüyor. Kendi partisinde dostlarını unutmuş olan Kılıçdaroğlu mu dostlarıyla iktidar olacakmış? Uzak dostlarına bakacağına partideki dostlarına el atmalı.”

Yeni parti tartışmalarına açık kapı bırakan İnce’nin mesajına takipçilerinden yorum yağdı. İnce’nin 2018’deki Cumhurbaşkanlığı Seçimi gecesi attığı “Adam Kazandı” mesajı ve seçim gecesi ortadan kaybolması hatırlatılarak parti kurmaktan vazgeçmesi tavsiyesinde bulunuldu.

 

CHP sessiz…

Muharrem İnce’nin parti kuracağı söylentilerine CHP yönetimi temkinli yaklaşıyor ve sessiz kaldığı görülüyor. CHP yöneticileri bu konuda görüş bildirmezken, bugüne kadar tek açıklama Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak’tan geldi.

Öztrak, “Muharrem İnce'nin CHP'den ayrılacak bazı milletvekilleri ile bayram sonrası parti kuracağı iddia ediliyor. Değerlendirmeniz ne olacak?” sorusuna, “37. Olağan Kurultay'ın CHP'nin iktidara yürüyüş kurultayı olduğunu, bu tür üretilen haberlerle CHP'nin, CHP'li milletvekillerinin, yöneticilerin, delegelerin ve üyelerinin kaybedecek zamanı yoktur” demekle yetindi.

 

Sol yine mi bölünüyor?

CHP kulislerinde Muharrem İnce'nin bugüne kadarki söylemlerinin “Uzun yıllardır CHP'liyim, CHP'li kalacağım” biçiminde olduğu hatırlatılıyor ve yeni bir parti kurarak solda yeni bir bölünmeye yol açmaması gerektiği vurgulanıyor.

Solda yeni bir parti doğma ihtimali geçmiş dönemleri de hatırlattı. Sosyal demokrat tabanda 12 Eylül'den sonra Necdet Calp'in Halkçı Partisi ve Erdal İnönü'nün SODEP'i kuruldu. Daha sonra bu iki parti SHP çatısı altında birleşti. Ardından kapatılan siyasi partilerin faaliyetine izin verildi ve CHP tekrar hayata geçti.

CHP, Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde günümüze kadar yoluna devam etti. CHP'nin uzun yılar Genel Başkanlığını yapan ve bu partiyi iktidara taşıyan Bülent Ecevit ise Demokratik Sol Parti adıyla siyasi yelpazede yerini aldı.

 

“TÜRK SİYASETİNDE KİŞİSELLİK ZAAFI”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)– 18 yıllık AKP iktidarının, ülkeyi çağdaşlık rotasından Ortadoğu kültürünün bilim ve çağ dışı rotasına yöneltip, ülkeyi uçurumun başına taşıdığı bir süreçte, ilk kez çağdaş demokrasi yanlısı partilerle birlikte iktidar şansı yakalayan CHP’de sular bir anda bulandı. Zira Türk siyasetinin temel zaafı olan “kişisellik”, demokrasi ve çağdaş toplumların temel ilkesi olan ilke, kural, kurum ve yasalara saygıya yine galebe çaldı. Toplumun kendisinden hala beklentileri olabilecek bir siyasetçi olan, Muharrem İnce Parti kurarak, oluşmakta olan demokrasi cephesinde yeni bir çatlak yaratacak olan parti kurma sürecine soyunduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanlığı adaylığındaki seçim gecesi birden kaybolduğu gibi, şimdi de birden parti kurmaya kalktı. Anlaşılıyor ki duygusal ve tepkisel davranışlarından vazgeçemiyor. Kişisel egolarına yeniliyor. Bu duygusallığı parti kurarak değil, genel kurulda kendine reva görülen ilkelliğe karşı başka türlü gösterseydi, daha çok saygınlık kazanırdı. Zira 18 yıldır seçim kaybederek, hâlâ dar bir yandaş kadroyla çalışan Kılıçdaroğlu’nun da hataları az değil. Cumhuriyeti kuran ve çağdaşlık rotasının bir numaralı temsilcisi olan Atatürk’ün partisinde, bu kadar seçim kaybettikten sonra ve parti oylarını yüzde 25 dolayında donuklaştırdıktan sonra, yerini çoktan başkasına bırakmalıydı. Ancak son kerte de ekonomik kriz ve pandemi ortasında, demokrasi savunucusu partilerle birlikte ilk kez yakalanan bir iktidar değişimi şansını da İnce’nin harcama lüksü olmaması gerekir.

