Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sorumlular ayağa kalksın: Kraldan fazla kralcılar!

24.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Üst makamın hata ve yanlışları için” uyarılar yapılması yerine, devletin başta adalet olmak üzere “tarafsız yapısının yaralar almasında gönüllü görev üstlenenler”; siyasetçiler, bürokratlar, savcılar, hakimler, Din adamları ve görevlileri, gazeteciler, kısa sürede bugünlere gelinmesinde rol aldılar. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; işte cevaplar…

Parlamenter sistemin yerine uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ikinci yılını doldurdu. Geçen iki yıllık sürede yürütmeden yargıya, ekonomi politikalarından dış politikaya ilişkin pek çok tartışma gündeme geldi. Geçen iki yılda en ağır tahribat ekonomi ve hukukta kendisini gösterdi. İşsizlikteki yükseliş ve milli gelirdeki düşüş endişe yaratırken, yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışı kötüleşiyor. Döviz açığı ise her geçen gün artı ve artıyor.

Ekonomide istikrar, büyüme ve yatırım vaat ederek uygulamaya konan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, aradan geçen iki yılda beklentileri karşılamaktan çok uzak bir görüntü çizdi. Ekonomide bir biri ardına yaşanan olumsuz gelişmeler, Türkiye’yi dünya liginde geriye götürüyor. Ekonomide oluşan tabloda Rahip Brunson krizi, ABD-İran gerilimi, AB ile bozulan ilişkiler ve Covid-19 pandemisi gibi dış etkenlerin de payı bulunuyor. İç ve dış nedenlerin etkisi ile bozulan ekonomik görünüm, toplumda geleceğe dair endişeleri de artırdı. Özel sektörün yüz milyarlarca dolara ulaşan dış borcu ise yeni yatırımların önünü kesiyor. Hükümet, ekonomiyi canlandırmak için son iki yılda sekiz ayrı destek paketi açıklasa da, hane halkı gelirlerindeki düşüş sürüyor. Milli gelirdeki kayıp ise 125 milyar doları aştı. İşsizlik ve bütçe açığı tarihi seviyelere ulaştı.

TÜİK ve Dünya Bankası verilerine göre Türkiye kişi başı milli gelirde 15 yıl önceki seviyeye doğru hızla düşüyor. 2006 yılında 7 bin 906 dolar olan kişi başına milli gelir, 2013’te 12 bin 480 dolara yükseldi. Başkanlık sistemine geçildiği 2018’de 9 bin 693 dolar olan kişi başına milli geliri, TÜİK 2020 yılı için 7 bin 781 dolar olacağını öngörüyor.

DW Türkçe’de yer alan habere göre son iki yıllık ekonomik verilere bakıldığında dolar kurundan enflasyona, işsizlikten bütçe açığına kadar pek çok makro ve mikro göstergede olumsuz tablo dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen Temmuz 2018’de dolar ortalama 4,73 TL’den işlem görürken, şimdi 6,85 seviyelerinde işlem görüyor. Bu iki yılda yüzde 24’ten yüzde 12’ye gerileyen enflasyon, yeniden yükselişte. Temmuz 2018’de yüzde 12,15 olan enflasyon, son verilere göre yüzde 12, 6 seviyesinde. Milyonlarca insanı etkileyen işsizlik ise tarihi seviyelere çıkmış durumda. Temmuz 2018’de yüzde 10,1 olan işsizlik oranı, yüzde 13’e çıktı ve işsiz sayısı 4 milyona dayandı. Yükselişin süreceği öngörülüyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ndeki kamu harcamaları da rekor düzeye geldi. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından son açıklanan Mayıs ayı bütçe gerçekleşmelerine göre, Mayıs ayında bütçe açığı 17,3 milyar dolara ulaştı. Ocak-Mayıs 2020 dönemindeki toplam bütçe açığı ise 90 milyar TL’yi aşmış durumda.
Ekonomideki kötü gidiş, milli geliri de eritiyor. 2018 ilk çeyrekte 883,9 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), 2020’nin ilk çeyreğinde 758 milyar dolara kadar geriledi. Başkanlık sistemi döneminde, Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunlar, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışını da olumsuz etkiliyor. Temmuz 2020 itibariyle Türkiye’nin "kredi risk primi", gelişmekte olan ülkeler içerisinde ilk sıralarda yer alıyor.

********
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi 2 Yıllık Değerlendirme Toplantısı"nda konuştu.

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, 200 yılı bulan demokrasi arayışlarımızda doğrudan millet iradesiyle hayata geçirilen tek yönetim reformudur" diyen Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Türkiye, yeni sistemle birlikte bölgesel ve küresel krizlere karşı daha etkin, daha hızlı ve daha kapsamlı refleksler verebilme imkanına kavuştu. Yeni sistemi kurarken bakanlık sayısını 16'ya indirdik.