Ancak bütün bunların nedeni, Türk siyasetindeki yöneticilerin “kişisellik” zaafıdır. Bu zaaf aynı zamanda, insan beyninin alt beyin organlarından tetiklenen duygusallık ile sadece kendini ve konumunu koruma güdüsünden kaynaklanır. Meşhur Kuantum fizikçisi M. Kaku’ya göre bu tür davranışlar “Bilinç 2 Düzeye” tekabül eder. Kişiselliği aşan ve neokorteksin işlevi olan akıl ve bilim ile derin ve etraflı düşünme olarak, kendi dışında toplumu, diğer insanları, geleceği ve vizyoner düşünmeye ulaşanlar ise “Bilinç 3 Düzey” de kişiselliği aşar ve herkesin tabii olduğu, ilke, kural, kurum, hukuk devleti ve erdemli insan davranışlarına uyarlar. Günümüzden 2500 yıl önce Platon, eğitim ile kazanılan, akıl ve erdemle donanmış devlet yöneticileri ile siyasetin ve demokrasinin yönetilmesini önermiştir. Üstelik bu düşünceler, 2500 yıllık tarihsel birikimin deneyimleri içinde olgunlaştırılmış ve tahkim edilmiştir. Cumhuriyetin kurucu kuşağı, başta Atatürk, İnönü ve Bayar olmak üzere, ateş ve kanla imtihandan geçip, kendilerini topluma adamışlardı. Birkaç kez gidip gelmesi Demirel’in de demokrasiye, Ecevit ile birlikte saygılı olduklarının kanıtıdır. Ancak bunun dışında iktidar olan, yönetimi güçlü biçimde ele geçiren her tepedeki siyasetçi, daha çok güç ve iktidarı elinde toplayıp, toplumu tek elden yönetme sevdasına kapılmış, başkanlık sistemi istemiş ve devlet kadrolarına liyakat sahibi olmayan yandaşları getirip kişisel güçlerini tahkim etmişlerdir.

Bu olgular ışığında Sayın İnce’yi akıl ve erdemli davranış olarak, konuyu bir kez daha düşünüp; partiler mezarlığına yeni parti eklemek yerine, her şeye rağmen, Atatürk’ün Partisinde mücadeleyi sürdürmesinin tarihi bir görev olduğunu hatırlatmak isterim. Aksi takdirde, gelecekte kaybedilecek bir Cumhurbaşkanlığı seçiminin tüm sorumluluğu kendisinin üzerine yıkılacaktır. Bu sorumluluğu tek başına yüklenmek istiyor ise kendi bileceği bir iştir. Ancak 18 yıldır bu toplumu yeniden hilafet ve tarikatlar egemenliğini tartışır duruma getiren zihniyetten kurtarmak için, çağdaşlık yanlısı herkesin, ayrışmak değil birleşmek ve omuz verme zamanıdır. Görmüyor musunuz; ülkeyi bu duruma taşıyanlar, Sizin parti kurma haberinizle bayram ettiler.

 

NASIL BİR LİDER?

Muzaffer Tunçağ (Eski Konak Belediyesi Başkanı)- Muharrem İnce 40 yıllık CHP’li bir siyasetçi. Yalova’da CHP Gençlik Kolları Başkanı olarak başladığı siyasette 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar yükseldi. 15 milyonun üzerinde /Yüzde 30.67) oy da aldı. Yüksek bir oy aldı da ne oldu? Arkasını getirebildi mi? Bana sorarsanız getiremedi. Seçim sonrası giriştiği kurultay çağrısında başarısız oldu. Oysa nerdeyse başarıyordu. Ama olmadı. Neden? Benim görebildiğim kadar bunun esas nedeni bireyci oluşu. Tüm deneyimlerine karşı örgütlü bir şekilde hareket edemeyişi… Tekil davranıyor.

Kamuoyu ile görüşlerini paylaşmıyor. Gazeteciler aracılığıyla sesini duyurmaya çalışıyor. Gizemli bir havası var. Cumhurbaşkanlığı yarışında yenilgiyi İsmail Küçükkaya’ya yayın sırasında attığı mesajla duyurmuştu. Bu mesaj ve o geceki tutarsız davranışları, yalnız Parti tabanında değil kamuoyunda da iyi karşılanmadı. Kamuoyu parti kuracağını da yine gazeteci Yalçın Bayer’den öğrendi.

Oysa iyi bir lider, görüşlerini, programlarını, yakın çalışma arkadaşlarını açıklayarak parti kurma gibi ciddi bir işe soyunur. Yeni parti kuracak denli özgün düşünceleri, itirazları vardı da, neden CHP kurultayı öncesi, sahaya inip, tabandan görüşlerini açıklamadı? Son kurultayda neden vurucu bir konuşma yapmadı?

Siyaset, espri yapma yeteneğini göstermek için yapılmamalı. Belki bizim gibi ülkelerde halkın hoşuna gidebilir ama yeterli olur mu; kesinlikle olmaz. Siyasetçi ucuz polemiklere girer, 2. Ordu komutanı İsmail Metin Temel’e “apoletlerini sökeceğim” gibisinden anlamsız sözler söylerse, o an alkış alır ama uzun vadede daha anlamlı görüşler bekler halkımız.

Partinin Cumhurbaşkanlığı adayı olarak ciddi bir oy toplamış olan İnce’ye kurultayda özel bir önem verilmemesi, affedilecek bir hata değil elbet. CHP yönetimi bunun özeleştirisini yapmalı. Ama siyasette küsmek olur mu? Olmaması gerek. Her küsen ayrı bir parti kurmaya kalkarsa, siyaset yaşamımızı neye döner? Geçmişte, bunun örneklerini de gördük. Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Mehmet Yazar, DYP yönetimine kızıp yeni parti kurdu da ne oldu? Şu oldu: Yeni parti ANAP’a yapışınca Mehmet Yazar bakan oldu. Başka bir örnek de, zengin iş insanı Cem Boyner’in iddialı çıkışının fos çıkmasıdır.

Kanımca, Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı sistemi sonrası gelişen ittifaklar ortamında kendine bir yer arayacak. Ama dikkat etsin. Orası da kaypak bir alan. Bahçeli’nin son çağrısına bakınca, İYİ Parti’nin, özellikle de ülkücü tabanının seçimlere doğru Cumhur İttifakı’na kayabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla Muharrem İnce ve arkadaşları bunu iyi tartmalı. Bülent Ecevit, 80 darbesi sonrası CHP ile bağları koparıp DSP’yi kurarken, siyasi bir duruşu vardı. O duruşu sayesinde sonunda iktidara geldi. Muharrem İnce’nin nasıl değişik bir tutumu var? Şu anda bilgim olmadığından bir şey söyleyemeyeceğim.

 

“YENİ BİR PARTİYE DEĞİL, MUHALEFETİN BİRLİKTELİĞİNE İHTİYAÇ VAR” 

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar)– CHP’li Muharrem İnce’nin yeni bir parti kuracağı haberleri, iktidara yakın çevrelerde keyifle karşılanıp köpürtülürken, iktidar karşıtı geniş bir kesimde de tedirginlikle karşılandı.

Öncelikle şunu vurgulamak istiyoruz; CHP’nin örgütsel yapısı içinden yetişen İnce’nin; içinde bulunduğumuz siyasal koşullarda parti kuracağına inanmıyoruz, daha doğrusu inanmak istemiyoruz. Böyle düşünmemizin birinci nedeni; böylesi bir girişimin, öncelikle İnce’nin kendi siyasal anlayışına, çizgisine ters düşeceğidir. Daha kısa bir süre önce; “Ben bu partinin gençlik kollarına 15 yaşında girdim, ne kendim giderim ne de kimse beni bu partiden koparabilir” diyen İnce, bu sözlerini nasıl çiğneyecektir?

İkinci ve daha önemli neden; ülkemiz ve halkımız için bugün temel sorun haline gelen, mevcut iktidar blokunun ve ülkeye getirdikleri kaotik sistemin aşılabilmesi için, neye ihtiyaç duyulduğu sorusudur. Bu sorunun akılcı, gerçekçi ve samimi yanıtı; yeni bir partiye değil, muhalefetin birlikteliğine ihtiyaç duyulduğudur.

Günümüzün reel siyaset gerçekleri, akılcı ve sorumlu muhalefetin önüne bu yaklaşımı zorunlu olarak getirmektedir. Üstelik yerel seçimlerde muhalefetin elde ettiği başarı ortada iken, bu yolun doğruluğu alınan başarılı sonuçlarla görülüp test edilmişken; farklı yollara sapmanın ve sonucu bilinmez yeni arayışlara yönelmenin anlamı ve mantığı yoktur. Yapılması gereken, yereldeki başarıyı genele taşımaktır.