Son iki yılda Cumhurbaşkanı olarak kendi imzamızla çıkardığımız 64 kararname ve 2 bin 755 karar ile milletimize kesintisiz hizmet sunduk. Adalette milletimizin hak ve hukuk arayışına cevap verecek pek çok reformu hayata geçirdik. Geçmişte adalet sarayı diye bir şey yoktu. Merdivenaltı hizmet diyebileceğimiz adalet hizmetleri veriliyordu. Artık hakimlerimiz savcılarımız çok daha rahat hizmet verir hale geldiler. İnfaz düzenlemesiyle hem adaletin tecellisini hemde hükümlülerin topluma kazanmasını gözeten sisteme geçtik. Çoklu baro düzenlemesini de içeren ve avukatların kılık kıyafetten baro seçeneğine kadar pek çok haklarını hukuki güvence altına alan düzenlemeyi de hayata geçirdik. Swap önlemiyle TL'ye karşı art niyetli adımları durdurduk. Yüzde 25'in üzerine çıkan enflasyonu yeniden tek hanelere kadar indirdik. Salgın sürecinde 29 milyar TL'lik vergi ödemesi ertelendi. 2002'de 36 milyar dolar olan ihracatımızı 2019'da 5 katına çıkararak 180,8 milyar dolara ulaştırdık.

*******

“SUSAN İNSANLAR ÜLKESİ HALİNE GELDİK”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Siyaset biliminde böylesine bir başkanlı sistemi yok. Eğer başkanlık sistemi olarak Amerika’yı örnek alıyorsan, onların sistemi ile bizim sistem arasında hiçbir benzerlik yok. O itibarla; bu başkanlık sistemi, nevi-i şahsına münhasır dediğimiz yani Türkiye’ye özel bir sistemdir. Bu sistem Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun uzun yıllardır savunduğu bir sistemdir. Bu sistemin Türkiye gerçekleri ile uyum sağlaması mümkün değildir. Türkiye, Osmanlı’nın yerine Cumhuriyet’i kurduğu zaman; Dünya tarihinde ilk kez, Kurtuluşu Millet Meclisi ile beraber götürdüler. Kurtuluş Savaşı’nı Millet Meclisi ile beraber götürdüklerine göre o Meclis, milleti bütünüyle temsil eden bir haldeydi. Yani Türkiye’nin her ilinden seçilmiş insanlar Meclis’te bölgelerini temsil etme şansı sunan bir yapının sistemine kavuşmuştu. Fakat hâlihazırda Türkiye’de uygulanan başkanlık sisteminde Millet Meclisi diye bir şey yoktur. TBMM’de şu an irade-i milliye yani, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yapısı değil dört duvardan ibaret bir yer yapısı var.

İyi bir yönetim şeklinde; sorumluluk bilincine sahip olacak ve hesap soracak bir kurum olmalıdır. Bunların ikisi de bu sistemde yoktur. Meclis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hiçbir şey soramaz ve Cumhurbaşkanı’nın da yaptığı hiçbir şeyde kimseye hesap verme mecburiyeti yoktur. Halktan tamamıyla kopmuş bu sistemin içerisinde aydınlar neler yaptı diye irdelersek, aydınların bir kısmının gerekli uyarılarda bulundukları için kimilerine mahkemeler açıldı, kimileri hala tutuklu kimileri ise yıllardır tutsak durumdalar. Demokrasinin temeli, bireyin hür fikrinin esas olması ise; o fikre saygı duyulması lazım gelir. Bu sistemde fikre saygı duyulmadı ve ağzınızdan çıkacak her hür fikir hakaret sayıldı. Bu hakaret gibi sayıldığında da mahkemeler, aydın kesimi mahkum etme yarışı içerisine girdi. Aydın kesimin en yoğun olduğu yer Türk Silahlı Kuvvetleri de birbiri ardına görülen mahkemelerde yargılandılar. Bu noktada sivil insanlar, “Genelkurmay Başkanı’nın ‘terörist’ damgası yiyerek yargılandığı bir ülkede ben ağzımı açarsam aynı şey benim de başıma gelir” diye düşünüyor ve şu düşüncede devamında ekleniyor: “Bana, bize kim sahip çıkacak?”