Sol ve sosyal demokrat siyaset dünyasında, toplumsal değerlerle ve amaçlarla siyaset yapılır. Bu değerler üzerinden siyaset yapma iddiasındaki hiçbir siyasetçi, kendi kişisel konumunu ve beklentilerini bu değerlerin üzerinde göremez, görmemelidir.

Kaldı ki partisi Muharrem İnce’yi yıllarca meclise taşımış, grup başkanvekilliği gibi etkin görevlerden cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi siyasetçiler için en onurlu sayılabilecek görevlere getirmiştir. Yıllardır siyasal mücadele içinde olup da, siyasete ve partilerine çok emek vermiş ama böylesi fırsatlar bulamamış çok sayıda insan vardır. Şimdi onlar partilerini terk mi etmelidirler?

Muharrem İnce’nin siyasal çizgisine baktığımız zaman; cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar uzanan süreçte yükselen bir başarı grafiği görüyoruz. Seçimde kısa zamanda etkin ve başarılı bir kampanya yürütmesine karşın, seçim akşamındaki tutumunda ve sonraki süreçte ise tam tersi bir durum söz konusudur. Yeni parti söylentisi de bu olumsuz çizginin devamıdır. İsmini gündemde tutmak için, konuyu dalgalanmaya bırakması; kendisini de, partisini de yıpratmaktadır. İnce, bu gerçeği bir an önce görmeli ve en kısa zamanda yanlıştan dönmelidir.

Öyle anlaşılıyor ki, İnce kendisini cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesine fazlaca kilitlemiştir. Bu kilitlenme ve hırs da kendisine yanlış yaptırmaktadır. Kendisi gibi o onurlu görevi başarıyla yapabilecek partisinin başka mensupları olduğu gerçeğini görmeli ve kabullenmelidir. Hatta onlara ağabeylik, yol göstericilik yaparak deneyimlerini aktaracağını şimdiden duyurmalıdır. Muharrem İnce gibi, CHP kültürü ile yetişmiş bir siyaset bilgesine böylesi bir tavır yakışır. Partisinde adaylık şansının giderek azaldığını görüp, kızgınlıkla hareket etmek; partisine de, yol arkadaşı partililerine de haksızlıktır.

Bu süreçte, yeni parti söylentilerine kimlerin üzülüp kahrolduğunu, kimlerin ise ellerini ovuşturduğunu izleyip gözlemek bile; doğru tavrın nasıl olması gerektiğini göstermektedir. Tabii görmek isteyene… Biz, her şeye rağmen, sonuçta akılcı ve sorumlu tutumun ağır basacağını düşünüyoruz.

Bu arada, iktidar hedefi için, kendisine oldukça uzak kesimlere bile el uzatmak zorunda kalan CHP’nin; kendi mensuplarından hiç kimse için “Giden gitsin” deme lüksü olmadığını vurgulamak ve kendi değerlerine de sahip çıkması gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Gün ayrışma değil, yan yana olma ve birlikte yürüme günüdür.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Muhalif siyasi partiler, özgür basın, Barolar ve Türk Tabipler Birliği gibi ulusal sivil toplum kuruluşları, meslek odaları “hainliğe, teröristliğe kapatılmaya kadar v...

“Enflasyon görünümündeki risklere dikkat çeken” Merkez Bankası, piyasa açısından “sürpriz” sayılabilecek kararla politika faizini 10,25'e yükseltti. Gözlem bu kararın ...

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon enerji kaynaklarının araştırılması ve deniz hakimiyeti konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilimde, karşılıklı sert mesajla...

Tarikatların bazıları, “çocuk ve kadın” istismarı başta olmak üzere toplumun tepkisini çeken olaylar ile ülke gündemine girerken, İsmailağa cemaatinin önde gelen isiml...

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her intihar kadın cinayeti...

Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’deki deniz yetki alanları, doğal kaynaklar ve Kıbrıs’taki çözümsüzlük nedeniyle yaşanan gerilim her geçen gün büyüdü; Ege Adala...

“İki yaka yarım aşk” filmiyle uluslararası arenada adından söz ettiren Nurdan Tümbek Tekeoğlu, yeni filmi için hazırlıklara başladı. Çekimleri İzmir ve Mersin’de gerçe...

Yazarlar
Website Security Test