Kraldan çok kralcılar her sistemin içinde her toplumun içinde vardır. Özellikle de “şark politikasında” yergiden çok övgüler esas alınır. Ne yazık ki insanlar, yerilmeyi değil övülmeyi tercih ederler. Bu sistemin içerisinde de Sayın Erdoğan’a; “Siz yeri doldurulamayacak bir insansınız”, “Siz peygambersiniz”, “Size dokunmak, ibadetlerin en kutsalıdır” “Bu televizyonu yere koyamazsın çünkü burada Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor” gibi saymakla bitmeyecek ve ifade edilen birçok sözün söylemenin yakışı kalmayacağı cümleler söylendi, olaylar yaşandı. Bu ülkede 14 yaşında ekmek almaya çıkan bir çocuğa ve annesine “terörist” denildi. Tüm bunlar yaşanırken, acaba herhangi bir kimse, bu yaptığınız/söylediğiniz ayıptır/günahtır/yanlıştır gibi bir şey söyledi mi? Toplumumuz bütün bunları yaşarken de maalesef, “Susan İnsanlar Ülkesi” olma noktasına gelmiştir.

*******

“KURUMLAR İŞLEVİNİ YİTİRMİŞTİR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Devlet kurumlar hiyerarşidir. Her bir kurum devlet adına işlevini yerine getirir. Demokrasi kurallar ve kurumlar rejimidir. Bu kurum ve kurallar bireyin hak ve özgürlüklerinin teminatıdır.

Uygulanmakta olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile:

Kurumlar işlevini yitirmiştir. Kural koyma yetkisi genelde tek bir iradeye tabi olmuştur. Hukuk devletinin temel ilkesi kuvvetler ayrılığı zedelenmiştir. TBMM gensoru güvenoyu gibi temel özelliklerinden mahrum kaldığı için işlevi zayıflamıştır. Cumhurbaşkanlığı aynı zamanda parti başkanlığında kapsadığı için tarafsızlığını yitirmiştir. Bakanlar kurulu kabineye dönüşmüştür. İstişare danışma müzakere gibi davranışlarda kalkmıştır. Planlama teşkilatı ve benzer kurumlarda kalkmıştır. Bütün bu olumsuzluklara karşın istisnalar hariç siyaset kurumu fakülteler ve üniversiteler STK’lar aydınlar basın ve gazeteciler yol gösterme eleştirme alternatifler üretme yerine çeşitli sebeplerle sessizliğe bürünmüşlerdir.

Yönetimi tartışabilmek ve uyarabilmek için kelimenin tam anlamı ile demokratik rejimin var olması gerekir. Öncelikle yargı tarafsız ve bağımsız olmalıdır. Hakimler ve savcılar kurulunun başkanı adalet bakanıdır. Üyelerin çoğunu Cumhurbaşkanı seçer. Hakeza yüksek mahkemelerde benzer durumdalar. Nasıl uyarıda bulunacaklar...

Üniversite rektörlerini Cumhurbaşkanı atıyor. Şimdi baroları da böldüler. Vali ve kaymakamlar devletin yerine hükümetin memuru oldular. Milletvekilleri atama ile geliyorlar. Basın yandaş oldu. Bakanlar seçilmiş değil atanmış kişiler. Cumhurbaşkanı adına adeta tedvirle görevli kişiler. Güvenoyu yok. Gensoru yok. Kim kimi nasıl uyaracak...

Mesela barolar işlevini yerine getiremez hale gelirken hiç bir hukuk fakültesinden ve üniversitelerden en küçük bir tepki gelmemesi dikkat çekicidir. Çok sesliliğin yerini tek seslilik alınca başarıyı yakalamak şüphesiz mümkün değildir.

Bu sebeplerle; Hızla parlamenter sisteme dönmek tek çaredir...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Siyasi tartışmaların dozunu yükselten açıklamalarla gerilim zincirine art arda eklemeler yapılmasından vazgeçilmesi gerekirken, “çok ağır sözler, isnatlar ve iddialar ...

CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla yaptığı 37. Olağan Kurultay’da, Tuncay Özkan başta 4 genel başkan yardımcısı Parti Meclisi’ne giremedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liste...

Ankara’da 87 yaşında vefat eden, Türk basın tarihinin duayen isimlerinden ve Gazetemizin yazarlarından gazeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı törenle son yolculuğuna uğurla...

Dünyayı sarsan, 650 binden fazla can alan, 16.4 milyona yakın kişiye enfekte olan coronavirüs (Covid-19) ile ilgili uluslararası sağlık örgütlerinden uyarılar gelmeye ...

Başta AVM’lerdeki mağaza, lokanta ve kafeler olmak üzere kapanan, satılmaya çalışılan işyerlerinin, dükkanların, mağazaların sayısındaki artış önlenemiyor. GÖZLEM uzma...

Türkiye, Suriye ve Libya’nın dışında Ermenistan ve Yunanistan ile de askeri gerilim yaşamaya başladı. Suriye’de sınır ötesi operasyon sürerken, Libya’da tansiyon gider...

Alsancak Koruma ve Güzelleştirme Derneği 21 yıldır İzmir’in Alsancak bölgesi için yapılması planlanan tüm işlerde, Alsancaklıların ve İzmirlilerin istek ve beklentiler...

Yazarlar
Website Security Test